Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Doğum Hikayeleri

 Kadınlara Özel Katagorisinde ve  Gebelik / Çocuk Forumunda Bulunan  Doğum Hikayeleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>sizde doğum hikayenizi bizimle paylaşabilirisiniz.... Yakışıklı Taylan Efe, sen de hoş geldin! Doktorda kalbini duyup 2 aya yaklaşmakta olduğunu öğrenince, ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Yaşam > Kadınlara Özel > Gebelik / Çocuk

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23-01-2008, 19:56   #1 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart Doğum Hikayeleri


sizde doğum hikayenizi bizimle paylaşabilirisiniz....



Yakışıklı Taylan Efe, sen de hoş geldin!
Doktorda kalbini duyup 2 aya yaklaşmakta olduğunu öğrenince, hele de artık ailemizden biri gibi olan doktorum ultrason resmini çıkarıp elime verince idrak ettim durumu…
Başak Baylan / 30.05.2007 13:39:07
Hiç hesapta yokken yaşanan bir hamilelik, arkasından gelen düşük haberi ve aynı şeyleri bir film karesi gibi bir kez daha yaşamamın ardından güzel kızıma, Gülce'me kavuştuktan sonra ikinci bir çocuk yapmayı şiddetle isteyen ancak iş durumuyla bunu en az 2-3 sene sonrasına erteleyen ben; ilk hamileliğimden aldığım kiloları henüz verebilmiş ve halen daha spor salonunda 30 kiloluk ağırlıkların altına girerken tanıştım oğlumla, oğlumun varlığıyla...

Her şeyden o kadar emindim ki; kendimi gerçekten kötü hissetmesem, kafamdan Türk filmi senaryolarıyla hasta olduğuma dair düşünceler geçirmesem test yapacağım bile yoktu.

Doktorda kalbini duyup 2 aya yaklaşmakta olduğunu öğrenince, hele de artık ailemizden biri gibi olan doktorum ultrason resmini çıkarıp elime verince idrak ettim durumu.

Benim durumumda olan diğer anneler ne yapar bilmem ama ben önce o an için sevgimi Gülce'den başkasına nasıl vereceğimi düşündüm. Ne kadar yanıldığımı oğlumu her düşündüğümde anlıyorum, değil görmek!

Kızımın peşinde koşarak ve neredeyse hiç dinlenmeden, 8. ayımda taşınma telaşını yaşayarak, doğumdan 15 gün önce kızımın 2. yaş günü kutlamasını düzenleyerek fena halde koşturmalı geçti bu sefer hamileliğim. 6. ayıma kadar spor salonunda koşu bandına çıktım ve hafif periyotta yürüdüm.

Bebeğin sağlığına yönelik şeylerin yanı sıra canımın istediği, bebeğe zararsız ama bana fena halde kilo olarak geri dönebilecek her şeyi de yedim. Ve benim, annesi 30 kiloluk ağırlıklar kaldıran, hatta bir ara antibiyotik kullanan (ama bilmiyordum ki!) oğluşum tüm gücüyle tutunmuştu bana. O kadar atlayıp zıplamama, yorulmama rağmen gıkını çıkarmadı canımın içi. Sadece son haftalarda boyunun uzunluğu yüzünden hareket sıkıntısı çekti.

Neticede 2 Aralık'ta 11.30 civarı 55 cm. olarak dünyaya geldi oğlum...

Sezaryene hazırlanışım, çıkışım, ertesi gün ayağa kalkışım, hiç oturmadan sürekli gezişim, oğlumu tutuşum kızımdaki acemiliklerle olmadı tabi ki, her şey daha bir yerine oturmuştu sanki.

Ve eve gelişimiz… Kızımla oğlumun tanışmaları muhteşem bir duyguydu.

Oğlum şu sıralar 5. ayına girmek üzere ve nasıl güler yüzlü anlatamam. Allah ona ve kızıma hayata sımsıkı tutunacak güç ve şans versin.

Şimdi eşim bana hiç kızmasın ama yüreğim tamamen ikiye bölünmüş durumda. Bir yanı kızım, bir yanı oğlum. Gerisi tüm konuştuğum, konuşmadığım halde bildiğim tüm annelerde olan o müthiş korku!

Dilerim herkes aynı duyguları yaşar.

Sevgiyle kalın...

Gülce&Taylan Efe ve pırpır yürekli anneleri N. Başak Baylan
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Alt 23-01-2008, 19:56   #2 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Merhabalar,
Oğlum şu anda 6 yaşını bitirmek üzere, 23 Kasım 2001 doğumlu balım.

Benim hamileliğim çok sıkıntılı geçti. Ta o zamandan belliydi demek ki ikimizin de çekecekleri sıkıtılar…

Normal doğum olmadı, sezaryen yapıldı. 22 Kasım gece saat 01.00’de sezaryene gün almıştık.

Abim dolmuşta çalışıyordu, doğuma dolmuşla gittim. Ayıp ya; abimin yanında bağıramadım bile.

Hele bir annem var; ben sancılar içindeyken, o Ramazan diye oğlumun babasını falan doyuruyor! Allah’ım ne yapacağımı şaşırmıştım. Nasıl kızıyorum; ben ne haldeyim, onlar ne düşünüyor diye…

Neyse, doğuma gittik. Doktora ulaşılamadı ve en sonunda beni sabah 05.00’te sezaryene aldılar. Allah’ım nasıl dualar ettim, sağlıklı bir çocuk olsun diye…

Doğum 3,5 saat falan sürmüş. Sıkıntılıydım çünkü nasıl tekmelemişse oğlum; (daha önce sağ yumurtalığımdan ameliyat olmuştum) dikişlerimi patlatmış, su yutmuş doğumdan sonra.

