|
Cezalı
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Sandalyenin üstünde
Yaş: 19
Mesajlar: 154
Tecrübe Puanı: 0 
|
Abbas Yolcu
Denizlerde ot yanmasa da
Dalgaların koynunda bir ömür tükettikten sonra
Su içip boğulmak varsa
Çöllerde kızgın kumlarda karlı buzlu dağlarda
Bir ömür tükettikten sonra
Çukurda kaybolmak varsa
Korkunun ecele faydası yok
Bu koşuşma niye
Abbas yolcu soran yok
Yolculuk nereye kim kaldı geriye
Taş üstüne taş koya koya
Yaratırım dünyamı
Kötülük görmek bir yana birde altınlar takmak var ya
Korkunun ecele faydası yok
Bu koşuşma niye
Abbas yolcu soran yok
Yolculuk nereye kim kaldı geriye
Sana uzatılan elleri
Görmek istemesen de
Bir gün o eller üstüne bu dünyadan göçmek var ya
Acıh Da Bağa Vir
Acıh da bağa vir biraz da oğa vir
Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın
Acıhda bağa vir biraz da oğa vir
Canı kaymak isteyen cebinde manda taşır
Canı kaymak isteyen cebinde manda taşır
Guru unu yağı bulan çorbasın kaynatır
Ya bulamayan gariban omzunu oynatır
Acıh da bağa vir biraz da oğa vir
Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın
Acıh da bağa vir biraz da oğa vir
Ayağında yok postal başına giyer püskül
Ayağında yok postal başına giyer püskül
Sonradan görmesi meğersem ne müşkül
Ya hiç bir şey bilmemek pilav üstüne keşkül
Acıh da bağa vir biraz da oğa vir
Ayrana daldır yoğurduna saldır
Selam veğdi gödün mü
Selamı ağmadın mı a...a
Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın
Türkünün sonu geldi gari
Haydaaa
Balcının baltası var oduncunun baltası var
Öyle de olur böyle de olur
Avcı vurur turnayı biz çalarız zurnayı
Öyle de olur böyle de olur
Adem Oğlu Kızgın Fırın Havva Kızı Mercimek
Adem babayla Havva anadan bu yana
Çok şeyler söylendi sevda üzerine
Sayısız türküler yapıldı Leyla ile Mecnun Ferhat ile Şirin
Hepside dertli ayrılıklarla biten ızdırap gözyaşı dolu
Hani karabasan gibi insanın dünyasını karartan sıkıntılı
şeylerdi
Bugün Barış kardeşiniz sizlere yeni bir türkü söyleyecek
Çünkü Barış gördü ki yeryüzünde en büyük gerçek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Kız dediğin nazlı olur erkek ise mangal yürek
Er kişinin yanında hatun gerek
Kız dediğin nazlı olur erkek ise mangal yürek
Er kişinin yanında hatun gerek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Kız olmazsa er kişi kolsuz kanatsız demek
Davulu dengi dengine vurmak gerek
Kız olmazsa er kişi kolsuz kanatsız demek
Davulu dengi dengine vurmak gerek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Mercimek fırın yan yana fazla söze ne gerek
Deli gönül sevdi mi istemez yorgan döşek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Kimi zeytin peynir yer kimi baklava börek
Kimine saray dar gelir kimine bir oda gerek
İki göz bir kulübe yeter Havva kızına
Adem oğlu kalender yiyeceği bir lokma ekmek
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Tanrı böyle buyurmuş dünya böyle kurulmuş
Her Adem oğluna bir Havva nasip olmuş
Tanrı böyle buyurmuş dünya böyle kurulmuş
Her Adem oğluna bir Havva nasip olmuş
Yedi iklim dört kuşak inanmazsan gitte bak
Nuh'un gemisinde bile fırın mercimek dolmuş
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Ağlama Değmez Hayat
Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de
Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Affet Beni
Beni bırakıp gittiğinden beri
Terkedilmiş bir çocuk gibi
Çaresizim dolaştım gecelerde
Sana döndüm yine biliyorum suç bende
Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni
Kendi evimde bir yabancı gibi
Çıktım ağır ağır merdivenleri
Kapıyı çalmaya cesaretim yok
Sana döndüm yine biliyorum suç bende
Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni
Son bir kez seni görmek istedim
Geceler boyu bu anı bekledim
Sana dönmemi istemiyorsan söyle
Söyle gideyim ama önce yine de
Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni
Ah Tut-i Mucize Guyem
Ah tut-i mucize guyem, ne desem laf değil
Belli yarim belli dost
Belli mirim belli dost
Belli ömrüm belli dost
Ah çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil
Belli yarim belli dost
Belli mirim belli dost
Belli ömrüm belli dost
Ah ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana
Belli yarim belli dost
Belli mirim belli dost
Belli ömrüm belli dost
Ahmet Beyin Ceketi
Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
Kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken
Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti
O mahallede herkes gömlek giyerdi
Bizim kul Ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya
Mahalleye dert oldu kul Ahmet'in ceketi
Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti
Herkes gömlek giyerken Ahmet ceket giyerdi
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi
Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
Leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken
Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti
Herkes gömlek giye dursun
Bizim kul Ahmet ceketine bir de astarla kaplatıverdi
kaplatır ya
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi
Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti
Herkes gömlek giyerdi
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi
Bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli
Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli
Kul Ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini
Örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi
Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
Bizim kul Ahmet birdenbire oluverdi Ahmet bey
Ceket ise Ahmet beyin ceketi
İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi
Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi
Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
Barış a sorar isen sen bu yolda devam et
Al Beni
Sen gideli sevgilim, bahçemde güller açmıyor
Geceler bitmek bilmiyor, geceler buz gibi, sabah olmuyor
Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle
Şimdi ben sensiz neylerim söyle
Son birkez görebilsem seni, tutsam dokunsam ellerine
Yokluğun dayanılmaz oldu, hasret kaldım gül yüzüne
Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle
Şimdi ben sensiz neylerim söyle
Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle
Al beni götür gittiğin yere
İstersen vur yerden yerlere
Ne olur, al beni götür gittiğin yere
Yeter ki yeter ki terketme
Bekledim seni gecelerce yaralı ceylan misali
Ardından düştüm çöllere Leyla'ya koşan Mecnun misali
Şimdi ben sensiz neylerim söyle
Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle
AL beni götür gittiğin yere
İstersen vur yerden yerlere
Ne olur al beni götür gittiğin yere
Yeter ki yeter ki terketme
Ali Yazar Veli Bozar
Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar
Gözümde yaş görseler erkek ağlar mı derler
Gökler ağlıyor dostlar ben ağlamışım çok mu
Rahmet yağarken dostlar ben ıslanmışım çok mu
Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm neye yarar keskin sirke küpüne zarar
Bir gün dönsem sözümden düşerim dost gözünden
Dünya dönüyor dostlar bir sözden dönsem çok mu
Devran dönüyor dostlar ben dönmüşüm çok mu
Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm neye yarar keskin sirke küpüne zarar
Barış yolun sonunda yürü demek boşuna
Hayat duruyor dostlar ben durmuşum çok mu
Yaşam bitiyor dostlar ben bitmişim çok mu
Alla Beni Pulla Beni
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Gözüm senden başkasını görmez oldu yar
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Senin için dağlar deler yol açarım yar
Senin için denizleri kuruturum yar
Senin için gök kubbeyi yerlere çalarım yar
Canım iste canım bile sana kurban yar
Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar
Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar
Bir nefeste güneşleri söndüreyim yar
Çıra gibi uğrunda ben yanayım yar
Canım iste canım bile sana kurban yar
Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar
Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Rüzgar olup ince beline sarılayım yar
Çimen olup ayağına serileyim yar
Sürme olup gözlerine sürüleyim yar
Canım iste canım bile sana kurban yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Gözüm senden başkasını görmez oldu yar
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar
Allahım Güç Ver Bana
Yine sensiz geçen bir gecenin
Buz gibi sabahında
Bu korkunç yalnızlığımda
Seni bekliyorum yanıyor yüreğim
Yine gözyaşlarım yağmur gibi
Yaşıyorum anılarla
Birşeyler kopuyor sanki
Taa şuramda yanıyor yüreğim
Allahım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana
Sana yazdığım en son şarkı bu
Artık kırıldı kalemim
Gökler şahidim olsun ki
Seni seviyorum yanıyor yüreğim
Sonbahar yaprakları gibi
Savruldu ümitlerim
Son bir kez duymak istersen
Seni seviyorum yanıyor yüreğim
Allahım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana
Anahtar
Sınıfın en güzel kızı o yalnız geziyor kimse ona
yaklaşamıyor
Yine koltuğunda koca koca kitaplar kütüphaneden geliyor
Baktım bir cilt şair Mehmet Akif
İki büyük kitap Fatih Sultan Mehmet
Üç kalın cilt Mevlana birde Mimar Sinan
Döndü bana dediki eğer beni seviyorsan
Eğer kalbime girmek istiyorsan
Önce bunları anla beni iyi dinle
Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar
Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar
En sevdiği şair Mehmet Akif
Bir abide Fatih Sultan Mehmet
Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana
Gece annem evde dedi oğlum neyin var
Yemeden içmeden kesildin yine
Dedim anne kalbimin sahibi var aşık oldum delicesine
Bir gün Akif okuyor bir gün Mevlana
Bir Fatihe Hayranmış bir de Sinana
Hem tarihe meraklıymış hem de sanata
Annem dedi oğlum anlamadım ben
Vazgeç bu sevdadan bu kız fazla akıllı
Ah beim saf oğlum ah oğlum anlamadın mı
Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar
Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar
En sevdiği şair Mehmet Akif
Bir abide Fatih Sultan Mehmet
Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana
Aşkın gözü kör olurmuş
Annem galiba haklı
Kafama fena takıldı bu kız çok akıllı
Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar
Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar
Beş Akif bir saat kulesi
İki kule bir Fatih
Beş fatih bir Mevlana
İki Mevlana bir Sinan
Anlıyorsun Değil mi
Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde
Bir türkü tutturmuşum duyuyorsun değil mi?
Çalacak bir kapım yok mutluluğa hesretim
Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi?
Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?
Bir resmin kalmış bende tam ortadan yırtılmış
Hani siyah kazaklı biliyorsun değil mi?
Gözlerimden süzülen birkaç damla anıda
Senin sıcaklığın var anlıyorsun değil mi?
Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?
Arkadaşım Eşek
Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni
Dün yine seni andım gözlerim doldu
O tatlı günlerimiz bir anı oldu
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu
Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek
Ay Osman
Sabahın yemişi bir tane kişmiş
Sabahın yemişi bir tane kişmiş
Giderim gelirem ardıma düşme ay osman
Giderim gelirem ardıma düşme ay osman
Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Sabahın yemişi bir tane kişmiş
Sabahın yemişi bir tane kişmiş
Uyandım nazlı yar ellere gitmiş ay osman
Uyandım nazlı yar ellere gitmiş ay osman
Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Sabahın yemişi bir tane elma sabahın yemişi bir tane elma
İlahi canımı al yarimi alma ay osman
İlahi canımı al yarimi alma ay osman
Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman
Aynalı Kemer
Sabah yeli ılgıt ılgıt eserken
Seher vakti bir güzele vuruldum
Al dudakta inci dişi bu dünyada yok bir eşi
Seher vakti bir güzele vuruldum
Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile
Seher vakti bir güzele vuruldum
Mor menekşe nergiz dizmiş boynuna
Kuşluk vakti aldı beni koynuna
Cıvıldaşır dudu kuşu sanki bülbülün ötüşü
Seher vakti bir güzele vuruldum
Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile
Seher vakti bir güzele vuruldum
Akşam oldu gün kavuştu sessizce
Dedi güzel ayrılık vardı bize
Uzakta bir baykuş öttü gül bahçemde diken bitti
Seher vakti bir güzele vuruldum
Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile
Seher vakti bir güzele vuruldum
Ayrılık
Fikrimden geceler yatabilmirem
Bu fikri başımdan atabilmirem
Neyleyim ki sene çatabilmirem
Ayrılık, ayrılık aman ayrılık
Herbir dertten olar yaman ayrılık
Uzundur hicrimden gara geceler
Bilmirem men gidim hara geceler
Vuruptur gelbime yara geceler
Ayrılık, ayrılık aman ayrılık
Herbir dertten olar yaman ayrılık
Ayı
Bugün hava güzel dedim ki hanıma
Haydi kalk giyin de çıkalım biraz
Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor
Dalları basmış erikle kiraz
Çoluk çocuk cümbür cemaat
Piknik yapalım ne dersiniz ha?
Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa
Yolda düşündüm bizim çocuklar tanımıyorlar hayvanları
Bir hayli garibime gitti doğrusu bir baba olarak verdim
kararı
Anında bir ters U dönüş doğru hayvanat bahçesine
Biliyoruz ayıp oldu hakim bey ama zar zor girebildik
içeriye
Bak evladım buna ayı derler
Ormandan inip şehre gelirler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler
Evet babacım ona ayı derler
Ayılar bizleri çok severler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler
Seninde canın günün birinde
Armudun iyisini yemek isterse
Sakın ha aman manava gidip te
Armutları tek tek elleme
Adamın kafası bir atarsa
Bayramlık ağzını bir açarsa
Sana neler der biliyor musun
Mahalle duyar rezil olursun
A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I-
Oku bakayım AYI oku bakayım AYI
Maksat çoluk çoçuk öğrensin hayatın çetin yollarını
Kaptırmasınlar kimseye kafalarını ve kollarını
Hani baba olarak vazifemiz tabi uyandırıp ikaz etmek
Uzunlar yanmıyor hakim bey kısa yoldan anlatmak gerek
Hayvan sevgisi tabiki lazım ama herşey karşılıklı
Ben seni seveyim sende beni say ki bozulmasın ağzımızın
tadı
Armudun iyisini zaten o yer bir eli yağda ötekisi balda
Buramıza geldi artık hakim bey takdir sizden birazda ite
kaka
A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I-
Oku bakayım AYI oku bakayım AYI
Bahçede Hanımeli
Bahçede hanımeli sen ettin beni deli
Gel gülüm gel sen ettin beni deli
Gel gülüm gel
Zorla güzellik olmaz sev beni sevdir beni
Gel gülüm gel sev beni sevdir beni
Gel gülüm gel
Bal Böceği
Seyyah oldum dolaştım şu alemi, ah güzelim
Senin gibi bir vefasız görmedim ben
Hayırsızı kitapsızı zalimi bal böceğim
Senin gibi bir insafsız görmedim ben
Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum
Bakmadın bana bal böceğim
Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum
Görmedin beni bal böceğim
Seni gidi bal böceği
Kim çözecek bu bilmeceyi
Ateşte yanar pervane ben oldum derdinden divane
Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel
Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel
Ama benim adım bal böceği
Bekleyemem ben bu geceyi
Gelirde koynuna girerim ama
Sonrada batırırım iğneyi
Hele gel yine gel ben razıyım dön bana gel
Hele gel yine gel Bir gece vakti koynuma gel
Ama benim adım bal böceği
Bekleyemem ben bu geceyi
Gelirde koynuna girerim ama
Sonrada batırırım iğneyi
Nedir bu çektiğim senin elinden ah güzelim
Kurtar beni elalemin dilinden
Bıktım usandım o bitmez nazından bal böceğim
Sabır teli koptu gönül sazından
Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum
Bakmadın bana bal böceğim
Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum
Görmedin beni bal böceğim
Bal Sultan
Daha onaltı yaşına basmamıştı bal sultan
Bakmaya kıyamazdım öyle güzeldi bal sultan
Bir sabah dediler ki gelin oldu gitti gurbete bal sultan
Yüreğime düştü ateş inanmak bal sultan
Her damla yağmurda sen varsın bal sultan
Her tüten dumanda yine sen bal sultan
Aşk ateşiyle yanmayan nasıl ocak yaksın ki
Çocukluk nedir bilmeyen nasıl çocuk baksın ki
Duydum ki dalından kopmuş gül gibi solmuş gurbette bal
Sultan
Altın kafesteki bülbül gibi susmuş bal sultan
Her damla yağmurda sen varsın bal sultan
Her tüten dumanda yine sen bal sultan
Bir akşam karanlığında çıkıp gitmiş bal sultan
Gün batısında yıldızlarla buluşmuş bal sultan
O gün bu gündür tatlı bir rüzgar eser gurbetten bal sultan
Ve karanlık gecelerde ışıldar tüm yıldızlar
Her damla yağmurda sen varsın bal sultan
Her tüten dumanda yine sen bal sultan
Ben Bilirim
Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim
Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim
Yardan ayrı kalmasını ben bilirim ben bilirim
Yardan ayrı kalmasını ben bilirim ben bilirim
Yumuk yumuk elleri var kömür kömür gözleri var
Yumuk yumuk elleri var kömür kömür gözleri var
Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim
Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim
Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var
Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var
Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim
Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim
Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim
Ben bilirim
Benden Öte Benden Ziyade
Bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme
Hücrem soğuk bir tek sen varsın düşlerimde
Demir kapı yine kapandı ağır ağır üzerime
Kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime
Derin derin soluyorum seni gecelerce
Duvarlara kazıdım ismini her köşeye
Dudakların şeker gibiydi
Baldan öte baldan ziyade
Pembe pembe yanakların
Gülden öte gülden ziyade
Sabret gönül sabret
Sakın isyan etme
Bir gün elbet bitecek bu çile
İsyan etme
Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
Orda öyle bir isim var ki
Kuldan öte kuldan ziyade
O'nu düşün o'na sığın
O senden öte benden ziyade
Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde
Ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde
Gözyaşlarım akıp gidecek
Selden öte selden ziyade
Bir canım var vereceğim
Baldan öte baldan ziyade
Sabret gönül sabret
Sakın isyan etme
Bir gün elbet bitecek bu çile
İsyan etme
Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
Orda öyle bir isim var ki
Kuldan öte kuldan ziyade
O'nu düşün o'na sığın
O senden öte benden ziyade
Bir ben var ki benim içimde
Benden öte benden ziyade
Bir sen var ki senin içinde
Senden öte senden ziyade
Bir ben var ki benim içimde
Benden öte benden ziyade
Bir sen var ki senin içinde
Senden öte senden ziyade
Beyhude Geçti Yıllar
Bir masaldı aşkımız sisler bulutlar ardında
Bir akşam bitiverdi her şey yokoldu bir anda
Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar
Geride bir avuç yalan
Hüzün dolu geceler buğulu pencereler
İşte hepsi bu senden kalan
Nasıl içim yanıyor öylesine sevdim seni
Hep saklamak istedim altın kafeslerde seni
Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar
Geride bir avuç yalan
Hüzün dolu geceler buğulu pencereler
İşte hepsi bu senden kalan
Sanki gizli bir el kopardı seni benden
Savurdu bir kar tanesi gibi
Boş yere arıyorum sımsıcacık sevgini
Bu ıslak boş sokaklarda elinden oyuncağı
Alınmış çocuk gibi yalnızım sokaklarda
Bir masaldı aşkımız sisler bulutlar ardında
Bir akşam bitiverdi her şey yokoldu bir anda
Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar
Geride bir avuç yalan
Hüzün dolu geceler buğulu pencereler
İşte hepsi bu senden kalan
Bir Bahar Akşamı
Bir bahar akşamı rastladım size
Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca
gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz neden başınızı öne eğdiniz
İçimde uyanan eski bir arzu
İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın bu şimdi soluyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz daha önceleri neredeydiniz
Bir Selam Sana
Bir dilim ekmeği bölüşürüm seninle
Suyu aynı tastan yudumlarım seninle
Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden
Bir selam sana gönül dağlarından
Gel sen de katıl bizlere dolaş bahçemizde gönlünce
Uzat korkma elini bak beş parmağım var benimde
Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden
Bir selam sana gönül dağlarından
Gel sen de katıl bizlere dolaş bahçemizde gönlünce
Uzat korkma elini bak beş parmağım var benimde
Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden
Bir selam sana gönül dağlarından
Al selamımı gönül dağlarından
Bugün Bayram
Sen gittin gideli içimde öyle bir sızı var ki
Yalnız sen anlarsın
Sen şimdi uzakta cennette meleklerle bizi düşler ağlarsın
Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi
Sen yaz geceleri yıldızlar içinde
Ara sıra bize göz kırparsın
Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın
Bu gün bayram çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramda hüzünlenir melekler
Gönül alır bu güzel çiçekler
Yemen Türküsü
Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölen yok bu ne figandır
Şu yemen elleri ne de yamandır
Ano yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir
Kışlanın önünde asker sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla var bir de fesi var
Ano yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep ne iştir
Burası Muş'tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep iştir
Ölüm Allah'ın Emri
Akşam olunca kuşlar dönerken bir hüzün çöker dolar gözlerim
Issız ovaya yağmur inerken bir hüzün çöker dolar gözlerim
Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare
Ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı
Gün batısında sular kararır
Bir hüzün çöker dolar gözlerim
Karlı dağlardan aşan yollarda
Bir hüzün çöker dolar gözlerim
Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare
Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı
Yıllarca seni bekledim durdum
Göç vakti geldi artık yoruldum
İstemem tatsın aşk acısını her kim anarsa Barış adını
Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare
Ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı
Ömrümün Sonbaharında
Adım anılmaz oldu
Kapım çalınmaz oldu
Ömrümün sonbaharında
Gönüm katlansın diye
Gören göz görmez oldu
Ömrümün sonbaharında
Saçlarıma düştü aklar
Hüzünlendi akşamlar
Ömrümün sonbaharında
Hep yüzüme kapandı
Dost bildiğim kapılar
Ömrümün sonbaharında
Şarkılar yarım kaldı
Resimler soldu şimdi
Ömrümün sonbaharında
Döktüğüm gözyaşları
Sel oldu aktı gitti
Ömrümün sonbaharında
Elimden kaçırdığım
Gençliğimi özledim
Ömrümün sonbaharında
Artık hiç dönmeyecek
Sevgiliyi bekledim
Ömrümün sonbaharında
Barış isyan eyleme
Yıllar akıp gidiyor
Ömrümün sonbaharında
Fazla vaktin kalmadı
Giden geri dönmüyor
Ömrümün sonbaharında
Hala kalem tutacak
Bir parça gücüm kaldı
Ömrümün sonbaharında
Hala yazıp çizecek
Birkaç satırım kaldı
Ömrümün sonbaharında
Hala bitirmediğim
Bir yarım şarkım kaldı
Ömrümün sonbaharında
Ve hala beni dinleyen
Bir avuç dostum kaldı
Ömrümün sonbaharında
Rüya
Yalnız bir gece yine sensizim odamda
Keşke şimdi sen olsaydın yanımda
Nerde eski günler tüm güsel anılar
Dilerim onlar tekrar yaşanırlar
Dayanamıyorum artık seni yokluğuna hayalinle hep kendimi
avutsam da . .
