Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Birey Mutluluğunun Temini

 KooLpa Akademi Katagorisinde ve  Felsefe Forumunda Bulunan  Birey Mutluluğunun Temini Konusunu Görüntülemektesiniz.=>YUNAN ŞEHİR-DEVLETİNDEN HELEN İMPARATORLUĞUNA Platon; toplumun rasyonel çalışmanın bir nesnesi olabileceğini, bilge bir liderlik tarafından yönlendirilebileceği öne sürer. Aristo ise; ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Akademi > Felsefe

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31-01-2008, 02:45   #1 (permalink)
Moderator
 
samyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 696
Tecrübe Puanı: 3 samyeli is on a distinguished road
Standart Birey Mutluluğunun Temini


YUNAN ŞEHİR-DEVLETİNDEN HELEN İMPARATORLUĞUNA

Platon; toplumun rasyonel çalışmanın bir nesnesi olabileceğini, bilge bir liderlik tarafından yönlendirilebileceği öne sürer. Aristo ise; toplumu, hür ve ahlakî olarak eşit üyelerin birbirleriyle ilişkileri bütünü olarak tanımlar. Dolayısıyla da toplumun yasalar tarafından idare edilmesi ve idarenin de sadece güce değil ve fakat aynı zamanda istişareye (danışmaya) dayanması gerektiği fikrini savunur. Yunan-şehir devletleri, Helen İmparatorluğu içinde asimile olduk­tan sonra- ki bu asimilasyon sürecinde bunları gerçekleştirmek daha da zorlaş­mıştır- bu fikirler yine de varlıklarını birer ideal olarak da olsa sürdürmüşlerdir. Aristo ve Platon benimsedikleri yönetim biçiminin nispeten küçük bir top­lum gerektirdiğini anlamışlardır. Aristo, şehir-devletinin, 'polis' in, makul bir büyüklüğü olması gerektiğini, başkalarına bağımlı olacak kadar küçük değil, fakat vatandaşların birbirini tanımasına izin vermeyecek kadar ve istişarelerin yapılmasını zorlaştırıcı şekilde büyük meclislerin oluşmasına sebep olacak bü­yüklükte olmaması gerektiğini söylemiştir. Bildiğimiz gibi Platon ('Yasalar' ad­lı eserinde) şehir-devletinin 5.040 vatandaşı (hanesi) olması gerektiğini ileri sürmüştür. Platon da, Aristo da bu şehir - devletinin bağımsız bir birim olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Fakat Yunan şehir - devletleri hem birbirlerine hem de etraflarındaki dünyaya bağımlıydılar. M.Ö. 4. yüzyılın sonuna doğru yeni bir devletin oluşumu ile karşılaşırız: Helen İmparatorluğu. Şehir-devletinden impa­ratorluğa geçiş beraberinde hem kurumsal hem de entellektüel düzeyde deği­şiklikler getirmiştir.

Bütün bir Helen-Roma dönemi boyunca, M.Ö. 300'den M.S. 400' e kadar eyaletler hem coğrafî hem de nüfus açısından büyümüşlerdir. Bünyelerinde kültürel, dinsel ve dilsel olarak birbirinden çok farklı insanları barındırıyorlardı. Bü­tün vatandaşlarının yönetime katılabildiği yerel toplum- her ne kadar vatandaşları Helen ve Roma zamanları boyunca, belli oranda kendi içlerinde özerk bir idareye sahip idareye sahip olmuş ve zaman zaman siyasî olarak kendilerini dayatmışsalar da güçsüzleşmişti. Sonuçta, devlet; monarşi veya cumhuriyet ile yönetilse de, gücün belli merkezlerde toplandığı büyük eyaletlerden oluşuyordu. Doğal bir birliğin söz konusu olmadığı, farklı etnik gruplardan oluşan ulusal mozaiği bir arada tutabilmek amacıyla kral, bazen tanrısal bir güç olarak tasavvur edilmiş­tir: Devletin merkezî otoritesini güçlendirmeyi hedefleyen bir politikanın yan­sıması. Nispeten özerk bir şekilde varlığını sürdüren şehirlerin çözülmesi ve gücün merkezde toplanması eğilimi, bireylerin gittikçe artan siyasî güçsüzlü­ğünü de beraberinde getirdi. Nispeten iktidarsız ama özgür erkeklerin yanı sı­ra; iktidardan çok daha fazla yoksun olan kadın ve köle kitlesi de vardı.


