Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Sağlık Haberleri

 KooLpa Yaşam Katagorisinde ve  Sağlık Forumunda Bulunan  Sağlık Haberleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Türkiye'de ilk olarak Acıbadem Bursa Hastanesi'nde hizmet vermeye başlayan robot doktor, bir başka yerde olup hastasını görmek ve konsültasyon yapmak ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Yaşam > Sağlık

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-03-2007, 16:15   #11 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Robot doktor 24 saat görev başında


Türkiye'de ilk olarak Acıbadem Bursa Hastanesi'nde hizmet vermeye başlayan robot doktor, bir başka yerde olup hastasını görmek ve konsültasyon yapmak isteyen doktora mobil iletişim olanağı sağlıyor.

İlk görevi hastanenin açılışında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılayıp, kısa bilgiler vermek olan robot doktor, hasta ile hasta yakınları arasında ilişki kurmak gibi önemli bir görevi de üstleniyor. Klinikte çalışan hekim, robot doktoru kullanarak acil ve yoğun bakım servislerinde veya gerektiğinde bir başka yerde yatan hastasının yanında bulunabiliyor. İstanbul'da bulunan bir hekim, Bursa Hastanesi'nde yatan hastaya internet ve robot doktorun aracılığıyla konsültasyon yapabiliyor. Hekim, tıbbi görüşünü bildirebiliyor.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-03-2007, 16:15   #12 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Arrow Türkiye'de 40 bin hasta böbrek bekliyor


Uzmanlar son dönem böbrek yetmezliğine ulaşan hastalarda, ideale en yakın tedavinin böbrek nakli olduğuna, bunun sağlanması için de organ bağışının artırılması gereğine dikkati çekerken, Sağlık Bakanlığının verileri Türkiye'nin bu konuda gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığını ortaya koyuyor.

Organ bağışı açısından dünyada en yüksek orana sahip İspanya'da milyon nüfusa 35.1 donör düşerken, Türkiye'de bu rakam 2.2'de kalıyor. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Kurulu Başkan Yardımcısı ve Organ Nakli Koordinatörleri Bilim Kurulu Başkanı Operatör Dr. Ata Bozoklar, Türkiye'de böbrek bekleyen 40 bin dolayında hasta bulunduğunu bildirdi. Bir hastanın devlete 5 yıllık maliyetinin 287 bin dolar, 40 bin hastanın ise toplam 8 milyar dolar olduğunu anlatan Bozoklar, ''Bu 40 bin hastaya şimdi hemen nakil yapılsa ülke her yıl 1 milyar dolar kazanır. Hastaların yaşam kalitesi de artar. Bu nedenle organ bağışı mutlaka artırılmalıdır'' diye konuştu.

Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 2005 yılında hem canlı hem de kadavradan olmak üzere, toplam 926 hastaya böbrek nakli yapıldı.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-03-2007, 21:16   #13 (permalink)
KooLpa
 
metal_rock - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 83
Tecrübe Puanı: 2 metal_rock is on a distinguished road
Standart


paylaşım için saol...eline sağlık
metal_rock isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-03-2007, 10:46   #14 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Sigarayi Birakmak Neden Zordur?


Mark Twain "Sigarayı bırakmak kolay, ben bunu bin kere yaptım" demiş. Belki siz de bırakmaya çalıştınız.

İsterseniz neden bu kadar zorlandığınıza bir göz atalım.



Sigara iki tip bağımlılık yapar.

1. Fiziksel bağımlılık

2. Psikolojik bağımlılık

Fiziksel bağımlılığın sebebi nikotindir.



Sigara, içildikten sonra mutluluk veren duygular uyandırdığından hemen hemen tüm sigara içenler gitgide içtikleri miktarı artırma eğilimindedirler. Sinir sistemi nikotine adapte oldukça içilen miktar yine artar, böylece kandaki nikotin miktarı da artar. Daha sonra belli bir düzeye erişince tiryaki bu düzeydeki nikotin miktarını sağlamak için sigara içmeye devam eder.

Sigarayı bırakmaya çalıştığınızda vücudunuz hem fiziksel olarak nikotinin eksikliğine reaksiyon gösterir, hem de bir yandan psikolojik olarak alışkanlıklardan kurtulmakla yüz yüze kalırsınız. İkisini birden göğüslemek oldukça zor bir iştir.



Nikotin eksikliği sebebiyle aşağıdaki semptomlar görülebilir.

