Tekil Mesaj gösterimi

Alt 23-01-2008, 21:20   #51 (permalink)
Crystal Heart
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,743
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 12 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


O’nu çok istiyordum. Bir bebeğimin olmasını, bana “anne” demesini, gözümün içine sevgiyle bakmasını…

Oysa evleneli sadece 7 ay olmuştu. Bir çok insana göre hamile kalmak için çok erken sayılırdı. Ama ben kendimi çok hazır hissediyordum. Eşimle aynı fikirde olduğumuzu fark eder fark etmez bebek için harekete geçtik.

Minişimden ilk kez 26.06.2005 tarihinde saat 07.15’te haberimiz oldu. Sabah saat 07.15’e kadar zor dayandım! Eşimden bile gizli bir şekilde uyandım, testi yapmak üzere işe koyuldum. Elimde testle yatak odamıza geri döndüm ve beklemeye başladım. Sözde eşime sürpriz yapacaktım ama öyle sabırsızlanıyordum, öyle heyecanlıydım ki en sonunda canım eşim uyandı ve durumu anladı; derken birlikte beklemeye başladık.

VEEE SONUÇ POZİTİF!

Sevinçle birbirimize öyle sıkı sıkı sarıldık ki... Ama yine de tam anlamıyla sevinemiyordum. Ya test yanılttıysa, ya gerçekten hamile değilsem bu hayal kırıklığını nasıl kaldırırdım.

Doktorumdan hemen randevu aldık ve bebişimin 6.5 haftalık olduğunu öğrendik. Ultrasonda fasulye tanesi kadar bile değildi. Belli belirsiz bir kalp atışı gibiydi. Fakat yine de bizi heyecanlandırmaya yetti. Biz de artık tam anlamıyla çekirdek aile olacaktık. Her şeyden önemlisi 'anne' ve 'baba' olacaktık.

O günden itibaren minişimle ilgili hayaller kurmaya başladık (hala devam ediyoruz). Hayatımız her ebeveyn gibi O’nun mutlu olması üzerine kurulu.

Minik kuşum beni ilk üç ay dışında çok fazla zorlamadı. Ben çalışan bir anne olduğumdan bulantılar ilk üç ay çok zorladı. Toplantıları terk etmek zorunda kaldım, insanların parfüm kokularına dayanamıyordum, sürekli uyumak istiyordum…O dönem kendimi; kucağıma alacağım bebeğin her şeye değer olduğunu düşünerek rahatlattım. Sevgili eşim Okan'ın desteği ve anlayışı olmasaydı sanıyorum her şey daha da zorlaşırdı.

26.09.2005 tarihinde doktorum bir kızımız olacağını söyledi. Karnımım sivri olmasından dolayı bebeğin ‘erkek’ olduğu varsayımında bulunanlar yanıldı (yani bilim bir kez daha haklı çıktı).

O’nun karnımdaki ilk kıpırdayışı, ilk tekmesi, varlığını hissettirmesi olağanüstüydü. Kadın olmanın yüceliğini ve cennetin annelerin ayağının altında olmasının ne demek olduğunu hamileliliğim boyunca anladım.

9 ay boyunca en çok kime benzeyeceğini merak ettim. Doğum nasıl olacak? Sancılar ne derece dayanılmaz olacak? O’nu ilk kucağıma aldığımda neler hissedeceğim? Doktorum doğum esnasında yanımda olacak mı?

Çok zor bir süreç olduğunu bildiğim halde bebeğimin ağlayışını ilk duyanlardan olmayı, dünyadaki milyonlarca kadın gibi normal doğum yapmayı çok istiyordum. Normal doğum konusunda doktorumla hemfikirdik. Fakat bizim bızdık normal doğabilmesi için dönmesi gereken pozisyona bir türlü dönmedi. Son zamana kadar bekledik ama ufaklık ısrarcıydı. Derken doktorum Engin Tolgay’la birlikte doğumun 14 Şubat 2006 tarihinde sezaryenle olmasına karar verdik. En güzel Sevgililer Günü hediyesini saat 13.58’de eşimle birbirimize verdik...

O sadece en güzel Sevgililer Günü hediyesi değil aynı zamanda dünyanın en güzel şeyiydi )) Sevdiğim adamdan, hayatımı adadığım insandan bir parçaydı...

Ameliyathaneden çıktığımda söylediğim ilk şey ‘karnım ağrıyor’, ardından ‘bebeğim nasıl?’ olmuş. O’nu kucağıma aldığımda sadece kokladım. O mis gibi kokusunu içime çektim. Sanırım yaşadığım sürece yavrumun o güzel kokusunu hiç unutmayacağım. Öyle tatlı, öyle şirin, öyle minikti ki... Savunmasız, masum masum uyuyordu. Kucağımdan hiç almasınlar istedim.

O'na baktıkça içimi değişik bir duygu kaplıyordu, içim içime sığmıyordu. Kızıma baktıkça kendimle gurur duyuyordum. Artık ben de “anne” olmuştum. Uzun bir bekleyişten sonra yavrumu kucağıma almıştım. Simsiyah saçları, fındık gibi burnu, iki yanağında da gamzeleri ve çatık kaşları vardı. Gözlerini açamadığı için herhalde çok asabi bakıyordu. Ama şimdi öyle güler yüzlü ki... Güldükçe iki yanağındaki gamzeler gömülüyor.

Bazen gözümün içine o kadar anlamlı bakıyor ki, “Sen olmazsan ben yaşayamam” dermiş gibi…

Annelerin klasik lafıdır: “Beni en iyi anne olunca anlayacaksın”, galiba annem bir kez daha haklı çıktı )) Canım annem, seni öncekinden bin kat daha iyi anlıyor ve seviyorum artık. Gerçekten insana anneden daha yakın hiç kimse olamazmış...

Anneliğin ne kadar müthiş bir duygu olduğunu hissettirdiği, bana Nisa'mı verdiği için Allah’ıma her gün şükrediyorum. Doğumun şekli ne olursa olsun bir canlı dünyaya getirmek gerçekten harika ))

Doktorum Engin Bey size de; insanlığınız, doktorluğunuz ve beni kızıma kavuşturduğunuz için sonsuz teşekkürler.

Canım bebeğim Nisa,
Seni çok seviyorum. İyi ki varsın meleğim. Hoş geldin hayatımıza…

Özlem Arıcan
Söke-Aydın
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla