Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Erken Devir Türk Sanatı

 KooLpa Kültür / Sanat Katagorisinde ve  Sanat Forumunda Bulunan  Erken Devir Türk Sanatı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Türk Sanatının Coğrafi, Toplumsal, Kronolojik Boyutları Coğrafi açıdan bakıldığında Türk sanatının, başlangıcından günümüze kadar, eski dünyanın üç kıtasına yayıldığı görülür. ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Kültür / Sanat > Sanat

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27-01-2008, 14:24   #1 (permalink)
Moderator
 
bozkurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 223
Tecrübe Puanı: 3 bozkurt is on a distinguished road
Standart Erken Devir Türk Sanatı


Türk Sanatının Coğrafi, Toplumsal, Kronolojik Boyutları
Coğrafi açıdan bakıldığında Türk sanatının, başlangıcından günümüze kadar, eski dünyanın üç kıtasına yayıldığı görülür. Türk sanat ve arkeolojisinin doğduğu ve geliştiği yer Orta ve İç Asya’dır. Türk sanatının kurum, ilke ve teknikleri bu bölgelerde oluşmuş ve islamiyetten önceki ve sonraki devirlerde Suriye, Irak, Mısır, Kafkasya, Kırım, Doğu Avrupa ve Balkanlara uzanmıştır.
Fizikî coğrafya açısından Asya’nın yüksek sıradağlar, bu dağların arasında yer alan havzalar, ovalar, platolar ve çöllerden meydana geldiği görülür. Anadolu-İran Platosu’nda batıdan başlayan sıradağlar Hint yarımadasının kuzeybatısında iki kola ayrılır. Güneyde, Kuen Lun dağları Çin hindine doğru uzanırken, kuzeyde Tanrı Dağlar, Altay Dağları ve Sayan Dağları Asya’nın Kuzeydoğusundaki Bening Boğazı’na kadar uzanır. Asya’nın en önemli plato ve ovaları Anadolu ve İran Platosu, Tibet, Urdas, Mançurya, Sibirya, İndus, Ganj, tarım havzası ve büyük Çin ovalarıdır. Asya’nın önemli akarsuları, Kızılırmak, Dicle, Fırat, Seyhun, Ceyhun, Ob ve onun kolu olan İrtiş, Yenisey, Lena, İndus, Ganj ve Sarıırmak nehirleridir.

Akarsu, çöl ve denizlerin iklimi yumuşattığı yerler dışında, iç bölgelerde kuraklık ve gece gündüz arasındaki ısı farkları artar. Kıtanın güney bölgeleri ile kuzey bölgeleri arasında, Akdeniz iklimi ve bunun flora ve faunasından soğuk Sibirya ikliminin meydana getirdiği doğa şartları, çok çeşitli coğrafi özellekler gösterir. Türk sanatı bu iklim şartları içinde doğmuş, iklimin yumuşak doğa şartlarının elverişli olduğu yerlerde sanat alanında önemli gelişmeler olmuş, elverişsiz bölgelerde kısır ürünler oluşmuştur.

Türk sanatının, Orta ve İç Asya’da, Türk topluluklarının ortaya çıktığı bölgede doğmuş olmasından söz edilebilir. Türk topluluklarının ortaya çıktığı yer olarak genellikle bozkır kültür çevresi kabul edilmekle birlikte orta ve iç asya coğrafyasının genişliği karşısında bu görüş çok genel bir ifade olarak kalır. Türklerin ilk yurdu olarak altaylar bölgesi, Baykal gölünün doğusu, Mançurya, Güney Moğolistan, kuzey batı asya, aral gölü bölgesi, tanrıdağları (tien şan) gibi çok çeşitli bölgeler önerilmiştir. Türk bilim adamları daha çok, tanrı dağları, altaylardan baykal gölü kesimine kadar olan bölgeleri türklerin ilk yerleşim yeri olarak kabul etme eğilimindedir. Prof.dr. Bahaeddin Ögel’e göre, türk ırkı prototipini, MÖ 1700’den itibaren altay ve tanrı dağlarını kaplayan Andronovo insanı olarak adlandırılan tip oluşturmatadır. Fakat türklerde kuzey(ren) geyiği kültü gibi bazı hayvan kültlerinin oluşu ve bazı arkeolojik bulgular onların daha kuzeydeki bölgelerle (güney sibirya) ilişkili olması gerektiğini ortaya koyuyor.

