KooLpa Yaşam Katagorisinde ve Dini Konular Forumunda Bulunan Kurban Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kurban teslimiyettir İbadetler, Rabbimizin emri olduğu için yapılır. Allah (celle celâluhu) emir verir, biz de kulları olarak bunu yaparız. Fakat ...
|
|||||||
| Üye ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
|
KoooLpa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: evde :p
Yaş: 28
Mesajlar: 681
Tecrübe Puanı: 4
![]() |
Kurban teslimiyettir İbadetler, Rabbimizin emri olduğu için yapılır. Allah (celle celâluhu) emir verir, biz de kulları olarak bunu yaparız. Fakat âmir olan Cenab-ı Hak, aynı zamanda hakîmdir. Yani emrettiği her şeyde hikmet de vardır. Allah’ın emri ile yaptığımız kurban ibadetinin de bildiğimiz bilemediğimiz sayısız hikmetleri vardır. Şimdi onlardan bazılarını hatırlayalım. Kurban, kulun Rabbine teslimiyetini ifade eder. Bu teslimiyet, Hz. İbrahim ve İsmail ile zirveleşerek sembolleşmiştir. Hz. İbrahim oğlunu, kurban etmek üzere şimdiki Harem-i Şerif’in bulunduğu yere getirdiği an ne kadar mütevekkildir! Bu sabır ve teslimiyet insanı, Mekke’ye oldukça yakın bir yer olan ve asırlar sonra Nebiler Serveri’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) Medinelilerden el sıkıp biat alacağı “Akabe” mevkiinde oğlunu kurban etmek için yatırırken, içinde sorumluluğunu yerine getirmeye ciddi bir niyet ve kararlılık vardı. Oğlu da tam bir peygamber oğluna yakışan teslimiyet içinde, “Ey babacığım! Sana emrolunanı yerine getir.” (Sâffât, 37/102) demekteydi. Zaten, Kur’an’da Hz. İbrahim’in karakterini takip ettiğimiz hemen her yerde, bu engin teslimiyet ve tevekkülünü görürüz. Öyle ki, onda ne sabırsız bir tavır, ne de hesabı ve muhasebesi yapılmamış bir davranış görülebilir. Hadisenin devamını Kur’ân şu ifadelerle anlatır: “Her ikisi de Allah’ın emrine teslim olup, İbrâhim oğlunu şakağı üzere yere yatırıp, Biz de ona: “İbrâhim! Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk).” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz! Bu, gerçekten pek büyük bir imtihandı. Oğluna bedel ona büyük bir kurbanlık verdik. Sonraki nesiller içinde ona da iyi bir nam bıraktık; ki o da, bütün milletler tarafından şöyle denilmesidir: “Selam olsun İbrâhim’e!” Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!” (Saffat, 37/103-110) İşte bizler de müminler olarak bu önemli hadisenin anısını Rabbimize teslimiyetimizin bir ifadesi olarak kestiğimiz kurbanlarımızla her sene tazeliyoruz. Kurban yardımlaşmadır Toplumdaki sosyal dayanışmanın temin ve devamı, tabakalar arasında uçurumların meydana gelmemesine ve kitleler arasında kavgayı körükleyecek boşlukların bırakılmamasına bağlıdır. Yani zenginle fakirin arasındaki bağ ve irtibat kopmamalıdır ki, o toplumda karışıklık ve huzursuzluk meydana gelmesin. Toplumdaki sosyal tabakalar arasında bu irtibatı temin eden en önemli dinamik, her türlü yardımlaşma prensipleridir. Bu yardımlaşmalardan birisi de hiç şüphesiz kurban ibadetidir. Yıl boyunca evine et alamayan pek çok insan vardır. Kurban kesen kimse, kurbanını ihtiyaç sahibi kişiyle paylaşarak onun da et ihtiyacının giderilmesine