Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Demokritos

 KooLpa Akademi Katagorisinde ve  Felsefe Forumunda Bulunan  Demokritos Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Hayatı: Demokritos, muhtemelen M.Ö. 460 - 370 arası yaşamıştır ve dolayısıy­la da Platon 'un (427 - 34 7) daha yaşlı ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Akademi > Felsefe

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31-01-2008, 01:23   #1 (permalink)
Moderator
 
samyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 696
Tecrübe Puanı: 3 samyeli is on a distinguished road
Standart Demokritos


Hayatı: Demokritos, muhtemelen M.Ö. 460 - 370 arası yaşamıştır ve dolayısıy­la da Platon 'un (427 - 34 7) daha yaşlı bir çağdaşıdır. Demokritos, Trakya'daki Abdera kentindendir. Atina'ya seyahat ettiğine, ayrıca Doğu'ya ve Mısır'a birçok kez yolculuk yaptığına inanılmaktadır. Belki de bu geziler çalışmaya ve araştırmaya adanmıştı. Demokritos, çok geniş bir bilgi yelpazesine sahip gözükür, iyi bir eği­tim almış ve kendi zamanındaki bilimin birçok kolunda çalışmıştır. Kendisine ait muhtelif eserlerin başlıkları bile, Demokritos'un ilgi alanının genişliğini göstermeye yeter: 'Mutluluk üzerine', 'Ölümden Sonraki Hayat Üzerine', 'Dünya Düzeni ve Düşüncenin Kuralları Üzerine', 'Ritim ve Harmoni Üzerine', 'Şiir Üzerine', 'Tarım Üzerine', 'Matematik Üzerine', 'Doğru Dil ve Anlaşılmaz Kelimeler Üzerine', 'Uyumlu ve Uyumsuz Edebiyat Üzerine' vs. Her ne kadar Demokritos'tan elimize ulaşan 200 ila 300 arası fragman bulunsa da, O'nun yazın külliyatına nispeten bu çok küçük bir miktardır.

Demokritos'la ilgili elimizde ikinci el bilgiler bulunsa da, yapacağımız yorumlar, daha çok O'nun felsefesinin yeniden bir inşası olacaktır. Demokritos'un atomculuğu, tam da basitliği nedeniyle bir deha ürünüdür. Sadece tek bir arche (töz) vardır: Küçük, bölünemeyen zerreler. Bunlar boşluk­ta hareket ederler ve hareketleri sadece mekanik olarak belirlenir. Başka bir deyişle Demokritos'un, bütün zenginliği ve karmaşıklığıyla birlikte doğayı, için­de sınırsız sayıda çok küçük zerreciklerin boşlukta dolanıp durduğu ve bütün yer değişimlerinin, oluşan çarpışmalar sonucu belirlendiği dev bir 'bilardo' oyununa benzettiğini söyleyebiliriz. Demokritos'a göre, boşluk yani yokluk varlık için yani atomların hareketleri için bir ön koşuldur. Bu, Parmenides'ten ve O'nun Elealı öğrencilerinden açık bir kopuş anlamına gelir.



Soru Cevap
(ne) 1 küçük, bölünemeyen zerreler (atomlar)
2 boşluk
(nasıl) 3 mekanik determinizm

Bu atomlar, fiziksel olarak daha küçük parçalara bölünmez (Yunanca atomos) kabul edilir. Özellikleri münhasıran nicelikseldir; yani bizim genişlik, şekil ve ağırlık gibi fiziksel kavramlarla tanımlayabileceğimiz özelliklerdir; renk, tat, koku ve acı gibi nitelikler değil. Atomlar, o kadar küçüktürler ki algılanamazlar. Dolayısıyla biz burada duyum sanabilir nesnelerin (ev, taş, balık vs.) ilke olarak algılamamızın mümkün olmadığı, fakat sadece entellektüel anlamda anlayabile­ceğimiz bir şey vasıtasıyla açıklandığını görmekteyiz. Bütün atomlar maddi anlamda aynıdır. Fakat birbirlerinden şekil ve boyut olarak ayrılırlar. Bununla bir­likte, her bir atomun şekli ve boyutu sabittir. Farklı atomlar farklı şekillere sahip olduklarından, bazıları birbiriyle rahatlıkla kaynaşırken bazıları bunu bu kadar kolay yapamaz. Mekanik çarpışmalar, bazen atomların bir araya gelme­sine neden olduğundan ve çarpışan atomlar birbirine bağlandığından, atomlar Bir araya toplanmış olur ve böylece de nesneler ortaya çıkar. Nesneleri oluştu­ran atomlar birbirinden ayrıldıklarında, bu nesneler de yok olmaya yüz tutar. Atomik hareketlerin hiçbiri ilahi nedenlere ya da insan aklına bağlı değildir; tıpkı bilardo toplarının hareketinde olduğu gibi mekanik olarak gerçekleşirler. Bu­raya kadar hepsi, bizim yorumumuz.

Şimdi Yunan doğa felsefesindeki iç gelişmelerin, madde ve değişim konu­sunda nasıl birinci sınıf bir açıklamayı doğurduğunu göreceğiz. Bu model çar­pıcı bir şekilde, modern kimyasal teoriyi çağrıştırır.

