KooLpa Müzik Katagorisinde ve Şarkı Sözleri (Lyrics) Forumunda Bulunan Barış Manço Lyrics Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Abbas Yolcu Denizlerde ot yanmasa da Dalgaların koynunda bir ömür tükettikten sonra Su içip boğulmak varsa Çöllerde kızgın kumlarda karlı ...
|
|||||||
| Üye ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
|
Cezalı
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Sandalyenin üstünde
Yaş: 18
Mesajlar: 161
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Abbas Yolcu Denizlerde ot yanmasa da Dalgaların koynunda bir ömür tükettikten sonra Su içip boğulmak varsa Çöllerde kızgın kumlarda karlı buzlu dağlarda Bir ömür tükettikten sonra Çukurda kaybolmak varsa Korkunun ecele faydası yok Bu koşuşma niye Abbas yolcu soran yok Yolculuk nereye kim kaldı geriye Taş üstüne taş koya koya Yaratırım dünyamı Kötülük görmek bir yana birde altınlar takmak var ya Korkunun ecele faydası yok Bu koşuşma niye Abbas yolcu soran yok Yolculuk nereye kim kaldı geriye Sana uzatılan elleri Görmek istemesen de Bir gün o eller üstüne bu dünyadan göçmek var ya Acıh Da Bağa Vir Acıh da bağa vir biraz da oğa vir Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın Acıhda bağa vir biraz da oğa vir Canı kaymak isteyen cebinde manda taşır Canı kaymak isteyen cebinde manda taşır Guru unu yağı bulan çorbasın kaynatır Ya bulamayan gariban omzunu oynatır Acıh da bağa vir biraz da oğa vir Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın Acıh da bağa vir biraz da oğa vir Ayağında yok postal başına giyer püskül Ayağında yok postal başına giyer püskül Sonradan görmesi meğersem ne müşkül Ya hiç bir şey bilmemek pilav üstüne keşkül Acıh da bağa vir biraz da oğa vir Ayrana daldır yoğurduna saldır Selam veğdi gödün mü Selamı ağmadın mı a...a Çevir kazı yanmasın aman kız uyanmasın Türkünün sonu geldi gari Haydaaa Balcının baltası var oduncunun baltası var Öyle de olur böyle de olur Avcı vurur turnayı biz çalarız zurnayı Öyle de olur böyle de olur Adem Oğlu Kızgın Fırın Havva Kızı Mercimek Adem babayla Havva anadan bu yana Çok şeyler söylendi sevda üzerine Sayısız türküler yapıldı Leyla ile Mecnun Ferhat ile Şirin Hepside dertli ayrılıklarla biten ızdırap gözyaşı dolu Hani karabasan gibi insanın dünyasını karartan sıkıntılı şeylerdi Bugün Barış kardeşiniz sizlere yeni bir türkü söyleyecek Çünkü Barış gördü ki yeryüzünde en büyük gerçek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Kız dediğin nazlı olur erkek ise mangal yürek Er kişinin yanında hatun gerek Kız dediğin nazlı olur erkek ise mangal yürek Er kişinin yanında hatun gerek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Kız olmazsa er kişi kolsuz kanatsız demek Davulu dengi dengine vurmak gerek Kız olmazsa er kişi kolsuz kanatsız demek Davulu dengi dengine vurmak gerek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Mercimek fırın yan yana fazla söze ne gerek Deli gönül sevdi mi istemez yorgan döşek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Kimi zeytin peynir yer kimi baklava börek Kimine saray dar gelir kimine bir oda gerek İki göz bir kulübe yeter Havva kızına Adem oğlu kalender yiyeceği bir lokma ekmek Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Tanrı böyle buyurmuş dünya böyle kurulmuş Her Adem oğluna bir Havva nasip olmuş Tanrı böyle buyurmuş dünya böyle kurulmuş Her Adem oğluna bir Havva nasip olmuş Yedi iklim dört kuşak inanmazsan gitte bak Nuh'un gemisinde bile fırın mercimek dolmuş Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek Ağlama Değmez Hayat Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde Hayat şarap gibidir keder de var neşe de Hayat şarap gibidir keder de var neşe de Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına Affet Beni Beni bırakıp