Odaya almadan önce, beni dinlenme odasında bekletiyorlar. Bir hanım sancılı. Bende de sancı var ama merak ediyorum. Doktora oğlumu sordum, ‘nerede benim yavrum?’ diye. ‘İşte’ dedi! İlerideki çocuğa bakınca öyle bir bağırdım ki ‘Aman Allah’ım bu ne çirkin şey, bunun için mi bu kadar çektim’ diye!!!

Doktor, ‘o değil, arkada uyuyan bir çocuk var, işte o’ dedi. Bir getirdi ki; aman Allah’ım bu ne tatlılık…

İtiraf edeyim mi? Diğer çocuk daha güzeldi aslında, ciğer benimki ama daha tatlı geldi o karalığına rağmen bana

Doktor getirdi, getirirken de ‘işte senin fındık faren’ dedi. Evet, o benim cennet meyvem… Öyle tatlıydı ki, göğsümde uyurken o kadar masumdu ki anlatamam. Çaresiz, yapacak hiçbir şeyi yok, her şeyi senden…

İşte o an dedim ki; ‘Allah’ım bana öyle bir güç ver ki onu sonuna kadar büyüteyim…’

Şimdi 6 yaşında oğlum. 1 seneyi aşkındır da oğlumun babasından ayrıyız. Hayat bize kötü davrandı ama ben hala oğlumlayım, onu hiçbir yere bırakmam. Yalnız başıma onu büyütmek için çareler arıyorum, çalışıyorum.

Yalnız bir kadınım, kendimce bir iş yeri açtım bir sürü borçla. Fakat işler bazen kötü gidiyor. Arada isyan ediyorum ama oğluma bakınca ‘bu da geçecek’ diyorum. Ama ne zaman? Ne zaman ben de, oğlum da geceleri ağlamaktan kurtulacağız?..

Hiç kimseyle paylaşamıyorum bunları. Zayıf yönümü bulup, benim ve oğlumun canını acıtırlar diye kimseden de destek almadım annem hariç.

Ama bazen dayanılmaz oluyor hayat. Beni tek hayata bağlayan canım oğlum, Yağız’ım bana ‘anne’ dedikçe içim gidiyor.

Babasını görmüyor. Hem anne olmak hem baba olmak bu olsa gerek.

Onunla beraber maç yapıyorum sahalarda bir sürü erkeğin içinde. Ne yapayım, herkes babasıyla maç yaparken oğlum geride mi kalsın?..

Bazen geceleri kalkıp bakıyorum, ‘acaba bu günler geride kalacak, ben ve oğlum mutlu olacak mıyız, ne olur duyun sesimi?’ diyorum kâinata.

Ben oğlumsuz yapamam…

Rabbim işlerime düzen ver, mecburi evlilik yapmayayım, ortada kalmayalım. Allah’ım yardım et, dayanılmaz acılardayım…

Ancak oğluma her baktığımda içimi huzur kaplıyor…

Sözün kısası, herkese sesleniyorum! Çocuk yaparken iyice düşünün. Çünkü onun sorumluluğu hiçbir şeye benzemiyor.

Rabbim herkese, bana ve oğluma da yardım et.

Oğlum ve benim için bir mücadeledeyim, yolda kalmak istemiyorum.

Seni seviyorum canım oğlum, cennet meyvem Yağız’ım…

Perihan Kaleli
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:57   #3 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Eşimle üniversiteden arkadaştık, sene 1998... 2004 Mayısında da evlendik. Uzun bir arkadaşlık döneminden sonra evlendiğimiz için, bebek yapmaya hemen karar verdik.

Ve canımın içi oğlum bizi hiç bekletmedi. 2005'e girdiğimiz yeni yılda oğlum benimleydi, biliyordum. İçimde öyle bir his vardı…

Nitekim yeni yıl gecesinin ertesinde yaptığım testle, ikincisi hafif silik de olsa oğlum varlığını ispatlamıştı. Hemen hastaneden randevu aldım ve orada da kan tahlili ile durum açığa kavuştu. Böylece heyecanlı bir hamilelik serüveni başlamış oldu…

İlk haftalarda, her hafta ultrason kontrolü istedi doktorumuz. 6. haftaya geldiğimizde daha bebişimin kalbi atmaya başlamamıştı ve doktorumuz ‘önümüzdeki hafta son!’ dedi, ‘yine o minik kalp atmazsa bebeği almamız gerekecek.’ O hafta nasıl geçti bilemezsiniz…

O gün gelip çattı! Hastanedeydik ve o minik kalp atışlarını duyduğumuzda sanki her yerde o sesler yankılanıyordu! Bebeğimiz, babasının doğum günü olan 31 Ocakta dünyaya tutunmuştu ama bu minik yaramazın maceralarının başlangıcıydı…

Üçlü test yapılana kadar yani 11. haftaya kadar her şey yolunda idi. Ancak üçlü testi yaptırdığımızda, doktor sonuçların iyi olmadığını, amniyosentez yaptırmamız gerektiğini söyledi. İşte o zaman dünya başıma yıkıldı! Bize, 1 hafta sonrası için gün verdi.

O bir hafta boyunca eşimle düşündük taşındık ve sonuç olumsuz bile olsa onu dünyaya getirmeye karar verdik. Bu kararı verdikten sonra da içim rahatladı çünkü her şekilde o artık benimdi ve ondan vazgeçmemiş olmak beni rahatlatmıştı.

Bir hafta sonra gittik. Operasyon çokta korkulacak bir şey değilmiş, hiç canım acımadı. Sonrası ise hep heyecan, hep heyecan… Sonuçları almamız ise biraz problem oldu. Ben korkumdan arayamıyordum, sağ olsun eşim arıyordu. İlk dedikleri tarihte sonuçlar çıkmamıştı, ikinci aramamızda da çıkmadı.