Seni istiyorum ben hayalini değil
Bana yazılmışsın sen kaderine eğil
Yağmurun sesinde yağan damlalarda
Çalan her kapı her telefonda,
Seni düşündüğüm anlarda,rüyalara daldığımda
Sen varsın her anımda
Gözlerim gözlerini gördüğünde
Birden çırpınır yüreğim duramaz yerinde
Sana dokunmak, sana sarılmak isterim
Doyasıya ama düşlerimde...
Hep birşey var sana söylemek istediğim
Senin hiç duymadığın benim defalarca hayallerime
söylediğim . .
Ah bir de sana söyleyebilseydim !
Keşke şu an yağan yağmur olsan
Hep yağsan hiç bitmesen
Deliler gibi koşsam beni ıslatsan
Keşke bu rüyadan hiç uyanmasam
Seni duymak , seni görmek
Seni herşeyden çok sevmek
Bir ömre bedel , herşeye değer
Herkesten özel . .
Bu hayat seninle çok daha güzel!
Rüyalarım benim dünyam benim filmim
Yönetmeni benim , ben yönetirim
Kimse karışamaz bana bu dünyada
Herşey olur benim istediğim anda
Ve şimdi seni görmek istiyorum
Sessizce seni dinliyorum
Sen bunları hiç farketmesen de
Yaşıyorsun benim hayallerimde
Geride bıraktım derdimi kederimi
Nerde olursan ol seviyorum seni
Her ne kadar uzak olsan da
Hayalin burda yanıbaşımda
Yağmur damlalarında ağaç dallarında
Mum ışığında, odamda
Bir rüya olduğunu bilsem de
Anlatamam bunu seni seven kalbüme
Geçmişin değerini bilseydim bu rüyayı hiç görmezdim
Şimdi kalbimin tek dileği
Bu rüyanın hep devam etmesi
Seni duymak , seni görmek
Seni bir ömür boyu sevmek
Herşeye değer
Herkesten özel
Bu hayat seninle çok daha güzel !
S.O.S. Aman Hocam
ABCÇDEFG?HIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ
S.o.s. aman hocam
S.o.s. canım hocam
Yardım et hocam kurban olam
S.o.s. hipotenüs S.o.s. maltotenüs
S.o.s. malpighi boruları aristo mantığı diyojenüs sırları
S.o.s. aminoasitler S.o.s. aldoasitler
S.o.s. ercik bezleri öklid pisagor fakülte tezleri
S.o.s. metanefrozlar S.o.s. omurgasızlar
S.o.s. petek gözleri kulağında hocanın altın sözleri
Sahilde
Yıllar önce yine böyle bir ağustos akşamı
Seninle yürümüştük bu sahilde
Bilmem hala benim gibi sen de hatırlar mısın
El ele söz vermiştik bu sahilde
Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken
Şimdi bilmem kim bilir hangi sahilde nerdesin
Ben yalnız, acaba sen kiminlesin
Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken
Herkes duysun tertemiz aşkımın öldüğünü
Tek başıma kutladım yıldönümünü
Sakız Hanım - Mahur Bey
Çocukluğunun geçtiği o mahallede
Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı
Sakız hanımla mahur bey
Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı sakız hanım
Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine
Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı
Eşi mahur bey önce biraz nazlanır
Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi sakız hanıma
Beraber meşk ederlerdi
Yaz akşamlarında
Açılırdı perdeler
Yorgun ellerinden
Dökülürdü nağmeler
İki yıl kadar oluyor
Önce kanun sustu eski evde
Birkaç ay sora da kemençe
Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri
Bir daha açılmamak üzere kapandı
Evin satılacağı söylendi bir başka gence
Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde
Boynu bükük bir kanun
Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm
Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler
Kıyamadım uzaklaştım
Mahur bey susunca kapandı perdeler
Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi
Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Sarıl Bana
Yıkılsın bütün duvarlar birer birer
Açılsın bütün kapılar teker teker
Yaklaş bana gel sokul bana
Rüyama giriver bu gece helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur
Binlerce ok saplanıyor şu kalbime
Alev alev ateşin yanıyor yüreğimde
Yaklaş bana gölgem ol benim
Rüyama giriver bu gece
Helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur
Gururumu aldım ayaklar altına
Geldim kapına yüz sürmek için
Haydi artık sende sil gözyaşlarını
Süslen boyan giyin benim için
Elimde pembe-mavi soğuk bir çerçeve
Tüm anılar sanki toplanmış hep o resimde
Süzül oradan
Gel sokul bana rüyama giriver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana dokun bana ne olur
Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana
Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana
Seher Vakti
Sabah seher vakti düştüm yola
Anam sordu nire oğlum böyle
Dedim ana fazla sorma bağrım yanık yeter sorma
Seher vakti düştüm yola
Günler boyu yol aldım durmadım
Pınar başlarında konakladım
Dağlar taşlar geçit verdi
Çayır çimen kilim serdi
Seher vakti düştüm yola
Ben bir yeşil gözlü yar sevmiştim
Gece gündüz başın beklemiştim
Bir kış günü vakit çaldı
Yarim son uykuya daldı
Uyanmadı gitti uzaklara
Yıllarca kurda kuşa dert yandım
Zaman geçer unuturum sandım
Kerem derdiyle yanarmış
Mecnunsa ölüp solarmış
Benim derdim vurdu beni yola
Sorarlar Barış ne edersin orda
Nasıl ağır gelmez mi ki sıla
İşte içim döktüm sormayın artık tanrı aşkına
Benim derdim vurdu beni yola
Söyle Zalim Sultan
Sıra sıra dağlardan erişilmez yaylalardan
Kuş uçmaz kervan geçmez bilinmez binbir yoldan
Gel dedinde gelmedim mi söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Gül yüzünden bal yanaktan sırma saçtan al dudaktan
Kumru gibi kaçan gözden ince belden al topuktan
Sev dedinde sevmedim mi söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Barış kul sana kurban yoktur derdime derman
Hançerini vur sineme çok naz ettin zalım sultan
Öl de gayri öleyim mi söyle öleyim mi söyle öleyim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle öleyim mi söyle öleyim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Ömrümün Sonbaharında
Adım anılmaz oldu
Kapım çalınmaz oldu
Ömrümün sonbaharında
Gönüm katlansın diye
Gören göz görmez oldu
Ömrümün sonbaharında
Saçlarıma düştü aklar
Hüzünlendi akşamlar
Ömrümün sonbaharında
Hep yüzüme kapandı
Dost bildiğim kapılar
Ömrümün sonbaharında
Şarkılar yarım kaldı
Resimler soldu şimdi
Ömrümün sonbaharında
Döktüğüm gözyaşları
Sel oldu aktı gitti
Ömrümün sonbaharında
Elimden kaçırdığım
Gençliğimi özledim
Ömrümün sonbaharında
Artık hiç dönmeyecek
Sevgiliyi bekledim
Ömrümün sonbaharında
Barış isyan eyleme
Yıllar akıp gidiyor
Ömrümün sonbaharında
Fazla vaktin kalmadı
Giden geri dönmüyor
Ömrümün sonbaharında
Hala kalem tutacak
Bir parça gücüm kaldı
Ömrümün sonbaharında
Hala yazıp çizecek
Birkaç satırım kaldı
Ömrümün sonbaharında
Hala bitirmediğim
Bir yarım şarkım kaldı
Ömrümün sonbaharında
Ve hala beni dinleyen
Bir avuç dostum kaldı
Ömrümün sonbaharında
Rüya
Yalnız bir gece yine sensizim odamda
Keşke şimdi sen olsaydın yanımda
Nerde eski günler tüm güsel anılar
Dilerim onlar tekrar yaşanırlar
Dayanamıyorum artık seni yokluğuna hayalinle hep kendimi
avutsam da . .
Seni istiyorum ben hayalini değil
Bana yazılmışsın sen kaderine eğil
Yağmurun sesinde yağan damlalarda
Çalan her kapı her telefonda,
Seni düşündüğüm anlarda,rüyalara daldığımda
Sen varsın her anımda
Gözlerim gözlerini gördüğünde
Birden çırpınır yüreğim duramaz yerinde
Sana dokunmak, sana sarılmak isterim
Doyasıya ama düşlerimde...
Hep birşey var sana söylemek istediğim
Senin hiç duymadığın benim defalarca hayallerime
söylediğim . .
Ah bir de sana söyleyebilseydim !
Keşke şu an yağan yağmur olsan
Hep yağsan hiç bitmesen
Deliler gibi koşsam beni ıslatsan
Keşke bu rüyadan hiç uyanmasam
Seni duymak , seni görmek
Seni herşeyden çok sevmek
Bir ömre bedel , herşeye değer
Herkesten özel . .
Bu hayat seninle çok daha güzel!
Rüyalarım benim dünyam benim filmim
Yönetmeni benim , ben yönetirim
Kimse karışamaz bana bu dünyada
Herşey olur benim istediğim anda
Ve şimdi seni görmek istiyorum
Sessizce seni dinliyorum
Sen bunları hiç farketmesen de
Yaşıyorsun benim hayallerimde
Geride bıraktım derdimi kederimi
Nerde olursan ol seviyorum seni
Her ne kadar uzak olsan da
Hayalin burda yanıbaşımda
Yağmur damlalarında ağaç dallarında
Mum ışığında, odamda
Bir rüya olduğunu bilsem de
Anlatamam bunu seni seven kalbüme
Geçmişin değerini bilseydim bu rüyayı hiç görmezdim
Şimdi kalbimin tek dileği
Bu rüyanın hep devam etmesi
Seni duymak , seni görmek
Seni bir ömür boyu sevmek
Herşeye değer
Herkesten özel
Bu hayat seninle çok daha güzel !
