Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Evrensellik Proplemi ve Skolastikler

 KooLpa Akademi Katagorisinde ve  Felsefe Forumunda Bulunan  Evrensellik Proplemi ve Skolastikler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>"Evrensellik problemi" adlandırması; evrensel kavramların, evrenselliğin var olup olmadıklarına ve eğer varsalar ne tür bir varlık biçimine sahip olduklarına dair ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Akademi > Felsefe

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31-01-2008, 03:37   #1 (permalink)
Moderator
 
samyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 696
Tecrübe Puanı: 3 samyeli is on a distinguished road
Standart Evrensellik Proplemi ve Skolastikler


"Evrensellik problemi" adlandırması; evrensel kavramların, evrenselliğin var olup olmadıklarına ve eğer varsalar ne tür bir varlık biçimine sahip olduklarına dair Ortaçağda yapılan tartışmalara atıfta bulunmaktadır. Fakat, bu tartışma Ortaçağa özgü değildir. Evrensellik problemindeki temel meseleler Platonculuk ve Aristoculuk arasındaki tartışmada da bulunabilir ve bu çatışma o zaman olduğu kadar günümüzde de gündemdedir.

Aşağıdaki iki terim bu tartışmada sıklıkla kullanılmaktaydı: ) universalia (tekil hali: universale) evrensel kavramlara, yani kahverengi ve dairesel vb. gibi özellikler ile insan ve at vb. gibi türlere işaret eder) particularia (tekil hali: particulare) ise belli nesnelere işaret eder, yani "bu kahverengi kapı", "bu yu­varlak lamba" vb. gibi. Platon'un ideaları universalia ile yakından ilişkilidir (fakat Platon'un ideaları evrensel kavramlar olmaktan başka ayrıca da idealdir­ler). Bundan başka, Platon'un felsefesinde, particularia duyusal deneyim dün­yasındaki ölümlü nesnelerdir. Diğer yandan, Aristo'da, particularia tözlere karşılık gelir, yani bağımsız olarak varolan belli nesneler; universalia ise tözlerin evrensel biçimlerine karşılık gelir.

Evrenseller probleminde farklı bakış açıları, universalia'nın ne oranda varol­duğu sorusuna verdiğimiz yanıta bağlı olarak belirlenir: Universalia'nın gerçek olduklarını iddia edenlere ''realistler" (veya kavramsal realistler) denir. Universalia'nın gerçekte var olmayıp sadece isimler (Latince: nomind) olduklarını id­dia edenler "nominalistler" olarak adlandırılırlar. Bunlar iki uç duruşu temsil eder. Fakat bu bakış açılarının pek çok çeşitlemeleri olmakla beraber daha ılım­lı duruşlar da vardır.

PLATONİK REALİZM
Platon, ideaların (universalia) varlığın en yüksek ve en gerçek biçimine sahip olduklarını ve böylelikle ideaların, hem bizim anlayışımızdan, hem de onları yansıtan algılanabilir fenomenlerin olup olmamasından bağımsız olarak var Olduklarını iddia etmiştir. Bu görüş aşırı (ekstreme) realizmdir (Platonik realizm): Bu aşırı realizme göre, "adalet" evrenseli; adaletin ne olduğunu anlayıp anlamamızdan ve adil toplumların var olup olmadığından bağımsız olarak vardır. Farklı bir ifadeyle universalia, tümüyle bağımsız bir varlığa sahiptir: Eğer nükleer bir felaket herkesi ve her şeyi yok edecek olsa, universalia varolmaya devam edecektir. Ortaçağda bu aşırı realizm, sıklıkla universalia ante res ifadesiyle tanımlanmıştır: yani universalia nesnelerden önce vardır, "-den önce' (ante) Universalia'nın nesnelerden bağımsız olarak varolduğunu göstermektedir; çünkü insanlar da dahil olmak üzere eşyayı, Tanrı kendi düşüncelerinden ya­ştır (universalia').