· Depresyon

· Sinir bozukluğu, kızgınlık

· Hassasiyet

· Uyuma güçlüğü

· Konsantrasyon bozukluğu

· Baş Ağrısı

· Yorgunluk

· İştah Artışı



Bu semptomlar kişiyi yeniden sigaraya başlamaya sevk eder çünkü nikotin seviyesi eski düzeye çıkınca semptomlar kaybolur.

Semptomlar son sigaranızdan sonra 48 ila 72 saat içerisinde doruğa çıkacaktır. Daha sonra azalarak birkaç gün içinde bitecektir.

Psikolojik bağımlılığı aşmak belki de işin daha zor kısmı. Çünkü önce sigarayı içmeyi öğreniyorsunuz. Yemekten sonra, çok yorulduğunuzda, stresli olduğunuzda, çok keyifli olduğunuzda, arabaya bindiğinizde, sabah uyandığınızda vb. Siz tüm bu durumlarla kafanızda bağlantılar kurdunuz önce. Artık bu gibi durumlarda otomatik olarak sigara yakacak kadar alışkınsınız sigaraya. Bırakırken bu bağlantıları kırmanız gerekecek.



SİGARAYA KARŞI ZAFER KAZANMAK

Sigara içen insanların hemen hemen hepsi bu dertten kurtulmak ister. Yukarıda yazılmış olan her şeyi herkes az çok bilir. Sigara içen insanların tamamı sigaranın sağlıkları için ne büyük bir tehlike oluşturduğunu, çocuklarına ya da sevdiklerine ne kadar kötü bir örnek olduğunu, sigara içmeyenleri ne kadar rahatsız ettiğini ve de ne kadar çok para kaybına neden olduğunu bilir. Sigaradan kurtulmak gerçekten kolay bir iş değildir. Ama sonuçta milyonlarca insan da sigarayı tamamen bırakmayı başarmıştır. Birazcık iradesi olan bir insan, bu milyonların arasına çok rahat girebilir.

Peki sigarayı bırakmak sadece irade işi midir? Bir insanın herhangi bir hareketi yapması için, ya kendine göre mantıklı sebepler bulması lazım, ya da bu hareketi silah zoruyla yapması lazım. Kimse sizin başınıza silah dayayıp, sigarayı bıraktırmak istemediğine göre, kendinize mantıklı sebepler bulmanız lazım. Şurası bir gerçektir ki, akciğer kanseri olmak üzere olan biri ya da kangren olmak üzere olan birinin sigarayı bırakmak için çok mantıklı sebepleri vardır. Sizin de mantıklı sebepleriniz olması için illaki iş buraya kadar mı gelmeli? Lütfen aşağıdaki tavsiyelere bir göz atın.

Sigarayı hangi nedenlerden dolayı bırakmak istediğinizi bir kağıda yazın. Bu işin ne kadar zor bir iş olduğunu tamamen kafanızdan çıkarın. Zor kelimesi ile imkansız kelimesi çok farklı şeylerdir. Kafanızda herhangi bir tarih belirleyin ve bunu da kağıda yazın. Bu tarihe kadar asla elinizdeki sigara paketi tamamen bitmeden yeni bir paket almayın. Yanınızda çakmak taşımayı bırakın. Çakmağa ihtiyacınız olduğunda bunu başkalarından isteyin. Her sigara yakarken kendinizi mümkünse bir aynada izleyin. Kül tablanızı boşaltmayın.

Sigarayı bırakma tarihinden bir gün önce içebildiğiniz kadar çok sigara için. Ailenize, arkadaşlarınıza ve sevdiğiniz herkese sigarayı bırakacağınızı ilan edin.

Sigarayı bırakmayı ilan ettiğiniz günde elinizde kalmış olan bütün sigara paketlerini, kibritleri ve de çakmakları çöpe atın, kül tablalarını boşaltın. Sürekli, sigara içmemekle kazanacağınız şeyleri düşünün. Devamlı bir şeylerle meşgul olun. Sinemaya gidin, tiyatroya gidin, uzun yürüyüşler yapın, lokantanın sigara içilmeyen bölümünde yemek yiyin. Dişçiye gidip dişlerinizi temizletin.