gittiğinden beri Terkedilmiş bir çocuk gibi Çaresizim dolaştım gecelerde Sana döndüm yine biliyorum suç bende Affet beni ne olur affet beni Yalvarırım soru sorma Verilecek cevabım yok suç bende Affet affet beni Kendi evimde bir yabancı gibi Çıktım ağır ağır merdivenleri Kapıyı çalmaya cesaretim yok Sana döndüm yine biliyorum suç bende Affet beni ne olur affet beni Yalvarırım soru sorma Verilecek cevabım yok suç bende Affet affet beni Son bir kez seni görmek istedim Geceler boyu bu anı bekledim Sana dönmemi istemiyorsan söyle Söyle gideyim ama önce yine de Affet beni ne olur affet beni Yalvarırım soru sorma Verilecek cevabım yok suç bende Affet affet beni Ah Tut-i Mucize Guyem Ah tut-i mucize guyem, ne desem laf değil Belli yarim belli dost Belli mirim belli dost Belli ömrüm belli dost Ah çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil Belli yarim belli dost Belli mirim belli dost Belli ömrüm belli dost Ah ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana Belli yarim belli dost Belli mirim belli dost Belli ömrüm belli dost Ahmet Beyin Ceketi Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken Kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti O mahallede herkes gömlek giyerdi Bizim kul Ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya Mahalleye dert oldu kul Ahmet'in ceketi Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti Herkes gömlek giyerken Ahmet ceket giyerdi Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken Leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti Herkes gömlek giye dursun Bizim kul Ahmet ceketine bir de astarla kaplatıverdi kaplatır ya Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti Herkes gömlek giyerdi Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi Bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli Kul Ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini Örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti Bizim kul Ahmet birdenbire oluverdi Ahmet bey Ceket ise Ahmet beyin ceketi İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet Barış a sorar isen sen bu yolda devam et Al Beni Sen gideli sevgilim, bahçemde güller açmıyor Geceler bitmek bilmiyor, geceler buz gibi, sabah olmuyor Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle Şimdi ben sensiz neylerim söyle Son birkez görebilsem seni, tutsam dokunsam ellerine Yokluğun dayanılmaz oldu, hasret kaldım gül yüzüne Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle Şimdi ben sensiz neylerim söyle Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle Al beni götür gittiğin yere İstersen vur yerden yerlere Ne olur, al beni götür gittiğin yere Yeter ki yeter ki terketme Bekledim seni gecelerce yaralı ceylan misali Ardından düştüm çöllere Leyla'ya koşan Mecnun misali Şimdi ben sensiz neylerim söyle Şimdi ben sensiz nasıl yaşarım söyle AL beni götür gittiğin yere İstersen vur yerden yerlere Ne olur al beni götür gittiğin yere Yeter ki yeter ki terketme Ali Yazar Veli Bozar Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar Gözümde yaş görseler erkek ağlar mı derler Gökler ağlıyor dostlar ben ağlamışım çok mu Rahmet yağarken dostlar ben ıslanmışım çok mu Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar Üzülmüşüm neye yarar keskin sirke küpüne zarar Bir gün dönsem sözümden düşerim dost gözünden Dünya dönüyor dostlar bir sözden dönsem çok mu Devran dönüyor dostlar ben dönmüşüm çok mu Ali yazar Veli bozar küp suyunu çeker azar azar Üzülmüşüm neye yarar keskin sirke küpüne zarar Barış yolun sonunda yürü demek boşuna Hayat duruyor dostlar ben durmuşum çok mu Yaşam bitiyor dostlar ben bitmişim çok mu Alla Beni Pulla Beni Alla beni pulla beni al koynuna yar Gözüm senden başkasını görmez oldu