Tüm bunlara göre, tarih öncesi devirlerde sibirya, mançurya ve daha batı ve güneydeki birliktelik bbilincine varamamış insan grupları, altay bölgesindeki esas çekirdeği oluşturan gruplarla kaynaşarak türk ırkı prototipini meydana getirmiştir denebilir. Dolayısıyla, türk sanatının doğduğu bölgelerin merkezine alabileceğimiz altaylar ve bu bölgenin kuzey, güney ve batısında kalan bölgeleri, türk sanat ve arkeolojisinin geliştiği alanlar olarak kabul edebiliriz.

Tarih öncesi devirlerden, uygurların devlet kurdukları zamana kadar, Türklerin ve çevrelerindeki diğer kavimlerin yaşam tarzı dikkate alındığında, Asya’yı enlemesine ikiye ayırmamız ve bu kuşaklardan yalak kışlak hayatının geçerli olduğu kuzeydekine bozkır kültür bölgesi, tarıma dayalı ekonomisi olan güneydekini yerleşik kültür bölgesi olarak adlandırmamız uygun olur. Son zamanlarda yapılan araştırmaların önemini arttırdğı bozkır kuşağının kuzeyinde kalem tundralar ve tayça ormanları, büyük ovalar ve doğusundaki dağlık alanlarrdan ibaret sibirya ve batısındaki kültür alanlarını da bir ikinci derece kuşak olarak kabul edebiliriz. Bu bölgeler bazı yerlerde içiçe girdiğinden homojen bir yapıdan söz edilemez. Bozkır bölgeleri de kendi içinde farklı niteliklere sahiptir. Hunlardan itibaren hayvan yetiştiriciliği (bozkır ekkonomisi) yanında güney bbölgelerinde tarımla, deniz, göl ve akarsu kıyılarında balıkçılıkla geçimlerini sağlamışlardır. Avcılık da önemli bir geçim kaynağıydı. Kazanılan savaşlar ve yapılan siyaî antlaşmalar sonucu elde edilen mal-mülk, ticaret yoluyla kazanılan sarvet de insanların ve devletin gelir sağladığı kaynaklar arasındaydı. Bu çeşitlilik türk sanat tarihi açısından önemlidir. Böylece türklerin bozkır sanatında olduğu gibi yerleşik yerleşik sanatta da en erken devirlerden beri payları olduğu ortaya çıkmaktadır.

Orta ve İç Asya’da, türklerin de içinde yer aldığı bir kaç insan tipi vardır. Türk sanat tarihinde ve çevre toplulukların sanatlarında karşımıza çıkan bu insan tipleri, coğrafi şartlar ve kurulan evlilik ilişkileri ile ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki Mongoloid tiptir. Kısa boylu geniş ya da dar ve ya yassı yüzlü (brakisetal), basık burunlu, az tüylü, çekik gözlü bu tipe özellikle doğu ve kuzey bölgelerde yaşayan türk toplulukları girmektedir. İkinci tip olarak bugünkü Avrupalılara benzeyen, uzun başlı (delikosetal) beyaz tenli, geniş yüzlü insan tipi yeralır. Ayrıca bugünkü İranlılar’ı hatırlatan kısa boylu, badem gözlü, iri gaga burunlu, tüylü vücutlu, kıvırcık sakallı ve siyah saçlı insanlarla karşılaşırız. Türk tipi, bulunduğu coğrafyadan etkilenen, karışarak değişik özellikler kazanan bir ırktır. Sonuç olarak beyaza yakın ve ya beyaz ırk, köse olmayan az kıllı vücut, yasssı olmayan çıkıntılı yüz orta boylu güçlü bir beden çekik olmayan, çekik izlenimi veren gözlere sahip insanlar türk tipini oluşturur. türk tipi özelliklle göktürkler ve uygurlardan itibaren belli bir ikonografik şema meydana getirmiştir. Osmanlı devri sonuna kadar, güzellik anlayışının sonucu olarak, ay yüzlü denilen şematik çehre tasvirine rastlamaktayız.