Neyse, aradan iki hafta geçti. Eşim, benden habersiz hastaneye gitmiş, sonuçları almış ve iş yerime gelmişti. Allah’ım eşimi karşımda görünce kalbim duracaktı, hiçbir şey de belli değildi yüzünden, ne iyi ne kötü.

‘Sağlıklı bir oğlumuz olacak’ deyince dünyalar benim olmuştu. Ama ikinci şoku yaşamıştım çünkü üçlü testi yaptırana kadar ki olan ultrasonlarda doktor kızımız olacağını söylemişti. Fakat amniyosentezde kromozomlara bakıldığı için, bu kesin sonuçtu!

Bundan sonra her şey yoluna girdi. Anlayacağınız bizim ufaklık o zaman da başlamıştı yaramazlıklara.

8. aydaki kontrolümde, NST’de doktor bebeğin kalp atışlarını beğenmedi ve kontrol çarşamba günüydü, ‘cuma gel, bebeği alalım’ dedi. Bizde yine bir telaş, bir panik…

Hemen annem geldi Bursa’dan. Yatış işlemleri falan derken, bebeğim 26.08.2005’te doğdu…

Ancak sezaryenin bir riski olarak ciğerlerinde su kalmıştı ve nefes alamıyordu yavrum. O yüzden 10 gün yenidoğan yoğun bakımında kaldı.

2.870gr. doğmuştu. Yenidoğandan normal servise çıktığında ise 2.300gr.’lık küçücük bir melekti.

Neyse, hemen emmeye başladı ve evimize gidebildik. Allah’ım onu bize bağışlamıştı. Çok şükür her şeyi yerinde, sapasağlamdı.

Şimdi 20 aylık, konuşan ve koşan bir afacan benim canım oğlum, Erman’ım…

Allah isteyen herkese sağlıklı bebekler versin…


Fulya Tatbul
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:57   #4 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Günlerden Cuma, tarih 6 Nisan idi. Son bir aydır ‘ha doğdu ha doğacak’ diye yolunu gözlediğim, odasında kıyafetlerini okşayıp oyuncakları ile oynadığım, ‘al dudaklı, yakut kırmızısı’ kızım ‘Lalin’ doğdu...

Onun içimden çıkışını hissetmeyi, ilk çığlığını duymayı çok istedim; bunun için hamile yogalarına gittim, yürüyüşlere çıktım ama olmadı. Kuzucum sezaryenle doğdu ama olsun, hayırlısını istemiştim onun için, iyisi buymuş demek ki...

Hamile olduğumu öğrendiğim günden beri bu siteye üyeyim, neredeyse tüm yazıları okuyorum. ‘Bir gün ben de kendi hikayemi yazacağım’ diye bekledim, işte şimdi sırası…

Detayları, uzatmak için değil; her hikayeden benim gibi kendine ders çıkaranlar için yazıyorum…

Baştan beri hep normal doğum istedim, doktoruma da bunu her fırsatta belirttim. O da bana hiç sezaryen teklif etmedi. Ama yorum da yapmadı. Sanki ‘dur bakalım ne olacak’ der gibiydi. Gerçekten de bu doğum işlerinde hiç plan olmuyor, her şey kader kısmet.

Bize verilen tahmini doğum tarihi 8 Nisan idi. Ama ‘kızlar erken doğar’ diyen çok olmuştu, insanoğlu işte; bazı fikirlere hiçbir dayanağı olmasa da sarılabiliyor.

Kendimi böyle şartlamam, son bir ayı sabırsızlık içinde geçirmeme sebep oldu. Bu arada Mart başında çektirdiğim bir NST’de düzenli kasılmalar görülünce, doktorum öyle bir konuştu ki; sanki her an doğurabilirim havasına girdim.

Bana istirahat veren “bebek 15 gün daha anne karnında kalsa iyi olur” diyen doktorumuzun söylemleri, bizi ‘doğum yakında’ havasına soktu. Apar topar başka bir şehirde oturan annemi çağırdım. Annem geldi, biz beklemeye başladık ama bir gelişme olmadı. Her sabah gaz sancılarımı dinleyip, ‘acaba doğum başladı mı’ diye anlamaya çalışıyordum.

29 Mart’taki doktor kontrolümde ‘rahim ağzında incelme var, bir sonraki buluşmamız hastanede doğum için olur’ diye konuşuldu ancak yine bir gelişme olmadı.

4 Nisan sabahı ‘nişan’ gelince doğum başlıyor diye sevindim ama gece de bir şey olmayınca ertesi gün doktora gittik. Kapıdan çıkarken annem ‘ister misin doktor bizi direkt hastaneye yollasın’ derken, ben de ‘boşa heveslenme, bu kızın doğmaya niyet yok anne’ diyordum. Bu arada beklemekten sıkılan ve bir aydır da annemi özleyen babacığım hastaneden yıllık iznini almış (kendisi de doktordur), doğum olsun olmasın 1 hafta yanımda kalmak üzere o gün uçağa binmişti.

Doktor, muayenede hafif kanama ve 1cm açıklık görülünce doğumun başladığını ama bebeğin kafasının halen mobil olduğunu yani rahim kanalına oturmadığını öğrendik. Doktorum durumu netleştirmek için renkli dopler çektireceğini ama her halükarda o gün doğumu yaptırtacağını söyledi ve yatışım yapılsın diye beni zaten yakında olan ve doğumu yapmayı planladığım hastaneye yolladı. Böylece annemin söylediği gerçekleşmiş oldu.

