Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Pembeden Siyaha

 Edebiyat Katagorisinde ve  Deneme/Hikaye Forumunda Bulunan  Pembeden Siyaha Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Güz mevsiminin ilk günleri, kara bulutların dansından çıkan damlalar tek tek ıslatıyor sokak parkelerini. Böyle bir sabahın ilk ışıklarında daracık ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Kültür / Sanat > Edebiyat > Deneme/Hikaye

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-10-2008, 00:45   #1 (permalink)
KooooLpa
 
Alvertis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 1,002
Tecrübe Puanı: 3 Alvertis is on a distinguished road
Standart Pembeden Siyaha


Güz mevsiminin ilk günleri, kara bulutların dansından çıkan damlalar tek tek ıslatıyor sokak parkelerini. Böyle bir sabahın ilk ışıklarında daracık pencereden yaşlı iki göz bakıyor, çakır mavisi iki göz. Sanki yıllara meydan okurmuşçasına ufka dalıyor, kendini huzurlu hissedebilmek için böyle bir havada.
Saat sabahın 7’si oldu. Ev milleti uyandı. Köy işi bir sofra etrafında herkes toplandı. Yemekte konuşulan tek şey eğitimdi. İlk önce Serhat’ın babaannesi sordu:
- Evladım ne yapacaksın koca şehirde tek başına?
- Bilmiyorum babaanne bir çaresine bakarız, hem orada kasabadan Fahri Amca’nın tanıdığı birileri varmış onlar yardım ederler.
Serhat okumak için, hayallerini kurduğu doktor unvanı için İstanbul’a gidecekti. Herkes onun doktor olmasını istiyor ama kimse ondan ayrılmak istemiyordu. Özelliklede çocukluktan beri sevdiği olan Burcu.
Serhat tüm işlemlerini tamamlamış, iki gün sonra başlayacak olan fakülteye gitmek üzere İstanbul’a yerleşecekti. Artık ayrılık zamanı gelmişti. Sevdiğini son kez görebilmek için küçük odasından aşağıya inerek bahçeden ahşap evine şöyle bir baktı, eski güzel anılarını tazeledi. Gıcırdayan bahçe kapısını yavaşça açarak dışarıya çıktı. Geceden beri yağan yağmur kesilmiş, sokaklar hala ıslaktı. Sarı sonbahar yaprakları arasında yürüyerek iki sokak arkadaki Burcu’nun evine gitti. Onunla o kadar iyi anlaşıyorlardı ki gelecekleri için tüm planlarını yapmışlardı pembe günlerde. Neredeyse her şeyi konuşmuşlardı. Hatta evlendikten sonraki doğacak olan çocukları kız olursa adına Burcu ve Serhat’ın isimlerinin ilk iki harflerinin birleşimi olan Buse vereceklerdi.
Artık Serhat kasabadan ayrılmak üzere otobüs garajına gelmişti. Herkesin gözleri sevinçten dolmuştu. Babaannesi :
- “Ne ağlıyorsunuz be !!! Oğlumuz okuyup doktor olmaya gidiyor savaşa değil.” diyerek onu mutlu göndermek istiyordu.
Muavinin üçüncü uyarısından sonra Serhat otobüse binmişti. Ayrılmak zordu onun için, doğup büyüdüğü yerlerden uzak yerlere okuyabilmek için gidiyordu. İçinde okuyacak olmanın sevinç ve heyecanı, sevdiklerinden ayrılmış olmanın da verdiği burukluk vardı. On iki saatlik bir yolculuktan sonra İstanbul’a gelmişti, artık geri dönüş yoktu. (...)
Fakülteye başladı, ilk aylar biraz zorluk çektikten sonra bu yeni yerlere, insanlara, yeni kültür ve medeniyete alışmıştı. Ailesi ve sevdiklerinden aldığı haberler onun bu yabancı yerlerdeki tek sığınağıydı. İlk yarıdan sonra memleketine gidecekti, daha dört ay vardı tatile ama sayılı gün çabuk geçer umuduyla bekledi. Sınavları, vizeleri ve dersleri vermiş olmanın mutluluğu yanı sıra kalbindeki o acı, sevdiklerinden haber alamamasıydı.