vesile olur. İşte bu manada kurban; toplumda kardeşlik, yardımlaşma, fedakârlık ve dayanışma ruhunu mayalar ve geliştirir. Bu şekilde fakir de kendisinin zenginler tarafından gözetildiğinin farkına varır ve Rabbine şükürle iki büklüm olur. Ekonomik hayat canlanır Kurban, toplumun tamamını kucaklayan potansiyel bir güç kaynağıdır. Onunla ekonomik hayat canlandığı gibi yine onun takdim ettiği imkanlarla, maddeye ihtiyacı olanların ihtiyaçları giderilerek içtimai bir dengelenme söz konusudur. Kurbanlık hayvanları yetiştirenler, alanlar, satanlar, nakliyesini ve kesim işini yapanlar, derisini alıp satanlar, kasaplar, yem tüccarları vs. birçok insan bu vesile ile para kazanmakta ve geçimini temin etmektedir. Sevap toplama kampanyası Kurban kesmenin sevabını soran sahabeye Peygamber Efendimiz, “Kurbanın her bir kılı için bir sevap vardır.” buyurmuş; sahabe tekrar, “Ey Allah’ın Resûlü, kesilen kurban yünlü ise (koyun, kuzu gibi), sevabı nasıl olacak?” diye sorduğunda Aleyhissalâtu Vesselâm, “Yünün her bir kılı için de bir sevap vardır!” cevabını vermiştir. Yine başka bir hadislerinde Allah Rasulü, Allah rızası için kesilen kurbanın ahirette geçilmesi çok zor olan sırat köprüsünde sahibi için bir binek vazifesi göreceğini müjdelemektedir. Bunun gibi kurban kesmekle alakalı daha pek çok sevap ve hikmet sıralanabilir. Ancak bütün bunlar, hikmet çerçevesi içinde kendisine yaklaştığımız, hakiki hikmetin bir kısım sızıntılarından ibaret olabilir. Bize düşen ubudiyet anlayışı ve kulluk havası içinde, Rabbimizden gelen emirlere teslim olmak ve itaat etmektir. Gayemiz Allah’ın rızası olmalı Ülke olarak dünyadaki her türlü yardım faaliyetine elimizden geldiğince koşmalıyız. Bilmeliyiz ki ülkemizin ve sivil toplumun bu sayede önü açılacaktır. Milletimiz, nasıl bir millet olduğunu dünyaya gösterecektir. Yıllardır önüne perdeler konan insanlığımızı cihana tanıtacaktır. İşadamlarımız o ülkelerde birtakım yatırım imkanlarına kavuşacak ve dünyaya açılacaklardır. Elbette ki evvel-âhir niyetimiz Allah rızasıdır. Ama Rabbimiz, büyüme yolundaki bu milletin önünü de bir şekilde açacak ve onu mukadder ikbâline doğru yürütecektir. Bu yüzden, bütün bu tür hayırsız gibi görünen olayları hayra yorup, ölüden diri, şerden hayır çıkaran Rabbimize sığınmalı ve ülkemiz için yeni ve hayırlı ufuklar açmasını yine onun rahmetinden dilemeliyiz. “Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey, hakkınızda hayırlı olabilir!” (Bakara, 216) buyuran yine O’dur. Biliyoruz ki sadakalar belâyı def ederler. İşte önümüzde kurban var. Bir yanda da muhtaç insanlar var. Bizler kurbanlarımızı, adeta birer sadaka mâhiyetinde bu insanlara sunarsak, Allah yeryüzünden, daha büyük belâları kaldıracak, daha fazla canlar yanmayacak ve bu kurbanlar daha başka kurbanların önünde set oluşturacaklardır inşallah. Ülke ve dünya çapında eğitim vs. güzel hizmet ve faaliyetlerle kendilerini ispatlamış Günümüzün Karasevdalıları’nın, bu sıkıntılı günlerde, muhtaç durumdaki insanlara maddî-mânevî yardımları yetiştirme ve kendilerine yeni bir hizmet alanı oluşturma heyecanı içinde bulunmaları ne büyük bir mutluluk kaynağıdır!