Türklerin tarih içindeki yürüyüşü Türk Sanat Tarihi’nin kronolojik yönünü oluşturmuştur. Türk Sanat Tarihi’nin devirleri (Prototürkler dahil) MÖ 2000’lerden, İslamiyet’ten sonra, Osmanlı devrinin sonuna kadar uzanır. Ancak ilginç olan nokta kronolojinin devamını ve sanattaki gelişmeyi sağlayan tek bir Türk topluluğu olmamıştır. Türk Sanat Tarihi’ne katkıda bulunan her devlet, tarihten silindikçe yerini aynı gövdeden ayrılan başka bir Türk topluluğuna bırakmıştır.

Sonuçta Orta ve İç Asya’da Prototürk Dönem’de ortaya çıkan sanat unsurları Hun Devri’nde siyasî yapıya bağlı olarak ortak özellikler kazanmış, Göktürkler Devri’nde evrensel bir kimlik kazanmaya başlamış, Uygurlar Devri’nde bu evrenselliği yakalamıştı. Ancak Türk Sanatı’nın zenginliği Türkler’in İslamiyete geçmesiyle ortaya çıkmış, gerçekleştirilen yeni sentezle islamiyetten sonraki asya ve anadolu türk sanatınığn ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Paleolitik Devir
Orta ve İç asyanın paleolitik devrine sinan hiropus pekinensis denilen türk öncesi inssan tippinin kalıntılarıyla başlayabiliriz. İlk defa isveçli jeolog s g andersenin 1918 ve 1921de yaptığı çalışmalar ssırasında keşfedilen ve 1923 yılında doktor otto zadanskinin peiping yakınlarındaki şu-ku-tiyen (choukoutien) mağaralarındca yaptığı kazılarda ortaya çıkarılan memelilere ait kalıntılarla bu konuda önemli ölçüde yol alındı. Prof weidenreich zamanındaki kazıda pekin adamının kalıntıları ele geçirildi. Java’da bulunan kalıntılara benzediği için pitekanthropus adı verildi. Sonraki araştırmacılar bu tipe pitekanthropus pekinensis adını verdiler ve kalıntıları orta pileistosene ait kabul ettiler.

Araştırmacılara göre kafatası sığarı küçük, allın bölgesi geriye doğru basık ve yassı, kaş kemerleri ve alt çene kemiği iri olan pekkin adamının dünya kültürü için önemi ateşi ilk kez düzenli biçimde kullanması. Aile içinde ensest yasağı ortaya çıkmış, taş aletlere şekil verebildiği anlaşılmıştır.

Bu arada üst pleistosene ait homosapiens kalıntıları ele geçirilmiştir. konuyla ilgili insan tiplerinden biri de orta paleolitik devirde ordosta ortaya çıkan insan kalıntılarına dayanır. üst pleistosenin sonlarına ait olarak kabul edilen ilk ordos kültürü MÖ 2000lerde bu bölgede Prototürk insan tipinin aranması nedeniyle önemlidir.

Özellikle orta paleolitik çağda yeni avlanma yöntemleri gelişti. soğuğa karşı korunmak üzere barınaklar inşia edildi. böylece ortaya çıkan ilk çadır şekilleri sonraları ortaya çıkacak olan bozkır kkültürünün en önemli özellliklmerinden yurt tipi çadırın ön örneklerini ortaya koydu. bu arada insanlar kendi elbiselirini üretmeye başladı. elbiselerin av sırasında kolay hardeket edebilecek tarzda ve soğuğa dayanıklı yapılmaları önemlidir. böylece üst paleolitik dönemde çok sonraları geliştirilecek olan giyim tarzıın ilk örnekleri de ortaya çıkmış oldu.

Avrupa ile ilk kültür köprüsü aurignasien devrinde kuzey bozkırları yoluyla kkuruldu. orta ve iç asya dini inançlarında ve sanatında önemli yer tutan arktik tilki, misk sığırı, mamut, tüylü gergedan gibi hayvanlar yanında özellikle würm buzulu zamanında ortaya çıkan kuzey(ren) geyiği bizim için daha önemlidir.
sibiryyada magddalenien devrin başlarında geniş nehir vadilerinde ortaya çıkan yüzelli civarındaki paleolitik sitede bulunan tezyini motifler, av sahneleri ve ya hayvan tasvirleri, heykeller, bir tarih öncesi sanatının ortaya çıkmasını sağlamıştır. türk sanatı açısından önemli noktalardan biri yukkarı lenada şişkin kayası üzerinde geç magdalenien devre ait vahşi at tasvirleridir. bu sitelerde yukarıda sayılan hayvanlar dışında at, antilop, geyik, ayı, tavşan gibi hayvan kalıntıları ele geçirilmiştir. türk kültüründe önemli yeri olan devenin de sibirya, orta iç asyada (kazakistan ve moğolistan) paleolitik kaya resimlerinde vahşi olarak gösterilmesi önemlidir.