Sigarayı bırakmayı hedeflediğiniz ilk günde ve sonraki günlerde, mümkün olduğunca sigara içmenin yasak olduğu yerlerde bulunun. Günde yaklaşık 4 litre su için. Her sigara içme isteği geldiğinde bir bardak su veya başka bir içecek için. Kahve ve de alkolden de kaçının. Elinizde sizi oyalayacak kalem veya başka bir şeyler tutun. Şekersiz sakız çiğnemeye çalışın. Dişlerinizi yemek yedikten hemen sonra uzun süre fırçalayın. Bir anda gelip giden, sizi sigara içmeye aşırı derecede teşvik eden durumlarla mücadele edin. Sigara içmemekle ulaşacağınız yeni dünyayı düşünün. Bir kaç gün sigara içmeyen arkadaşlarınızla birlikte bulunun. Başkalarının sigara içmesi ve sizin de buna seyirci kalmanız, sizi de teşvik edecektir. Bunu bilerekten sigara içen arkadaşlarınızın yanına gidin. Düzenli olarak egzersiz yapın. Sigara içenlerin yapmakta zorlandığı aktiviteleri yapmaya çalışın. Bu işi başardığınızda bu aktiviteleri tamamen yapabileceğinizi unutmayın. Bol bol dinlenin. Dış görünüşünüze çok önem verin. Bol bol aynada kendinize bakın.Hiç kimsenin evinizde sigara içmesine müsaade etmeyin.

Şayet sigara içme krizi gelirse, hemen bir şeyler için veya yiyin. Sakız çiğneyin veya bir elma yiyin veya biraz çekirdek çıtlatın. On kere çok derin nefes alın. Aldığınız onuncu nefesi bir süre tutun. Bu esnada bir kibrit yakın. Yavaşçana kibriti üfleyerek söndürün. Kriz çabuk geldiği gibi çabuk da kaybolur, yeter ki kendinizi gevşetmeyi bilin. Kendinizi serbest bırakın ve çok hoşunuza giden şeyler düşünün. Sadece o huzur dolu görüntüye konsantre olun. Hiç bir zaman bir taneden bir şey çıkmaz diye düşünmeyin. Hiç bir zaman bir tanenin kimseye zararı olmaz diye düşünmeyin –geri dönüşü olmayan bir hata bütün çabalarınıza son verebilir. Sigarayı bırakma sebeplerinizi yazmış olduğunuz kağıda, bu sefer de sigarayı bırakmakla ne kadar memnun olduğunuzu yazın.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-03-2007, 10:47   #15 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Kural Saman nezlesi baharla geliyor...



Alerjik rinit; burunda kaşıntı, hapşırma, sulu akıntı ve burun tıkanıklığı gibi şikayetler ile görülür. Bazı hastalarda işitme problemleri, boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve öksürük de olabilir. Alerjik rinite neden olan faktörler arasında mevsimsel polenler, çilek, fındık, yumurta, balık gibi bazı besin maddeleri, bazı küf mantarları ve ev tozu akarları ile hayvan tüyleri sayılabilir.

ASTIM GELİŞME RİSKİ 4 KAT FAZLA
Alerjik şikayetler bazı kişilerde bütün bir yıl boyunca sürerken, bazılarında belli mevsimlerde artış gösterir. Mevsimsel alerjik riniti olan kişilerin şikayetleri de ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğun olarak ortaya çıkar.
Alerjik rinit ağır bir hastalık olmamasına rağmen yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Uykuyu, yemek yeme ve yaşam şeklini olumsuz etkiler, okul ve işgücü kaybına yol açar.

Kent yaşamı alerjik hastalıkların görülme oranını arttırır. Çevre kirliliği bu artışta önemli bir rol oynar. Alerjik riniti olan kişilerde burun tıkanıklığı sebebi ile sık sinüzit, orta kulak enfeksiyonları ve burun polipleri görülebilir. Ayrıca alerjisi olmayan kişilere oranla astım gelişme riski 4 kez daha fazladır.

ALERJENLERDEN KORUNMA ÖNEM TAŞIR
Saman nezlesinde kesin tanı muayene ve alerji testleri ile konulur. Tedavide ise doktorun önereceği ilaçlar ile birlikte alerjiyi artıran sebeplerden mümkün olduğunca uzak durmak önem taşır. Özellikle ev içinde geçirilen akşam ve gece alerjenle en çok temasta olunan zamandır. Böyle olunca hastalara özellikle sabahları uykudan kalktıklarında alerjik rinit bulguları gösterirler.

Bunun için hem çevrede hem de ev içinde küçük önlemler alınabilir. Örneğin evde hayvan beslememek, ev bitkileri yetiştirmemek, rutubetsiz bir ev tercihi alerjen yükünü azaltabilir. Eğer alerji şikayetleri ev içinde tetikleniyorsa ve ev tozu akarı sebebi ile oluşuyorsa, buna karşı başka bir takım önlemler de alınabilir:

Yatak odasından halı, kilim ve tekstil ürünü yumuşak oyuncakların kaldırılması,
Alerjen geçirmeyen ancak su buharı ve havayı geçiren yatak ve yorgan kılıflarının kullanılması,
Varsa klimaların filtrelerini ayda bir değiştirmek,
Yatak örtülerinin 60 derecede yıkanması faydalı olacaktır.