S.O.S. Aman Hocam
ABCÇDEFG?HIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ
S.o.s. aman hocam
S.o.s. canım hocam
Yardım et hocam kurban olam
S.o.s. hipotenüs S.o.s. maltotenüs
S.o.s. malpighi boruları aristo mantığı diyojenüs sırları
S.o.s. aminoasitler S.o.s. aldoasitler
S.o.s. ercik bezleri öklid pisagor fakülte tezleri
S.o.s. metanefrozlar S.o.s. omurgasızlar
S.o.s. petek gözleri kulağında hocanın altın sözleri
Sahilde
Yıllar önce yine böyle bir ağustos akşamı
Seninle yürümüştük bu sahilde
Bilmem hala benim gibi sen de hatırlar mısın
El ele söz vermiştik bu sahilde
Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken
Şimdi bilmem kim bilir hangi sahilde nerdesin
Ben yalnız, acaba sen kiminlesin
Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken
Herkes duysun tertemiz aşkımın öldüğünü
Tek başıma kutladım yıldönümünü
Sakız Hanım - Mahur Bey
Çocukluğunun geçtiği o mahallede
Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı
Sakız hanımla mahur bey
Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı sakız hanım
Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine
Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı
Eşi mahur bey önce biraz nazlanır
Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi sakız hanıma
Beraber meşk ederlerdi
Yaz akşamlarında
Açılırdı perdeler
Yorgun ellerinden
Dökülürdü nağmeler
İki yıl kadar oluyor
Önce kanun sustu eski evde
Birkaç ay sora da kemençe
Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri
Bir daha açılmamak üzere kapandı
Evin satılacağı söylendi bir başka gence
Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde
Boynu bükük bir kanun
Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm
Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler
Kıyamadım uzaklaştım
Mahur bey susunca kapandı perdeler
Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi
Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Sarıl Bana
Yıkılsın bütün duvarlar birer birer
Açılsın bütün kapılar teker teker
Yaklaş bana gel sokul bana
Rüyama giriver bu gece helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur
Binlerce ok saplanıyor şu kalbime
Alev alev ateşin yanıyor yüreğimde
Yaklaş bana gölgem ol benim
Rüyama giriver bu gece
Helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur
Gururumu aldım ayaklar altına
Geldim kapına yüz sürmek için
Haydi artık sende sil gözyaşlarını
Süslen boyan giyin benim için
Elimde pembe-mavi soğuk bir çerçeve
Tüm anılar sanki toplanmış hep o resimde
Süzül oradan
Gel sokul bana rüyama giriver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana dokun bana ne olur
Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana
Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana
Seher Vakti
Sabah seher vakti düştüm yola
Anam sordu nire oğlum böyle
Dedim ana fazla sorma bağrım yanık yeter sorma
Seher vakti düştüm yola
Günler boyu yol aldım durmadım
Pınar başlarında konakladım
Dağlar taşlar geçit verdi
Çayır çimen kilim serdi
Seher vakti düştüm yola
Ben bir yeşil gözlü yar sevmiştim
Gece gündüz başın beklemiştim
Bir kış günü vakit çaldı
Yarim son uykuya daldı
Uyanmadı gitti uzaklara
Yıllarca kurda kuşa dert yandım
Zaman geçer unuturum sandım
Kerem derdiyle yanarmış
Mecnunsa ölüp solarmış
Benim derdim vurdu beni yola
Sorarlar Barış ne edersin orda
Nasıl ağır gelmez mi ki sıla
İşte içim döktüm sormayın artık tanrı aşkına
Benim derdim vurdu beni yola
Söyle Zalim Sultan
Sıra sıra dağlardan erişilmez yaylalardan
Kuş uçmaz kervan geçmez bilinmez binbir yoldan
Gel dedinde gelmedim mi söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Gül yüzünden bal yanaktan sırma saçtan al dudaktan
Kumru gibi kaçan gözden ince belden al topuktan
Sev dedinde sevmedim mi söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Barış kul sana kurban yoktur derdime derman
Hançerini vur sineme çok naz ettin zalım sultan
Öl de gayri öleyim mi söyle öleyim mi söyle öleyim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle
Söyle öleyim mi söyle öleyim mi
Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle
Cacık
Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum
Derdim öylesine büyük ki dostlar
Kırka yarıp yine kırka bölseler
Ve kırk bostana gübre diye serpseler
Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum
Ne oldu bana böyle durup dururken
Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi
Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
Bir de çengelli iğne nazar bozar derler
Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
Öğünmek gibi olmasın ama dostlar
Kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır
Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek
Can Bedenden Çıkmayınca
Kara haber tez duyulur unutsun beni demişsin
Bende kalan resimleri mektupları istemişsin
Üzülme sevgiceyim bir daha çıkmam karşına
Sana son kez yazıyorum hatıralar yeter bana
Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca
Kurumuş bir çiçek buldum mektupların arasında
Bir tek onu saklıyorum onu da çok görme bana
Aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca
Bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana
Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca
Kırıldı kanadım kolum ne yerim var ne yurdum
Gurbet ele düştü yolum yuvasız kuşlar misali
Selvi boylum senin için katlanırım bu yazgıya
Böyle yazmışsa yaratan kara toprak yeter bana
Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca
Ce Sera La Temps
Quand la nuittombera
Et que le renfort se levera
Le ciel se couvriras de nuages
Rouge et tres bas
Ce sera le temps ou chacun trembleras
CE sera le temps ou chacun se souviendras
Il arriveras
Il feras tres sombre
Pendant quarante nuits et quarante jours
Et dans la penombre
Sa lumiere luiras tou jours
Ce sera le temps ou chacun trembleras
CE seras le temps ou chacun se souviendras
Il arriveras
Allons tous le hommes
et les femmes de tous les pays
Feterons leurs fortresses
Se sauverons dans leurs abris
Ce sera le temps ou chacun trembleras
CE seras le temps ou chacun se souviendras
Il arriveras
Çıt Çıt Çedene
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere
Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere
Onbeşinde yar sevdim de sezdirmedim ellere
Onbeşinde yar sevdim de sezdirmedim ellere
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler
Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler
Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler
Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü
Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü
Ötme ey garip bülbül yarim ellere gitti
Ötme ey garip bülbül yarim ellere gitti
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane
Dağlar Dağlar
Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin
Dağlar dağlar
Kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem
Dağlar dağlar
Kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem
Kuşlar ötmez güller soldu yüce dağlar duman oldu
Belli ki gittiğin yerden kara haber var
Belli ki gittiğin yerden kara haber var
Delikanlı Gibi
Bana dün haber göndermişsin
Gelsin yüzleşsin demişsin
Geldim işte tek başıma delikanlı gibi
İyi bilirim ben bu oyunu
Hem başı belli hem sonu
Konuşalım açıkça şimdi delikanlı gibi
O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada
Seninle bir hesabım yok paylaşacak bir kozum yok
Yinede geldim tek başıma delikanlı gibi
Beni kovsalar dokuz köyden
Doğruyu hep söylerim ben
Ölürümde dönmem sözümden delikanlı gibi
O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada
Açtırdın bana kutuyu
Zorla söylettin kötüyü
Sonuna kadar dinle şimdi delikanlı gibi
Aşkın kör etmiş gözünü
Kulağın duysun bu sözümü
Benimde sabrımın sonu var delikanlı gibi
O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada
Uzat elini son bir defa
Kapansın konu burada
Sen yoluma ben yoluma delikanlı gibi
Biliyorum ban inanmıyorsun
Unutmak çok zor diyorsun
Gün gelir beni anlarsın delikanlı gibi
O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada
Dere Boyu Kavaklar
Dere boyu kavaklar deve boyu kavaklar
Açtı yeşil yapraklar açtı yeşil yapraklar
Ben yare doyamadım ben o yare doyamadım
Doysun kara topraklar doysun kara topraklar
Basmadan gel asmadan basmadan gel asmadan
Fistan giymiş basmadan fistan giymiş basmadan
Kalk gidelim sevdiğim kalk gidelim sevdiğim
Devriyeler basmadan devriyeler basmadan
Acem kızı çeçen kızı sen allar giy ben kırmızı
Çıkalım şu dağın başına sen gül topla ben nergisi
Hadi gülüm yandan yandan
Biz korkmayız ondan bundan biz korkmayız ondan bundan
Oy bulanacak oy bulanacak
Bu işler ne olacak bu iş nasıl olacak
Erkeklerin günahı biz erkeklerin günahı
Kız sizlerden sorulacak kız sizlerden sorulacak
Acem kızı çeçen kızı sen allar giy ben kırmızı
Çıkalım şu dağın başına sen gül topla ben nergisi
Hadi gülüm yandan yandan
Biz korkmayız ondan bundan biz korkmayız ondan bundan
Derule
Oynayın kız oynayın durmanın ne karı var
Oynayın kız oynayın durmanın ne karı var
Ah bu köyün içinin acaip bekarı var
Ah bu köyün içinin acaip bekarı var
Derhule der derhule der derhule
Oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı
Oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı
Kör ettin gözlerimi göremiyorum dünyayı
Kör ettin gözlerimi göremiyorum dünyayı
Derhule der derhule der derhule
Çek aşağı yukarı havanın fitilini
Çek aşağı yukarı havanın fitilini
Niye konuşmuyorsun kuş mu yedi dilini
Niye konuşmuyorsun kuş mu yedi dilini
Derhule der derhule der derhule
Ha ha ha uşak ha ha
Derhule der derhule der derhule
Domates Biber Patlıcan
Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan
Keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
Sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim
Göz göze geldiğimiz o anda
Sanki dilim tutuldu bir anda konuşamadım karşında
Oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
Senin için şu kalbi gör istemiştim
Tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
Sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam
Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan
Şimdi benden çok uzaklardasın biliyorum
Belki bir gün dönersin diye dualar ediyorum
Seni bir daha görsem yeter inan ki bu bir ömre bedel
Yeter ki bitmesin bu rüyam
Nereye gitsem ne yana baksam hep seni görüyorum
Biliyorum artık çok geç ama yine de bekliyorum
Her şey boş geliyor bana sarılacağım sımsıkı sana
Yeter ki yıkılmasın bir daha dünyam
Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan
Dönence
Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence
Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
Dönence gün dönende dönence
Bir gün gelecek dönence biliyorum
Dört Kapı
Tuz ekmek hakkı bilerek
Sofra kurmasan da olur
Ilık bir tas çorba yeter
Rızkım buymuş der içerim
Kadir kıymet anlayana
Sandık açmasan da olur
Kırk yamalı hırka yeter
İdris biçmiş der giyerim
Bir çorbayla karnım doydu
Hırka bana yorgan oldu
Birde kalem tutmayı öğret