Ağırılıklı olarak iç asyada bütün bunlar söz konusuyken daha batıda (bugünkü bağımsız türk cumhuriyetleri) alt, orta, üst paleolitik devirler tümüyle görülür. batı orta asyadaki en önemli yerleşimlerden biri zengin paleolitik materyaller içeren ve bir neanderthal çocuğa ait iskelenin ortaya çıktığı teşiktaş mağarasıdır. bu mağarada dağ keçisi, geyik, at, leopar ayı yabani tavşan küçük kemirgen ve kuşlara ait kemikler ele geçirilmiştir. buluntuların avcılar arasında kemik falının yaygın olduğunu göstermesi sonraki bozkır ve türk toplulukları açısından önemlidir. benzer materyallerin bulunduğu önemli merkezler çamırtemir hocakent 1-2 obi rakmat amankutan mağaralarıdır. öte yandan üç paleolitik devre ait batı orta asyadadaki önemli buluntular fergana vadisi zeravşan nnehrinin orta kesiminde ve semerkant yakınındaki bir konaklama yerinde ortaya çıkarılmıştır.

Mezolitik Devir
Orta ve içasyada bir çok mezolitik merkez de saptanmıştır. Moğolistandaki arsaan chad bunlaradan biridir. buradaki kaya resimlerinde çeşitli şematik hayvan ve insan resimleri yanında daire çizimleri ve damgalara benzer sembolik işaretler de mevcuttur.
Bu devirde orta iç asyanın bir çok yerinde avrupadaki akarsu göl kenarlarına yerleşen insanların meydana getirdiği magölemos kültürü çakılı boyayarak kullanan inasanların yarattığı oluşumlar ortaya çıkmıştır. bu dönem mikrolitlerin ortaya çıktığı ok ve yayın kullanıldığı dönemdir. önemli merkezler hazar denizi grubu yerleşimler, batı tacikistan siteleri, fergana ve pamir havzası yerleşmeleridir. hazar denizi grubu yerleşmeleri arrasında özellikle cebel damdam kazma 1-2 hoca-su mağaralarında döneme ait karakteristik bulgular ele geçmiştir.

Bu dönemde avcılık ve balıkçılığın önemli olduğu, su tavuğu, tilki, yaban kedisi, gazel, keçi, koyun, yaban eşeği gibi hayvanların görüldüğü, bazılarının evcilleştirildiği anlaşılmaktadır. Geç mezolittik döneme ait Shaktha mağarasındaki av sahnesini tasvir eden, toprak boyayla yapılmış duvar resimleriyle (yaban domuzu, yak ve uçan oklar.) Özbbekistan’ın güneyinde bir kaya barınağı olan Zaraut Kamanın duvarlarında yeralan av sahnesi önemlidir.

Bu arada Zarzi (Bu yer iç asya bozkırlarıyla van gölü çevresindeki kültürleri birbirine bağlar.), Kafkas doağlarındaki Belt ve Holu mağaraları da dönemin önemli merkezleridir.

Neolitik Devir
Türk Sanatı’nın doğuşunu hazırlayan en önemli kültür devreleri neoletik devirden itibaren başlar. Bu dönemde insanlar toplayıcılık evresinden üretim dönemine geçmiştir. Türk sanat tarihi açısından önemli nokta ise neoletik devirde Orta Asya’da kırsal ekonominin başlamasıdır.

