Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

acını çekeceksin

 Komedi Katagorisinde ve  Komik Yazılar Forumunda Bulunan  acını çekeceksin Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Acı, keder ve biraz pişmanlık çilesinden sonra mutluluk artık hazırdır sizi kucaklamaya… Acıyı unutmayı kendine dert etmeye değer mi? Şöyle ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Eğlence > Komedi > Komik Yazılar

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-08-2008, 17:44   #1 (permalink)
Moderator
 
morejderha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 714
Blog Başlıkları: 7
Tecrübe Puanı: 2 morejderha is on a distinguished road
Standart acını çekeceksin


Acı, keder ve biraz pişmanlık çilesinden sonra mutluluk artık
hazırdır sizi kucaklamaya…

Acıyı unutmayı kendine dert etmeye değer mi? Şöyle gerçekten kocaman
bir derdiniz varsa, buyurun acısını çekin; Yoksa, kusura bakmayın,
sizin acınız bana tat vermedi; ben kendi acıma yetişeyim...

Acının tadı çekilmedikçe ekşiyip bozuluyor; üstelik bozulurken
büyüyüp çatallaşıyor, yutulamaz oluyor. Tıpkı ertelenen mutluluk
gibi, ertelenen acılar da hislerin en beteri `pişmanlık' ile öcünü
alıyor.

Korkmayın; yasınızı tutun. Acının da tıpkı mutluluk gibi bir lezzeti
vardır. Bir izin verin kendinize, sımsıkı yapışın dertlerinize!
Yeterince görkemli olmasalar da, acılarınız hayallerinizin yoluna
dikilebiliyorsa eğer, yeterince gerçektirler.

Derdinin sorumluluğunu yüklenip acısını çekemeyen her kimse, yaşamın
tadından hak isteyemez. Üstelik çekilen acılar değildir insanı
yaşamın kıyısına sürükleyip ruhsuz bir ölümün kollarına bırakan;
çekilmeyen acıların geç kalmış pişmanlığındaki korkudur insanı
ölmeye çeken...! Ne demiş filozof? "Beni öldürmeyen acı bana güç
verir"...

Günün birinde, arabesk kederlerinizin kıyısından mutluluğa olta
atarken, ömrünüzü ertelenmiş acılar ve sevgilerle boşa harcamakta
olmanın pişmanlığını yakalarsanız, geç kalmış olmayacaksınız. Sadece
hatırlayın ki zamanı toptan yaşayamazsınız; tez elden, acının ve
sevginin elinden saygı ve sorumlulukla tutun, ve bugünü yarına
ısmarlamaktan vazgeçin yeter....

Yaşanmış olanın en iğrenç gerçekliğinden bir güzellik bilgisi
çıkarabilen, yalanı ve yanlışı bir başka gerçeğin örtüsü gibi görüp
sabırla karşılayan, aşkın koynuna masum bir güven içinde girenler,
acılarının sorumluluğunu çoktan üstlenmiş kişilerdir.

Ve aşk aslında çoğu zaman acıların paylaşım hazzıdır.

*Talihsizliklerim içinde kıvranan yüreğimin acılarını hiçbir şey
sevimli bir kadının onları okşaması kadar yumuşatamadı. (dememiş mi
J.J.R.?)

Acınızın yasını tutmayı güçsüzlük saymayın. Acının bilgisi sizi daha
da güçlü kılacaktır.

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet
etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.

Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona
bir avuç tuzu bir bardak suya atıp tadına bakmasını söyler. Çırak,
yaşlı adamın söylediğini yapar; ama içer içmez ağzındakileri
tükürmeye başlar.

Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle, "acı" diye cevap verir.

Usta çırağını kolundan tutar ve birlikte dışarı çıkarlar.
Konuşmadan az ilerideki gölün kıyısına giderler ve çırağına bu kez
de tuzun hepsini göle atıp, gölden su içmesini söyler.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla
silerken, usta ısoruyu sorar: "Tadı nasıl? "

"Ferahlatıcı", diye cevap verir genç çırak.

"Tuzun tadını aldın mı?", diye sorar yaşlı adam.

"Hayır", diye cevaplar çırak.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş çırağının yanına
oturur ve şöyle der:

"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı
aslında hep aynıdır. O sadece acıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin
içine konulduğuna bağlıdır. Acıyı hafifletmek için yapman gereken
tek şey acı veren şeyle ilgili bilgini, hislerini ve düşüncelerini
genişletmektir. Onun için sen artık bir bardak su olmayı bırak,
berrak bir göl olmaya bak."

-Ustam bana göl olmayı öğret lütfen.

-Öğretmeye başladım ya işte!

***

Schopenhauer diyor ki…

"Çekilen her acının ve mutsuzluğun en etkili avuntusu, bizden fazla
acı çeken ve mutsuz olan kimseleri düşünmektir."

Bana kalırsa acıyı acıyla kıyaslayarak alt etmeye çalışmak
kandırmacadan öte geçmez. Bence acının ruhumuzu ezme nedeni, bizim
acının bilgisinden yoksun oluşumuzdur…

Gene de, "beterin de beteri vardır" felsefesinden yararlanmak
isteyen delikanlı babasına bir mektup bırakır.

"Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.

Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu
görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını
far ketti. Üzerinde -Babama- yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü
düşünceyle mektup zarfını açtı ve okumaya başladı:

Sevgili baba;

Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım; seni ve annemi yaşanacak
rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Jale ile
buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...

Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı kanca
küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim
tarzını asla ama asla onaylamayacaktı nız; ve tabi benden çok büyük
olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku
ve gerçek aşk... Baba Jale hamile!

Jalenin dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir
karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa
sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.

Jale benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki
esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve kurutup satacağız;
bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.

Artık tam anlamıyla bilime dualar ediyoruz şu AIDS'in çaresi
bulunsun ve Jale sağlığına kavuşsun diye..... O kesinlikle
iyileşmeyi hak ediyor.

Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine
bakabilirim. Eminim bir gün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını
kucaklayacak, seveceksin

Oğlun Cihan,

ÇOK ÖNEMLİ NOT:

Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil.

Ben Mehmet'lerdeyim.

Sadece sana, masamın üzerinde duran karneden daha kötü şeylerin de
olduğunu hatırlatmak istedim. :-):-):-)"
__________________
Talking's not always the best thing.
morejderha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:12 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206