Eşime, kayınvalideme, kardeşlere ve uçaktan yeni inen babama telefonlar açıp, hastane çantamı da eşime buyurup biz hastaneye gittik.

Renkli doplerde bebeğin 4 kilo civarı olabileceği ama kanala oturmadığı belirlendi. Radyolog, ‘siz bunu biraz zor doğurursunuz’ deyince, ‘aman ne güzel moral veriyorsunuz’ diye adamı tersledim. Ayrıca tüm dopler boyunca bilmiş bilmiş sorular sorup adamın ‘bu kaçıncı doğum?’ diye sormasına sebep oldum.

Akabinde bana suni sancı verdiler ve beklemeye başladık. Normal doğum yapacağım diye doktorumu öyle bir baskı altına almışım ki, kadın sezaryenin lafını bile edemiyordu.

Babamın hastaneye varıp doktorumla konuşması, saatler süren serum vermelere karşın doğum sancılarının başlamaması ve doktorun son el muayenesinden sonra ‘sezaryen yapalım’ dendi. O anı hiç unutmayacağım, doktor bebeğin başına dokunca baş geriye kaçtı ve doktor da “Senacım normal olsun diye bekledik ama biraz zor görünüyor, sen de bebek de çok yıpranırsınız, sezaryene alalım’ dedi.

4 kiloluk bir bebeği doğurma, epizyotomi (alt kesi), sancı çekme, bebeğin vakumlanması korkularım, yerini anestezi ve ameliyat korkusuna bıraktı. Gözyaşları içinde ‘siz bilirsiniz’ dedim.

Beni ameliyata götürürlerken ağlayıp, babam ve eşimi hayli üzdükten sonra, anestezi uzmanını “Nip Tuck” dizisinde seyrettiğim bir tam bayılmama vakasını anlatıp beni iyi bayıltmasını söyleyerek bunaltmayı ihmal etmedim. Bu arada ameliyat masasında sonda taktılar; uyarayım, pek cici bir şey değil, çişinizi iyi yapın gerek kalmasın derim.

Nihayetinde 20.44 itibari ile 4.025gr bir kız sahibi oldum, 1 saat sonra da bebeğimi emzirdim…

İki gece hastanede yattım. Voltaren iğneler, serumuma bağlı “ağrı pompası” isimli ağrı kesici verme mekanizması, her açısı ayarlanan yataklar ve dünya tatlısı hemşireler sayesinde hastanede az acı, bol rahat içindeydim.

Eve geldiğim ilk iki gece ise sezaryenin gerçek bir ameliyat olduğunu anladım. Sizlere kıssadan hisse olarak şunları söyleyeceğim…

Birincisi; size verilen doğum tarihinden önce asla kendinizi havaya sokmayın, sonra günler geçmez, daha günü gelmemiş bebeğinize ‘niye doğmuyor?’ demeye başlarsınız.

İkincisi; nasıl doğum yapacağınız konusunda önyargılı olmayın. Tabi ki normal doğum yapmak önceliğiniz olsun ama bebeğin ve sizin sağlığınız için gerekli olursa sezaryenden çok korkmayın.

Üçüncüsü; hastaneniz iyi ise tadını çıkarın, evde ‘bebek hemşiresi’ diye bir şey olmuyor malum.

Son olarak da hiçbir acı sonsuza kadar sürmüyor. Size ‘bir haftada geçer’ diyorlarsa, acınız asla bitmeyecek gibi gelse de bir hafta geçince gerçekten bitiyor.

Şimdi kızım 12 günlük ve hayat ne çabuk geçiyor dedirtmeye başladı bile.

Sevgiler…

Sena Türkmen Dolu
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:57   #5 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Biz, eşimle 2005 yılında evlendik. İlk önceleri eşim bir bebeğimizin olmasını çok istiyordu ama ben daha erken olduğunu düşünüyordum.

Bu kadar güzel bir duygu olduğunu bilsem, herhalde hiç tereddüt etmezdim. Aslında her zaman annelerimizin söylediği bir söz vardır ‘anne olunca siz de anlayacaksınız bizim kaygılarımızı ve korkularımızı’ derler. Ben anneme hep kızardım ama şimdi onu çok iyi anlıyorum.

Hamile kaldığımda çok sevindik, her ay düzenli kontrollere gittik; gerekli tahliller, her şey yapıldı.

Ben biraz zor bir hamilelik geçirdim çünkü düşük tehlikesi vardı, çok dikkatli olmam gerekliydi.

Son aylara girdiğimde, artık epey ağırlaşmıştım; ne rahat uyku uyuyabiliyordum ne de rahat hareket edebiliyordum. Ama en güzeli de bebeğimin hareketlerini seyretmekti, çok güzel bir duyguydu.

Ben en çok normal doğum taraftarıydım ama bebeğimin kafa yapısı biraz büyük olduğu için doktorum, eğer sancılar esnasında çatım açılmazsa beni hemen sezaryene alacağını söyledi. Biz de eşimle, sezaryen olmama karar verdik.

Doğumun gerçekleşeceği gün (6.12.2006) gidip hastaneye yerleştik, artık çok heyecanlıydım…

Beni hazırlayıp ameliyathaneye aldılar ve orada epidural olmaya karar verdim. Ameliyat başladıktan birkaç dakika sonra da bebeğimin sesini duydum… Ve onu gördüm!.. O kadar minikti ki… Tarifi imkansız duygu diye ben buna derim.

Bebeğim 4kg. 51cm doğdu. Çok sağlıklıydı ve herkes mutluydu. Birkaç gün sonra hastaneden taburcu olduk.


Bebeğim şu an dört aylığı geçti, adı ‘Cemal’. Çok sevimli ve bizim bir tanemiz.