Sibirya’da neolitik kültürlerin en erken tarihli olanlarından biri M.Ö. 4000’e tarihlenen İsakova Kültür Devresi’dir. Angara vadisindeki mezarlardan çıkan materyaller bu kültürün esasını oluşturur. Ayrıca Ponomarevo ve Baykal Gölü bölgesi mezarlarında önemli neolitik bulgular elegeçirilmiştir. Bu mezarlarda çeşitli aletler yanında önemli miktarda keramik elgeçirilmiştir. Yine Angara ve Lena’da birtakım materyallere dayanan Serovo devrinden sonra Kitoi devri başlar. M.Ö. 2500-1800’e tarihlenen Kitoi kültürü balıkçılıkla geçinen Baykal gölü çevresi topluluklarının kültürüdür. Bu dönem bu bölgelere yayılan Türk kültür ve santı için önemlidir. Zaten Altaylar’daki Barnoul buluntuları ve diyer merkezler(kuyum kurganı) Kitoi kültürü ile benzerlik gösterir. Neolitik devrin geç uzantılarında Selanga ve Amur nehri vadilerinde de öenmli buluntularada raslanmıştır.

Batı Orta Asyas’da Neolitik Çağ’ın en önemli devresini Ceytun kültürü oluşturur. Çopan Tepe, Togolog Tepe, Moncuklu Tepe, Çakılı Tepe gibi merkezlerde yerleşik kültürün görüldüğü balçık tuğladan evlerin inşaa edildiği ve gelişmiş bir keramik sanatının bulunduğu anlaşılır.

Bu çağda görülen, Türk kültür ve sanat tarihi için önemli bir kültürde Kelteminar kültürüdür. Bu kültüre ait ilk siteler 1939’da Horezm’de keşfedilmiştir. 1939-1965 yıllarında aralıklarla yapılan kazılarda Akçaderya’nın güneyinde Canbas 4 ve çevre istasyonlarda pek çok malzeme ele geçirilnmiştir. 1951 ve 1954 tarihlerinde Uzboi’de saptanan istasyonlarda bu kültürün iki kültürel ve coğrafi kuşağa ayrıldığı görülür.

Bu kültüre ait yerleşmeler daha çok göl kıyıları, nehir ve çay ağızlarında yer almaktadır. Bu nedenle balıkçılık önemlidir. Ayrıca evcilleşitirlmiş hayvanların yanında alageyik, yaban domuzu, karaca, yaban eşeği ve vahşi at kalıntılarına rastlanır.
Bu kültürün önemi Hunlar’dan önce ilk kez geniş bir bölgede kültür ve sanat birliğine ulaşmış olamsıdır. Bu kültür M.Ö. 5000’den geç 3000’e kadar yaygın olarak sürmüştür. Bu devir araştırmalarında bulunan bakır nesnelerden anlaşılabileciği gibi kısmen kalkolitik çağa girer.

Bu çağda Moğolistan bölgesinde sanat tarihi açısından önemli merkezler keşfedilmiştir. Candaman Petroglifler’i, Norovliyn Uul, Bayan Kongon ve Aimaks Arşangay buluntuları önemlidir ilk ikisi hariç diyer merkezlerdeki materyeller Afanasyeva kültürü bulgularına benzemektedir.

Kalkolitik Çağ
Türk sanat tarihinin temel unsurları yanında, gök, yer-su inançları(eski türk dini) ve kozmolojisini temlleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Kurganlar, dikili taşlar, mezar taşları, mesken olarak çadır, kaya resimleri, madeni eserler, dokumalar ve Türk hayvan üslubunu kaynakları bu dönemden Hunlar’a kadar ulaşır.

Bazı araştırmacıların M.Ö. 3000 sonu ile M.Ö.2000 başı, bazılarının ise dah erken döneme tarihledikleri Afanasyeva kültürü dönemin en önemli kültürlerindendir. Bataney kasabası yakınında Yenisey ırmağının sol kıyısında Afanesyeva adlı tepedeki mezarda ilk kez ortaya çıkarılan kültür aslında neolitik devirden kalkolitik devire geçişi temsil eder. Bu mezar taş yığını( kurgan) ile örtülüdür. Mezardan “hocker” durumunda bir iskelet, sivri dipli kalitesiz keramik kaplar, temren, bakır, kemik eşya, Aral Gölüne özgü midye kabuğundan gerdanlık ve halllar çıkarılmıştır. Ayrıca at, yaban öküzü, balık, karaca, koyun kemikleri elegeçirilmiştir. Minusinsk bölgesideki mezarların dikdörtgen ve oval biçimde olduğu, üzerlerinin taş parçaları ile örtüldüğü görülür. Bazı mezarlar gurp, bazıları tek bir çeset içerir.