ARİSTOCU REALİZM
Aristoteles, form'ların (universalia) belli şeyler (particularia) içinde varolduğunu öne sürmüştür. Düşüncenin de yardımıyla, particularia vasıtasıyla universalia'yı kavrayabiliriz. Fakat universalia eşyadan bağımsız olarak varolmaz: Aristo'ya göre, adil bir kişinin veya adil bir toplumun varlığından bağımsız bir "adalet" evrenseli yoktur. Adalet, bağımsız bir varoluşa sahip değildir, fakat sadece adil olan toplum ve bireyler içinde var olur. Universalia'nın var ve gerçek olduğu söylendiğine göre, bu duruş da realizmin bir şeklidir. Fakat, burada universalia'nın particularia'dan daha üstün bir varlık biçimine sahip olduğu söylenmez; bundan başka, universalia'nın varlığı da particularia'dan tümüyle bağımsız olarak tanımlanmaz. Ortaçağda bu duruş, sıklıkla universalia in rebus, nelerdeki universalia ifadesi, ile belirtilirdi. "Daire" evrenseli (formu) insan-önce varolmuştur ve onlar yok olduktan sonra da varlığını sürdürecektir; fakat "daire" evrenselinin varlığı yuvarlak nesnelere bağımlıdır.
Diğer düşünürler, universalia'nın (mesela: adalet) ne nesneler içinde ne de fanlardan bağımsız olarak var olduğunu belirtip; universalia'nın sadece pratik amaçlarla birbirine benzeyen nesnelere atıfta bulunmak için kullanılan isimler olduğunu iddia etmektedir. Atların her biri için uygun olan isimleri sıralamak yerine, “at” tan bahsederiz; yani ortak bir isim, bir evrensel kullanırız. Bu nominalizm genellikle universalia post res, yani: "universalia nesnelerden sonra var olmuştur" ifadesi ile tanımlanmıştır. Yani, önce belli nesneleri öğreniriz; sonra, pratik oluyorsa, onlara ortak isimler (universalia) veririz. Nominalister, darın bireysel bilinç içinde var olduklarını söyleyebilirler, fakat asla bireysel bilinçten bağımsız olarak var olmazlar.

Bahsettiğimiz bakış açıları arasında uzlaştırıcı çeşitli duruşlar da mevcut­tur. Örnek olarak, Ortaçağ'da nesneleri kendi düşüncesinden sonra yaratan Tanrının bakış açısından bakıldığında,; kimileri, universalia'nın ante res olduğu­nu ("nesnelerden önce") öne sürmüştür. Fakat, universalia; nesnelerden bakıldığında halihazırda oldukları gibi in reöus'tur ("nesnenin içinde"). Aynı zamanda, insan kavrayışından burada belli nesnelerin duyusal deneyimiyle başlayan bir süreç olarak anlaşılır bakıldığında da universalia post res'tir ( nesneden sonra). Thomas Aquinas'ın, çeşitli görüşler arasında böylece bir nevi uyumlu sentez oluşturan bu bakış açısını benimsediği söylenebilir.

Burada evrenseller hakkındaki tartışmanın temel sorusuna verilen değişik yanıtlardan bahsettik. Daha önce, Platon ve Aristo'daki iddialardan bazılarını tarif etmiştik. Farklı yanıtların nasıl farklı sonuçlar doğurduğundan bahsetmiştik: örnek verecek olursak, realizm; akla geçit veren, nesnel bir ahlakın olduğu­na dair iddiayı mümkün kılar. Bundan başka, Ortaçağ'da pek çok filozof realiz­min en iyi Hıristiyan ilahiyatıyla uyuştuğunu düşünmüşlerdir. O zamanlar, nominalistler heretik olarak kabul edilirlerdi.


İman ve akıl arasındaki ilişkiye dair görüşlerin ki Katoliklikte ve Protestanlıkta çoğunlukla farklıdır evrenseller hakkındaki tartışmada alınan duruşla bağlantılı olduğunu göreceğiz. Erken dönem Ortaçağ felsefesinde realizm ha­kim olmuştur. Ortaçağın ileriki dönemlerinde, Thomas Aquinas'ta (1250), daha ılımlı bir realizm ile karşılaşırız: Universalia, Tanrı'nın düşüncelerinde (ante res~), belli nesnelerde Çin rebus) ve insan düşüncesinde soyutlamalar olarak (post res) var olur. Fakat Ortaçağın sonlarına doğru Ockhamlı William, sonra da Martin Luther gibiler sayesinde nominalizm gelişme kaydetti.