YENİ DÜZENLEMELER: BİREYSEL VE EVRENSEL HUKUK

Helen-Roma dönemi boyunca yazılanların çoğu günümüze ulaşamamıştır. Bu bölümdeki sunum, varsayıma dayanan bir yeniden yapılandırmadır. Bu ih­tiyatla birlikte, erken Helen döneminde bireylerin bu siyasî güçsüzlüğünün entellektüel yaşama toplum hakkında felsefî spekülasyonlar yapmaktan kaçınma eğilimi olarak yansıdığını söyleyebiliriz "Yapabileceğimiz o kadar az şey var ki!". Ve dolayısıyla entelektüel sorular sadece bir konu üzerinde yoğunlaşmış­tır: İnsan kendi mutluluğunu nasıl temin ve muhafaza edebilir? Mesela, basitleştirerek aktaracak olursak; Helen Roma dönemi boyunca pek çok bakımdan et­kin olan iki felsefî akımın, Epikürcülük ve Stoacılığın bu iki ekolün ayrımını, aralarındaki farklılıkların büyüklüğünü dikkate almaksızın-, bir tek soru üzerin­de odaklanmış olduğunu söyleyebiliriz: "Bireyin mutluluğu nasıl garanti altına alınabilir?". Verilen yanıtlar farklı olsa da, temel soru özde aynıdır.

Genel bir varsayım olarak; ilginin toplum içindeki insandan, yalıtılmış, özel bireye kaydığı evrensel bir değişimden söz edebiliriz. Daha açık olarak ortaya koymak gerekirse; Yunan-şehir devletlerinde, insanlar genellikle toplumun or­ganik bir parçası olarak görülürlerdi. Her birey toplumda kendi yerini bulmak ve kendini, değişik kamu faaliyetlerine katılarak gerçekleştirmekle yükümlüy­dü. Dolayısıyla her bir bireyin varlığı ve değeri topluma bağlıydı. Şehir devlet­lerinin düşüşünü takip eden Helen-Roma dönemi boyunca:

1- Bütün insanlar için geçerli olan evrensel bir hukuk ve bu hukukun her bireyde somutlaştığı fikri ile
2- Özel yetişme koşullarından ve toplumsal statüsünden bağımsız olarak kendi içinde temel bir değer taşıyan özel birey fikrinin de yavaş yavaş ortaya çıktığı görülmektedir.

Bu elbette bir basitleştirmedir. Sokrates öncesi bazı filozoflarda da bireyi kendi kendine yeter görmeye yönelik bir eğilimin varlığından bahsedebiliriz.! Bu dönemde, herkese uygulanabilir evrensel normların ve ilkelerin varlığına dair görüşlerin de izlerine rastlamaktayız. Özel birey kavramı ve gerçeği ile evrensel devlet kavramı ve gerçeğinin aşağı yukarı aynı zamanda ortaya çıktığına dair bir varsayımı ileri sürmek yine de ilginç olabilir. Bu dönemde; şehir - devleti ile bağdaştırılan, klasik Yunan düşüncesindeki "toplum içindeki birey" fikri geçerliliğini yitirmiştir. Bir tarafta özel birey, diğer tarafta imparatorluk; bir yanda bireyin erdemi ve mutluluğu, diğer yanda her yerde ve herkes için geçerli olan evrensel hukuk kavramı. Sanki belirli ve tek (tekit) olan ile evrensel (tü­mel) olan arasında bir ikilik söz konusudur:


toplum ('com-unity')
(Yunan şehir-devleti)
|
| ------------------------------------------------------|
Birey (tekillik) evrensel hukuk (tümellik)



Çoğu Yunanlı için, hukuk sadece yerel toplulukta yaşayanlara uygulanırdı. Fakat insanoğlunu bir birey olarak ele alan görüşe diyalektik bir karşılık olarak, şimdi; kişilerin milliyetinden ve toplumsal konumundan bağımsız olarak, herkese uygulanabilir bir evrensel hukuk fikri ile karşılaşırız. Bu doğal haklar kav­ramının köklerinden birini oluşturur: Var olan tüm yasaların üzerinde yer alan ve herkes için geçerli olan evrensel, normatif bir hukuk vardır. Bunu, ilke olarak, bütün insanların aslında aynı hukuka tabi oldukları ve bir toplumda varolan hu­kukun, bu evrensel doğal hukuka uymak zorunda olduğu fikri takip eder.

Birey kavramına, 18. yüzyılda ortaya çıkan liberalizm tartışması esnasında geri döneceğiz. Şimdilik, toplum içindeki insandan bireye ve evrensel hukuka yönelişin, zamanlama olarak siyasal katılım yetisinin kaybedilmesi ve ortak bir hukuk altında eşsiz birey ve kişisel mutluluk idealinin gelişmesiyle örtüştüğünü belirtmek yeterli olacaktır. Yunan'daki ahlak ve siyaset birliği yok olmuş ve vurgu özel hayata dair ahlak felsefesine ve siyasal anlamda da altyapıya yönelmiştir. Sadece Romalı Stoacılar siyasete önem vermişlerdir. Fakat politika kelimesi de o dönemde Platon ve Aristo zamanındakinden farklı bir anlama bürünmüştü: Polis yerel toplumdaki kamu faaliyetlerini düzenleyen, rasyonel bir tar­tışma anlamından sıyrılıp, öncelikli olarak, bir imparatorluğun idaresinde göz önünde bulundurulacak genel ve hukukî ilkeleri ifade eder olmuştur.
__________________
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk: Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: Henüz söylememiş olduğum sözdür...
samyeli isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:41 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206