__________________
Şudur ki sözün kısası Herşeyin var bir sırası Bulunur derdin devası Biraz sabret sabret gülüm |
|
|
|
| Sponsor Linkler | |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
KoooLpa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: evde :p
Yaş: 28
Mesajlar: 681
Tecrübe Puanı: 4
![]() |
Hangi hayvanlar kurban edilebilir? Kurban, Yüce Allah’ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel hayvandır. Kurban Bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için kesilen kurbana “udhiyye”, bunu kesmeye de “tadhiye” denilir. Hanefi mezhebine göre Kurban Bayramı’nda ibadet niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu olmayan), müslim ve zengin kimseye vacibdir. Zenginden maksat, temel ihtiyaçlarından başka, artıcı olsun olmasın, 85 gram altın edecek mala sahip olan, fitre vermekle yükümlü olan kimselerdir. Kurban kesme günlerinde kurban kesmeye gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse, buradaki vücub üzerinden düşmüş olmaz. Vacib olan kurban görevi, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır, Yüce Allah’ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevaba ulaşmak ve birtakım belâlardan korunmaktır. Şu gerçek de bilinmeli ki, insanların ihtiyaçları için yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar yararlanıyor. Kurban Bayramı’nda ise Hak rızası için birçok hayvan kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de yararlanıyor. İktisadî olan mesele, dinî ve ahlâkî bir mahiyet kazanıyor. Şahıs menfaati yerine toplumun menfaati bulunmuş oluyor. Bunun için kurban kesilmesi, İslâm’a ait insanî ve sosyal büyük bir fedakârlık demektir. Kurban kesilmekle, kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz; çünkü kurban kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o günlerde aynı miktar hayvan kesilmiş olur. Kendi zevkleri için her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin, senede bir defa Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçlar yararına olarak kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri, doğrusu büyük bir düşüncesizliktir. Hayvanın erkek veya dişi olması önemli mi? Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilebilir. Mandalar da sığır cinsindendir. Bunların erkekleri ile dişileri eşittir. Ancak koyun cinsinin erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği ile dişisi kıymetçe eşit olsalar da dişisini kesmek daha faziletli olur. Aynı şekilde devenin veya sığırın erkeği ile dişisi et ve kıymet bakımından eşit olsalar da dişisinin kurban edilmesi daha faziletlidir. Koyun ile keçi ya birer yaşını doldurmalı veya koyunlar yedi-sekiz aylık olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli bulunmalıdır. Deve, en az beş yaşını, sığır da en az iki yaşını bitirmiş bulunmalıdır. Tavuk; horoz ve kaz gibi evcil hayvanlar kurban olamaz: Bunları kurban niyeti ile kesmek tahrimen mekruhtur. Çünkü bunda Mecûsîlere benzeyiş vardır. Etleri yenilen vahşî hayvanlar da kurban edilmez. Koyun ve keçiden her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Bir deve veya bir sığır, bir kişiden yedi kişiye kadar kimseler için kurban edilebilir. Ancak bu ortakların hepsi Müslüman olup her biri kendi hissesine malik olmalı ve Allah rızası için bir ibadet niyeti taşımalıdırlar. Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, uyuz ve deli olmasında, doğuştan boynuzlu veya boynuzsuz veya boynuzunun azı kırık bulunmasında, kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının uçlarından kesilip sarkık bir halde bulunmasında, dişlerinin azı düşmüş olmasında, cinsel organı bulunmamasında, burulmuş olarak bulunmasında bir sakınca yoktur; bu hayvanlar kurban edilebilirler. İki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası veya memelerinin başları kopmuş, kulakları veya kuyruğu yaratılışında bulunmayan bir hayvan kurban olamaz. Kurbanın semiz olması daha faziletlidir. Kemikleri içinde iliği kalmamış derecede zayıf veya aksak, ayağını yere basıp kesileceği yere gidemeyecek kadar topal veya aşikâr bir halde hasta bulunan bir hayvan da kurban olamaz. Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda yukarıdaki kusurlardan biri sonradan meydana gelse yerine başkasını alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban böyle kusurlanırsa yine kurban olarak kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kurban kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise genişlik ve kolaylık vardır. (Üç imama göre, zengin için de yeterli olur. Başkasını almaya gerek yoktur.) Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse başkasını alması gerekmez. Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolduktan veya çalındıktan sonra yerine başkası kurban edilmiş olsa ve ondan sonra da kaybolan kurban bulunsa bunu da kesmesi gerekmez. Çünkü üzerine düşen vacibi yerine getirmiştir. Fakat bu duruma düşen fakirin o bulunan kurbanı kesmesi gerekir; çünkü fakirin satın aldığı kurban, kurban olmak üzere belirlenmiştir; kendisine vacib olmadığı halde, bunun kurban olmasını kendisine gerekli kılmıştır. Kurbanlık bir hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Çünkü yavru anasına bağlıdır. Eğer yavru kesilmeyip satılırsa parasını sadaka olarak vermek gerekir. Kurban, İslam’ın sembolüdür “Kurban, İslâm dininin şeâirindendir (sembolüdür)” ne demektir? Cenâb-ı Hakk, Kevser Sûresi’nde, “Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes.” buyuruyor. Bu âyet-i kerimedeki “namaz”dan maksat bayram namazı, “kesmek”ten kasıt da, kurban kesme günlerinde kesilen hayvanlardır. Başka bir âyet-i kerimede ise, kurbanlık develerden şöyle bahsedilir: “Kurbanlık develeri de size, Allah’ın şeâirinden kıldık.” (S. Hac, 36) “Şeâir”in mânâsı, Allah’ın dininin alâmeti, işâreti olan hususlardır. Pek çok şey alâmetleri ve işâretleri ile tanınır; bunlar hiç terk edilebilir mi? Hâl böyle olunca yapılacak iş; kurbanı kesmemek için bahaneler aramak yerine, kesebilmek için çareler aramak olmalıdır. Kurban vecîbesinin yerine getirilmesi; hak yolundaki fedâkârlığın bir nişânesi, Allah Teâlâ’nın verdiği nimetlere karşı kulun bir şükrânesidir. Ayrıca günahların bağışlanmasını dilemektir. Bunların neticesi olarak da sevâba nâil olmak ve birtakım belâlardan korunmaktır. Kurban ve İbrahimî kulluk Biz tekbirlerle kurbanlarımızı keserken Mina, hacılarımızı ağırlıyor olacak. “Arafat vakfesi” ile günahlarından arınmış, “Müzdelife” ve “Meş’ari’l Harâm” da zevk ettikleri duygularla doyduktan sonra, teslimiyetin Hz. Halilürrahman boyutunu canlandırmaya namzet olmuş, değişik renk ve ırklardan milyonlarca insan aynı duygu ile tekbir getirerek Mina’ya akacak. Hacca gidememiş müminler, tekbirleriyle semayı çınlatıp, hüccâcın, dar mekanda canlandırdığı manayı dünya ölçeğine taşıyacaklar. Ve gökkubbe, kucağını, “İnsanlar içinde haccı ilan et. Gerek yaya olarak gerek yorgun develer üzerinde vadiler aşarak sana gelsinler.” emr-i sübhanîsine, hacıların verdiği “lebbeyk allahümme