Afanasyeva kültürünün Altaylar bölgesinde yayılması her iki bölgeyi kültür ve sanat tarihi açısından birleştirmiştir. Bu devrin Altaylar’daki önemli merkezleri Kurot ve Kuyum kurganlarıdır. Bu mezarlarda keramik yanında kartal pençesi bulunması Türk kültür ve sanatı açısından önemlidir. Altaylar bölgesi mezarları bazen taş parçaları bazen ise başka küçük mezarlar ile kapatılıyordu. Ayrıca Dinyeper bölgesindeki uzun başlı (dolikosefal) insan tipinin Altay bölgesinde Cro-Magnon’da denilen uzun başlı kısa geniş yüzlü bir tipe uyduğu iddia edilmiştir.

Afanasyeva kültürünü Andronovo kültürü (M.Ö. 1500- 1200) izler. Adını yukarı Yenisey’deki Andronovo sitesinden alır. Bu kültür Minusinsk, Altaylar, Kazakistan ve Urallar’a kadar yayılmıştır. Bu devir metalurjinin ilerleme kaydetmesi sebebi ile Türk sanat tarihi için önemlidir. Bakır, demir, altın, kalay çeşitli eşyalarda özellikle sanat eserlerinde kullanılmıştır. Özellikle Göktürkler döneminde “altayın demircileri” olarak tanınan Türkler için önemlidir. Orta ve İç Asyanın en önemli sanat üslubu hayvan üslubunun Minusinsk’te bronz çağında başlamış ve Hun Türkler’ince geliştirilmiş olması önemlidir. Fantastik bir imaj (mask) olan Tao-tie şeklide bu devirde ortaya çıkar.

Koyun, sığır, at yetiştiriciliğinin yaygın olduğu bu kültürde mezarlar kurgan şeklindedir. Mezarların taş parçaları ile kapatılıp kuşatıldığı veya taş daireler ile kuşatılmış küçük mezarlar ile çevrildiği görülür. Cesetlerin bazen kıvrılmış şekilde yatırıldığı bazende yakılmış olduğu anlaşılır. Bazı araştırmacıların bu mezarlar la Orta Rusya’nın Srubnaya kültürü ile ilişkilendirilmesi bozkır kültürünün yayıldığı alanı belirlemek açısından önemlidir. Beyaz ırka yakın insanların yaşadığı bu devirde düz dikli geometrik motiflerle süslü kahverengi perdahlı keramikler yapılmıştır. Kemik ok uçlu uçları baltalar, bıçaklar bakırla kaplı olarak ele geçirilmiş ayrıca altın, bakır veya tunç levhalar kaplama amacıyla kullanılmıştır.

Andronova kültüründen sonra İç Asya’nın bronz Çağı’na ait Karasuk Kültürü önemlidir. Minusinsk, Altaylar ve Yenisey Havzasında ortaya çıkan bu kültür M.Ö. 1300-800’e tarihlenir. Altaylar ve Yenisey Havzası en eski Türk yerleşme bölgesi olması, bu kültürün Türk Sanat Tarihi’nin hazırlık aşamalarından biri olduğunu gösterir. Yukarı Yenisey kıyısında Karasuk kültürü ile ilgili kazılarda Türk ırkının bağlı olduğu brakisefal kafataslarında artış görülür. Bu durum Tagar devrinde de söz konusu olup Güney Sibirya ve Altayların güneyinde prototürk nüfusun arttığını gösterir. Böylece prototürkler Kuzey’den Güney’e ve Batı’ya doğru yayılmıştır.

Minusinsk merkez olmak üzere İrtiş Nehri’nin orta havzasından Hwang-ho Nehri’ne (Sarı Nehir) kadar olan bölgede yayılan bu kültür An-Yang’ın Shang devresi ve Chou devrinin bir ve ikinci dönemiyle çağdaştır. Andronovo devrinde Çin’de Yhang Shao ve Lung Shan kültürleri yaşanmıştır. Bu bölgede yaşayan Türk topluluklarıyla Çin kültürleri arasında Bronz işçiliği ve hayvan tasvirlerinde karşılıklı etkileşim vardır. Karasuk kültüründe metal işçiliği önemli olup oldukça gelişmiştir. Bu kültürün önemli yanı hayvan üslubunun doğmuş olabileceği yerler arasında Altay ve Tanrı Dağları’nın da anılmasıdır.

Prototürk döneminin önemli kültürlerinden biri Güney Sibirya’da M.Ö.6-2,1 yy. arasında üç devreye ayrılan Tagar Kültürüdür. Bu kültüre bağlı ilk merkezler Krasnoyarsk da Minusinsk yakınında ve Yenisey Nehri’ndeki Tagar Adası’nda saptanmıştır. Prototürk Tinglingler bu kültüre mensuptur. Tagar Kültürü’nde kurganların yakınına büyük mezar taşları dikilir. Hayvan üslubunun gelişmiş bir şekilde kullanıldığı bu devirde mezarlardan çeşitli aletler, at koşun takımları ve keramikler çıkarılmıştır. Bu kültürdekine benzer eserlere Çin’den Karadeniz’e kadar olan bir bölgede rastlanır.

M.Ö. 300’den M.S. 400’e kadar süren Taştık Külktürü araştırmacıların bir bölümüne göre prototürklerden Ting Lingler tarafından geliştirilmiştir. Bu kültür bu dönemde Türkçe konuşan tüm topluluklarda yayılmıştır. Bazı araştırmacılar Ting Linglerin, Çinlilerin Ti ya da Tik dediği boylara dayandığı ve Çinlilerin Tiele, Kao-che dediği Kağnılı Boyların Ting Ling’lerden oluştuğunu ifade eder.

Andronovo kültüründen itibaren prototürk sanatının başlatılabileceği ve bu dönem sanat ve arkeolojisinin özellikle Tagar ve Taşlık devirlerinde gelişme kaydettiği düşünülür. Hunların ataları da prototürk sanatına dahildir.

Orta Asya’da Aşkaabat’a yakın küçük bir şehir olan Anav’dan (Anau) adını alan kültürün en erken çağları erken kalkolitik devre kadar uzanır. Bu kültür özellikle prototürk kültürüyle ilişkilendirilir. Bu bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının sanatında bu kültürün izlerinin görülmesi önemlidir.

Anav’da iki ayrı mezarda 4 kültür katı saptanmıştır. Statigrafi kerkamik grubunun gösterdiği değişikliklere uygun olarak düzenlenmiştir. 1. tabakada buğday, arpa yetiştirildiğine dair izler; öküz, domuz, at, koyun gibi hayvan kalıntıları, boyalı çanak çömlek bulunmuştur. 2. tabakada çok renkli keramik, bu hayvanlara ek olarak keçi, köpek, deve, boynuzsuz koyun kalıntılarına rastlanır. 3. tabakada çanak çömleğin çölekçi çarkında yapıldığı anlaşılır. 4. tabakada diğer tabakalar da bakır ve kurşun görülürken bu tabakada demire rastlanır. Hayvanlarla ilgili kalıntılar yerleşik hayat yanında avcılıkla hayvancılığın da söz konusu olduğunu gösterir.

Batı Orta Asya’da kalkolitik devrin ardından M.Ö. 2500 – 2000 tarihlerinde Bronz (Tunç) Çağı başlar. Eski Türk yerleşmeleri yanında protoşehir yerleşmeleri de ortaya çıkar. Namazgah 4 evresinin önem kazandığı bu dönemde M.Ö. 2000- 1600 tarihlerinde Türkmenistan’da şehir medeniyeti başlar. Bronz Çağı’nın önemli bir merkezi Altın Tepe’dir. Geç Bronz Çağı’ndan itibaren bozkır kültürü mensuplarının yerleşim yerleri ve mezarları çoğalmaya başlar.

Batı Orta Asya’nın erken demir çağı geç 2000 ve erken 1000’de başlar. Dakistan kültürü merkezleri, Yastepe Kompleksi, Amirabat kültürü siteleri önemli bulguların toplandığı yerlerdir.
__________________

bozkurt isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İslamiyet Öncesi Türk Sanatı bozkurt Sanat 0 27-01-2008 14:15
Türk Minyatür Sanatı bozkurt Diğer Sanat Dalları 0 27-01-2008 14:06
İslamiyet Öncesi Türk Resim Sanatı efe Resim 0 10-11-2007 21:15
Türk Çini Sanatı KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN Diğer Sanat Dalları 0 01-07-2007 06:35
Türk Bezeme Sanatı KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN Diğer Sanat Dalları 0 01-07-2007 06:32


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:46 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206