yar Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar Alla beni pulla beni al koynuna yar Senin için dağlar deler yol açarım yar Senin için denizleri kuruturum yar Senin için gök kubbeyi yerlere çalarım yar Canım iste canım bile sana kurban yar Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar Alla beni pulla beni al koynuna yar Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar Bir nefeste güneşleri söndüreyim yar Çıra gibi uğrunda ben yanayım yar Canım iste canım bile sana kurban yar Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar Alla beni pulla beni al koynuna yar Rüzgar olup ince beline sarılayım yar Çimen olup ayağına serileyim yar Sürme olup gözlerine sürüleyim yar Canım iste canım bile sana kurban yar Alla beni pulla beni al koynuna yar Gözüm senden başkasını görmez oldu yar Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar Alla beni pulla beni al koynuna yar Allahım Güç Ver Bana Yine sensiz geçen bir gecenin Buz gibi sabahında Bu korkunç yalnızlığımda Seni bekliyorum yanıyor yüreğim Yine gözyaşlarım yağmur gibi Yaşıyorum anılarla Birşeyler kopuyor sanki Taa şuramda yanıyor yüreğim Allahım güç ver bana sığındım sana Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana Sana yazdığım en son şarkı bu Artık kırıldı kalemim Gökler şahidim olsun ki Seni seviyorum yanıyor yüreğim Sonbahar yaprakları gibi Savruldu ümitlerim Son bir kez duymak istersen Seni seviyorum yanıyor yüreğim Allahım güç ver bana sığındım sana Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana Anahtar Sınıfın en güzel kızı o yalnız geziyor kimse ona yaklaşamıyor Yine koltuğunda koca koca kitaplar kütüphaneden geliyor Baktım bir cilt şair Mehmet Akif İki büyük kitap Fatih Sultan Mehmet Üç kalın cilt Mevlana birde Mimar Sinan Döndü bana dediki eğer beni seviyorsan Eğer kalbime girmek istiyorsan Önce bunları anla beni iyi dinle Beş şair bir abide İki abide bir sultan Beş sultan bir düşünür İki düşünür ise bir mimar Düşün taşın bütün gece Benim kalbim bir bilmece Kalbimin bir kilidi var İşte sana anahtar En sevdiği şair Mehmet Akif Bir abide Fatih Sultan Mehmet Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana Gece annem evde dedi oğlum neyin var Yemeden içmeden kesildin yine Dedim anne kalbimin sahibi var aşık oldum delicesine Bir gün Akif okuyor bir gün Mevlana Bir Fatihe Hayranmış bir de Sinana Hem tarihe meraklıymış hem de sanata Annem dedi oğlum anlamadım ben Vazgeç bu sevdadan bu kız fazla akıllı Ah beim saf oğlum ah oğlum anlamadın mı Beş şair bir abide İki abide bir sultan Beş sultan bir düşünür İki düşünür ise bir mimar Düşün taşın bütün gece Benim kalbim bir bilmece Kalbimin bir kilidi var İşte sana anahtar En sevdiği şair Mehmet Akif Bir abide Fatih Sultan Mehmet Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana Aşkın gözü kör olurmuş Annem galiba haklı Kafama fena takıldı bu kız çok akıllı Beş şair bir abide İki abide bir sultan Beş sultan bir düşünür İki düşünür ise bir mimar Düşün taşın bütün gece Benim kalbim bir bilmece Kalbimin bir kilidi var İşte sana anahtar Beş Akif bir saat kulesi İki kule bir Fatih Beş fatih bir Mevlana İki Mevlana bir Sinan Anlıyorsun Değil mi Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde Bir türkü tutturmuşum duyuyorsun değil mi? Çalacak bir kapım yok mutluluğa hesretim Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi? Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün Ya dön bana artık duyuyor musun beni? Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi? Bir resmin kalmış bende tam ortadan yırtılmış Hani siyah kazaklı biliyorsun değil mi? Gözlerimden süzülen birkaç damla anıda Senin sıcaklığın var anlıyorsun değil mi? Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün Ya dön bana artık duyuyor musun beni? Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi? Arkadaşım Eşek Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli Hiç haber göndermedin o günden beri Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni Dün yine seni andım gözlerim doldu O tatlı günlerimiz bir anı oldu Ayrılık geldi başa katlanmak gerek Seni çok çok özledim arkadaşım eşek Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek Yaban tayları çayırda tepişiyor mu Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu Uzun kulaklarını son bir kez salla Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla Ayrılık geldi başa katlanmak gerek Seni çok çok özledim arkadaşım eşek Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek Ay Osman Sabahın yemişi bir tane kişmiş Sabahın yemişi bir tane kişmiş Giderim gelirem ardıma düşme ay osman Giderim gelirem ardıma düşme ay osman Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Sabahın yemişi bir tane kişmiş Sabahın yemişi bir tane kişmiş Uyandım nazlı yar ellere gitmiş ay osman Uyandım nazlı yar ellere gitmiş ay osman Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Sabahın yemişi bir tane elma sabahın yemişi bir tane elma İlahi canımı al yarimi alma ay osman İlahi canımı al yarimi alma ay osman Yürü hayırüha geçmişem elden yürü hayırüha geçmişem elden Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Ayrılık vadesi içmişim elden ay osman Aynalı Kemer Sabah yeli ılgıt ılgıt eserken Seher vakti bir güzele vuruldum Al dudakta inci dişi bu dünyada yok bir eşi Seher vakti bir güzele vuruldum Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile Seher vakti bir güzele vuruldum Mor menekşe nergiz dizmiş boynuna Kuşluk vakti aldı beni koynuna Cıvıldaşır dudu kuşu sanki bülbülün ötüşü Seher vakti bir güzele vuruldum Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile Seher vakti bir güzele vuruldum Akşam oldu gün kavuştu sessizce Dedi güzel ayrılık vardı bize Uzakta bir baykuş öttü gül bahçemde diken bitti Seher vakti bir güzele vuruldum Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile Seher vakti bir güzele vuruldum Ayrılık Fikrimden geceler yatabilmirem Bu fikri başımdan atabilmirem Neyleyim ki sene çatabilmirem Ayrılık, ayrılık aman ayrılık Herbir dertten olar yaman ayrılık Uzundur hicrimden gara geceler Bilmirem men gidim hara geceler Vuruptur gelbime yara geceler Ayrılık, ayrılık aman ayrılık Herbir dertten olar yaman ayrılık Ayı Bugün hava güzel dedim ki hanıma Haydi kalk giyin de çıkalım biraz Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor Dalları basmış erikle kiraz Çoluk çocuk cümbür cemaat Piknik yapalım ne dersiniz ha? Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa Yolda düşündüm bizim çocuklar tanımıyorlar hayvanları Bir hayli garibime gitti doğrusu bir baba olarak verdim kararı Anında bir ters U dönüş doğru hayvanat bahçesine Biliyoruz ayıp oldu hakim bey ama zar zor girebildik içeriye Bak evladım buna ayı derler Ormandan inip şehre gelirler Ağır mağır hantaldır ama Armudun iyisini ayılar yerler Evet babacım ona ayı derler Ayılar bizleri çok severler Ağır mağır hantaldır ama Armudun iyisini ayılar yerler Seninde canın günün birinde Armudun iyisini yemek isterse Sakın ha aman manava gidip te Armutları tek tek elleme Adamın kafası bir atarsa Bayramlık ağzını bir açarsa Sana neler der biliyor musun Mahalle duyar rezil olursun A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I- Oku bakayım AYI oku bakayım AYI Maksat çoluk çoçuk öğrensin hayatın çetin yollarını Kaptırmasınlar kimseye kafalarını ve kollarını Hani baba olarak vazifemiz tabi uyandırıp ikaz etmek Uzunlar yanmıyor hakim bey kısa yoldan anlatmak gerek Hayvan sevgisi tabiki lazım ama herşey karşılıklı Ben seni seveyim sende beni say ki bozulmasın ağzımızın tadı Armudun