lebbeyk...” cevabıyla doldurarak, İbrahimî kulların çağrısının, aradan binlerce yıl dahi geçse tesirini kaybetmeyeceğine, kainat çapında, bir kere daha şahitlik edecek. Nefsimize, “Sakın terk-i edepten...” diyerek Hz. İbrahim Efendimiz’in ihlas, tevekkül ve teslimiyet şahikası hayatının “Mina”daki tezahürünü seyre çalışacağız. Halilürrahman’ın Rabbi’nden niyazımız, ateşin vücudunu yaladığı esnada, “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” burcunda hayatını sürdüren dostları arasına bizleri de almasıdır. Hz. İbrahim imtihanı başarıyla vermiştir. Hz. İbrahim’in rüyası Hz. İbrahim (as), eşi Hacer’le birlikte “ekin bitmez bir vadi”ye bıraktığı oğlu İsmail ile ilgili bir rüya görür. Rüyasında oğlunu kurban etmesi gerektiği kendisine ifade edilmektedir. Kendi açımızdan olayı değerlendirecek olursak ortada aşılması çok zor bir imtihan bulunmaktadır: Emri yerine getirmek veya oğul sevgisiyle ihmale yönelmek. İkinci şık Hz. İbrahim için muhaldi. O evlat konusunda imtihanı, İsmail’ini bebek yaşta kuş uçmaz kervan geçmez bir mekanda yapayalnız bırakırken vermişti. İsmail’ini yanına alıp, onu kurban edeceği mekana doğru yürümeye başladı. Bundan sonrasını Kur’an’dan takip edelim: “Oğlu İsmail kendisi ile yürüyecek yaşa ulaşınca İbrahim ona dedi ki: Oğlum ben rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Sen buna ne dersin? İsmail, “Babacığım sen emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi. İkisi de Allah’ın emrine uydular. İbrahim kurban etmek üzere oğlunu yere yatırdı. O sırada biz nida ettik: “Ey İbrahim! Sen rüyanda emrolunana uydun. İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanları işte biz böyle mükâfatlandırırız. Muhakkak ki bu apaçık bir imtihandı. Ona oğlu yerine büyük bir kurbanlık koç gönderdik. Daha sonra gelenler arasında ona güzel bir nam nasip ettik. İbrahim’e selam olsun.” (Kur’an; 37/102-109) Kurban, herşemizi Allah uğrunda feda etmektir Kul, yaratanına yakınlığını arz etmek ister. Tüm davranışların da O’nun rızasını arar. Yakınlığını çeşitli amellerde gösterir. Her varlığı sevindiren gerçek, Allah uğrunda feda olmaktır. Allah yolunda şehit olmayı arzulamak Hakk’a kurban olmaktır. Kurban bir şehadettir. Hakk’a gönlünü, aklını kurban etmeyenlerin kurbanı akıbette nedamettir. Evvela nefs-i emmareyi kurban etmeli. Sonra diğerlerini kurban eylemeli. Kurban insanlık tarihi kadar eskimez bir ibadettir. Adem’in oğullarıyla başlayan “kurban” İbrahim Peygamber’in örnekliğiyle ve son olarak Hz. Muhammed’in (sas) sünnetiyle bize kadar gelmiştir. İlk örnekteki Adem oğullarında, üç kurban vardır. Birincisi Kabil’in kabul olmayan kurbanı, diğeri Habil’in kabul olan kurbanı. Sonuncusu ise Habil’in elini kana bulamayı reddederek Kabil tarafından öldürülmesi ki; Habil için Hakk’a kurban oluştur. Kurbanı kabul edilme sonucunda kanı heder edilen Habil, bizim için en güzel örnektir. Takvalı oluşunun mükafatı Habil’i öldürmekten alıkoymuş ve hayırlı evlat olarak, kurbanıyla Hakk’a vasıl olmuştur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkanların ulaşabileceği bir sevaptır kurban. Allah ile aranız nasıl, O’na sevdanız nasıl, güveniniz nasıl ki; O’ndan kabülünüzü bekliyorsunuz? Siz O’nu ve O’nun haber verdiklerini kabul ediyor musunuz, kulluğunuzu açıkca ikrar ediyor musunuz? Siz O’nu kabul ediyorsanız O sizi kabul etmez mi? Sunduğumuz kurbanın kusurlardan uzak olmasından evvel bizim iman, amel ve ahlaki kusurlardan uzak olmamız gerekir. Neyi sunduğumuzdan önce hangi iman