Şu an bu yazıyı yazarken bile, onu düşündükçe içim titriyor, ‘anne olmak işte budur’ diyorum.

Bu güzel duyguları paylaşmamız için, biz annelere fırsat verdiğiniz için Annelergrubu.com’a teşekkür ediyorum.

Seni çok seviyorum bebeğim…


Annen
Halide Göktaş
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:57   #6 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Dört yıllık bir evliliğin devamında, beraberce çalıştığımız işimizde benim açımdan terfi etme zamanı gelmişti, anne olarak

Planlı olarak spiralimi çıkarttırmış, üç hafta sonrasında da hamile kalmıştım.

Bebeğimi ultrasonda ilk gördüğüm an ağlamıştım ellerimi yüzüme kapatarak. Çok heyecanlanmıştım. Anneliği kendime yakıştıramamıştım.

Bir hafta sonra sigaraya veda etmiştim, bütün hayat boyu bazında ve eşimden de bırakma sözü almıştım (elbette bu sözü tutmadı)

Hamilelik tüm sinirlerimi almıştı adeta. Bana mutluluk hediye etmişti. Beni tanıyan herkes “umarım hanımefendi gelince de böyle olursun” diyordu. Sorunsuz bir hamilelikti, ta ki 7. aya gelene dek…

7. ayda çıkan gebeliğe bağlı diyabet yüzünden; artık hamileliğim diyetisyen, dahiliye uzmanım ve doktorum Sanem hanım arasında geçen bir maratona dönüşmüştü. Kızımın sağlığı için diyet yapıyor, sabah akşam kendime insülin enjekte ediyor ve her gün yürüyordum. Kilo kontrolüm çok önemliydi. Her şey onun içindi…

Normal doğum istiyordum ancak doktorumuz diyabetli gebelerde yüzde altmış sezaryen olduğunu söylüyordu. Ben ağlıyordum, istemiyordum ameliyat olmak. Çünkü bana ve bebeğimize uzun uzun refakat edecek kimsemiz yoktu. Eşimi de, kızımı da zavallı durumuna sokmak istemiyordum.

8. aya girerken lila renginde odası, dolabında ütülü eşyaları, hastane çantamız, oyuncakları hazırdı. Biz de hazırdık. Ameliyata gireceğimden, korkuyla bir mektup anneme, bir mektup da eşime yazdım. Anneme yazdığım mektupta eğer bana bir şey olursa kızımı ona emanet ettiğimi, onu beni sevdiğinden de çok sevmesine ihtiyacım olduğunu yazdım. Eşime ise eğer bana bir şey olursa onun harika bir baba olacağını ama tekrar evlenmek isterse kızımıza annemin bakmasını istediğimi, her şey yolunda giderse bu mektubu beraber okuyacağımızı yazdım…

Ameliyathane soğuktu ve korkudan tansiyonum çıkınca yanıma eşimi istedim. Az sonra kızımın babası yanımdaydı, ellerimi tutuyordu. Belli ki o da korkuyordu, elleri buz gibiydi. Ondan şarkımızı söylemesini istedim. Utandı, söylemedi. Onu sevdiğimi söyledim…

Cevabını alamadan rahmetli babam yanıma geldi… Oysa öleli 15 yıl geçmişti. Bana gülümsedi ve arkasını dönüp gitti kızımın dedesi. Sonra rüyasız bir uykudan kendi çığlık sesimle uyandım. Canım çok yanıyordu ve çok fazla insan sesi vardı. Gözlerimi açmaya çalışıyordum ama sadece sesleri duymaya yetiyordu gücüm. Ama bebek sesi yoktu…

Gözlerimi zorlayarak açtım ve kuvözün içinde yatan bana göre minicik, tüm hastaneye göre kocaman bebeğimi gördüm…

Kızım Sude 4.660gr., 52cm. doğdu. O, hastanenin en uzun ve en tombul kız bebeğiydi. Tüm doktorların maskotu oldu.

Şimdi Sude’m kızım, bademim 15 aylık oldu. 15 ay; ay-ay, dizi gibi oldu. Her gün bir macera, yeni bir heyecan dolu dolu geçti. Sabırsızlığıma yenildiğim günlerim, uykusuzluktan ağladığım sabahlarım, ateşlenmesiyle kalbimin alev aldığı haftalarım, eğlenemediğim gezilerim, tadına varamadığım yemeklerimiz oldu. Ama kızımın kalbime kattığı sıcaklık... İşte bu sıcaklığı ancak gözlerime bakarsanız anlarsınız.

Kalbimi avuçlarında eriten, müjdeli mucizem…

Hayatıma iyi ki geldin!

Ece Cengiz
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:58   #7 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Ankara’da ailemin yanındayım. O sabah, farklı bir bel ağrısı hissi ile uyandım. Annem hastanede olduğundan, babama durumu hissettirmeksizin kahvaltı yapıp tekrar odama çekildim.

Bu defaki ağrı dinecek gibi değildi. Ve dinmedi de. Annemin hastaneden dönüşü 13:00’ü bulmuştu ve benim sancım artıyor, eksilmiyordu. Takip edebildiğim kadarıyla 10 ile 15 dakikada bir geliyor, bir türlü de çıkmıyordu.