Çoğunlukla "skolastisizm" yani okulda öğrenilen felsefe - olarak adlandırı­lan Ortaçağ felsefesi genellikle üç döneme ayrılır:
1- Erken dönem skolastisizm, genellikle Augustine'den aşağı yukarı M.S. 400'den 1200'lere kadarki dönem olarak kabul edilir. Bu dönemi, pek çok bakımdan, Augustine'in düşünceleri ve O'nun etkilendiği Neo-Platonculuk belirler. Dönemin önde gelenleri arasında İrlandalı keşiş John Scotus Erigena (9. yüzyıl); Tanrının varlığı üzerine ontolojik kanıtıyla (bkz. Bu bö­lüm, Tanrı ve Dünya) tanınan Canterburyli Anselmus (1033-1109); ve özel­likle felsefî soruları tartışmada kullanılan tipik skolastik metodu biçimlen­dirmeye katkıda bulunmuş olan, şüpheci ve açık fikirli Fransız Peter Abelard (12. yy) bulunmaktadır.
2- İleri skolastisizm dönemi, 1200'lerden 14. yy.ın başlarına kadar sürmüş­tür. Bu dönem Albertus Magnus (Büyük Albert; ö. 1280), öğrencisi Thomas Aquinas ve Aquinas'ın başlıca felsefî karşıtı olan John Duns Scotus (ö.1308) gibi insanlarla büyük sistemlerin ve sentezlerin devri olmuştur.
3- Son dönem skolastisizm, 14. yüzyılın başından Rönesans'ın sonuna kadar sürer. Bu dönemin en önemli filozofu İngiliz Ockhamlı William'dır. Ock­hamlı William, iman ve aklın özde farklı olduğunu ifade etmiş; nominalizmi ve deneysel olana dönüşü savunmuş, böylelikle de yeniçağ felsefesinin habercisi olmuştur.

Teolojik olarak, evrenseller problemi, iman ve akıl arasındaki ilişkiye dair bir tartışmaydı. Tertullian'dan Luther'e uzanan gelenekte, Hıristiyan nominalistleri aklın kavrayamayacağı imanın ve vahyin eşsizliğini vurgulamıştır. Nomanistlere göre, eğer akıl Tanrının kelamı ve itikadı yoluyla vahyin bize öğrettiğini kavrayabilseydi, Vücut buluş (Tanrı kelamının İsa'da tecellisi çev. bütün anlamını yitirirdi. Hıristiyan realistleri bunu daha farklı ele almışlardır. Nitekim, Platonculuktan etkilenen Hıristiyanlar Tanrı'ya (İlk Kaynak) aklın yardımıyla yaklaşmayı tavsiye etmişlerdir. Fakat bunu ancak, aklımızdaki kavramlar ek şeylere tekabül ettiği takdirde başarabilirler. Bu, evrenseller problemin­de realist denilen duruş tarafından geliştirilen türde bir ontoloji (varoluş teori­si) ve epistemolojiyi (bilgi teorisi) gerektirir.

İlk günah öğretisi (insan, bir tür olarak, günahkâr bir doğayı miras almıştır), Eucharist'in gizemi (ekmek ve şarap İsa'nın bedenine ve kanına dönüşür), Teslis öğretisi (Tanrı aynı anda hem bir, hem üçtür: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh), günahlarımızın Kefareti öğretisi (İsa acı çekerek insanlığın günahına kefaret edebilir böylelikle kurtuluşu herkes için mümkün kılacaktır); bütün bunlar pek Hıristiyan tarafından imanın, en kolay kavramsal realizm bakış açısından anlaşılabilecek hakikatleri olarak görülmüştür.
__________________
En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk: Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: Henüz söylememiş olduğum sözdür...
samyeli isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:14 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206