ve niyetle sunduğumuza dikkat etmeliyiz. İnsan öldürebilecek kadar vahşi duyguların barınağı olan insanın, kurbanı asla kabul edilmez. Kurban yaşatmanın, hayat vermenin şuurudur. Kurban hayat kazandırır. “İsmail’i kurban etmekten sizi muaf tuttuk.” (Saffat 37/105) Kurban çok büyük bir imtihandır. Parayla, etle, deriyle ölçülemeyecek kadar büyük bir imtihandır. Allah’ın bizlere ihsan ve ikram ettiği nimetlere şükrün diğer bir adıdır. Rabb’imizi anmanın vesilesidir. “Biz gerçekten sana Kevser (çok hayırlar) verdik. Sen de Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu seni kötüleyenlerdir ebter (soyu kesik). (Kevser Sûresi 1-3) Kurban, hayatımızı Hakk’a adadığımızın sembolüdür Kurbanın hac ibadetiyle aynı zamanda ifa edilmesi ayrı bir anlam kazandırmalıdır şuurumuza ve ruhumuza. Allah’ın adını anarak kurban etmek emredilmiştir. Allah ismini anmak sadece harfleri söylemek değildir. Allah’ı unutanlar gibi olmamak lazım dünyamızda. Kurbanın makbuliyeti şirkten kaçınmakla mümkündür. Kurban haramları, yasakları özellikle yalan sözden kaçınmayı gerektirir. Kurban şeairdir. Şeaire tazim kalbin takvasıdır. (Hac sûresi, 32) Kalbin takvası bedenin İslam’a teslimiyetinin manasıdır. Yakınlık önce kalpte başlamalıdır. Selim kalplilerin kurbanı ve hayatı makûldur. Kurbandaki tekbirleri ruhumuza ve hayatımıza hissettirmeliyiz ki hamdi gerçekleştirmiş olalım. Kurban, hayatımızı Hakk’a adadığımızın sembolüdür. “De ki: Benim namazım da, her türlü ibadetlerim de, hayatım ve ölümüm de, Rabbül Âlemin olan Allah’a aittir. Eşi ortağı yoktur O’nun. Bana verilen emir budur. O’na ilk teslim olan da benim. (En’am Sûresi 162, 163) Emanet edilen her ne şey varsa, kurban şuuruyla Hakk’a teslim edilmelidir. İmran’ın hanımı, “Ya Rabbi, karnımda taşıdığım çocuğumu Sana adadım, her türlü bağdan âzâde olarak senin yoluna hizmet edecektir. Adağımı lütfen kabul buyur. Şüphesiz sen işiten ve bilensin. (Âli İmran Sûresi, 35) Bu samimi adayış Meryem’i ve İsa (as)’ı kazandırmıştır. Bizim kurban ve adaklarımız da bizlere güzel bir gelecek sunmalıdır. Her neye ki sahibiz, onu Hakk’a yakınlaşmaya vesile bilmeliyiz. Ahiret yurdumuzu kazanabileceğimiz bir nimet olarak görmeliyiz. “Allah müttakilerin kurbanını kabul eder” (maide suresi 27) Kurbanın kabulü fesattan kaçınmaktan geçer Kurban kesmeden evvel sağlam bir tevbe ve istikamet üzere olmalıyız ki vaat olunan mükafata kavuşalım. Takvamızı bozup zedeleyecek fikir ve davranışlardan şiddetle kaçalım ki, Hakk’ın makbul kulu olalım. Ancak zulme, kıtale, haksızlığa uzanmayan ellerin takdim ettikleri kabul olunur. Kurbanın kabulü fesat ve kan dökmekten kaçınmaktan geçer. Öldürülmek pahasına ölmektir. Karşındakinin daima iyiliğini istemektir. Hakk’a teslim olmazsa günah ve azap ile uyarmalıdır. Kendimize soralım, bizler kurbanı kabul edilen insan gibi mi düşünüyoruz? Takvalı ellerimizle kurban sunarken, kan dökmekten ne pahasına olursa olsun kaçınıyor muyuz? Kurban sevgisi, iman sevgisindendir. Kurbanlığa imrenmek imanın zinetidir. * Mustafa Aydın - Adapazarı Sezginler Camii İmamı
__________________
Şudur ki sözün kısası Herşeyin var bir sırası Bulunur derdin devası Biraz sabret sabret gülüm |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
KoooLpa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: evde :p
Yaş: 28
Mesajlar: 681
Tecrübe Puanı: 4
![]() |
