Tekil Mesaj gösterimi

Alt 23-01-2008, 21:21   #52 (permalink)
Crystal Heart
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,743
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 12 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Merhaba arkadaşlar;

Benim yaramaz oğlum şu anda 19 aylık. Doğum hikayemi yazmak için geç kaldım sanırım. Ama yine de yazmak istedim, çünkü şu son 1,5 ayım, oğlumun rahatsızlığı nedeniyle o kadar zor ve üzücü geçti ki, nedense bebeğimi ilk kucağıma aldığım günler hep aklıma gelir oldu. Belki dedim bunları paylaşırsam o sıkıntılı günlerin acısını üzerimden daha çabuk atarım.

1993 yılı Nisan ayında eşimle, Samsun’dan Sinop’a babaannesini ziyarete geldiğinde ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla tanıştık. Bir nevi yıldırım aşkı desek yalan olmaz… Ama o zamanlar o kadar genç ve hovardaydık ki, ikimiz de içten içe bu ilişkiye birkaç ay ömür biçiyorduk. Ama öyle olmadı…

5 yıllık bir arkadaşlığın ardından, 2 yılda nişanlı kaldık. O kadar sabırlı bekleyişten sonra 15 Temmuz 2000 tarihinde nihayet birbirimize kavuştuk. Tabi bu arada benim yaşım 27’ye ulaşmıştı. Ama yinede hemen bebek yapmak istemedik. Biraz birbirimizi, evimizi, özgürlüğümüzü doya doya yaşayalım istedik.

En nihayetinde hamile kalmaya karar verdim ve denediğimiz ilk ay da hamile kaldım. Sağlık ocağında yaptırdığım testin sonucunu, eşime telefonla haber verdiğimde neredeyse dili tutulmuştu. Hamile olduğumu öğrendiğimin 3. günü kanamam başlayınca hemen Opr. Dr. Çetin Kirezli’ye gittik.

Çetin Bey düşük tehlikesi nedeniyle, beni hemen hastaneye yatırdı. Hiç unutmam; gece saat 24:00 sularıydı. O kadar çok korkuyor ve tir tir titriyordum ki. Ama malesef 4. gün bebeğimi kaybettim. Bu olay beni yıkmıştı. Günlerce ağladım. Hep buna bir sebep aradım ama sonunda öğrendim ki düşük olmasına bazen sebep bile yokmuş.

Bu yaşananlardan sonra ‘panik atak’ hastası olduğum. 6 ay tedavi gördükten sonra, bir 6 ayda vücudumun ilaçlardan arınması ve dinlemesi için de bekledikten sonra tekrar hamile kalmaya karar verdim. Ama o korku hiç kalbimden silinmemişti.

Denememizin 2. ayında, 3 Ocak 2004 tarihinde hamile olduğumu yine aynı Sağlık Ocağında öğrendim ve yine hemen eşime telefonla haber verdim.

Gerçekten çok mutluyduk ama bir o kadar da korkuyorduk. Sanki aynı şeyleri tekrar yaşayacakmışız gibi geliyordu. Hemen hemen 15 günde bir Doktorumuz Çetin Bey’in kontrolünde rahat ama zaman zaman biraz da ne olduğu bilmememiz nedeniyle, heyecanlı günler geçirdik.

Mesela; bebek uzun süre kıpırdamayınca, ağrılarım, şişlerim olunca, hafif tansiyon problemlerim olunca çok telaşlanıyorduk. Doğrusu bu telaşe de hamileliğimin tadını çıkaramadım. Bu konuda çok üzgünüm, inşallah ikinci hamileliğim de birazda tecrübeli olmanın rahatlığıyla da hamileliğimin tadını çıkarmaya çalışacağım.

En sonun da büyük gün geldiğinde o akşam çok az uyuyabildim. Neredeyse 4,5 aydır hazır olan doğum çantamı beklide 20. defa kontrol ettikten sonra Hastaneye yattım. Benim kendi tercihim ve panik atak hastası olmam sebebiyle sezaryene karar verilmişti.