Bununla birlikte eğer alerji belirli bir gıdaya karşıysa, bu besinlerden uzak durmak gerekir. Eğer polenler şikayetleri artırıyorsa mümkün olduğunca açık alanlarda bulunmamak, bulunulduğu zaman da polenlerden uzaklaşmak ve polen mevsiminde pencere ve kapıları kapalı tutmak yararlı olacaktır.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 17-03-2007, 12:30   #16 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Sağlık malzemesi sağlık çalışanında alerji yapıyor


İZMİR (A.A)-Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Klinik İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Nihal Mete Gökmen, sağlık malzemelerinin, sağlık çalışanlarında ”alerji” yaptığını, her 5 personelden 2'sinde, “Lateks alerjisi” görüldüğünü bildirdi.


Gökmen, yaptığı yazılı açıklamada, eldiven başta olmak üzere idrar sondası, kateter, yara bantları, turnikenin yoğun olarak kullanıldığı sağlık personeli arasında “Lateks” alerjisinin yaygın olarak görüldüğünü belirtti. Gökmen, her 5 sağlık personelinden ikisinde, lateks alerjisi görüldüğünü bildirdi.

EÜ Tıp Fakültesinin eldiven kullanımının yoğun olduğu cerrahi bölümlerinde 219 sağlık personeli üzerinde yaptıkları araştırmada, lateks alerjisi görülme oranının çok yüksek olduğunu tespit ettiklerini kaydeden Gökmen, bu alerjinin toplumda görülme oranının yüzde 1, sağlık personeli arasındaki görülme oranının yüzde 5-15 arasında değiştiğini ifade etti.

“Hevea brasiliensis” isimli ağaçtan elde edilen süt kıvamındaki sıvıya birtakım katkı maddelerinin eklenmesiyle “lateks” adı verilen esnek, dayanıklı ve geçirgenliği olmayan bir maddenin elde edildiğini kaydeden Gökmen, şunları kaydetti:
“Günlük hayatta sık karşılaştığımız balon, kondom, kauçuk basket topları, yağmurluk, emzik ve bazı iç çamaşırlarında bu maddeden belirli oranlarda bulunuyor. Ancak bunlar içerisinde en tehlikeli olanları sağlık personelinin kullandığı eldiven, kateter, idrar sondaları ve balon. Lateks alerjisinin eldiven kullanımıyla ortaya çıkması durumunda ciltte kaşıntı, kızarıklık, kabarıklık gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Pudralı eldivenlerde, lateks pudra ile havaya karışmakta, hastanın bunu soluması durumunda burun akıntısı, hapşırma, gözlerde, yanma, batma ve kaşıntı gibi belirtiler görülmektedir. Bazı durumlarda nefes darlığına yol açabilmektedir.”

AMELİYAT SIRASINDA ÖLÜME YOL AÇABİLİYOR

Operasyon sırasında görülen ve ölüme neden olan alerjik reaksiyonların yüzde 40'ının lateks alerjisine bağlı olduğunu açıklayan Gökmen, “Özellikle içinde lateks bulunan malzemelerin sıklıkla kullanıldığı kadın doğum ve ürolojik ameliyatlarda bu tür reaksiyonlar görülebilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Lateks alerjisi konusunda özellikle sağlık personeli ile sık ameliyat geçiren kişilerin risk altında olduğuna dikkati çeken Gökmen, bu hastalığın tanısını koymanın çok kolay olmadığını, bir takım deri testleri yapıldığını belirtti.
Klinikte Uz. Dr. Mehmet Ünsel ile yeni tanı yöntemi geliştirdiklerini bildiren Gökmen, söz konusu yöntemle ilgili şu bilgiyi verdi:

“Bu yöntemde lateks maddesini burun yoluyla hastaya artan dozda püskürttürüyoruz. Bu şekilde hastanın alerji semptomlarını gözlüyoruz. Şimdiye kadar 25 hasta üzerinde bu yöntemi uyguladık. Hastalığın tedavisinde aşı yöntemi kullanılıyor. Son zamanlarda dil altına verilen aşılar geliştirildi. Bunu hastaya damla yoluyla veriyoruz. Hasta aşıyı 2-3 dakika ağzında tuttuktan sonra yutuyor. Tedavi en az 3 yıl sürüyor. Sonuçlar oldukça başarılı.”