Ancak Yunanlılar, bunun gibi teorileri teyid etmek için deney yapmadıklarından deney yapmalarını beklemek anakronist bir beklenti olurdu, atomizm diğer imkân dahilindeki teorilerle birlikte, herhangi bir doğa teorisi olarak göz­lemlenmiştir. Dolayısıyla birçoklarının, Aristo'nun doğa felsefesini Demokritos'unkine tercih ediyor olmaları çok da şaşırtıcı değildir. Her şeyden öte Aris­to gözlemleyebildiğimiz şeylerden toprak, su, hava ve ateş bahseder; Demokritos ise hiç kimsenin algılayamadığı şeylerden. Ancak her ne kadar Aristo Rö­nesans'a kadar daha büyük bir etkiye sahip olmuş olsa da; Rönesans boyunca klasik fiziğin oluşumunda önemli bir rol oynayan, Epikur ve Lucretius vasıtasıy­la aktarılan Demokritos'un teorisi olmuştur.

Ancak bunun gibi seçkin bir model, basitliğinin ve ilkeler konusundaki cimriliğinin cezasını çekmelidir. Böylesi bir modelle açıklamanın mümkün olmadı­ğı birçok müşterek fenomenler vardır. Renk ve çiçeklerin kokusu gibi ya da arkadaşımıza hissettiğimiz sevgi ve kızgınlık gibi niteliksel özellikler hakkında ne buyrulur? Şayet varolan her şey nicelikselse, nasıl olur da bu tür şeyleri tecrü­be edebiliriz? Demokritos, duyusal idrake dair bir teoriye dayanarak, dünyanın nasıl olup da atomların niteliksel özelliklerinin izin verdiğinden daha 'renkli' göründüğünü açıklamaya çalışır. Muhtemelen bütün nesnelerin, dışarıya aracı türden bir atom yaydığını düşündü. Bunlar duyu organlarındaki atomlarla karşılaştıklarında, bizim o nesnelere ait nitelikler olarak algıladığımız özel etkiler ortaya çıkar. Nesneler renk, tat ve koku gibi niteliklere kendiliklerinden sahip olmadıkları halde, bizim algılarımız nedeniyle bunlara sahip gözükürler. Nesneler renk, koku ya da sıcaklığa değil; sadece genişlik, şekil ve yoğunluk gibi nite­liklere de haizdir. Nesnelerin kendilerinden sahip oldukları niteliklerle, bizim onlara algılarımız nedeniyle atfettiğimiz nitelikler arasındaki ayrım, modern çağ felsefesinde önemli bir rol oynamıştır.12 Ancak burada biz kendimiz de atomlardan başka bir şeyden ibaret değilken; nasıl olup da nesnelerin, yani atomların gerçekte sahip olmadıkları nitelikleri algılayabildiğimiz sorusu ortaya atılabilir? Bu niceliksel özelliklerden niteliksel özelliklere doğru ani bir sıç­rayışı gerektirmez mi? Şayet atomun, sadece niceliksel özelliklere sahip oldu­ğunu varsayan sabit atom teorisine bağlı kalacak olursak, böylesi bir sıçrayışı nasıl açıklayabiliriz?

Sadece bu itirazı göz ardı edersek, atomculuğun bir kavrayış teorisi olarak da son derece göz kamaştırıcı olduğunu müşahede ederiz: Söz konusu olan sa­dece atomlardır - algılanan nesnelerdeki atomlar, nesneden bir şekilde dışarı­ya yayılan aracı atomlar ve bu alıcıları kabul eden duyu organlarındaki atom­lar. Örnek olarak algı hataları, duyu organlarındaki atomların düzensizliğinden ya da birbirleriyle çarpıştıklarından, duyu organlarına yanlış mesajlar ileten aracı atomlardan kaynaklanıyor olabilir. Yine de, bazı çok temel teorik prob­lemler ortadan kalkmıyor. Maruz kaldığımız duyusal izlenimin gerçekten de çevremizdeki objelerin tam anlamıyla sahici bir temsili olduğunu nasıl bilebiliriz? Bu model, aracı atomların nesneyi gerçekten de olduğu gibi sunup sunma­dığım keşfetmek için, bir yandan aracı atomlara bakarken, diğer yandan da nesneyi incelememize imkân tanımaz. Kendi algılarımız konusunda, ne aracı atom­ların duyu organlarımıza gerekli düzende ulaşıp ulaşmadığından emin olabili­riz; ne de kendi algılarımız aracılığıyla aracı atomlardaki mesajı kendi duyu or­ganlarımızda bulunan atomlardaki mesajdan ayrıştırabiliriz. Kısacası kendi al­gılarımızdan, belli bir duyusal izlenimi tecrübe ediyor olduğumuz bilgisinden fazlasını öğrenmemiz mümkün görünmüyor.

Yani, eğer çevremizdeki şeylerin bilgisi sadece algıya dayalı olsaydı, durum aynen böyle olacaktı. Ancak atomlar, algılanabilmek için haddinden fazla küçükler. Onları sadece akıl aracılığıyla kavrayabiliyoruz. Dış dünyadaki nesneleri duyusal olarak algılamamıza dair bilgi teorisi, teorinin kendisinin de duyularımızdan değil akıldan kaynaklandığını en baştan kabul etmiş gözüküyor.

Böylelikle ilk dönem Yunan felsefesindeki bazı önemli düşünüş silsilelerini M.Ö. 600'den 450'ye kadar olan bir zaman diliminde, üç kuşak boyunca takip et­miş bulunuyoruz. (Ne var ki Demokritos, 370'e kadar yaşamıştır.)
__________________
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk: Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: Henüz söylememiş olduğum sözdür...
samyeli isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:34 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206