iyisini zaten o yer bir eli yağda ötekisi balda Buramıza geldi artık hakim bey takdir sizden birazda ite kaka A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I- Oku bakayım AYI oku bakayım AYI Bahçede Hanımeli Bahçede hanımeli sen ettin beni deli Gel gülüm gel sen ettin beni deli Gel gülüm gel Zorla güzellik olmaz sev beni sevdir beni Gel gülüm gel sev beni sevdir beni Gel gülüm gel Bal Böceği Seyyah oldum dolaştım şu alemi, ah güzelim Senin gibi bir vefasız görmedim ben Hayırsızı kitapsızı zalimi bal böceğim Senin gibi bir insafsız görmedim ben Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum Bakmadın bana bal böceğim Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum Görmedin beni bal böceğim Seni gidi bal böceği Kim çözecek bu bilmeceyi Ateşte yanar pervane ben oldum derdinden divane Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel Ama benim adım bal böceği Bekleyemem ben bu geceyi Gelirde koynuna girerim ama Sonrada batırırım iğneyi Hele gel yine gel ben razıyım dön bana gel Hele gel yine gel Bir gece vakti koynuma gel Ama benim adım bal böceği Bekleyemem ben bu geceyi Gelirde koynuna girerim ama Sonrada batırırım iğneyi Nedir bu çektiğim senin elinden ah güzelim Kurtar beni elalemin dilinden Bıktım usandım o bitmez nazından bal böceğim Sabır teli koptu gönül sazından Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum Bakmadın bana bal böceğim Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum Görmedin beni bal böceğim Bal Sultan Daha onaltı yaşına basmamıştı bal sultan Bakmaya kıyamazdım öyle güzeldi bal sultan Bir sabah dediler ki gelin oldu gitti gurbete bal sultan Yüreğime düştü ateş inanmak bal sultan Her damla yağmurda sen varsın bal sultan Her tüten dumanda yine sen bal sultan Aşk ateşiyle yanmayan nasıl ocak yaksın ki Çocukluk nedir bilmeyen nasıl çocuk baksın ki Duydum ki dalından kopmuş gül gibi solmuş gurbette bal Sultan Altın kafesteki bülbül gibi susmuş bal sultan Her damla yağmurda sen varsın bal sultan Her tüten dumanda yine sen bal sultan Bir akşam karanlığında çıkıp gitmiş bal sultan Gün batısında yıldızlarla buluşmuş bal sultan O gün bu gündür tatlı bir rüzgar eser gurbetten bal sultan Ve karanlık gecelerde ışıldar tüm yıldızlar Her damla yağmurda sen varsın bal sultan Her tüten dumanda yine sen bal sultan Ben Bilirim Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim Yardan ayrı kalmasını ben bilirim ben bilirim Yardan ayrı kalmasını ben bilirim ben bilirim Yumuk yumuk elleri var kömür kömür gözleri var Yumuk yumuk elleri var kömür kömür gözleri var Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim Barışa da bir sorsalar ben bilirim ben bilirim Ben bilirim Benden Öte Benden Ziyade Bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme Hücrem soğuk bir tek sen varsın düşlerimde Demir kapı yine kapandı ağır ağır üzerime Kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime Derin derin soluyorum seni gecelerce Duvarlara kazıdım ismini her köşeye Dudakların şeker gibiydi Baldan öte baldan ziyade Pembe pembe yanakların Gülden öte gülden ziyade Sabret gönül sabret Sakın isyan etme Bir gün elbet bitecek bu çile İsyan etme Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze Orda öyle bir isim var ki Kuldan öte kuldan ziyade O'nu düşün o'na sığın O senden öte benden ziyade Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde Ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde Gözyaşlarım akıp gidecek Selden öte selden ziyade Bir canım var vereceğim Baldan öte baldan ziyade Sabret gönül sabret Sakın isyan etme Bir gün elbet bitecek bu çile İsyan etme Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze Orda öyle bir isim var ki Kuldan öte kuldan ziyade O'nu düşün o'na sığın O senden öte benden ziyade Bir ben var ki benim içimde Benden öte benden ziyade Bir sen var ki senin içinde Senden öte senden ziyade Bir ben var ki benim içimde Benden öte benden ziyade Bir sen var ki senin içinde Senden öte senden ziyade Beyhude Geçti Yıllar Bir masaldı aşkımız sisler bulutlar ardında Bir akşam bitiverdi her şey yokoldu bir anda Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar Geride bir avuç yalan Hüzün dolu geceler buğulu pencereler İşte hepsi bu senden kalan Nasıl içim yanıyor öylesine sevdim seni Hep saklamak istedim altın kafeslerde seni Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar Geride bir avuç yalan Hüzün dolu geceler buğulu pencereler İşte hepsi bu senden kalan Sanki gizli bir el kopardı seni benden Savurdu bir kar tanesi gibi Boş yere arıyorum sımsıcacık sevgini Bu ıslak boş sokaklarda elinden oyuncağı Alınmış çocuk gibi yalnızım sokaklarda Bir masaldı aşkımız sisler bulutlar ardında Bir akşam bitiverdi her şey yokoldu bir anda Beyhude geçti yıllar silindi hatıralar Geride bir avuç yalan Hüzün dolu geceler buğulu pencereler İşte hepsi bu senden kalan Bir Bahar Akşamı Bir bahar akşamı rastladım size Bir bahar akşamı rastladım size Sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca gözlerinize Neden başınızı öne eğdiniz neden başınızı öne eğdiniz İçimde uyanan eski bir arzu İçimde uyanan eski bir arzu Dedi ki yıllardır aradığın bu şimdi soluyorum büküp boynumu Daha önceleri neredeydiniz daha önceleri neredeydiniz Bir Selam Sana Bir dilim ekmeği bölüşürüm seninle Suyu aynı tastan yudumlarım seninle Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden Bir selam sana gönül dağlarından Gel sen de katıl bizlere dolaş bahçemizde gönlünce Uzat korkma elini bak beş parmağım var benimde Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden Bir selam sana gönül dağlarından Gel sen de katıl bizlere dolaş bahçemizde gönlünce Uzat korkma elini bak beş parmağım var benimde Eğer kalbin kırıksa dost yüzünden Bir selam sana gönül dağlarından Al selamımı gönül dağlarından Bugün Bayram Sen gittin gideli içimde öyle bir sızı var ki Yalnız sen anlarsın Sen şimdi uzakta cennette meleklerle bizi düşler ağlarsın Bugün bayram erken kalkın çocuklar Giyelim en güzel giysileri Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi Sen yaz geceleri yıldızlar içinde Ara sıra bize göz kırparsın Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın Bu gün bayram çabuk olun çocuklar Annemiz bugün bizi bekler Bayramda hüzünlenir melekler Gönül alır bu güzel çiçekler Yemen Türküsü Havada bulut yok bu ne dumandır Mahlede ölen yok bu ne figandır Şu yemen elleri ne de yamandır Ano yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep nedendir Burası Muş'tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep nedendir Kışlanın önünde asker sesi var Bakın çantasında acep nesi var Bir çift kundurayla var bir de fesi var Ano yemendir gülü çemendir Giden gelmiyor acep ne iştir Burası Muş'tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep iştir Ölüm Allah'ın Emri Akşam olunca kuşlar dönerken bir hüzün çöker dolar gözlerim Issız ovaya yağmur inerken bir hüzün çöker dolar gözlerim Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare Ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı Gün batısında sular kararır Bir hüzün çöker dolar gözlerim Karlı dağlardan aşan yollarda Bir hüzün çöker dolar gözlerim Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı Yıllarca seni bekledim durdum Göç vakti geldi artık yoruldum İstemem tatsın aşk acısını her kim anarsa Barış adını Kim aramış kim bulmuş dertlerine çare Ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı Ömrümün Sonbaharında Adım anılmaz oldu Kapım çalınmaz oldu Ömrümün sonbaharında Gönüm katlansın diye Gören göz görmez oldu