İslam Mimarisi
19. yy’da ortaya atılan kavram dönemin anlayışına bağlı olarak islam toplumlarının dünyanın her yerinde ve her döneminde oluşturdukları sanatsal ürünler ve bu üretimi yönlendirdiği var sayılan davranış biçimi, ilke ve tutumlar şeklinde açıklanmıştır. Ancak bu anlamı ile İslam Sanatı coğrafi efkenlerden ve tarihsel gelişmeden uzak donmuş bir üslup özeliği kazanmaktadır. Oysaki ayrıntılı araştırmalar ve bunların verileri sayesinde islam toplumlarında sanatın mimarlıktan bezemeye uzanan alanlarda zengin bir çeşitlilik gösterdiği anlaşılmıştır. Ayrıca tüm sanat dallarında islamiyeti kabul etmiş toplumların yaşadığı coğrafya ve kültür ortamının kendini olabildiğince hissettirdiği ve dolayısı ile temelde aynı dini inancı paylaşsalar bile bir Kuzey Afrika İslam Sanatı ile Anadolu Türk İslam Sanatı’nın birbirinden çok farklı estetik değerlere sahip oldukları görülmektedir. Dolayısı ile genel bir İslam Sanatı’dan çok islam ülkelerindeki sanatlardan bahsetmek daha geçerli ve bilimsel bir bakış haline gelmiştir. Başlangıçtan beri birçok kavimlerin toplumların benimsedikleri islam dininin yayıldığı bölgelerdeki uygarlık eserlerini yalnızca bunları yapan toplumların inanç birliğinden dolayı genel bir İslam Sanatı kavramı ile açıklayamayız. Çünkü islam ülkelerinde yaratılan sanat eserleri bunları meydana getiren toplumların, devletlerin sanatları tarihsel gelişimi içinde tek merkezli yada değişmez ve bütün ülkelerde geçerli bir ortak yaratış iradesinin sonuçları değil islam ülkelerindeki tarihsel gelişimin ürünleridir. İslam dini bu eserlerin yaratılmasında yeni yeni sentezlerin ortaya konmasında yalnızca önemli bir etken olmuştur. Sanat eserlerine konu ve programlar verilmiştir. Özelikle plastik sanatların başlıca sorunu olan biçimlendirme sorunu belirli dini ihtiyaçların getirdiği belirli programlar dışında her islam ülkesinde ayrı ayrı çözümlere ulaşmıştır. İslam dünyasında din çoğu zaman devletin politikasını da belirleyen bir faktördür. Devlet yapılarının çoğunun dini yapılar oluşturuyordu. Dini yapıların ağırlık merkezini de camii meydana getirmekteydi. Camii hangi islam ülkesinde olursa olsun planını din kurallarından almıştır. İslam yapıları arasındaki benzerliğin bir başka nedeni de doğudan batıya uzanan islam ülkelerinin aşağı yukarı aynı iklim kuşağı üzerinde bulunmalarında aranmalıdır. İslam ülkeleri genel olarak avrupadaki ülkelerle karşılaştırılırsa daha sıcak, daha kuru ve daha ışıklı oldukları görülür. İslam ülkelerindeki dini ve sivil yapılarda şadırvan ve havuza büyük ölçüde yer verilmesi, şehirlerin çeşmelerle donatılması, suyun devamlı bir unsur olarak mimariye katılması bunun doğal bir sonucudur. Bu benzerliklerin yanı sıra islam ülkelerinin sanat eserlerinde üslup farklılıkları da vardır. Bu farklılıklar büyük imparatorluk çevresine giren bölgelerin değişik tarihi geleneklere sahip oluşlarından kaynaklanmıştır. İslamiyetin doğuşundan ve yayılışından önce Türklerin, Sasanilerin, Suriye Hristiyanlarının, Hinduların, Koptların ve Vizigotların kendilerine özgü birer sanatı vardır. İslam sanatı müslümanlığı kabul eden her memleketin sanat unsurlarından sanatçılarından ve işçilerinden yararlanarak gelişmiş ve karakter farkları böylece oluşmuştur. İslam ülkelerinde değişik kavimlerin geleneklerindeki ayrılıklardan, sosyal ihtiyaçlarındaki, ele geçirilen yerlerin ayrı sanatlarından ve bunlar karşısında hakim soyun davranışlarından dolayı farklı sentezlere varılmıştır. Bu sebeple “İslam Sanatı” diye anıla gelen çeşitli islam ülkelerindeki sanat eserlerini bunları yaratan toplumlara ve devletlere göre incelemekteyiz. Çünkü islam ülkeleri sanatı bir devlet sanatıdır. Her hükümdar soyu kendi düşünce, eğilim ve estetik zevklerine göre biçimlenen bir sanatın gelişmesine yol açmıştır.
|