Kurban bir katliam mıdır? Hemen hemen her Kurban Bayramı’nı lüzumsuz tartışmalarla geçirir hale geldik. Tartışmanın konusu: “Kurban Bayramı’nı daha nasıl güzel ihya ve idrak edebiliriz, kurban kesme olayını en güzel nasıl gerçekleştirebiliriz?” sorularının cevabı olsaydı, bizim bu yazıyı kaleme almamıza lüzum kalmayacaktı. Ne yazık ki yazımızın konusu aşağıda sıraladığımız görüşler ve itirazlardır. Bu görüş ve itirazlardan birçoğunun gerçekle alakası yoktur. Çünkü bunlardan bir kısmı bilgisizlikten, bir kısmı iman zayıflığından, bir kısmı da inkâr ve şöhret sevdasından kaynaklanmaktadır. Bilgisizlikten ve iman zayıflığından kaynaklanan yanlışları takviye edici, doğru ve aydınlatıcı bilgilerle halletmek mümkün; ama, inkârdan ve şöhret sevdasından kaynaklanan itirazları def etmek o kadar kolay değil. Çünkü bu itirazları ortaya atanlardan birçoğunun derdi meseleyi anlamak ve anlatmak değil, meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirmek, milleti inandığı değerlerinden koparmak, dikkatleri kendi üzerlerinde toplamaktır. Şimdi biz önce bu iddia ve itirazları sıralayacağız, sonra da bunları cevaplandırmaya çalışacağız. Tâ ki saf ve temiz zihinler bulanmasın, bulanmışlar da durulsun. *Lüzumsuz tartışmalarla kafa karıştırarak din üzerinde şüphe uyandırmak istiyorlar.* Kurban’a karşı iddia ve itirazlar 1- “Kurban bayramında hayvanların kesilmesi katliamdır, yazık değil mi?” 2- “0-10 yaş arasındaki çocuklar kurban kesim yerlerinde bulundurulmamalıdırlar. Çünkü bu sahneler onları hiddete, şiddete ve psikolojik bozukluklara götürür.” 3- “Kur’an’da kan akıtmak yoktur.” 4- “Tavuk ve hindi gibi hayvanlardan da kurban olur.” 5- “Kurban kesmek sünnettir, kesmeyen günaha girmez.” 6- “Kurban kesme yerine bedeli de para olarak verilebilir.” 7- “Ölülere Allah rahmet etsin diye dua edilir; ama, sevabı bağışlanmak niyetiyle kurban kesilmez.” Kimse Allah’tan daha merhametli olamaz, katliam iddiası doğru değildir Eğer bu düşünce doğru olsaydı, rahmeti sonsuz olan, Rahman ve Rahîm isimleriyle kendisini tanıtan Allah kurban kesmeyi emretmez (Kevser, 108/2) alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz de kurban kesmezdi. Siz Allah’tan ve O’nun son peygamberi Hz. Muhammed’den (sas) daha mı çok merhametlisiniz? Sonra neden kurban bayramında kesilen kurbanlara acıyorsunuz, onların hakkını savunuyorsunuz da, senenin her gününde kesilen hayvanlara acımıyor ve onların haklarını savunmuyorsunuz! Bu kadar şefkatli ve merhametli iseniz neden her gün et yiyen bir dünya karşısında, ete hasret insanlara acımıyorsunuz? Bu kadar hakperest ve bu kadar şefkatli ve merhametli iseniz neden her gün alkole, uyuşturucuya, fuhuş sektörüne kurban giden insanlara acımıyorsunuz? Siz eğer kurbanı keserken İslâm’ın kaide ve kurallarına riayet ederek kurbanı keserseniz yani kurbanlık hayvanı severek, okşayarak kesim yerine götürür, incitmeden ve eziyet etmeden sol yanı üzerine kıbleye doğru yatırır, arka sağ ayağını serbest bırakır, diğer üç ayağım bağlar, Bismillah! Allahuekber diyerek kurbanınızı keserseniz bu vahşet değil rahmetin tâ kendisi olur çıkar. Kurban her yönüyle rahmettir Kurban kesmek, hem kesilen hayvan için rahmettir, hem de insanlar için rahmettir. Çünkü Yüce Yaratıcı, çayırın eliyle hayvanlara ot, ineğin eliyle insanlara süt, ağacın eliyle meyve, arının eliyle bal, toprağın eliyle türlü türlü ürünler gönderdiği gibi, kurban kestirerek varlıklı insanların eliyle de, ete hasret insanlara et ulaştırmaktadır. Aynı zamanda kurbanlık hayvanlardan bir kısmı kurban edilip insanın midesine gitmekle hayvanlıktan kurtulup insanlık mertebesine çıkmakta, ebedîyen