Ömrümün sonbaharında Saçlarıma düştü aklar Hüzünlendi akşamlar Ömrümün sonbaharında Hep yüzüme kapandı Dost bildiğim kapılar Ömrümün sonbaharında Şarkılar yarım kaldı Resimler soldu şimdi Ömrümün sonbaharında Döktüğüm gözyaşları Sel oldu aktı gitti Ömrümün sonbaharında Elimden kaçırdığım Gençliğimi özledim Ömrümün sonbaharında Artık hiç dönmeyecek Sevgiliyi bekledim Ömrümün sonbaharında Barış isyan eyleme Yıllar akıp gidiyor Ömrümün sonbaharında Fazla vaktin kalmadı Giden geri dönmüyor Ömrümün sonbaharında Hala kalem tutacak Bir parça gücüm kaldı Ömrümün sonbaharında Hala yazıp çizecek Birkaç satırım kaldı Ömrümün sonbaharında Hala bitirmediğim Bir yarım şarkım kaldı Ömrümün sonbaharında Ve hala beni dinleyen Bir avuç dostum kaldı Ömrümün sonbaharında Rüya Yalnız bir gece yine sensizim odamda Keşke şimdi sen olsaydın yanımda Nerde eski günler tüm güsel anılar Dilerim onlar tekrar yaşanırlar Dayanamıyorum artık seni yokluğuna hayalinle hep kendimi avutsam da . . Seni istiyorum ben hayalini değil Bana yazılmışsın sen kaderine eğil Yağmurun sesinde yağan damlalarda Çalan her kapı her telefonda, Seni düşündüğüm anlarda,rüyalara daldığımda Sen varsın her anımda Gözlerim gözlerini gördüğünde Birden çırpınır yüreğim duramaz yerinde Sana dokunmak, sana sarılmak isterim Doyasıya ama düşlerimde... Hep birşey var sana söylemek istediğim Senin hiç duymadığın benim defalarca hayallerime söylediğim . . Ah bir de sana söyleyebilseydim ! Keşke şu an yağan yağmur olsan Hep yağsan hiç bitmesen Deliler gibi koşsam beni ıslatsan Keşke bu rüyadan hiç uyanmasam Seni duymak , seni görmek Seni herşeyden çok sevmek Bir ömre bedel , herşeye değer Herkesten özel . . Bu hayat seninle çok daha güzel! Rüyalarım benim dünyam benim filmim Yönetmeni benim , ben yönetirim Kimse karışamaz bana bu dünyada Herşey olur benim istediğim anda Ve şimdi seni görmek istiyorum Sessizce seni dinliyorum Sen bunları hiç farketmesen de Yaşıyorsun benim hayallerimde Geride bıraktım derdimi kederimi Nerde olursan ol seviyorum seni Her ne kadar uzak olsan da Hayalin burda yanıbaşımda Yağmur damlalarında ağaç dallarında Mum ışığında, odamda Bir rüya olduğunu bilsem de Anlatamam bunu seni seven kalbüme Geçmişin değerini bilseydim bu rüyayı hiç görmezdim Şimdi kalbimin tek dileği Bu rüyanın hep devam etmesi Seni duymak , seni görmek Seni bir ömür boyu sevmek Herşeye değer Herkesten özel Bu hayat seninle çok daha güzel ! S.O.S. Aman Hocam ABCÇDEFG?HIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ S.o.s. aman hocam S.o.s. canım hocam Yardım et hocam kurban olam S.o.s. hipotenüs S.o.s. maltotenüs S.o.s. malpighi boruları aristo mantığı diyojenüs sırları S.o.s. aminoasitler S.o.s. aldoasitler S.o.s. ercik bezleri öklid pisagor fakülte tezleri S.o.s. metanefrozlar S.o.s. omurgasızlar S.o.s. petek gözleri kulağında hocanın altın sözleri Sahilde Yıllar önce yine böyle bir ağustos akşamı Seninle yürümüştük bu sahilde Bilmem hala benim gibi sen de hatırlar mısın El ele söz vermiştik bu sahilde Seni bana çok gördüler İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana O sabah ayrılırken Şimdi bilmem kim bilir hangi sahilde nerdesin Ben yalnız, acaba sen kiminlesin Seni bana çok gördüler İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana O sabah ayrılırken Herkes duysun tertemiz aşkımın öldüğünü Tek başıma kutladım yıldönümünü Sakız Hanım - Mahur Bey Çocukluğunun geçtiği o mahallede Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı Sakız hanımla mahur bey Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı sakız hanım Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı Eşi mahur bey önce biraz nazlanır Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi sakız hanıma Beraber meşk ederlerdi Yaz akşamlarında