Ünsel, kadınların lateks alerjisine daha yatkın olduğunu ifade etti. Lateks alerjisi ile bazı meyveler arasında da çapraz korelasyon görüldüğünün altını çizen Gökmen, kişilerin alerjik reaksiyonları varsa muz, kivi, avakado, kestane, domates, kereviz, patates, marul, üzüm ve incir gibi meyveleri dikkatli tüketmeleri önerisinde bulundu.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 17-03-2007, 12:31   #17 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Organ naklinde doku devrimi !


Prof. Alper Demirbaş, böbrek naklinin zor bir ameliyat olmaktan çıktığını belirterek, yakında kan grubu ve doku uyumu aranmaksızın böbrek nakli yapacaklarını vurguladı

Türkiye ve dünyadan yaklaşık 200 organ nakli uzmanı, İstanbul'da düzenlenen "Transplantİst" Sempozyumu'nda bir araya gelerek en yeni gelişmeleri açıkladı.
Transplantİst Sempozyumu nedeniyle düzenlenen basın toplantısına katılan ABD Indiana Üniversitesi Cerrahi Departmanı Araştırma Servisi Başkan Yardımcısı Prof. Mark Pescovitz ve Teksas Baylor Bölgesel Transplantasyon Enstitüsü ve Dallas Karaciğer Transplantasyonu Programı Başkanı Prof. Goran Klintmalm gelişmeleri aktardı. Türkiye'nin önde gelen organ nakli uzmanlarının da katıldığı toplantıda "organ nakilleri"ne ilişkin gelişmeler anlatıldı.

Türk doktorlara övgü
Pescovitz ve Klintmalm, Türkiye'deki organ nakli uzmanlarından övgüyle bahsederek, "Türk doktorlar tüm dünyadaki organ nakli çalışmalarına çok önemli katkıda bulunuyor" dedi. İncebağırsak naklinin ABD'de bile çok az merkezde yapıldığına işaret eden Pescovitz, "Bu nedenle hekimlerinizi tebrik ediyorum" diye konuştu.
Toplantıda, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu toplam 15 ülkedeki 83 merkezde 1645 böbrek hastasıyla gerçekleştirilen ve bugüne kadar yapılmış en büyük transplantasyon çalışması olan "SYMPHONY" hakkında da bilgi verildi. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Ünitesi Direktörü Prof. Alper Demirbaş ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Sorumlusu Doç. Alp Gürkan'ın katıldığı çalışmanın, organ nakli olan hastalarda kullanılan yeni bir tedavi - ilaç kombinasyonuyla organ reddinin yüzde 35 azaldığı sonucunu ortaya koyduğu açıklandı. Demirbaş, "Çok iyi bir bağışıklık baskılayıcı tedavi sayesinde nakil olan hastalarda erken evredeki organ reddinin yüzde 35 azaldığını ve sağ kalım süresinde yüzde 6'lık bir artış olduğunu gördük. Böbrek fonksiyonlarında yüzde 15'lik bir iyileşme oldu" dedi.
Söz konusu tedavi kombinasyonu sayesinde organ nakli sonrasındaki 1 yıl boyunca yaklaşık 2500 organın kurtarılabileceğine de dikkat çeken Prof. Demirbaş, "Artık yeni ilaç tedavisi kombinasyonlarıyla vücudun organı reddetme olasılığını çok aşağılara indirebiliyoruz" diye konuştu.
Redde karşı yüksek dozda kullanılan bazı ilaçların toksik yan etkileri nedeniyle hastanın böbreğini kaybedebildiğini ve yeniden diyalize dönmek zorunda kaldığını anlatan Demirbaş, "Bu toksik birikim, şeker hastalığı ve kalp damar rahatsızlıklarına da sebep olabiliyor. SYMPHONY, böbrek nakli olmuş hastalarımızın tedavisinde bugüne kadar ulaşılan en iyi tedavi dengesini bulmamızı sağladı" dedi.
Demirbaş, artık böbrek naklinin standart bir ameliyat haline geldiğini belirtti. Demirbaş, yakında kan grubu ve doku uyumu aranmaksızın böbrek nakli yapacaklarını da vurgulayarak, "Bu, her kan grubundan ve her dokudan vericinin yakınına böbreğini bağışlayabileceği anlamına geliyor" dedi.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 17-03-2007, 12:31   #18 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Hastane çetesine büyük darbe




Sinop merkezli başlatılan ve 11 il ile 12 ilçedeki devlet hastanelerinde yapılan ihale yolsuzluğu operasyonunda gözaltına alınanların sayısı 53'e ulaştı.


Gözaltına alınanlar arasında Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Gürel Atalay, başhekim yardımcısı Tutku Tanyel, AKP Sinop eski İl Başkanı Dursun Demirel, Ankara'nın Polatlı İlçesi'ndeki Duatepe Devlet Hastanesi Müdürü Adnan Ünal ile Biyokimya Uzmanı Dr. Nazar Hamdi de bulunuyor.

Sinop Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma İl Komutanlığı'nca dün eş zamanlı olarak başlatılan operasyon sonucu 30 kişiyi gözaltına aldı. Bugün de devam eden operasyonla gözaltına alınanların sayısı 53’e çıktı. Sinop merkezli yürütülen operasyonda diğer il ve ilçelerde gözaltına alınan zanlılar da Sinop’a getirilerek sorgulanmaya başlandı. Hastanelerde yapılan ihale dosyalarına ve bilgisayarlara el konulduğu açıklandı.

Sinop İl Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulamaları devam eden zanlıların, ihalelere fesat karıştırarak 500 bin YTL’lik haksız kazanç elde ettikleri ileri sürüldü. ‘Gündoğuşu’ kod adlı operasyonla gözaltına alınan 53 kişi arasında Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Gürel Atalay, Başhekim Yardımcısı Dr. Tutku Tanyel ile AKP Sinop eski İl Başkanı Dursun Demirel’in de bulunduğu belirtildi.

AKP eski İl Başkanı Dursun Demirel, daha önce de AKP Milletvekili Cahit Can tarafından ‘ihale komisyonculuğu’ ve ‘ihale takipciliği’ yapmakla suçlanarak AKP Merkez Yürütme Kurulu'na şikayet edildi. Ancak yapılan soruşturma sonucunda Demirel hakkında bir usulsüzlük ve yolsuzluğa rastlanmadığı belirtildi. Buna rağmen Demirel, geçen yıl ağustos ayında görevinden istifa etti.

ANKARA'DA HASTANE MÜDÜRÜ GÖZALTINDA

Samsun merkezli bir medikal firmanın usulsüz tıbbi malzeme ve cihaz sattığı öne sürülen Ankara'nın Polatlı İlçesi'ndeki Duatepe Devlet Hastanesi Müdürü Adnan Ünal ile biyokimya uzmanı Dr. Nazar Hamdi gözaltına alındı. Firmanın ihale yoluyla tıbbi malzeme sattığı iddia edilen 15 ildeki hastanelere Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından eş zamanlı operasyon düzenlendiği ve incelemelerde bulunulduğu bildirildi.

İhaleye fesat karıştırdığı ve menfaat sağladığı iddia edilen firmaya yönelik operasyon, Sinop Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatıldı. Firmanın Sinop ve Ankara'nın da aralarında bulunduğu 15 ilde usulsüz satış yaptığı öne sürülürken, 2006 yılında Polatlı Devlet Hastanesi tarafından yapılan çok sayıda ihaleye katıldığı, ancak sadece 70 bin YTL bedelli bir ihale kazandığı kaydedildi. Operasyon kapsamında devlet hastanesine hemogram (kan sayım cihazı) sattığı belirlenen firmanın bir süredir çeşitli hastanelerde yetkililerle yaptığı telefon görüşmeleri de dinlendi.

Gözaltındaki Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi Müdürü Adnan Ünal ile Biokimya Uzmanı Dr. Nazar Hamdi'nin, firma yetkilileriyle yaptıkları telefon görüşmelerinin incelendiği kaydedilirken, soruşturma devam ediyor.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 17-03-2007, 12:32   #19 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart "Amerikalı doktorlar beni öldürmek istedi"


Eski KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, 2002’de New York’ta ameliyat edilerek 3 kalp kapakçığı değiştirildi.

Ancak Denktaş’ın sağlığı günden güne bozuldu ve apar topar Ankara’ya getirildi. Denktaş Ankara’da kendisini ziyaret eden CHP Lideri Deniz Baykal ile İnal Batu’ya aynı şeyi söyledi: "Amerikalı doktorlar beni öldürmek istedi."

GAZETECİ Nur Batur, yıllardır yakından takip ettiği eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın hayatını yazdı. ’Rauf Denktaş, Yeniden Yaşasaydım’ ismiyle Doğan Kitap tarafından yayımlanan kapsamlı biyografide, Rauf Denktaş ve Kıbrıs meselesi ile ilgili bilinmeyen pek çok şey anlatılıyor. Bunların arasında Denktaş’a yönelik suikast teşebbüsleri de, Özel Harp Dairesi tarafından kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’na mal edilen faili meçhul cinayetler de mevcut.