cennete layık bir keyfiyet kazanmakta, bir kısmı da Allah yolunda kurban edilmelerine mükâfat olarak ahirette “Burak” olma şerefine nail olmakta, sahiplerini sırat köprüsünde taşıma görevi ile onurlandırılmaktadır. “Kurbanlarınızı neşeli ve kuvvetli hayvanlardan kesin. Çünkü onlar sırat köprüsünde sizin binitleriniz olacaktır.” (Es-Sâbûnî, Muhammed Ali, Muhtasar Tefsirü îbn-i Kesîr, c. l, s. 545) hadîsi de buna işaret etmektedir. Bu olay kurbanlık hayvanlar için bir rahmet, bir saadet ve bir şeref değil midir? Evet dıştan bakınca bir can ölüyor ama onlarca can diriliyor. Bir buğdayı feda ediyor, toprağa gömüyor, çürümesine göz yumuyorsunuz; ama içinde yüz dane bulunan bir başak elde ediyorsunuz. Bir buğday gidiyor ama on, yüz buğday geliyor. Bu bir rahmet, saadet ve şeref değil midir? Müslüman medeni bir insandır, kurbana eziyet etmek gibi bir vahşete tenezzül etmez. Çünkü o, Hz. Peygamber’in, “Kurbanınızı güzel kesin, bıçaklarınızı iyice keskinleştirin ki kurbanınız rahat etsin, acı çekmesin.” sözünü kulağına küpe etmiş insandır. Bırakın kurbanı, Müslüman, haksız ve gereksiz yere bir ağacı bile kesmez, bir gülü hatta bir otu bile koparmaz. Çünkü o her şeyin Allah’ı zikirle meşgul olduğunu bilir. Bununla beraber Allah’ın emrinin olduğu yerde de boynu kıldan incedir. Malım değil, canını ve evladını, İsmail’ini bile fedadan çekinmez. Allah’ın dostu İbrahim Peygamber (as) böyle yapmadı mı? Kurban, imanımızı artırır Görünüşte bir hayvanın kesilmesinden ibaret olan bir ibadet yapılırken, Allah için en değerli olan şeylerin bile verilebileceği şuuru yaşanıyor. Kurban çift yönlü bir ibadet: Hem kul ile Allah arasında bir ibadet, hem de sosyal ve ekonomik yönü bulunuyor. Kurbanımız kesilirken isyankar nefsimize bedel olduğunu düşünmeliyiz. Kurbanın ne eti, ne de kanı Allah’a ulaşır! Kurbanı Allah (cc) rızası için kesmeli, etini Allah (cc) rızası için dağıtmalı. İbadetler, Allah emrettiği için yapılır; hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan dolayı değil. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledirler. Bir ismi de Hakîm olan Allahu Teala’nın her emrinde birçok hikmetlerin bulunduğunda şüphe yoktur. Ama bu hikmetlerin tamamının biz kulları tarafından bilinip idrak edilmesi mümkün olmayabilir. Bildiğimiz hikmetlerinin yanında zaman ilerledikçe, ilim irfan arttıkça dinin getirdiklerinin insanlık için ne büyük faydalar içerdiğini görüyor ve Allah’ın kullarına ne kadar şefkatli ve merhametli olduğunu bir kere daha müşahede ediyoruz. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurbanı kesiyoruz. Hac Sûresi’nde (22/34) ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Yine Hac Sûresi’nde (22/37) “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ancak sizin takvanız ulaşır.” buyurularak maddeden manaya bir kapı aralanıyor ve esas hedef gösterilmiş oluyor.
__________________
Şudur ki sözün kısası Herşeyin var bir sırası Bulunur derdin devası Biraz sabret sabret gülüm |
|
|
|
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) |
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| hz.ibrahim ve kurban | The_RoTinG | Dini Konular | 1 | 02-07-2008 15:27 |
| kurban=yalan | black_devil | Şarkı Sözleri (Lyrics) | 0 | 23-08-2007 14:21 |
| kurban-yine | lifeandeath | Video Klip | 0 | 08-02-2007 04:43 |
| Kurban | Melancholy | Yerli Gruplar | 2 | 30-12-2006 01:53 |
| kurban (biyografi) | pReNsEs | Müzik | 1 | 27-12-2006 21:37 |
Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.