Anneme sancılarımı söylediğimde, “olur olur, normal” deyip günlük işlerine döndü, ancak bir gözü de benim üstümdeydi. Sürekli sancılarımı soruyor, ben de anlatmaya çalışıyordum. O zamana kadar dinlediğim doğum hikayeleri aklımdan geçiyor, hiçbiri benim durumuma uymuyordu. Bu, doğumun başlangıcıydı ama ben inanamıyordum. Daha doğrusu aklımdan geçenlere bakılırsa, ben doğuramazdım…

Tahammülümü gittikçe zorlayan sancılar 5 dakikada birkaç kez girip, bir daha da çıkmıyordu. Saat 19:00 civarı komşumuz Melek teyze ve annem beni hastaneye gitmem için ikna etmeye çalıştılar ve başardılar. Serkan Yozgat’ta olduğu için arayıp haber verdim, ikinci bir habere kadar yola çıkmamasını da tembih ederek…

Adem abi, babam ve annem Etlik Hastanesinin yolunu tuttuk. Kontroller yapıldı. Pelvik muayene, ultrason, NST derken; “Pazartesi kontrole gel, açıklığın yok” deyip beni gönderdiler. 20:30 suları eve dönüşümüzde biraz utanç, biraz kırgınlık hissi ve korkudan azalan sancılarımla eve geldim. Bu arada Serkan’ı da arayıp gelmemesini söyledim.

Sancılarım daha da arttı, artık nefes alamıyorum, tuvalet ve salon arasında mekik dokuyorum. Annem, canım annem, eli elimde, beni yatıştırmaya çalışıyor. Utancımdan babamın yüzüne bakamıyorum. O da bir çare dövünüp duruyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Gece 01:00 suları. Artık canımı teslim ettiğim sancılarla yerde sürünmeye başladım. Babam hastane için taksi arıyor ama nafile. Alt komşumuz Salih imdadımıza yetişiyor ve Sincan Hastanesine gidiyoruz. Orada doktor bulamayınca tekrar Etlik Hastanesine…

Bu arada Serkan’a haber verdiler. Ben de aradım. Tekrar muayeneye alınışım ve onca sancıdan sonra, sadece 1cm açıklıkla beni doğumhaneye göndermek üzere hazırlıklar başladı.

Böylece annemin refakatinde doğumhaneye indim. Giyinmemde yardımcı oluktan sonra, dualar ederek beni o uzun yolda bıraktı. Arkama dönüp son kez bakmak istedim ama yapamadım... Uzun, soğuk, loş bir koridorda tek başıma ilerliyordum.

Kayıt için, bir odada epey bekledim. Sonra yine muayene, açıklık 3cm. Suyumun gelmemiş olması beni zorluyordu. Sancı odasına yatırıldığımda saat 04:00 olmalıydı, bir taraftan gözüm pencerede Serkan’ı düşünüyordum.

Acıdan kıvranarak duvarları tekmelemeye başlamıştım çoktan ve bir süre sonra suyumun alınmasıyla hem acı hem de keyif veren bir his beni sıçrattı. “Biri bana baksın, bana bir şeyler oluyor” dediğimi hatırlıyorum.

Evet miniğim, o his senin artık dışarı çıkmak isteyişinin müjdesiydi. Kontrol yapıldı ve “inmiş, doğuma hazır” denildi. Artık acı hissetmiyordum. Elim ayağım boşalmış, bir garip haldeydim. Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum.

Gözlerimi araladığımda Kamber Hocanın elimi tuttuğunu gördüm, susuzluktan inliyordum ve su istedim. Hazırlıklar tamamdı ve sandalyeye oturdum, süratle doğum odasına götürüldüm. Orada ne kadar kalacağımı merak ediyor, endişeleniyordum. Senin keyfinin yerinde olduğunu anlamak zor değildi, sen hep hareket ediyordun.

Masaya çıktım ve tam 5 dakika içinde doğurdum. Baş aşağı tuttukları bir bebek, mosmordu dudakları, hayal meyal gördüm; bembeyazdı…

Seni bebek odasına götürürken, “günün en güzel bebeği doğdu” denildi. Benim ne sancım ne de ağrım kalmıştı. Bir boşlukta gibiydim. Çok ama çok yorgun, dışarıda neler olduğundan habersiz, senin ne yaptığından da; masada öylece yığılıp kalmıştım, eş doğumunu bekliyordum.

Dikişler epey uzun sürdü, tekrar beni sandalyeye alıp bebe hanenin kapısına getirdiler. Birçok bebek vardı ama bir tanesine gözüm takıldı. Bilmiyordum ama o sendin, bundan çok emindim.

Seni kucağıma verdiler, gözlerini açmak çok güçtü senin için, biraz aralayıp tekrar kapattın. Orası öyle soğuktu ki hapşırıverdin ve ben ağlıyordum, ‘anne’ olmuştum.

Bir hastabakıcı bizi aldı, asansöre doğru hareket ettik ne var ki ilk sorduğum soru ‘görüş ne zaman?’ oldu. Babanın seni görünce ne yapacağını çok merak ediyordum ve tabi anneannenin. Asansörle yukarı çıktık, kapı açılır açılmaz annemin sesini duydum. “Bu bizimkiler” dedi. Baban bir anda sana saldırdı. Öptü ve kokladı. Herkes merak içindeydi. Sırayla herkesle öpüştük.

Odaya doğru giderken, seni benden aldılar yıkamak için ama sen zaten tertemiz, akça pakça bir şeydin. Anneannen önce seni giydirdi. Sonra beni tekrar muayene ettiler ve ben de giyinip seni emzirmeye koyuldum. İlk birkaç saat öyle güzel emdin ki. Sonrasını ne sen sor ne de ben söyleyeyim.

Bizi görmeye deden, anneannen, baban, babaannen, Aylin halan gelmişlerdi. Görüş bitince gittiler ama birkaç saat sonra bir görüş daha vardı. Çok zamanlı doğdun bebeğim, 09:15 doğum saatin. Öğleden sonraki bekleyişlerim arasında, teyzeni arayıp haber verdim, “doğurdum” diye.

