KooLpa Yaşam Katagorisinde ve Dini Konular Forumunda Bulunan Abdullah bin Ömer (ra) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Adalet timsali büyük halife Hazreti Ömer’in (ra) dokuz evlâdından en meşhuru olan Abdullah, babasıyla birlikte Mekke’de İslâm’la şereflenmiş, daha sonra ...
|
|||||||
| Üye ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
|
KoooLpa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: evde :p
Yaş: 28
Mesajlar: 681
Tecrübe Puanı: 4
![]() |
Adalet timsali büyük halife Hazreti Ömer’in (ra) dokuz evlâdından en meşhuru olan Abdullah, babasıyla birlikte Mekke’de İslâm’la şereflenmiş, daha sonra küçük yaşına rağmen Medine’ye hicret etmiştir. Bedir, Uhud hariç tüm gazâlara katılmıştır. Hazreti Abdullah, genç yaştan itibaren sünnete büyük bir dikkat ve titizlikle sarılmış, aynı dikkat ve titizlikle de bid’at ve hurafelerden kaçınmıştır. Kendisine Resûlullah’ı o derece örnek edinmiştir ki, Resûlullah gibi yürümeye, O’nun gibi yaşamaya O’nun tavır ve hareketlerini aynen tatbik etmeye başlamıştır. Hatta, Resûlullah’dan sonraki hayatında Resûlullah’ın dibinde namaz kıldığı ağacın altında o da namaz kılmış, nerede oturmuşsa orada oturmuş, nerede hızlı yürümüşse orada hızlı yürüyerek sünneti aşk derecesinde aynen takip etmeye gayret etmiştir. Âl-i İmrân Sûresi’ndeki, “Malınızın en iyisini Allah (cc) için vermedikçe imanın kemâl noktasında olamazsınız.” mealindeki âyete gönülden bağlanmış, kendine en cazip ve sevimli gelen malından muhtaçlara vermeye ve Allah yolunda infâk etmeye nefsini iyice alıştırmıştır. En kıymetli köle ve cariyelerini dinî hayatı tam yaşayıp ibadetini eksiksiz ifa etmeye gayret eder görünce, hemen hürriyetine kavuşturur, serbest bırakırdı. Bu âdetini bilenler, namaza yönelip, mescide devama başlamışlar, akabinde de serbest bırakılmışlardı. Çevresinden kendini ikaz edenler, “Ey Abdullah, haberin ola ki, bunlar serbest bırakılmak için mescide devam edip, ibadette bulunuyorlar. Yâni seni aldatıyorlar.” demişler, ancak Hazreti Abdullah, “Biz Hak ile aldatılmaya razıyız!” diye cevap vermiştir. Bilmeden aldanmayı ahmaklık sayan âlimler, bilerek aldanmayı fazilet ve feragat saymışlardır. Nitekim onun bu tutumundan nice yanlış düşünceliler insafa gelip, İslâmiyet’i gönülden yaşamaya başlamışlardır. Zalim Haccac’a hakkı haykırdı O, zalim Haccac’a karşı da hakkı söylemekten çekinmemiştir. Zamanın Halifesi Abdülmelik, kendi adamı olan Haccac’ı ikaz etmiş, “İbni Ömer’e itaat et, onun peşinden git.” demiştir. Haccac ise, bundan rahatsız olmuş, her fırsatta onu bertaraf etmenin planını kurmuştur. Bir defasında Haccac, cuma hutbesini son derece uzatmış, ikindi namazı vakti yaklaşmıştı. Cemaat içinden sesini yükselten Abdullah, “Ey Haccac, güneş seni beklemez.” diyerek vaktin geçtiğini imâ etmişti. Gazaba gelen Haccac ise, “Şimdi senin boynunu vuracağım geliyor, ne karışıyorsun?” demiş. Haccac’ın bunca zulüm ve fıskına rağmen onun arkasında cemaat olup namaz kılan Abdullah, günahkâr imâmın arkasında namaz kılmanın caiz olduğuna delil teşkil edecek uygulamada bulunmuş, bu husustaki hadîslere de fiilen açıklık getirmiştir. Hazreti Abdullah 2630 hadîs rivayet etmiş, Buhari ve Müslim’de 280’i zikredilmiştir. Kendisinin hızını kesen bir müessir zât olarak gördüğü Abdullah’ı bir türlü bertaraf edemeyen Haccac, nihayet bir hile düşünerek onu tatbik safhasına koymuş; mızrağının ucundaki demire zehir sürdürmüş, hac izdihamı sırasında da bu ucu zehirli mızrağı Abdullah’ın ayağı üzerine saplatarak zehirlenip şehâdetine sebep olmuştur. Allah’ım bana Cennet’ini nasip et! Hicri 73’teki şehâdetinin ardından Haccac da günden güne itibârından düşmüş, sıhhati kötüleşmeye başlamıştır. Abdullah bin Ömer’in ehl-i cennet, olduğuna dâir rivayetlerden birini İmam-ı Şa’bî şöyle bir hâdiseyle ifade eder: Bir gün Kabe’nin yakınında Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyir, Mus’ab bin Zübeyir ve Abdülmelik bin Mervan oturmuşlar konuşuyorlarmış. İçlerinden biri demiş ki: “Şu mukaddes yerde oturuyoruz. Kalkıp Kâ’be’yi tavaf edelim, bu esnada Allah’tan ne isteyeceksek isteyelim. Ola ki, Rabb’imiz duamızı kabûl eder.” Hicrette en önce dünyaya gelen olduğundan ilk duayı Abdullah bin Zübeyir yapmış; “Ya Rab, beni Hicaz’a hakim yapmadan öldürme.” demiş. Bundan sonra kardeşi Mus’ab’a sıra gelmiş, o da; “Yâ Rab, beni Irak’a hâkim kılıp, Hazreti Hüseyin’in kızı Sükeyne’yi nasip etmeden öldürme.” demiş. Abdülmelik de, “Yâ Rab, kimsenin ayaklanmayacağı bir hilâfet hâkimiyeti nasip eyle bana.” diye yalvarmış. Sıra Abdullah bin Ömer’e gelince, ellerini açıp da şöyle dua etmiş: “Yâ Rab, ben bunların istedikleri hizmetlerden hiçbirine talip değilim. Beni cennete lâyık amel işlemedikçe huzuruna alma!” Şa’bî, şöyle devam ediyor: “Vallahi bu gözlerim bunların hepsini de gördü. Her biri istediğine açıkça nail oldu. Sadece Abdullah duruyor şimdi. Şüphem kalmadı ki, o da ehl-i cennettir.” AHMED ŞAHİN |
|
|
|
| Sponsor Linkler | |
|
|
|
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) |
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ömer Lütfi Akad | denemes | Sinema | 0 | 24-01-2008 21:11 |
| Hz. ÖMER‘İN SON SAATLERİ | Crystal Heart | Dini Konular | 0 | 27-05-2007 22:02 |
| Kaşağı / Ömer Seyfettin | KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN | Edebiyat | 0 | 18-04-2007 00:12 |
| Dârendeli Ömer Rızâî Efendi | KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN | Dini Konular | 0 | 15-02-2007 00:40 |
| Hz. Ömer (ra) vazifelerinin şuurundaydı | n_e_s | Dini Konular | 0 | 08-12-2006 16:25 |
Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.