O gün öğlen olmuştu, daha ameliyata girememiştim. Benden beklenmeyecek şekilde korkusuz, soğukkanlı ve heyecansızdım. Tüm ailem, arkadaşlarım oradaydı ve bu kadar sakin olmama şaşırıyorlardı. Zaman zaman ben onları yatıştırıyordum. Artık sabırsızlanmaya başlamıştım, bir an önce uzun zamandır yollarda olan küçük misafirimi ağırlamak istiyordum.

Sonunda ebe geldi ve hemen o arkanızı açıkta bırakan buruşuk ameliyat önlüğünü giydirdi. En çok korktuğum sonda olayını da, ebenin tecrübeli elleri sayesinde hafif bir ağrıyla da atlattım. (Daha sonra öğrendim ki idrar yollarımda iltihap olduğu için ağrı yapmış)

Günlerden 18 Ağustos 2004 Çarşamba, saat 13:20 ve ben tüm sevdiklerime el sallayarak ameliyathaneye gidiyorum. Büyüklerimin dua ettiklerini görüyorum, eşim neredeyse ağlayacak ve yol boyunca bir elimi annem bir elimi eşim tutuyor. Kendimi orada zor tuttuğumu hatırlıyorum.

Birden bir yığın endişe kafamda dolanmaya başlamıştı. Acaba her şey yolunda gidecek mi? Bebeğim sağlıklı olacak mı? Ben ayrılabilecek miyim? Ameliyathaneye girip de Dr. Çetin Kirezli’yi görünce bütün endişelerim silindi. Önce ellerimi ayaklarımı bağladılar, sonra karnıma soğuk bir şey döktüler, göğsüme bir şeyler yapıştırdılar, damar yolu açtılar ve serum taktılar. Tansiyonu ölçtüler, her şey normaldi ve evet narkoz verilmişti.

Sadece “gözlerim kararıyor” dediğimi hatırlıyorum. Gözlerimi koridorda açtım, tavan lambalarını görüyor, konuşmaları duyuyordum, birde bana merak ve endişeyle bakan gözleri. “Ben iyiyim” demek istiyordum ama mümkün değil ağzımı açamıyordum.

Beni yatağa yatırdılar, başımın altından yastığı aldılar, bir yandan bebeğimin sesini duymayı bekliyor, bir yandan da şu dayanılmayacak ağrılar dedikleri şey ne zaman başlayacak diye düşünürken, annem “işte bak oğlun” diyerek bana Tan Bartu’yu gösterdiğinde duyduğum heyecan ve mutluluğu tarif bile edemem.

3kilo 600gr, 50 cm boyunda sağlıklı kırmızı yüzlü, ensesine kadar kara saçları olan, kara gözlü bir oğlum olmuştu. Sürekli ellerini emmeye çalışıyor ve arada da sanki “burası neresi?” dermişçesine etrafına bakıyordu.

Bu arada benim ağrılarım hafif hafif başlamıştı. Hemşire ağrı kesici iğne vurdu. Ama hiçbir zaman dayanılmayacak kadar değildi. En fazla 30 dk. ağrım oldu ve benim için adet sancısından pek bir farkı yoktu. Yaklaşık 2 saat sonra kendi kendime doğruldum, bir sonraki sabah kendi başıma kalkıp gezdim. 3. günü taburcu olduk ve 4. gün kendi kullandığım arabayla dışarıya bile çıktım.

Bu sezaryen konusunu büyüten arkadaşlara duyurulur; sezaryenle ilgili hiç bir problemim olmadı ve bu konuda sağlıklı bir tercih yaptığıma inanıyorum.

Bebeğimi ilk emzirdiğim anı hiç unutmam, ilk başlar da zorlandı ama sütüm vardı ve bebeğimde iştahlıydı. O küçücük bebeğin benim ve eşimden minik bir parça olduğuna inanamıyordum. Onu ilk emzirdiğimde şunu anladım ki anne ve bebeği arasında her zaman özel bir iletişim, özel bir bağ var. Başka hiç kimseyle yaşanmayacak, paylaşamayacak kadar özel bir bağ...

Ve bir şey daha anladım ki, Tan Bartu beni kadın yapan erkekti. Şimdi gerçekten kadın olmuştum.

Annelere sevgiler, bebeklere öpücükler...

Ebru Karaali
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla