Edebiyat Katagorisinde ve Şairler / Yazarlar Forumunda Bulunan İHSAN TOPÇU ile söyleşi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İHSAN TOPÇU’YLA SÖYLEŞİ Söyleşi: Ersan Erçelik, Sevil Çağlar Ersan-Sevil: Sevgili İhsan Topçu, yaklaşık yedi yıllık bir aradan sonra Yaşam Avuçlarımızda ...
|
|||||||
| Üye ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink)
|
|
KooLpa
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 7
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
İHSAN TOPÇU’YLA SÖYLEŞİ Söyleşi: Ersan Erçelik, Sevil Çağlar Ersan-Sevil: Sevgili İhsan Topçu, yaklaşık yedi yıllık bir aradan sonra Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül adlı kitabınız yayımlandı. İlk şiirinizin 1964 yılında Hududeli gazetesinde yayımlandığı göz önüne alınırsa 41 yıllık bir şiir serüveni. Fahrettin Demir sizin şiir serüveniniz için şunu söylüyor: ‘‘Kırk yıldır şiirin izinde ‘bir yol avcısı’ gibi hem tematik hem de farklı biçimsel uğraklardan geçerek, yeniliyor şiirini, şiiriyle birlikte kendini de yeniliyor.’’ (Güzel Yazılar, Sayı 25) Siz başından beri sürdürdüğünüz şiirinizin değişimi ve gelişimi hakkında ne söylemek istersiniz? İhsan Topçu: Fahrettin Demir doğru bir saptamada bulunmuş. Değişim ve gelişim genellikle kaçınılmaz bir sonuçtur. 41 yıllık şiir toplamıma baktığımda, sorunuzun yanıtı olarak, şunlar geliyor usuma: İlk kitabım Üçüncü Mevki Duygular’da (1969) hece ölçüsünü de serbest ölçüyü de kullandım. 1948 doğumlu olduğum düşünülürse, 68 kuşağının toplumsal muhalefetçi kimliği şiirime geç yansıdı. Örneğin ilk kitabımda sosyal içerikli 2 şiir (Bizim Köy, Nasırlı Eller) var. Bu kitap, çizgimin netleşmediği şiirlerden oluştu, diyebilirim. Genellikle ilk kitaplar böyle olur. İkinci kitabım Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum’la (1975) toplumcu kimliğim ve şiirimin biçimsel yapısı belirginleşmeye başladı. Toplumcu şiiri de toplumsal şiiri de ‘‘slogancı şiir’’ diyerek eleştirenler olmuştur. Bazı kötü örneklerden dolayı toplumcu ozanların tümünü şiirsizlikle suçlamak, kasıtlı davranıştır bence. Örneğin benim ve birçok toplumcu ozanın slogan şiiri yazmadığını araştıranlar bilir. İkinci kitabımdan sonraki şiirlerimse, ‘’toplumcu şiir’’ çizgisinden biraz uzaklaşarak, onu da biraz içine aldığını düşündüğüm ‘’toplumsal şiir’’ çizgisine yakın durdu; insan öne çıktı. Şiirde özgün imge ve buluşun önemine hep inandım. Eski şiirlerime göre, şimdilerde şiiri daha yalında bulmaya çalışıyorum. Ersan-Sevil: Kitabınızın girişinde bir takım şiir tanımları yaptıktan sonra ekliyorsunuz: ‘‘Bütün bunlardan sonra şunu söyleyebilirim: Belki de şiir, yazdık dediğimiz anda yazamadıklarımızdır. Dizelerimiz şiirin gölgesidir belki de.’’ Ben de bir yazıma ‘Ne yaparsak yapalım ulaşamayacağımız tek şey şiirin kendisidir’ diyorum. (Eski, Sayı 25) Kitabınızın birinci bölümüne ‘‘sen bir yolsun dedim kendime/ sen bir yolsun tanı kendini’’ dizeleriyle başlıyorsunuz. Hatta son yayımlanan şiirlerinizden birindeki dizeler şöyle: ‘‘ ‘yaşam yol kişi yolcu’ diyordun/ bak nasıl/ köprülere pusu kuruyor yıllar’’ Buradan ‘yola çıkarsak’, şiir aynı zamanda insana hem kendini tanımasına yardımcı olan, hem de ilerledikçe sırlarını veren bir yol değil midir? İhsan Topçu: Şiir, damıtılmış insandır biraz da. Bu nedenle insanın kendisini tanımasına yardımcı olur kuşkusuz. Şiirin bir yol olduğunu söylüyorsunuz. Katılıyor ve eklemek istiyorum: Şiir yoldur, ama tıpkı yaşam gibi, yollar ağıdır. Şiirde ilerledikçe ozan için de okur için de kazanılan ayrı ayrı gizler vardır. Bu kazanımlar ozanı da okuru da olgunlaştırır; daha yetkin bir ozan ve okuduğunun hakkını verebilen okur çıkar karşımıza. İnsanı kavrayan, yaşamı daha kolay ve daha doğru kavrar, diye düşünüyorum. Bu anlamda en önemli katkıyı, felsefeden önce şiirden sağlayabiliriz. Ersan-Sevil: Bir şiirinizin ismi ‘Şiir Eylemle Buluşsun’. Bizce günümüz şiiri yaşananları yeterince yansıtmıyor. Sizce yansıtıyor mu? Örneğin kitabınızın İkilikler bölümündeki dizelerinize bakalım: ‘‘biçim mağarasındaki içi boş sözlü ozanlara/ nasıl anımsatabilirim edebiyat tarihinin silgisini’’ Bu noktada sayın Ataol Behramoğlu’nun sözlerini paylaşmak istiyorum: ‘‘Sözcükler ne sadece araç, ne de amaçtır... Amaç, yaşamı kirinden, pasından arındırmak, onu anlamlı, yaşanır, yaşanası kılmaktır... Yaşam, yaşamlarımız, yalanla, kötülükle, baskıyla, zulümle, cinayetle bozulmuş, kirletilmiş, yaralanmış ve tümüyle bu yok oluş uçurumunun eşiğine getirilmişse eğer ve tek savunu aracımız sözcüklerse eğer, insan oluşumuzun değerlerini savunabilmek için onları daha büyük bir sorumluluk, bilinç ve duyarlılıkla kullanmamız gerekiyor demektir.’’ (Yasakmeyve, Sayı 2) Şiirinizin hayatın içinden olması, eylemle buluşması için siz nasıl bir yol izliyorsunuz? İhsan Topçu: Bence de günümüz şiiri yaşamı yeterince yansıtmıyor. Yıllarca cılız bir sesle bunun kavgasını vermeye çalıştım. Şimdilerde görüyorum ki bu ses güçleniyor. Bu anlamda 1. Karşıyaka Şiir Kurultayı Raporu’nu çok önemsiyorum. Oradaki 41 imzayı saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bu tepki dilerim ki şiirde diriliş eyleminin başlangıcı olur. 1980 darbesinden sonra ‘‘yaşamsız, imge avcılığını amaç sayan, bu nedenle de yer yer imge hırsızlığı yapan iskeletsiz şiirler’’ öne çıkarıldı. Yıllar önce yazdığım Şiirin Son Fotoğrafı adlı dörtlememi buraya almadan edemeyeceğim: ‘‘seksen sonrası ozanların toplu fotoğrafı önümde / bu denli uzun kollar hiç görmedim ben / kimin eli kimin cebinde / anla anlayabilirsen’’ Şiirin yaşamın içinde olması, eylemle buluşması demektir. Bunun için özel değil, zorlamasız olan doğal bir yol izliyorum. İnsandan, emekten, ezilenden yana oluşum; her türlü sömürü, yozlaşma ve kimliksizleşmeye karşı duruşum; kısaca dünya görüşüm beni yaşamın tam içine götürüyor; böylece şiirim eylemle, yani yaşamla, yani toplumsal muhalefetle buluşuyor… Şunu da belirtmeliyim ki, Ataol Behramoğlu’nun yukarıdaki görüşlerine katılıyorum. Ersan-Sevil: 1995 yılında Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi’ni, o zamanki adıyla Şiir Okulu’nu kurdunuz, şu an müdürlüğünü yapmaktasınız. Şimdiye dek yaptığınız etkinlikleri, bu etkinliklere gösterilen tepkileri bize özetleyebilir misiniz? Öğrencilerinizin ve Kocaelililerin şiire olan ilgisi nasıl? İhsan Topçu: Adımızdan dolayı, Mehmet H. Doğan ve birkaç yazardan olumsuz eleştiriler aldık. Şiirin okulu olmaz, dendi. Yanlış algılandı. Bir saygısız da bunu ukalalık saydı. Anlama ve kavrama yanlışı var, çünkü ben ozan okulu kurmadım ki. Ozanın okulu elbette olmaz, ancak şiirin okulu olur, çünkü üniversitelerdeki bütün Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri biraz da şiir okuludur. Buralarda okuyanlar bunu çok iyi bilirler. Müzik ve resim okulları var ve bunlar müzisyen ve ressam diploması vermezler. Ama bu öğrenciler içinden müzisyen ve ressam olanlara da önemli katkıları olur bu okulların. Gelelim benim 1995 yılında kurduğum Kocaeli Üniversitesi Şiir Okulu’na. Bu okul, 4 yıllık anabilim dalı ya da 2 yıllık yüksekokul değil. Üç dönem, yani bir buçuk yıl, şiir üstüne haftada 7 saat, kredisiz seçmeli ders niteliğinde dersler verdik. Öğretim elemanlarımız bu derslerden ücret almadılar. Sonradan üniversitemizde birçok bölüm açıldığından, öğretim elemanlarımızın haftalık ders saatleri çoğaldı; bu nedenle de şiir derslerini veremez olduk. Şiir Okulu olan adımızı Şiir Etkinlikleri Birimi olarak değiştirdik. Birimin bir müdürü, içlerinden biri müdür yardımcısı olan dört yönetim kurulu üyesi var. Bu beş arkadaşın hepsi de öğretim elemanı. Şiir Okulu da böyle çalışmıştı. Şimdiye dek, onlarca ozan davet ettik; aramızda olmayan ozanlarımız için anma günleri düzenledik; 3 yıl akademik şiir ödülleri verdik; 9 yıldır gençlik şiir ödülleri vermekteyiz; Kocaeli’de yaşamış ve yaşamakta olan ozanların şiirlerinden örnekler içeren “Kocaeli Günümüz Şiiri Antolojisi” yayımlanmak üzere; Gökyüzü adlı şiir dergimizi 11. sayısına ulaştırdık; Dünya Şiir Günlerini her yıl ( 8 yıldır) kutlamaktayız; UNESCO’nun Dünya Şiir Günü kararından 2 yıl önce, Kocaeli Üniversitesi’nde Şiir Bayramı kutlamaya başladık; 10. Şiir Bayramını bu yıl kutladık; şiire yılda bir ya da birkaç gün ayırmanın dünyada öncülüğünü yaptık; şiir kitaplığı kurduk… Tüm etkinliklerimizi anımsamam olanaksız. En önemlisi de genç ozan ve şiirseverlerle birebir görüşmelerimiz, söyleşilerimiz olmuştur. Uygun görürseniz, bir şeyi daha açıklamak istiyorum. Tüm bu çalışmaları görevim olduğu için yapmıyorum. Görevim Türk dili okutmanlığıdır. Bu çalışmaları şiire, insana saygı ve sevgimden, karşılıksız yapıyorum. Etkinliklerimize gösterilen tepkiler çok olumlu, yorulduğumuza değiyor. Öğrencilerimizin ve Kocaelililerin şiire ilgisinin