Görüş saati geçmek üzereydi, ne gelen var ne giden. Artık heyecanım yerini üzüntüye bırakıyordu ki, kapı birden açılıverdi. Emrah dayın gelmişti. Aylardır konuşmuyorduk, sen bizim aramızda barış kelebeği oluverdin.

İki gün süreli uykusuzluk, onca ağrı sancı derken; seni ona bırakıp ben ilk defa yatağa uzandım. Melek teyzen, anneannen, Zafer dayın, baban, babaannen içeri girdiler, fazla görüşemedik, kısa sürdü ama mutluluğum tarif bile edilemezdi. Saatler seninle durmuş gibiydi. Seni emziremiyor olmak daha doğrusu sütümün kesilmiş olması ise beni çok etkiliyordu.

Çevremizde zaman geçtikçe kaldığımız oda dolmaya başlıyor, doğumdan yeni çıkanlara yardım ederek sıkıntımı üzerimden atmaya çalışıyordum. Sense biraz mola verip, sonra çok uzun süreler ağlıyordun. Akşam vakitlerine doğru bedenim yenik düşmeye başlamıştı ki; Burçak halan, Aylin halan ve baban hastaneye geldiler. Onlarla görüştük, yaklaşık bir saat kadar yanımızda kalıp gittiler.

Ertesi gün bizimkiler odaya geldiğinde, artık son sürat eşyalarımızı alıp apar topar hastaneden çıktık. Eve döndüğümüzde dedenin heyecanı da bir başkaydı, hastanede kargaşa sırasında dedenin seni kucağına alıp almadığını göremediğim için ben de çok heyecanlıydım.

Evdeydik ve bizim için çok güzel bir oda hazırlanmıştı. Prensesimizin yatağı hazır, ‘hoş geldin’ yazıları duvardaydı. Hemen seni yıkayıverdiler dayınla anneannen, bense ortalıkta dolanmaktan adeta zevk alıyordum. Birçok sıkıntım vardı; dikişlerim ağrıyordu, sütüm tam anlamıyla kaybolmuştu.

Bu arada baban beni çok üzüyordu, çok agresifleşti. Onun peşinde geziniyordum. Biz bir aile olmuştuk artık ve onu hep yanımda istiyordum, senin ve benim yanımda. O ise garip bir hal içerisindeydi. O da çok yorgundu.

Biraz dinlenip kahvaltı yaptık. Mama hazırlayarak seni doyurduk. O andan sonra süt getirme çalışmaları başladı. Sürekli banyo yapıyor, tavsiyelere uyarak sürekli bir şeyler yiyordum ama pek sonuç alamayınca kendimi sağmaya başladım.

Baban izin alamadığından Yozgat’a gitmek için hazırlandı. Bir hafta sonra gelip bizi almak üzere evden ayrılırken, sanki bir daha görüşemeyecekmişiz gibi bir hava esiyordu. Senin odandan hiç çıkmadı, ‘şimdi çıkıyorum’ diyordu, ‘5 dakika, 10 dakika’ derken gitmek sanki ona zulümdü. Böylece 3 saat doldu, sen uyandığın bir ara seni kucağına alıp mırıl mırıl konuşmaya başladı. Ne söylediğini pek anlamasam da ben odaya girdiğimde baban; ‘bak, kızım gitmemi istemiyor’ dedi.

Benim için artık her şey o kadar zorlaştı ki, Serkan’ın bir an önce gitmesi gerekiyordu. Ağlayamıyordum ve boğazım ağrıyordu, ama ne ağrı! Bu hal geçecek sandım, Serkan gidince arttı, eksilmedi. Tam yedi gün, gece gündüz ağladım. Bu arada seni emzirmeye çalışıyordum, olmadı sağıyordum kendimi.

Üçüncü gündü sanırım, sağ göğsüm kocaman oldu ve sancıdan duramıyordum. Taş gibiydi, alev alev yanıyordu. Bırak seni emzirmeyi, ben bile dokunamıyordum. Sıcak kompres, soğuk kompres derken anneannenin komşusu Şehnaz abla geldi ve beni bağırta bağırta sağdılar. Yalnız o göğsümden çıkan yarım çay bardağı sütü koşa koşa sana getirdik. Ertesi günse sanki hiç göğsüm yoktu ,hiçbir şey hissetmiyordum. Halen de öyle.

Doğmuştun… Çok mutluydum… Çok güzel bir bebektin…

Bu yazı kızımın güncesinden alınma, sizlerle paylaşmak istedim.

Gülcan Narince
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Alt 23-01-2008, 19:58   #8 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


Doğum Yeri: Ankara Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi
Doğum Tarihi: 7 Ağustos 2006
Boy: 51cm
Kilo: 3.690gr


Benim annelik hikayem kızımla başlar. 17 Mart nişan, 17 Temmuz düğün ve 6 ay sonra annelik için geri sayım…

Sorunsuz geçen hamilelik dönemi sonunda, sanki hissetmiş gibi banyo yapıp yatmıştım. Saat gece yarısı 01:00 gibi, garip bir sancıyla yatağımdan sıçradığımı anımsıyorum…

Evet, 9 aylık sabırsız bekleyiş sonunda kızımı kucağıma alacağım. Apar topar hastaneye varıyoruz. Doktorum Ankara Hastanesinde ve ben doğumu orada yapacağım.

Neyse, şiddetli sancılar çekerken kendi kendime kızıyorum. Her sancı vuruşunda gözlerim yerinden fırlıyor; “bir daha mı tövbe” diyorum.

12 saat süren sancı sonucu, 4cm açılma normal doğumu engelliyor. Beni hemen sezaryene alıyorlar yoksa çocuk elden gidecek.