Nihayet kış tatili gelmişti. Artık memleketine gitmek istiyordu ama onun bu isteğine gölge düşüren bir haber geldi kulağına “Anadolu’daki yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle köy yolları kapandı. Karların erimesi bir ay sürer” haberi. Serhat’ın hevesi artık yaz tatiline kalmıştı. Haber alamadıkça deliye dönüyor, hiçbir şeyi umursamıyor ve kendi kendini avutuyordu. “Kar yolları kapamış, iletişim ve haberleşme araçları kesilmiştir” diyerek sakinleşiyordu. Ona destek olan tek şeyde artık yoktu.
Havaların gittikçe ısınmasına rağmen hala ne arayan vardı nede soran. Hiçbir iletisine cevap gelmiyordu. Gittikçe içinde bir sıkıntı oluştu Serhat’ın. İlk senesinin bitmesine bir ay kala dayanamadı ve memleketine döndü hiçbir şeyi önemsemeyerek. Vardığında endişeliydi. Gıcırdayan bahçe kapısını vurarak eve girdi. Tüm meraklı gözleri üzerinde toplamıştı özelliklede çakır mavileri.
Hepsini iyi görmüştü ama neden böyle olmuştu, neydi kötü olan? Evdekilerle uzun uzun konuştu her şeyi anlattı ve dinledi. Biraz sakinleşmişti. Ancak kendisi için en acı haberi daha almamıştı. Endişe ve telaşın süzgecinden geçmeden gelen bir ışık belirdi kafasında. Heyecanından titreyen sesiyle babaannesine:
- “Burcu nerede babaanne?” diye sordu.
O yaşlı, mavi gözler torununu süzerek derinden bir iç çekti ve her şeyi anlattı. Babasının zoruyla, bir miras davası yüzünden zengin bir adamla evlendirilmiş. Serhat’ın bu kadarını duyması onun içindeki sıkıntıyı tanımlamasına yetti. Karanlığa kılıcını çeken bir savaşçı gibi lanet etti haykırarak o pembe günlere. Artık onun için her şey karanlıktan daha siyahtı. Neşe dolu zeki çocuk artık yoktu. Fakülteyi bırakıp kendini çaresizliğe ve alkole verdi. Kimsenin çabası onun bu derdini çözmeye yetmedi. Serhat aylar yıllar geçmesine rağmen bu olayın acısını sanki dün yaşanmış gibi içinde saklıyordu.
Acı haberi almasının üzerinden üç yıl geçmiş, bir iş için komşu kente gitmişti. En kalabalık caddelerden birinde yürürken inanamayacağı oluyor ve eskiden her şeyi olan o kişiyi, içinden atamadığı Burcu’yu görüyordu. İnanamadı acaba o muydu? Hemen kendini onun görmemesi için ara sokağa attı ve arkasından göz yaşları içinde seyretti. Bu O’ydu. Nasıl unutabilirdi ki? onu, yanağından süzülen göz yaşları ile gizlice izledi. Şehir merkezinde lüks bir apartmanda oturuyordu. Serhat’ın aklında şu sözler vardı:
“Az önce yolda rastladım eski sevgilime, kalbim hala ona bağırıyordu. Elinden tuttuğu birde çocuk vardı. O an çocuk kurtuldu, kaçtı elinden, ona benim ismimle çağırıyordu.” (...)
Günler sonra Burcu’nun posta kutusuna altında “bir dost” yazan bir mektup bıraktı. Serhat’tan bir daha haber alınamadı...
Titreyen bir el yazısıyla yazılmış, göz yaşlarıyla ıslanmış kağıtta söyle yazıyordu:

“Sensiz olduğum için üşüyorum, ellerim yine soğuk. Sensizliğin verdiği acıyı gizlemek için yüzümde, kapatıyorum o soğuk ellerimi yeşil gözlerime. Yoksun, mutsuzum, senden bir haber yok, sen yok. Güneşim gitti, su damlaları yitti. Artık parlak olamayan bir ışık var etrafımda sadece akan göz yaşlarımı aydınlatıyor. Onları son kez görebilmen için, evet görebilmen için...”
Alvertis isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evini siyaha boyadı komşuları rahatsız oldu Crystal Heart Magazin Haberleri 0 13-01-2008 12:36


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.5
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208