Kırk yıl sana hizmet ederim
Bana bir harf öğret yeter
Kırk yıl sana hizmet ederim
Barışım uzaktan geldim
Dört kapı önünde durdum
Dört kapıdan geçemezsem
Geldiğim gibi giderim
Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Hele hele gel beriye dargın mısın söyle
İnci boncuk tanesi boynunu süsleye
Yedi köyün hanesi feda sana Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde
Meyve veren ağaç dallarını eğer mi
Yere düşen meyvayı hiç toplamaya değer mi
Dü Düriye komşu kızı Düriye
Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Hele hele gel beriye dargın mısın söyle
İnci boncuk tanesi boynunu süsleye
Yedi köyün hanesi feda sana Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde
Altın çöpe düşse değerin kaybeder mi
Tenekeyi parlatsan hiç çeyrek altın eder mi
Dü Düriye komşu kızı Düriye
Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Hele hele gel beriye dargın mısın söyle
İnci boncuk tanesi boynunu süsleye
Yedi köyün hanesi feda sana Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde
Dama çıkmak isteyen merdivenden iner mi
İnsan attan inip hiç eşeğe biner mi
Dü Düriye komşu kızı Düriye
Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Hele hele gel beriye dargın mısın söyle
İnci boncuk tanesi boynunu süsleye
Yedi köyün hanesi feda sana Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde
Dut Ağacı
Bu sabah doğup büyüdüğüm mahallenin sokaklarında dolaştım
Çocukluğumu tekrar yaşamak istedim bu sabah
Ve bir an keşke bugün Hiç olmasaymış diye düşündüm keşke
dün dün kalsaymış
Şu sağdaki iki katlı ev Nezahat hanımlarındı galiba
Yok yok bu Yekta beylerinki olmalıydı
Nezahat hanımlarınkinin yanı top oynadığımız boş arsaydı
İyi ama nerde boş arsa ya bakla tarlası peki taş mektep
Nerdeler kimler götürdü kimler çaldı o güzelim anıları
benden
Birden Rıza amcayı gördüm yine o dut ağacının altında
oturuyordu
Koştum ellerine sarıldım önce tanımadı sonra rıza amcanın
Sımsıcak ellerinde çocukluğumu yeniden yaşamaya başladım
Tam karşımızdaki evin üçüncü katında otururlardı
Ondört yaşında boyanmaya başladığından mahalleli
Sonunu iyi görmezdi doğrusu bu kız çok tango olmuş derlerdi
Evlenmiş iki sokak öteye taşınmışlar
Eskisi gibimi diye sordum
Eskisi gibiymiş biraz kilo almış o kadar olsun
Kim bilir kilolu olmak bile ne yakışmıştır ona zaten ne
yakışmazdı ki
Rengini beğenmedim bugün Rıza amca
Üstelik bayağı süzülmüşsün
Tabi gece hayatı içki sigara bakmıyorsunuz ki kendinize
İlahi Rıza amca
Birlikler umumi katipliğinden emekli oluvereli
Gecesi gündüzü bu dut ağacının altında geçerdi
Son üç sadrazamı ve
Cumhuriyetten bu yana bütün başvekilleri
Sırasıyla ezbere bilir bize de saydırırdı çocukluğumuzda
Hala hatırlıyor musun diye sordum
Hatırlıyor muyum hiç unutmamıştım ki
Bilekten bağlı açık sandaletler giyerdi
Nedense pek derin bir iz bıraktı
Bende bu sandaletler bir de
Kol altları genişçe oyulmuş pembe bulüzü
İlk sigarasını yakışımı hatırlıyorum da
Ne gururlanmıştım yarabbim
Nasıl bakmıştı gözlerime yıllar yılı bu bakışlarla yaşadım
Onlarla uyudum onlarla uyandım şimdi kim bilir
Hangi eller yakıyordur sigarasını
Oysa bu dut ağacının altında
Söz vermiştim söz söz söz hep lafta kaldı dedi Rıza amca
Yıkılmadık ev bırakmadılar mahallede evlerle beraber
Bahçeler de yok oldu
Bir şu dut ağacı kaldı onu da kesmeseler bari
Birden gözleri parladı
sahi sen televizyona filan çıkıyorsun dedi
Tabi ya seni dinlerler bir seferinde
Söyle çık pat pat söyle
Şu dut ağacını kesmesinler de
Aslında dizlerinde derman olsa nafa vekilini bile çıkarırdı
Rıza amca gençler ne güne duruyordu ki
Söz verdim Rıza amcaya
Dut ağacını kestirmeyeceğime söz verdim
Dünü bilmeden bugünü yaşamanın bedeli öylesine ağırdı ki
Yarını bugünden kurtarmak için hayatımda
İkinci kez söz verdim
Birinciyi tutamamıştım ama
İkinciyi tutacağıma söz vermiştim
Dıral Dedenin Düdüğü
Hele destur maşallah bu ne bolluk böyle
Hele destur helalinden kazandıysan söyle
Hele destur gözümüz yol Allah daha çok versin
Ama paylaş, gel beni dinle, paylaşırsan sevaba girersin
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan
Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü
Hele destur maşallah bu ne iştah böyle
Hele destur yetim hakkım yemedin mi söyle
Hele destur gözümüz yok afiyet şeker olsun
Ama paylaş, gel beni dinle, gariplerin karnı doysun
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan
Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü
Hele destur maşallah bu ne kudret böyle
Hele destur zayıfları ezmedin mi söyle
Hele destur gözümüz yok Allah daha iyi etsin
Ama paylaş, gel beni dinle, ardından herkes dua etsin
Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini
Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu
Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan
Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü
Elveda Ölüm
Çoktan uçmuş güvercin tahta masam devrilmiş
Can dostum çomar uykuda
Tatlı komşu Ayşe teyze Emekli Salih Öğretmen
Hepinize hepinize elveda
Dostlar elveda
Gözlerim kurşun gibi ağır ağır kapandı bu gece
Elveda
En Büyük Mehmet Bizim Mehmet
Öksüz doğdu Mehmet
İte kaka büyüdü Mehmet
Onbir yaşına doğru
Okula da gitti Mehmet
Çaka çaka okudu da Mehmet
Döne döne başı döndü Mehmet
Diploma hak getire Mehmet
Okumayı sökemedi ki Mehmet
Saldım çayıra Mehmet
Mevlam kayıra Mehmet
Bütün köy toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam'da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
Askere gitti Mehmet
Eğitim gördü Mehmet
Jandarma komando
Doğuya da gitti Mehmet
Alavere dalavere Mehmet
Hadi yine yürü nöbete Mehmet
Askerlik uzadı Mehmet
Gelmedi tezkere Mehmet
Saldım çayıra Mehmet
Mevlam kayıra Mehmet
Bütün bölük toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam'da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
Bir kızı sevdi Mehmet
Eridi de bitti Mehmet
Ama başlık parasını
Bulamadı gitti Mehmet
Nuh dedi kız babası Mehmet
Peygamber demedi Mehmet
Kız eline kına yaktı Mehmet
Babası paraya taktı Mehmet
Olmadı gitti Mehmet
Bir ömür bitti Mehmet
Bütün köy toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam'da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
Eski Bir Fincan
Dinle oğlum çok eskiden bir konakta
Akşamları gaz lambası ışığında
Paşa dedesinden kalan bu fincanla
Ninem eliyle kahve sunarmış Abdi beye
Yıllar sonra kırküç kırkdört harp ortası
Ekmek karnesi ve yoksulluk yılları
Kayınvalidesinden kalan bu fincanla
Bu kez annem eliyle kahve sunarmış Hakkı beye
Eski konak yıllar önce yandı gitti
Ekmek karneli zor günler çoktan bitti
Abdi bey Hakkı beyler rahmetli oldu
Bir tek bu fincan kaldı yüzyıllık sevdalardan
Bir gün senin olacak birikmiş anılarıyla
Düşüp kırılsa bile topla tamir et oğlum
Kahve yaşın gelecek bu fincanı iyi sakla
Fil ile Kurbağa
Çok zamanlar önce kara orman içinde
Yalnız başına tek bir erkek fil yaşardı
Bir gün dolaşırken nehrin kenarında
Kendi gibi yalnız kurbağaya rastladı
Gözleri birleşti kalpleri birleşti sevgiyle
Elele verdiler yanyana geldiler sevgiyle
Bütün kuşlar sustu akan ırmaklar durdu
İki kalp ile çarpti bütün orman bir anda
Nehrin kenarına uzandılar yanyana
Rüzgar fısıldarken dallarda yapraklarda
Hayaller kurdular her sevişen mutlu bir çift gibi
Uyuya kaldılar rüyaya daldılar onlar gibi
Birden sıçradi fil uykudan uyandı
Boş yere yanında kurbağayı aradı
Kabus zannettiği korkunç rüya doğruydu
Sevgilisi yanında cansız yatıyordu
Bir fil ancak kendi cinsinden bir fili severdi
Koskoca aşkı vücudu gibi çok ağır geldi
Gamzedeyim
Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam
Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam
Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam
Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam
Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor
Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor
Geçti Dost Kervanı
Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir yiğidin derdi serinde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Şu benim sevdiğim başta oturur
Bu güzelin derdi beni bitirir
Bu ayrılık bize zulüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Bu ayrılık bize zulüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Pir Sultan Abdalım dağlar aşarım
Aşarımda dost diye nere düşerim
Çok ekmeğin yedim helalaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Çok ekmeğin yedim helalaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Gel
Yine dün gece
Sabaha kadar düşündüm seni
İçimde bir umut
Sanki her an gelecekmişsin gibi
Hiç düşündün mü
Ardında kalan bu divaneyi
Ama bil ki ben
Sonsuza dek bekliyorum seni
Bir sabah erkenden seherle gel
Kimseler görmeden gizlice gel
Bülbüller ötmeden sessizce gel
Yeter ki bana gel
Uğrunda yanayım Kerem gibi gel
Dağları deleyim Ferhat gibi gel
İste canım vereyim Mecnun gibi gel
Yeter ki bana gel
Öyle isterdim ki
Her an rüyalarına girmeyi
Bir şarkı olup
Dillere düşmeden söylenmeyi
Hatta rüzgar olup
Toz duman gelip sana yüz sürmeyi
Ve damla damla
Kirpiklerinden süzülmeyi
Gesi Bağları
Gesi bağlarında dolanıyorum yitirdim yarimi
Aman aranıyorum yitirdim yarimi aman aranıyorum
Bir tek selamına güveniyorum gel otur yanıma
Hallarımı söyleyeyim derdimden anlamaz ben o yari neyleyim
Gesi bağlarında üç top gülüm var hey Allah'tan korkmaz
Sana bana ölüm var hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
Gibi Gibi
Ben yaralı kurt sen kınalı kuzu
Biraz cilve aşkın biberi tuzu
Sanki biraz naz ediyorsun ama
Senin bana gönlün var gibi gibi
Yüzüme karşı git diyorsun ama
Sanki gözlerin kal der gibi gibi
Yeter çektiğim insaf et gayri
Senin bana gönlün var gibi gibi
Arpa buğday yan yana orak istemez
Yağız at şahlandımı durak dinlemez
Sende biraz naz ediyorsun ama
Sanki bana gönlün var gibi gibi
Zehirin şifası süt ile incir
Ellerim kelepçe yüreğim zincir
Sanki fazla naz ediyorsun ama
Senin bana gönlün var gibi gibi
Kimse sevemez benim gibi seni
Kırk yılda bir gelir Barış gibisi
Sende fazla naz ediyorsun ama
Yine de bana gönlün var gibi gibi
Gönül Dağı
Gönül dağı yağmur yağmur varan olunca
Akar can üstüne sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar
Dil gizli gizli Dil gizli gizli
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar
Dil gizli gizli Dil gizli gizli
Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü verilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider yar oy yar oy yar oy yar
Yol gizli gizli Yol gizli gizli
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar
Yol gizli gizli Yol gizli gizli
Seher vakti garip garip bülbül öterken
Kirpiklerin o kok yar yar cana batarken
Cümle alem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden yar oy yar oy yar oy yar
Gel gizli gizli gel gizli gizli
Hoyratlar görmeden yar oy yar oy yar oy yar
Gel gizli gizli gel gizli gizli
Horozlar ötmeden yar oy yar oy yar oy yar
Gel gizli gizli gel gizli gizli
Gönül Ferman Dinlemiyor
Diyar diyar dolaştım ben
Yollara düştüm derdinden
Her çiçekte gördüm seni
Kara toprak ver yarimi
Yaza yaza bitti kalem
Bir gün elbet dolar çilem
Ben bu yola kurban olam
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi
Bir gün olur devran döner
Vade gelir yollar biter
Zengin fakir buradan geçer
Kara toprak ver yarimi
Deli gönül coştu cağlar
Derdime dayanmaz dağlar
Gelen ağlar giden ağlar
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi
Bak şu dünyanın haline
Meyletme dünya malına
Razı oldum hayaline
Kara toprak ver yarimi
Kimi alır kimi satar
Hepside yan yana yatar
Barış derdine dert katar
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi
Gül Bebeğim
Sen cennete uçtun ama
Kokun sinmiş yatağıma odama
Derin derin soluyorum seni
İçime hapsediyorum seni
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Geceler çok geceler sessiz
Nasıl yaşarım şimdi ben sensiz
Hani bana verdiğin o sözler
Hani o gülen masum gözler
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Gözyaşım karıştı yağmura
Damla damla süzülüyor toprağa
Bizi ancak ölüm ayırır diyordun bana
Söyle nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Seni benden ölüm bile ayıramadı işte
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Dar geliyor bana bu yerler
Kırılsın seni taşıyan bu eller
Hani bana verdiğin o sözler
Hani o gülen masum gözler
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Dar geliyor bana bu yerler
Yaşanmaz oldu kara geceler
Kırılsın seni taşıyan bu eller gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Güle Güle Oğlum
Güle güle oğlum ne kadar da çabuk geçmiş meğer yıllar
Kendi kanatlarınla uçacak kadar büyüdün ha
O kadar oldun mu sen oğlum o kadar büyüdün mü
Güle güle oğlum demek artık sende yuva kuruyorsun
Sevdiğin kızla bugün evleniyorsun
Mutluluklar sana benim aslan oğlum
Yine de son bir nasihat benden sana
Tanrının en büyük lütfu bu unutma
Sar onu kollarınla sar sar
Güle güle oğlum gözlerimin nemlendiğine aldırma
Sende anlarsın bir gün baba olunca
Hadi, hadi artık gidelim davetlileri bekletmeyelim
Güle güle oğlum güle güle
Güle güle oğlum güle güle
Gülme Ha Gülme
Turnalardan haberimi aldığın gün
Sevdiceğim gülme sakın gülme ha gülme
Anlıma bir karayazı yazılmış ki yok ilacı
Sevdiceğim gülme ha gülme
Yağmur ince ılır ağlar her damlası yüreğimi dağlar
Seni bana çok görenler neyler
Karlı dağlar uzun uzun yollar hepsi pişman susmuş ağlar
Seni bana çok görenler neyler
Yıllarım geçer güz yaz olur
Barış bir gün toprak olur
Sil gözyaşın durma ha durma
Gülpembe
Sen gülünce güller açar Gülpembe
Bülbüller seni söyler biz dinlerdik Gülpembe
Sen gelince bahar gelir Gülpembe
Dereler seni çağlar sevinirdik Gülpembe
Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe
Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe
Dudağımda son bir türkü Gülpembe
Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe
Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe
Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe
Gözlerimde son bir bulut Gülpembe
Hala hep seni arar seni bekler Gülpembe
Dudağımda son bir türkü Gülpembe
Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe
Günaydın Çocuklar
Hey hey Günaydın çocuklar günaydın
Hep güler yüzle karşılarsınız beni
Hey hey günaydın çocuklar günaydın
Sabah akşam bıkmadan dinlersiniz beni
Dün gece düşündüm de renkler olmasaydı
yaşanmazdı bu dünyada
Korktuğum odur ki kapkara bir dünyayı
isteyenler var aramızda
Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler
Zevk meselesi bu karışılmaz
Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler
Bırakın renkleri çocuklara
Hey hey günaydın çocuklar günaydın
Siz hiç kırmızı bir ağaç gördünüz mü
Hey hey günaydın çocuklar günaydın
Gökyüzü neden mavi düşündünüz mü
Başak sarı çim yeşil her şeyin bir rengi var
değişmez doğanın dengesi
Mor turuncu sarı eflatun pembe haki çamur bile kahverengi
Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler
Zevk meselesi bu karışılmaz
Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler
Bırakın renkleri çocuklara
Uzakta bir ülkede insanlar anlaşmış
tam silahları bırakırken
İçlerinde ikisi hemen karşı çıkmış sonuçta onlar kazanmış
İkisinin de önünde birer düğme varmış
biri yeşil diğeri kırmızı
Bir iki üç demişler basıvermişler
ve sonunda dünya kapkaranlık olmuş
Tam istedikleri gibi
Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler
Zevk meselesi bu karışılmaz
Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler
Bırakın renkleri çocuklara
Oyun ister bütün çocuklar
Halhal
Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal
Akşam olup gün batınca dağlara hüzün çökünce
Lale sümbül boynun eğip kurt kuzuya kem bakınca
Köye döner nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar
Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal
Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal
Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal
Yedi köyün yiğitleri ağaları ve beyleri
Boş yere durmuş beklerler yaralıdır yürekleri
Gitti gelmez nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar
Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal
Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal
Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Halil İbrahim Sofrası
İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail'e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun
Buyurun dostlar buyurun
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Ham Meyvayı Kopardılar Dalından
Ham meyvayı kopardılar dalından
Beni ayırdılar nazlı yarimden
Eşim dostum tutmaz oldu elimden
Onun için kapanmıyor gözlerim
Benim yarim yaylalarda oturur
Ak elleri soğuk suya batırır
Demedim mi nazlı yarim be sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir
Uzun olur gemilerin direği
Yanık olur aşıkların yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
Onun için açık gider gözlerim
Hatırlasana
Hatırlasana hani bana sözvermiştin
O akşam ayrılırken döneceğim demiştin
Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle
Hatırlasana hani bana söz vermiştin
O akşam ayrılırken seviyorum demiştin
Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle
Duydumki bugün evleniyormuşsun
Artık başkasının oluyormuşsun
Gücüm kalmadı dayanmaya
Ağlamak istiyorum doya doya hıçkıra hıçkıra
Hatırlasana hani bana söz vermiştin
O akşam ayrılırken seviyorum demiştin
Yıllar geçti bekledim yaşlı gözlerle
Hayır
Nasıl böylesine rahatsın ki sanki hiçbir şey olmamış gibi
Yıllar boyu ümitsizce seni bekledim geldin mi ki
Bir gün olsun kapım çalıp halim nedir sordun mu ki
Çek ellerini ellerimden çek gözlerini gözlerimden
Bunca yıllardır yokluğundan alıştım ben yalnızlığa
İçimde bir çok şey kırıldı çok geç artık dönme bana
Hayır hayır boşuna yalvarma inanmıyorum sana
Hayır hayır gözyaşına da hayır inanmıyorum sana
Hayır hayır yüzbin kere hayır acı çektirme bana
Hayır hayır yüzbin kere hayır inanmıyorum sana
Sen hiçbir zaman dost olmadın
Hiçbir zaman destek olmadın
Yıllarca hep sustum ama bir tek şey istiyorum senden
Onurlu bir yabancı gibi lütfen artık çık git bu evden
Hayır hayır boşuna yalvarma inanmıyorum sana
Hayır hayır gözyaşına da hayır inanmıyorum sana
Hayır hayır yüzbin kere hayır acı çektirme bana
Hayır hayır yüzbin kere hayır inanmıyorum sana
Hemşerim Memleket Nere
Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü
Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı
Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini hiç farkı yok hepsi aynı
Sonunda bende anladım hanyayı Konya'yı
Sanki insanlık pazara çıkmış ekmek aslanın ağzında
Bir sıcak çorba içermisin diyen yok
Dört duvarı ören çatısını kapatıp içten kilitlemiş kapıyı
Bir döşekte sana serelim buyur diyen yok
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Kardeşlik ve eşitlik üzerine uzun uzun nutuklar çekip
Niye senin derin benden koyu diye soran çok
Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok
Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü
Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Dedim ya yahu bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
İşte Hendek İşte Deve
Kuyu başına vardım Zeynebim bekler diye
Nasıl haberin almışsa dayı emmi hep orda
Dediler ne ararsın kızı almak mı istersin
Sana bir çift lafımız var hele buysa niyetin
İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
Sögüdün dalı uzun Barış'ın gönlü hüzün
Elim eline değmedi varın anlayın gayri
İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
Kağızman
Kağızman'a ısmarladım nargele nargele
Kağızman'a ısmarladım nargele nargele
Gümüş kemer ince bele dargele dargele oy dargele dargele oy
Gümüş kemer ince bele dargele dargele oy dargele dargele oy
Bahar gelir kuzular yayılır yan yana
Bahar gelir kuzular yayılır yan yana
Benim yarim inci takar gerdana gerdana oy
Gerdana gerdana oy
Benim yarim inci takar gerdana gerdana oy
Gerdana gerdana oy
Erzurum'a ısmarladım kazanı kazanı
Erzurum'a ısmarladım kazanı kazanı
Ben sevmişem hem okuru yazarı yazarı oy yazarı yazarı oy
Ben bilirem bu yerlerde gezeni gezeni oy gezeni gezeni oy
Kalpler Beraber
Çağırdı beni sanki rüzgar fısıldıyor seni
Sanki kaybolan aşkımı yeniden yaşar gibi
Kalpler beraber gözler beraber
El ele seninle güzeldi geceler
Sevdalılar kumrular gibi kuytularda kayboldu şimdi
Sensiz geçmiyor günler sensiz bitmiyor geceler
Kalpler beraber gözler beraber
El ele seninle güzeldi geceler
Kara Sevda
Nasıl anlatsam bilemiyorum içim içime sığmıyor
O deli dolu neşe dolu kişi ben değilim sanki
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor
Eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki
Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki
Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki
Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime
Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine
Nasıl anlatsam bilemiyorum gözlerim kararıyor
Tepe taklak oldu dünya sanki
Bütün aşıklar el ele kol kola cıvıl cıvıl geziyor
Bense Nuh'un gemisinde tek başıma gibi inanki
Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki
Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki
Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime
Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine
Katip Arzuhalim
Kurban olam kalem tutan ellere
Katip Arzuhalım yaz yare böyle
Şekerler ezeyim şirin dillere
Katip Arzuhalım yaz yare böyle
Güzelim emey civanımım emey bitanem emey hey
Katip Arzuhalım yaz yare böyle
Güzelim emey civanımım emey hey
Pir Sulatan Abdalım hey hızır başa hey
Gör ki nelir sağ olan başa hey
Beni hasret koydun kavim kardaşa hey
Katip Arzuhalım yaz yare böyle
Güzelim emey civanımım emey bitanem emey hey
Katip Arzuhalım yaz yare böyle
Güzelim emey civanımım emey hey
Yıl 1535 Pir Sultan Abdal bunu böyle söylemiş
Söylemiş ya bunun birde evreni var
Katip al kalemi birde benden yaz
Oy oy gelmişler şu dağların ötesinden
Burası bize ota olsun yurt olsun demişler
Boy boy yerleşmiş boy boy büyümüşler
Her sabah gün doğusundan iki mızrak boyu yükselen güneş
Bir gün kendini göstermeyince
Kara bulatlar dolaşmış bu cennet vatanın üzerinde
Küçük büyüğü saymaz olmuş
Kardeş kardeşe küsmüş
En acısı bacılarımızın yüzüne bakamaz olmuşuz
1535 1635 1735 1835 1935 35 te benden koyun kardeşlerim
1970 e geldik bir uğursuzluk çöreklenmiş ki başımıza
Oysa deli gönül neler ister Barış bir yavrusu olsun ister
Adını bile hazırladı oğlansa ozan kızsa ceylan
Ceylan buz gibi pınarların aktığı zümrüt ovalarda
Taştan taşa seksin
Ozan Ardahandan Kırkpınara dolaşsın anlatsın
Karacaoğlanı Pir Sultan Abdalı Köroğlunu
Davullar yine vurulsun güneş yine iki mızrak boyu
Yükselsin gün doğusundan bitsin artık bu küskünlük
kardeşlerim
Yarın tarih önünde hesap verirken yavrularımız bizi
kınamasınlar
Kazma
Selam büyükler merhaba çocuklar
Bu akşam size yeni bir öyküm var
Dilim sürçerse kusura bakmayın
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var
Diyeceğim o ki kişi yetinmeli
Yaşam dediğin kısacık bir çizgi
Namus şeref onur hepsi güzel ama
En önemlisi helal alınteri
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen
Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun kazma
En güzel pilav dimyatta pişer
Yanında hoşaf pek güzel gider
Sen yan gelip yatar karnın guruldarken
Evdeki bulgur herkese yeter
Şam ipeğinden burma giysen bile
Zemzem suyuyla yıkansan bile
Dünya ahiret bir keyif sürmek için
Mutlak dökmeli helal alınteri
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen
Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun kazma
İnsanın bir kez ters gitmesin işi
Muhallebi yerken kırılır dişi
Kazma olmaya özenmeyin dostlar
Alınteriyle kazanan en mutlu kişi
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen
Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen
Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama
Gün gelir sapın ucuna olursun kazma
Kezban
Ateş sadece düştüğü yeri yakar nedir bu dünyanın hali
Bir sana bir bana al gülü ver gülü sev beni seveyim ki seni
Dünyanın hali böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban
Babası yıllarca didinip çabalamış oğluna bir bağ bırakmış
Hayırsız evlat üzümünü yemiş ama merak edip sormamış
Dünyanın hali böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban
Al gülü ver gülü kezban al gülü ver gülü
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban
Kitabına uyduran kervanı yükleyip
Yüksek dağlardan aşırır
Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp da
Düz ovada yolunu şaşırır
Dünyanın hali böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban
Kol Düğmeleri
Hatırlarım bugün gibi sessiz geçen son geceyi
Başın öne eğik bir suçlu gibi bana verdiğin hediyeyi
İki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi
İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda
Akşam olunca sustururum herkesi her her şeyi
Gelir kol düğmelerimin birleşme saati
Usul usul çıkarır koyarım kutuya yan yana
Bitsin bu işkence kalsınlar bu arada
Heyhat sabah gün ışıldar yalnız gece buluşanlar
Yaşlı gözlerle ayrılırlar düğmeler gibi
Bizim gibi bizim gibi ayrılırlar bizim gibi ayrılırlar
Küheylan
Urfa Diyarbakır gezdim hele hele yar yar
Otuziki sancak saydım hele hele yar yar
Neslihan derler güzelim adını duydum
Gül yüzünü görmeye geldim
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Neslihana varalım gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Neslihana varalım gayri
Rumelinde pek çok gezdim hele hele yar yar
Tuna boyunda dolandım hele hele yar yar
Aslıhan derler güzelim adını duydum
Gül yüzünü görmeye geldim
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Aslıhana varalım gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Aslıhana varalım gayri
Aslıhandan Neslihandan hele hele yar yar
Fayda gelmez bey kızından hele hele yar yar
Barış böyle belledi bir çaldı binbir söyledi
Siz de böyle söyleyin haydi
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri
sen bana döne ben sana gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri kendimize varalım gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri evimize dönelim gayri
Lahburger
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Kaf dağının ardında uzak bir ülkede
Kozu paylaşmak için iki düşman kabile
Seçtiler iki civan sürdüler beni dare
Biri aslan yürekli miyav kartal misali
Biri ürkek bakışlı anka kuşu sanki
Çektiler silahları çünkü ilahlar kurban istediler
Töreler aşk dinlemez yalnız emreder
Hamburger gençliğin sevgilisi
Hamburger sevdanın yanık sesi
Hamburger çift kaşarlı bir rüya
Hamburger olmaz güzelin böylesi
Biraz soğan biraz ketçap
Salata malata hardal ketçap
Hamburger bu aşk fizik ötesi
Hamburger çıtır çıtır patates ile
Hamburger dilinmiş turşu ile
Hamburger batıya açılan pencere
Hamburger pencereden uçtu tencere
Biraz soğan biraz ketçap
Salata malata hardal ketçap
Lahmacun lahmacun
Dünyayı dolaş benzeri yoktur edalı işveli lahmacun
Sen sofranı kur yemeyen toktur şifalı cilveli lahmacun
Mis gibi tereyağlı envai bahar biberli sumaklı lahmacun
Beş dakika pişir tam orta karar ceylan bakışlı lahmacun
Hamburger yaşlı genç ayırt etmez
Hamburger esmer sarışın fark etmez
Hamburger güler yüzlü herkese
Hamburger oda güler naz etme
Biraz soğan biraz ketçap
Salata malata hardal ketçap
Lahmacun lahmacun
Dürüp dürüp sar kenarını tutma nazik salçalı lahmacun
Kuzu kulağıyla rokayı unutma limonlu ekşili lahmacun
Yandım dedikçe buz gibi ayran şalgam suyu lahmacun
Bin derde deva maydonuzuyla hamuru nakışlı lahmacun
Hamburger batıya açılan pencere
Hamburger pencereden uçtu tencere
Lahmacun lahmacun
Kıyması bolca soğanı da onca neşelendikçe kahroldukça
Hamburger bu aşk fizik ötesi
Salçalı koruklu biberli olsa
Sona kalan donup saçını da yolsa
Aslan yürekli burger ceylan bakışlı lahmacun
Çelik bilekli burger hamur nakışlı lahmacun
Gözümün nuru burger ciğer parem ne der
Lahburger lahburger
Lahburger lahburger
Bu öykü böyle gider başı sonu bilinmez
Bilinen şeyler ise her zaman söylenmez
Rakı da bir ayran da bir içmesini bilene
Şapta bir şekerde bir tokum diyene
Şalda bir çuha da bir giymesini bilene
Güzelde bir çirkinde bir sevdim diyene
Her yeni doğan bebek yeni bir dünya demek
Aç gözünü hoş geldin lahburger bebek
Onlar erdi muradına kerevet bize kaldı
Bu yarışta bayrağı lahburger aldı
Aç gözünü hoş geldin lahburger bebek
Onlar erdi muradına kerevet bize kaldı
Lambaya Püf De
Lambaya püf de hoh deme püf de
Perdeyi ört kız çekme de ört kız
Lambaya püf de hoh deme püf de
Perdeyi ört kız açma da ört kız
Kol sarıyor kol basıyor
Gız ben yanıyor ben yanıyorum sana gız
Lambaya püf de hoh deme püf de
Perdeyi ört kız çekme de ört kız
Mahkum
Koca ekmeği paylaşmak dururken
Tek bir lokmanın kavgası uğruna
İşte sonunda yalnızız baş başa
Kırık bir sazın son telleri gibi
Mahkum ettik kendimizi
Yalnız ve yan yana yaşamaya
Mahkum ettik kendimizi
Sonsuza dek böyle yaşamaya
Sevmek nedir öğrenmeden
Gençliği görmeden yaşlanmaya
Gözlerden uzak sevişmek dururken
İç dünyamızı korumak uğruna
İşte sonunda yalnızız baş başa
Tıpkı bir dalın son direkleri
Mahkum ettik kendimizi
Yalnız ve yan yana yaşamaya
Mahkum ettik kendimizi
Sonsuza dek böyle yaşamaya
Sevmek nedir öğrenmeden
Gençliği görmeden yaşlanmaya
Mahkum ettik kendimizi
Yalnız ve yan yana yaşamaya
Mahkum ettik kendimizi
Sonsuza dek böyle yaşamaya
Bitmez soğuk gecelere
Sevgiden arınmış yalnızlığa
Müsadenizle Çocuklar
Bir sabah baktım ne göreyim, bizim sokakta şenlik var
Büyükler kös kös otururken, adam oluvermiş çocuklar
Patlamaz olmuş tüfekler, gelmiş karamürsel sepetler
Tren kalkmış gitmekte, hadi geçmiş olsun birilerine
Kınalar yakalım elimize, kınalar yakalım elimize
Sahip olalım dilimize, sahip olalım dilimize
Aman dikkat belimize, aman dikkat belimize
Şimdi müsaadenizle çocuklar sıra bana geldi çocuklar
İş başa düştü çocuklar hazır mıyız
Eh Barış abi aşk olsun aç koynuna kuş konsun
Çek ipini rahvan gitsin inceldiği yerden kopsun
Kimileri kahve kaynatsın kimi hala dansöz oynatsın
Leyleğin ömrü iki lak lak değerler oldu tepetaklak
El salla el salla, el salla el salla
Kol salla kol salla, kol salla kol salla
Sağ gösterip sol salla, sağ gösterip sol salla
Bir omuz at sağdan solla, bir omuz at sağdan solla
Geliyor bir ahu afet, tepeden tırnağa zerafet
Öldür bizi letafet, bizim sonumuz felaket
Hayırdır inşallah kızlar ne diyor bu uçuk çılgınlar
Hayır mı şer mi göreceğiz artık sabrın sonu selamet
Kınalar yakalım elimize, kınalar yakalım elimize
Sahip olalım dilimize, sahip olalım dilimize
Aman dikkat belimize, aman dikkat belimize
Şimdi müsaadenizle çocuklar sıra bana geldi çocuklar
İş başa düştü çocuklar hazır mıyız
El salla el salla, el salla el salla
Kol salla kol salla, kol salla kol salla
Sağ gösterip sol salla, sağ gösterip sol salla
Bir omuz at sağdan solla, bir omuz at sağdan solla
Jale : Üz beni süz beni püre gibi ez beni
Ajlan - Mine : Pranga tak bana kapı kapı gez beni
Burak Kut : Benimle oynama çılgınım bebeğim
Of Aman Nalan : Deli gibi seviyorum ölümüne sev beni
Dandini dastana dinolar bostana
İyi bak hastana sor beni ustana
El salla el salla, el salla el salla
Tayfun : Hadi yine iyisin e' gel hadi yanıma
Hakan Peker : Amma velakin kınalar yak bana
Soner Arıca : Ah vefasız yak beni yık beni
Grup Vitamin : Ellere var ama bizlere yok di mi
Dandini dastana dinolar bostana
İyi bak hastana sor beni ustana
El salla el salla, el salla el salla
Nane Limon Kabuğu
Eski adamlar doğruyu söylemiş
Bir çiçekle bahar olmaz
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı
Can pazarı bu oyun olmaz
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın
aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret
güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sende gör
Rahat ve iyi yaşa
Sen tedbirini al önünü kış tut bırak yine de yaz gelsin
Çoğu zaman hesap çarşıya uymaz sonra dizini döversin
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın
aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret
güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sende gör
Rahat ve iyi yaşa
Barış iğneyi kendine batırır çuvaldızı başkasına
Bol keseden aklı ona buna dağıtır darısı kendi başına
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın
aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret
güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sende gör
Rahat ve iyi yaşa
Nazar Eyle
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Yüce bakan sefere gitmiş
Bilge hatun dokuz doğurmuş
Dokuz oğlan beş yaşına gelmiş
Dokuzu birden kılıç kuşanmış
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Sırma saçlı kırk güzel gelmiş
Levent boylu kırk yiğide varmış
Düğün dernek kırk gece sürmüş
Kırk deve kırk koyun kurban kesilmiş
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Avucuma bir kuş konmuş
Biri tutmuş kanadın yolmuş
Biri kesmiş öteki yemiş garip
Barış hani bana demiş
Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle
Ne Köy Olur Benden Ne De Kasaba
Kim demişse iki gönül bir olunca
Samanlık seyranmış birde ban sorsa
El kızı doyar çavdar ekmeğiyle
Babası büyütmüş baklava börekle
Geriye ne kaldı bir kuru sevdayla
Ne köy olur benden ne de kasaba
Gerçekler yaşam gibi ağır ağır önümden geçiyor
Yine de merhaba
Bir yaşam gerçek gibi ağır ağır sonuna geliyor
Son bir merhaba
Ne Ola Yar Ola
Göklerden daha mavi denizlerden
Daha derin topraktan güzel kokan ne ola
Rüzgardan daha serin başaklardan
Daha nazlı ay ışığından ılık ne ola
Ahu gibi gözleri baktıkça yürek yakan yar ola
Cennet bahçesi kokan göğsünde çiçek açan yar ola
Damla damla yağmurdan boynu bükük
Çiçeklerden daha hüzün verici ne ola
Sonbahar yaprağından hele
Akşam güneşinden daha içimi burkan ne ola
Buğulu gözleriyle yollarımı bekleyen yar ola
Islak dudaklarından bir garip türküsüyle yar ola
Göç eden kuşlar gibi gidip gelir
Umutlarım umudun ötesinde ne ola
Göç eden kuşlar gibi gidip gelir
Umutlarım umudun ötesinde ne ola
Nefesimde yaşayan sıcaklığı paylaşan yar ola
Yaşam denen uykudan uyanmasını bilen yar ola
Nenni Bebek
Elmalıdan çıktım yayan
Emmim atla dayın yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Bebek beni neyledin
Yaktın yıktın kül eyledin oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Eve var deveden yüce
Deveyi yüklettim gece
Nicedeyim anam nice
Bebek beni neyledin
Yaktın yıktın kül eyledin oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Bir taş attım yuvarlandı
Gitti beşiğe dayandı
Yavrum uykudan uyandı
Bebek beni neyledin
Yaktın yıktın kül eyledin oy
Bebek beni ne eyledi
Yaktı yıktı kül eyledi
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy
Nerede
Deste deste gül topladım gül dalında bülbül nerde
Enginlere yelken açtım yelkenimde rüzgar nerde
Yaz güneşi kavururken iki damla suyum nerde
Sonbaharda akşam vakti erken çöken hüznüm nerde
Bulut beyaz umudum nerde
Çimen yeşil tutkum nerde
Dağlar yüksek gücüm nerde
Pınar soğuk coşkum nerde
Şifa bulmaz derde düştüm derdime dermanım nerde
Hiç kapanmaz bir yarem var yareme tek çarem nerde
Pamuk elli ninem nerde
Gül yanaklı anam nerde
Pembe beyaz bacım nerde
Yumuk yumuk kızım nerde
Yıllar önce telli duvaklı bana koşan karım nerde
Kah üzüntüm kah sevincim can yoldaşım kadınım nerde
Olmaya Devlet Cihanda
Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker
Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer
Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde
Dünyada biraz huzur her şeye bedel
Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Han senin hamam senin konaklar senin
Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin
Diyelim ki dünya malı tümünden senin
Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa
Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa
Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi
Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi
Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Osman
Osman bir deli oğlan onyedisinde
Bir dikili taşı yoktu şu fani dünyada
Osman yoksul Osman garip Osman bir deli oğlan
Osman sahipsiz Osman bir aşık oğlan
Şerife bir güzel kız onbeşinde Şerife ay parçası
Şerife elma yarısı Şerife bey kızı Şerife ağa kızı
Osman kim Şerife kim derler
Derler de araya girerler ağalar beyler
Sana yoksul dediler Osman garip fakir dediler Osman
Ağa kızı nene gerek seni oyuna getirdiler Osman
Gel büyük sözü dinle Osman hani kan kardeştik Osman
O kızı sana yar etmezler gece vakti dellenme Osman
Bırak o silahı yerine Osman silahla mertlik olmaz Osman
Allah'ın verdiği canı almak sana mı kaldı Osman
Destur be tövbe de Osman yüzbin kere tövbe de Osman
Tetik kolay düşer ama Osman dur Osman
Dur çekme Osmaaaaaan
Osman bir deli oğlan onyedisinde
Bir dikili taşı yok derlerdi şu fani dünyada
Dinleyin ağalar dinleyin beyler
Üç günlük dünyada üç kuruşluk mala gönül verenler
Bilesiniz artık Osman'ında dikili bir taşı var
Bir avuç toprağa dikili bir taşı
Bir de ağızdan ağza yayılan yanık bir türküsü var Osman'ın
Süleyman
Bizim köyden bir deli oğlan
Yıllar önce gurbete gitti Süleyman
Birde duyduk öğrendik ki
Büyük şehirde büyük adam olmuş Süleyman
Vur davulcu eline üşenme hoppa
Çal zurnacı diline üşenme hoppa
Birgün sıladan mektubu geldi
Okudukki köye dönüyormuş Süleyman
Çorba kaynadı pilav da pişti
Sofrayı kurduk düğün misali Süleyman
Biz görmeyeli çok değişmiş
Selam sabahı unutmuşsun Süleyman
Sofraya hemen yerleşiverdin
Belli ki gurbet sana yaramamış Süleyman
Vur davulcu eline üşenme hoppa
Çal zurnacı diline üşenme hoppa
Yedin içtin afiyet olsun
Neler gördün anlat bakalım Süleyman
Tepsiyi biraz da bu tarafa gönder
Müsaade et de bi tadına bakalım Süleyman
Vur davulcu eline üşenme hoppa
Çal zurnacı diline üşenme hoppa
The name of the guy is Süleyman
Listen to me men he's number one
Şarkının burası turistler için
Neden? Because Süleyman is back in town
Kendini yoksa sultan mı sandın
Seninki sade isim benzerliği Süleyman
Bu dünya kimseye kalmamış
Hele bir düşün, sana niye kalsın Süleyman
Vur davulcu eline üşenme hoppa
Çal zurnacı diline üşenme hoppa
Tuti-i Mucize Guyem
Ah tuti-i mucize guyem , ne dersem laf değil
Beli yarim , beli dost
Beli mirim , beli dost
Beli ömrüm , beli dost
Ah çerh ile söyleşemem , ayinesi saf değil
Beli yarim , beli dost
Beli mirim , beli dost
Beli ömrüm , beli dost
Ah ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana
Beli yarim , beli dost
Beli mirim , beli dost
Beli ömrüm ,beli dost
Unutamadım
Dün yine yapayalnız dolaştım yollarda
Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni
Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin
Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni
Yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş
Sen yeni yuva kurarken beni paramparça bölmüş
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni
Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin
Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni
Unutamıyorum
Yıllar sonra yine karşındayım
Bırak biraz yanında kalayım
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum
Duydum bugün evleniyormuşsun
Başkasının oluyormuşsun
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum
Doya doya son bir görmek istedim
Çok yakışmış beyaz gelinliğin
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum
Meraklanma tekrar gideceğim
Aranıza girmeyeceğim
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum
Bense seni unutamıyorum
Bir türlü seni unutamıyorum
Uzun İnce Bir Yoldayım
Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece gündüz gece gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir anda gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece gündüz gece gündüz gece
Şaşar Veysel işbu hale gah ağlayı gah güle
Yetişmek için menzile gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece gündüz gece gündüz gece
Yeni Bir Gün Doğdu Merhaba
Gözlerim kurşun gibi ağır ağır açıldı
Bu sabah merhaba dünya
Penceremdeki güvercin tahta masam boş şişeler
Can dostum çomar merhaba tatlı komşu ayşe teyze
Emekli salih öğretmen yeni bir gün doğdu merhaba
Dostlar merhaba yeni bir gün doğdu merhaba
Yine Bir Gülnihal
Yine bir gülnihal
Aldı bu gönlümü
Sim ten gonca fem
Bibedel ol güzel
Ateşin ruhleri
Yaktı bu gönlümü
Pür eda pür cefa
Pek küçük pek güzel
Görmedim kimsede
Böyle bir dilruba
Böyle kaş böyle göz
Böyle el böyle yüz
Aşıkın bağrını
Üzmeye göz süzer
El aman pek yaman
Her zaman ol güzel
Yine Yol Göründü
Yine yol göründü gurbete güz geldi yapraklar döküldü
Martılar göç etti turnalar süzüldü yine yol göründü gurbete
Köyüme kara kış çökse de aşıklar boynunu bükse de
Desen ki nazlı yar insafa gelse de yine yol göründü gurbete
Acı keder hep bana kardeş,bacı,ana,baba
Benim olsa bütün dünya yetmez ki
Derdimi kimlere söyleyim ben garip Barış'ım neyleyim
Anadan babadan yuvadan uzakta yine yol göründü gurbete
Yol
Uçsuz bucaksız bir yolda
Yürüyorum tek başıma
Herkes hakkını helal etsin
Kalmasın tek bir lokma
Bu yolda ölmek var belkide dönmemek
Ömür bitse bile yol bitmeyecek
Bazen buz gibi bir pınardan
İçiyorum kana kana
Bazen kızgın kumlar üstünde
Yürüyorum yana yana
Bu yolda ölmek var belkide dönmemek
Ömür bitse bile yol bitmeyecek
Dünya hancı biz garip yolcu
Haydi bastır be oğlum
Allah'a bir can borcumuz var
Bir tek ona güven yolun açık olsun
Baki kalan bu kubbede hoş bir seda biliyorsun
Bin'in yarısı beşyüz daha ne düşünüyorsun
Topraktan geldi insan topraktan geldi insan
Yine toprağa dönecek yine toprağa dönecek
İki lokma ekmek için iki lokma ekmek için
Ömür boyu dövüşecek ömür boyu dövüşecek
Yol Verin Ağalar Beyler
Selam olsun ağalar beyler mor sümbüllü alaca dağlar
Yol verin hele bir yol geçeyim
Yol verin yare kavuşayım
Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret
Bekledim tam yedi iklim geçti
Bekledim bağ bahçe bozuldu
Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret
Seherde esen ılık rüzgar hasretliği çekenler anlar
Yol verin hele bir yol geçeyim
Yol verin yare kavuşayım
Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret
Bekledim tam yedi iklim geçti
Bekledim bağ bahçe bozuldu
Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret
Yolla Yarim Tez Yolla
Dağlar aştım hazar eyledim
Her gördüğüm güzele nazar eyledim
Hakikat sofrası kurulunca
Bir salkım üzüme Pazar eyledim
Söylemeye varmıyor dilim
Sazım çalmaz oldu tutmuyor elim
Ben ettim sen eyleme güzelim
Ne olur affet beni allah aşkına
Yolla yarim tez yolla
Oyalı da mendil sar yolla
İki tel kopar saçından
Kınalı da mendil sar yolla
Yolla, yolla, yolla, meleklere ver yolla
Yolla, yolla, Yeter beklettiğin beni allah aşkına
Yolla yarim tez yolla
Oyalı da mendil sar yolla
İki tel kopar saçından
Kınalı da mendil sar yolla
Zehra
Halamın kızı Zehra dostlar başına
Bize sık sık gelir gece yatısına
Bir geçerken uğramıştı tam onsekiz ay oldu
O gün bu gün bizde kalıyor Zehra
Zehra seni çok seviyorum
Bir türlü sana git diyemiyorum
Ama artık anla be Zehra
Zehra seni çok seviyoruz
Bir türlü sana git diyemiyoruz
Ama artık anla be Zehra
Bak işte sulandı gözlerin
Yine dolu dolu bak
İşte bu haliyle ediyor deli deli bak
Kulun olayım kölen olayım
Hemen darılma Hala kızı Zehra
Kulun olayım kölen olayım
Kes ağlamayı hala kızı Zehra
Çayına biber koydum
Çorbasına reçel kattım
Hapşırık tozu serptim hırkasına
Yatağına fare koydum
Dolabına kurbağa
Ama yine banamısın demedi Zehra
Zehra seni çok seviyorum
Bir türlü sana git diyemiyorum
Ama artık anla be Zehra
Zehra seni çok seviyoruz
Bir türlü sana git diyemiyoruz
Ama artık anla be Zehra
Bak işte sulandı gözlerin
Yine dolu dolu bak
İşte bu haliyle ediyor deli deli bak
Kulun olayım kölen olayım
Hemen darılma Hala kızı Zehra
Kulun olayım kölen olayım
Kes ağlamayı hala kızı Zehra
Yatağımı al yorganımı al
Makasımı tarağımı kederimi al
Terliğimi al bardağımı al havlumu çatalımı al
Kulun olayım kölen olayım
Zehra
Bir şu körpe evimin tapusu var
Ne hacet Zehra onuda al
Kulun olayım kölen olayım
Zehra
Konu efe tarafından (18-12-2006 Saat 00:46 ) değiştirilmiştir..
|