Ancak, hiç kuşkusuz bunlardan en çarpıcı olanı, 2002’de New York Columbia Presbiteryen Tıp Merkezi’ndeki ameliyat sırasında yaşananlar. Annan Planı’nın son derece hararetli tartışmalara yol açtığı o günlerde Denktaş, çoktandır ihmal ettiği by-pass ameliyatını olmak için hastaneye yatar. Ünlü kalp cerrahı Prof. Mehmet Öz başkanlığındaki bir heyet, Denktaş’ın 3 kalp kapakçığını değiştirir. Ne var ki, Denktaş bir türlü iyileşmemekte, tersine her gün daha kötüye gitmektedir:

"İşte o günlerde, Denktaş’ın odasına Milli İstihbarat elemanlarından biri geldi. Denktaş’a, ’Efendim istihbarat aldık. Sizi öldürmek istiyorlar’ dedi. Denktaş şaşırmıştı. O sırada odada bulunan Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir de duyduklarına inanamıştı (s. 445)"

Bunun üzerine Denktaş, bütün riskler göze alınarak Ankara’ya getirilip İbni Sina Hastanesi’ne yatırılır. Bir süre sonra da hızla iyileşmeye başlar. O günlerde, CHP Lideri Deniz Baykal ile birlikte kendisini ziyarete giden İnal Batu’ya, "Amerikalı doktorların kendisini öldürmek istediğini" söyleyecektir. Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi doktorlarından Prof. Ümit Özyurda ve Tümer Çorakçıoğlu, Amerika’da yapılan tedavinin "Fevkalade yanlış olduğunu," söz konusu hataları, "Tıbbiye’den yeni mezun olmuş insanın dahi yapmayacağını" ifade edeceklerdir (s.446)"

Nur Batur’a anlattı

DENKTAŞ’ı New York’taki ameliyatı sırasında eşi Aydın Denktaş hiç yalnız bırakmadı. Prof. Mehmet Öz ve ekibi de Denktaş’la yakından ilgilendi. Denktaş o günleri Nur Batur’a anlattı.

Mason locasında dostluk yoktu

KİTAPTA yer alan ilgiç anekdotlardan birisi de, Denktaş’ın mason oLuşuna ve mason locasından ayrılışına ilişkin. Denktaş, 1950’de Başsavcı Kriton Tornaridis’in önerisi üzerine mason olmaya karar veriyor. Tornaridis, "Bu kardeşlik ve dayanışma kulübüdür" demiştir kendisine. Ancak 1963 Kanlı Noel’i Denktaş’ın masonluk üzerindeki kuşkularını tam anlamıyla derinleştirecektir: "Rum kardeşlerin hiç de kardeş olmadıklarını görmeye başladım. 1963’ten sonra üyelikten düştüm, çünkü 1968’e kadar aidat ödemedim. Toplantılara katılmadım. Ben bu ocakta beklenen dayanışmayı ve dostluğu bulamadım. Belki de EOKA devri olmasaydı işler başka türlü olurdu. 1968’de adaya döndüğüm zaman locadan istifa ettim. İstifa mektubunu da loca başkanı Griffith Willam’a verdim.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-03-2007, 16:44   #20 (permalink)
KooooLpa
 
lifeandeath - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: KoolpaForum
Mesajlar: 2,025
Blog Başlıkları: 1
Tecrübe Puanı: 6 lifeandeath is on a distinguished road
Standart Kanser hücreleriyle mücadelede Türk doktorun büyük başarısı


Türk bilim adamı Prof. Dr. Sirac Dilber ve ekibinin kemik iliği nakli yapılan, ancak hastalığı tekrarlayan bir çeşit kan kanseri olan (multiple myeloma) hastası 8 kişiden alarak 500 kat çoğalttıkları Naturel Killer (NK) hücreleri, laboratuvar ortamında bu hastaların kanserli hücreleri öldürürdü. Yakında insanlarda denenecek çalışma, multiple myelomanın tedavisi için yeni umut oldu.

Nobel tıp ödüllerini belirleyen İsveç Karolinska Enstitüsü Hücre ve Gen Tedavileri Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Sirac Dilber, vücutta mikrop veya tümöre karşı ilk mücadeleyi veren NK hücreleriyle kanser türlerini tedavi çalışmalarını sürdürüyor. Son çalışmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Dilber, önceliği multiple myeloma araştırmalarına verdiklerini söyledi.