Türkiye ortalamasının çok üstünde olduğunu söyleyebilirim. Üniversitelerin çalışmalarımızı örnek almasını diliyorum. Ersan-Sevil: Kitabınızın son bölümü olan Trabzon Sevdalanması’nı biz başarılı bulduk. Lirizm ile gerçekçi bir anlatım dengeye oturmuş. Çocukluğunuzu, ilk gençlik yıllarınızı başarıyla şiirleştirmişsiniz. Bu bölümdeki şiirler, şiiriniz için yeni bir uç sayılabilir mi? Siz kitabınızın bu son bölümü için ne söylemek istersiniz? İhsan Topçu: Beğenilmek insana güç katar. Düşünceleriniz için teşekkür ederim. Kitabımın son bölümündeki şiirleri, şiirim için yeni bir uç saymıyorum, tam tersine diğer şiirlerim içinde daha zayıf buluyorum. Çocukluğumun coğrafyasını, duygularını anlatmaya çalıştığım bu şiirlerde derin bir içtenlik ve öykülemeye şiir adına direnme var. Sanırım bu durum, okuru etkiliyor ve okur kendini bu dizeler aracılığıyla çocukluğunda buluyor; bir anlamda çocukluğunu, çocukluk duygularını yeniden yaşıyor. Belki siz de onun için sevdiniz bu bölümü. Yüreğimden, onu sanki parçalarcasına sökülerek gelen, bu anlamda inciten, acıyla tatlıyı bana iç içe yaşatan dizeler toplamıdır bu bölüm. Ersan-Sevil: Bir Şiirim Olmalı’dan dizeler: ‘‘bir şiirim olmalı/ sözü insana merdiven/ son basamak sonsuza uzamalı// bir şiirim olmalı/ hem bütün düşlerden uzak/ hem bütün düşlere yakın durmalı// bir şiirim olmalı/ bittiği yerde başlayıp/ kendini de zamanı da aşmalı’’ (Şiir Ülkesi, Sayı 22) Şiiriniz insandan, erdemden ve gelecekten yana. Hatta bir şiir kitabınızın ismi ‘Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum’. Son olarak nasıl bir toplum ve nasıl şiirler düşlüyorsunuz? İhsan Topçu: Küreselleşme adı altında dünyanın vahşi kapitalizmin batağına itildiğini görebilen bir toplum düşlüyorum. Böyle bir dünya özlüyorum. Kendi şiirimin insanlığa ve şiir sanatına hizmet etmesini istiyorum. Şiir bir sanat dalı olduğu için, yazdıklarımızla sanata katkıda bulunmalı, ancak insanlığın da karartılan ufkunu açmalıyız, diye düşünüyorum. Sanatı dışlamadan toplum için, toplumu dışlamadan sanat için yazmalıyız şiirlerimizi. Bu iki kavram birbirinin düşmanı değil ki. (Damar dergisi, 174. sayı, Eylül 20005) |
|
|
|
| Sponsor Linkler | |
|
|
|
![]() |
|
||||
| Konuyu Başlatan | For | Type | Tarih | |
| Sevil Çağlar: Linkler, internette ilgili sayfalar, dokümanlar.. sevil caglar | This thread | Refback | 09-08-2008 21:33 | |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) |
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ali İhsan Karacan ( 1951) | By_BaŞkAN | Biyografi | 0 | 02-06-2007 10:44 |
| Ali İhsan Sabis | pReNsEs | Biyografi | 0 | 24-05-2007 22:48 |
| İHSAN TOPÇU'nun yaşamı | kugara | Şairler / Yazarlar | 0 | 24-03-2007 14:51 |
| İhsan TOPÇU'nun son şiirlerinden | kugara | Şiir | 2 | 09-01-2007 16:41 |
| İhsan TOPÇU'nun özgeçmişi | kugara | Biyografi | 0 | 09-01-2007 15:06 |
Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.