Ayılıp kendime gelirken, dünya tatlısı bir bayan doktor bana, “Bak annesi bir kızın oldu, onu dövme, ona kızma, onu hep sev” diyor…

Tarih 4 Kasım 1997. O benim hayatım, sarı papatyam, yaşam pınarım, canım kızım; Aycan’ım…

Yıllar çabuk akıp gidiyor. Kızım 8 yaşına gelmiş, isyan bayrağı çekmiş, “kardeşşşşşşşşşşş” diye bağırıyor. Babamız “bir tane yetmez; ikinci çocukkkkkkkk” diye tozu dumana katıyor. Ben çaresizleri oynuyor…

Kararsız geçen birkaç ay sonrası korunmayı bırakıyorum ve ikinci çocuk için geri sayım başlıyor. Tazelenen umutlar bir cuma akşamı iş dönüşü tuvalette kanamayla son buluyor. 1 aylık bebek akıp gidiyor karnımdan. Ağlamıyorum çünkü biliyorum ki hercşeyde bir hayır var.

Yeniden hamile kalmam için 1 yıl beklemek zorunda kalıyorum ve 2005 aralık ayının sonlarında kendimde bir gariplik hissediyorum; biliyorum hamileyim. Kan tahlili beni doğruluyor ve 9 aylık bekleyiş başlıyor...

Bu bekleyiş, doktorun “erkek olacak” demesiyle, eşim ve kızım için daha da uzuyor. Oysa ben biliyorum, rüyamda görmüşüm bir oğlum olacağını ve çok rahatım; bir de şu benden önce giden karnım olmasa. Top gibi bir şey olmuşum, yusyuvarlak. Yediğim meyvenin hesabı yok. O yıl meyve üreticileri bana çalıştı, inanın! Tabak tabak meyve yiyorum.

Uzatmayalım, doktorumun verdiği gün hastaneye gidiş ve hemen ardından “hadi bakalım Sevgiciğim, doğuma!” sözü beynimde şimşek gibi çakıyor. Ameliyathaneye nasıl girdim, nasıl hazırlandım bilmiyorum. Bildiğim tek şey, tüm ameliyat ekibinin son derece güler yüzlü, sevecen ve çok sempatik oldukları; doktorumun sesi ve bayılmışım…

Tarih 7 Ağustos 2006. Kendime geldiğimde küçük bir odadaydım ve oradan kendi odama taşındım. Anneciğim ve minik bebeciğim beni bekliyor...

Eşim, hemen eve telefon etmiş; kızım “Yaşasın, abla oldum” diye evi birbirine katmış. Yani ne sevinç! Ben görmedim tabii.

Hoş geldin dünyamıza küçük erkeğim, hoş geldin Baturalp’im. Adın gibi yiğit olursun inşallah anneciğim…

Oğlum şu an 8 aylık, şirin mi şirin bir bebek.

Canım yavrularım, yaşam size hep uğurlu gelsin. Önünüzdeki tüm engellerle; sabırla, eğilmeden, bükülmeden mücadele edin. Bilin ki yaşamda en büyük zafer, kendi emeğinle kazandığın zaferdir. Tüm zaferler sizlerle olsun yavrularım. Sizleri hep sevecek anneniz, belki bir gün yanınızda olmayacak, o zaman bile ayakta dimdik ve eğilmeden durun; yaşamın size hazırladığı sürprizleri umut ve cesaretinizle aşın.

Sizleri seviyorum canlarım…

Bu arada hastanede beni hiç yalnız bırakmayan Gönül hemşireye, tüm hastane personeline (bana çok iyi baktılar), sevgili doktoruma teşekkür ediyorum. Oğluma bakan yengeme de sevgilerimi sunuyorum, çok iyi bakıyor gerçekten; şimdiden oğlum sevgi delisi bir çocuk olup çıktı.

Sevgi Hin
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:59   #9 (permalink)
KoooooLpa
 
Crystal Heart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 4,988
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 11 Crystal Heart is on a distinguished road
Standart


seninle daha uzun süre kalmak için, doğum öncesi iznimi doğum sonrasına aktarmayı planladım.

Raporumu aldım fakat 2.5 hafta çalıştıktan sonra, 23 Ağustos 2006 tarihinde sabah saat 05.30’da sen aniden gelmek istedin!

Biz Elif ablanı uykudan uyandırarak babaannene bırakıp, anneanneni yanımıza alarak hastaneye apar topar gittik.

Doğarken gerçekten çok zorlandım. Sezaryen ameliyatı 4 saat sürdü. Kordon boynuna dolandı ve bir takım aksilikler yaşadın. Hastanede bütün sevenlerin senin için Allah’a dua etti. Yaşamak için gerçekten çok mücadele verdin.

Hastanede 10 gün kaldık. Elif ablan babaannesinde bizim taburcu olmamızı büyük bir sabırla bekledi çünkü bizleri çok özlemişti.

Hastaneden çıkışımız ve eve dört kişilik bir aile olarak dönüşümüz… Allah’ım sana şükürler olsun, çok mutluluk verici idi.

Sarı saçlı, mavi gözlü güzel oğlum şimdi 7 ayını bitirdi.

Sarı kelebeğim, ailemize hoş geldin. Seni çok seviyoruz…

Sezgin Çetin
__________________
lifeandeath pReNsEs


Çoğunuz paRçaLaRı kayboLmuş puzzLe gibisiniz..!

Kiminizin akLı,

Kiminizin kaLbi,

Kiminizin ruhu yok..!



birR çıqLıK buLsamM ! hiç sSusmayanN , yaDa biR cümLe beniİ anLatanN !


Crystal Heart isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2008, 19:59   #10 (permalink)