-NEDEN MULTİPLE MYELOMA-

Bir tür kan kanseri olan multiple myeloma hastalarının ömrünün, kullanılan tüm yöntemlere rağmen teşhis konulduktan sonra 3,5-4 yıl olduğunu bildiren Prof. Dr. Dilber, halen en revaçta olan yöntemin, kişinin kendisinden kemik iliği nakli (otolog) yapılması olduğunu söyledi.

Bu yöntemin kemoterapiye göre daha fazla insanca yaşama imkanı verdiğini kaydeden Prof. Dr. Dilber, şöyle dedi:

''Bir süre daha yaşamı uzatıyor. Ancak otolog kemik iliği nakli yapılan hastalarda hastalık tekrarlıyor ve tekrarlayan hastaların çoğunu kaybediyoruz. Bu tekrarlamayı engelleyebilecek bir tedavi yöntemi, hastalara en büyük iyilik olacaktır. O hastaların çoğu şifa bulacak demektir. Bu nedenle de öncelikli olarak bunun üzerinde çalışıyoruz.''

-KANSERLİ HÜCRELERİ ÖLDÜRDÜLER-

Prof. Dr. Sirac Dilber'in verdiği bilgiye göre ekip, kemik iliği nakli olmuş, ancak hastalığı tekrarlamış 8 kişiden aldığı NK hücrelerini, beslenme kokteyli yöntemiyle üç hafta içerisinde 500 kat çoğalttı. Hastalık nedeniyle uyuşukluk hali gösteren hücrelerin, çoğalınca eski fonksiyonlarını taşıdıkları gözlendi. Çoğaltılan hücreler, laboratuvar ortamında, kişilerden alınan tümörlü hücrelerle aynı ortama konuldu. Çoğaltılan NK hücreleri, kanserli hücreleri öldürdü.

Ekip, çalışmada, çoğaltılan hücrelerin kansersiz hücrelere zarar vermediğini de ispat etti.

Yapılan çalışma, hastalardan alınan ve fonksiyonlarını yitirmiş NK hücrelerinin, laboratuvar ortamında çoğalınca, aktive olarak tümörü yeniden tanıdığını ortaya koydu.

-HASTALIK TEKRARLAMAYACAK-

Laboratuvar ortamında milyarlarca NK hücresi üreterek, yöntemi insanlara uygulamaya hazır hale getiren Prof. Dr. Dilber, bu sayede kemik iliği nakli olmuş multiple myeloma hastalarında hastalığın tekrarlamayacağını bildirdi.

Prof. Dr. Sirac Dilber, NK hücrelerinin, kemik iliği naklinden sonra kişiye üç ay verileceğini kaydetti.

Yöntemi insanlarda denemek için etik kurul onayı beklediklerini ve İsveç İlaç Kurumu'na başvuracaklarını belirten Prof. Dr. Dilber, ''Bu izni almak zor olmayacak çünkü bu hastaların çoğu ölüyor. Yani başka bir tedavi yöntemi yok. Onayı alınca, yöntemi 6 ay süreyle hastalar üzerinde deneyeceğiz'' dedi.

-PROF. DR. SİRAC DİLBER KİMDİR?-

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan Prof. Dr. Sirac Dilber, uzmanlığını Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde dahiliye üzerine yaptı. 1992 yılında kazandığı bir yıllık bursla İsveç Karolinska Enstitüsüne giden Dilber, burada hematoloji ihtisası yaptı ve 3.5 yılda doçent oldu.

Enstitüdeki Gen Tedavileri Merkezini kuran Prof. Dr. Dilber, 1998 yılında merkezin başına getirildi. Prof. Dr. Dilber, daha sonra bu merkeze hücre tedavilerini de ilave etti.

Avrupa Gen Tedavileri Derneği Genel Sekreteri olan Prof. Dr. Dilber, İsveç Gen Tedavileri Merkezinin kurucuları arasında yer aldı. Prof. Dr. Dilber, hücre ve gen tedavileriyle ilgili AB ülkelerinde kurulan 10'un üzerinde komitede değişik görevler yürütüyor. Prof. Dr. Dilber, 9 Eylül ve Akdeniz üniversitelerinde kurulacak Medikal Araştırma Merkezleri'nin danışmanlığını da yapıyor.
__________________
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.




lifeandeath isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Geçen haftanın en çok konuşulan haberleri Crystal Heart Magazin Haberleri 0 01-12-2007 13:44
Futbol Haberleri... pReNsEs Asp,Perl,Php,Html 0 31-05-2007 19:16
güncel müzik haberleri lifeandeath Müzik 5 22-04-2007 11:58
albüm tanıtımları ve haberleri lifeandeath Müzik 2 09-03-2007 21:26


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:26 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78