Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Ata'nın Tabutunun Açıldığı An

 KooLpa Akademi Katagorisinde ve  Mustafa Kemal Atatürk Forumunda Bulunan  Ata'nın Tabutunun Açıldığı An Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kefen sıyrıldı ve…Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nınyüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama hatları bozulmamıştı.Sanki uyuyordu… ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Akademi > Mustafa Kemal Atatürk

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-01-2008, 01:47   #1 (permalink)
KoooLpa
 
The_RoTinG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 895
Tecrübe Puanı: 2 The_RoTinG is on a distinguished road
Standart Ata'nın Tabutunun Açıldığı An


Kefen sıyrıldı ve…Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi
kaldırılınca Ata’nınyüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama
hatları bozulmamıştı.Sanki uyuyordu…



Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca
Ata’nın yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hâl almış, ama hatları
bozulmamıştı. Sanki uyuyordu…

8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23:00′da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu’nun ev
telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji
Kürsüsü Başkanı’ydı ve patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün’dü…
Aygün, ‘Hocam’ dedi, ‘10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir’e taşıyacağız.
Bunun için bir komite kurduk. Naaşı

geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu
belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz.



‘Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu.
Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica
etti. Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: ‘Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi
bir görev’ dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi’ne gitti.
Başbakan Adnan Menderes oradaydı. Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan
Abdulhalik Renda… Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o
zaman anladı.

Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu… Ata’nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım
günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu.
Bir hafta boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında
nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri tamam
olunca, Prof.Dr. Kamile Mutlu ‘Başlayın’ talimatını verdi.

Bunun uzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madenî bir sanduka
bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali düşünülerek önce bir burgu
ile delik açıldı. Gaz ya da koku çıkmadı. Sanduka talaş doluydu. Sandukanın içi,
muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu. Bu talaş, naaşın ayak
yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında, ağzı kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe
bulundu. Bu, cesedi muhafaza icin kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde
terkibi yazılıydı. Ata’nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir
muşambayla kaplanmıştı. Sargıları açmaya başladılar. Herkes nefesini tutmuştu.

Çünkü, ‘Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış, nöbetci er,
kokudan bayılmış’ diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez
Ata’nın yüzünü göreceklerdi. Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Şevki
Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve Atatürk’ün yüzüne baktı.
Ata’nın derisi kahverengi bir hâl almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes
sapsarı olmuştu Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı:
‘Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın heykel gibi duran yüzü
ile karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine
düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyuyor gibiydi. ‘ Prof.
Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına cağırdı. Onlar da tek
tek tabutun içine baktılar. En başta Başbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk
takım elbisesi içindeki Menderes de yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,
ürkek bir şekilde aşağı, tabuta doğru baktı. O an ne olduğunu Prof. Kamile
Mutlu’dan aktaralım: ‘Menderes çok heyecanlandı. Rengi sapsarı oldu. Bir de
baktım ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. Atatürk’ün yüzüne bakmadı. Tahmin
ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdulhalik Renda kalmıştı. O da
Ata’yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi. Salondaki herkes
Atatürk’ü tek tek gördükten sonra naaş, tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata’nın
başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,
orada görevli adlî tıp doçenti Dr. Cahit Özen’in yanına yaklaşıp avucunda
taşıdığı bir kağıdı gösterdi ve şöyle dedi: ‘Bu kağıdı, Atatürk’ün hemşiresi
Makbule Hanım gönderdi. Kefenin içine Atatürk’ün göğsü üstüne konmasını istiyor.
‘Doc. Özen, kağıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı. ‘Böyle bir
kağıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır’ dedi. Komiser kağıdı katlayıp
cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler

bittikten sonra salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan
besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15 yıl içinde
yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra
kapağı kapatıldı.

Ve 10 Kasım sabahı, Ata’nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe’den Ankara’ya
taşıyan top arabasına yerleştirilip son

durağı olacak Anıtkabir’e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı…

Atatürk’ün tabutu, Menderes’in huzurunda açılmıştı. Ata’nın 15 yıl Etnografya
Müzesi’nde bekletilen naaşı, 12 askerin

omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin çektiği bir top arabası ve
matem marşı eşliğinde Anıtkabir’e taşınmıştı. Radyodan naklen yayımlanan o
görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar hüzünlüdür. Ancak o törenden hemen
önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini çekmemiştir.

Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk’ün naaşının korunabilmesi için
‘tahnit’ denilen bir işlem yapılmıştı. Gülhane Patolojik Anatomi Profesörü Dr.
Lütfi Aksu tarafından gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel
bir formül enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük ilaç
şişesi, Ata’nın koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem sayesinde Ata’nın
naaşı da, diyelim bugün Lenin’in mozolesinde olduğu gibi olduğu günkü haliyle
korunabilirdi. Ancak İslâm dini, olunun defnini şart koştuğundan, geçici
tahnitin bozulması şarttı. Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O
komite, törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes’in huzurunda Atatürk’ün
tabutunun açılmasını kararlaştırdı.

Tabut açılınca tahnit bozulacak ve ceset çürümeye başlayacaktı. Bir başka
deyişle Atatürk’ün (mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son görenler, o törene
katılanlar olacaktı. Atatürk’le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o törene
katılanların bir kısmıyla konuşmuştuk. Bu yazıda yer alan bilgilerin bir kısmı o
tanıklıklara, önemli bir bölümü ise değerli Atatürk araştırmacısı Prof. Dr.
Utkan Kocatürk’ün, Prof Dr. Kamile Şevki Mutlu ile yaptığı sohbetten
aktardıklarına dayanıyor. Ata’nın yarım asır önceki son yolculuğu, sanırım bu
ayrıntılarla daha da ilginç bir boyut kazanıyor.



Atatürk’ü son görenler anlatıyor:

‘Yüzünde iki günlük sakal vardı’ Osman Ersoy ve Halide İntepe, 10 Kasım 1953′te
Etnografya Müzesi’nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki o
töreni ve tabutun içindeki Atatürk’ü son kez görme fırsatı buldular.
İzlenimlerini şöyle anlattılar:

OSMAN ERSOY: ‘Sağlığında görmemiştim Atatürk’ü… Korkunç

heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile

katafalka

çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre… 1 - 2 günlük

sakalı

vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu.’

‘ Gözleri aralıktı’

HALİDE İNTEPE:

‘Tabut kapanmadan en son gittim baktım.

Başı yana

doğru eğikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı.

Hani

insan hasret giderek ölürse, gözleri aralık kalırmış ya, öyle

aralıktı

gözleri… Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi.’
The_RoTinG isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ata'nın Cevap Veremediği Tek İnsan waRdeR Mustafa Kemal Atatürk 7 20-01-2008 13:17
Atatürk'ün Tabutunun Açıldığı Gün KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN Slayt 0 29-10-2007 17:39
Ata'nın kayığı nerede? waRdeR Mustafa Kemal Atatürk 0 17-02-2007 00:47


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:10 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206