Açılırdı perdeler Yorgun ellerinden Dökülürdü nağmeler İki yıl kadar oluyor Önce kanun sustu eski evde Birkaç ay sora da kemençe Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri Bir daha açılmamak üzere kapandı Evin satılacağı söylendi bir başka gence Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde Boynu bükük bir kanun Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler Kıyamadım uzaklaştım Mahur bey susunca kapandı perdeler Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Sarıl Bana Yıkılsın bütün duvarlar birer birer Açılsın bütün kapılar teker teker Yaklaş bana gel sokul bana Rüyama giriver bu gece helalim oluver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur Binlerce ok saplanıyor şu kalbime Alev alev ateşin yanıyor yüreğimde Yaklaş bana gölgem ol benim Rüyama giriver bu gece Helalim oluver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur Gururumu aldım ayaklar altına Geldim kapına yüz sürmek için Haydi artık sende sil gözyaşlarını Süslen boyan giyin benim için Elimde pembe-mavi soğuk bir çerçeve Tüm anılar sanki toplanmış hep o resimde Süzül oradan Gel sokul bana rüyama giriver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana dokun bana ne olur Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana Seher Vakti Sabah seher vakti düştüm yola Anam sordu nire oğlum böyle Dedim ana fazla sorma bağrım yanık yeter sorma Seher vakti düştüm yola Günler boyu yol aldım durmadım Pınar başlarında konakladım Dağlar taşlar geçit verdi Çayır çimen kilim serdi Seher vakti düştüm yola Ben bir yeşil gözlü yar sevmiştim Gece gündüz başın beklemiştim Bir kış günü vakit çaldı Yarim son uykuya daldı Uyanmadı gitti uzaklara Yıllarca kurda kuşa dert yandım Zaman geçer unuturum sandım Kerem derdiyle yanarmış Mecnunsa ölüp solarmış Benim derdim vurdu beni yola Sorarlar Barış ne edersin orda Nasıl ağır gelmez mi ki sıla İşte içim döktüm sormayın artık tanrı aşkına Benim derdim vurdu beni yola Söyle Zalim Sultan Sıra sıra dağlardan erişilmez yaylalardan Kuş uçmaz kervan geçmez bilinmez binbir yoldan Gel dedinde gelmedim mi söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Gül yüzünden bal yanaktan sırma saçtan al dudaktan Kumru gibi kaçan gözden ince belden al topuktan Sev dedinde sevmedim mi söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Barış kul sana kurban yoktur derdime derman Hançerini vur sineme çok naz ettin zalım sultan Öl de gayri öleyim mi söyle öleyim mi söyle öleyim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle öleyim mi söyle öleyim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Ömrümün Sonbaharında Adım anılmaz oldu Kapım çalınmaz oldu Ömrümün sonbaharında Gönüm katlansın diye Gören göz görmez oldu Ömrümün sonbaharında Saçlarıma düştü aklar Hüzünlendi akşamlar Ömrümün sonbaharında Hep yüzüme kapandı Dost bildiğim kapılar Ömrümün sonbaharında Şarkılar yarım kaldı Resimler soldu şimdi Ömrümün sonbaharında Döktüğüm gözyaşları Sel oldu aktı gitti Ömrümün sonbaharında Elimden kaçırdığım Gençliğimi özledim Ömrümün sonbaharında Artık hiç dönmeyecek Sevgiliyi bekledim Ömrümün sonbaharında Barış isyan eyleme Yıllar akıp gidiyor Ömrümün sonbaharında Fazla vaktin kalmadı Giden geri dönmüyor Ömrümün sonbaharında Hala kalem tutacak Bir parça gücüm kaldı Ömrümün sonbaharında Hala yazıp çizecek Birkaç satırım kaldı Ömrümün sonbaharında Hala bitirmediğim Bir yarım şarkım kaldı Ömrümün sonbaharında Ve hala beni dinleyen Bir avuç dostum kaldı Ömrümün sonbaharında Rüya Yalnız bir gece yine sensizim odamda Keşke şimdi sen olsaydın yanımda Nerde eski günler tüm güsel anılar Dilerim onlar tekrar yaşanırlar Dayanamıyorum artık seni yokluğuna hayalinle hep kendimi avutsam da . . Seni istiyorum ben hayalini değil Bana yazılmışsın sen kaderine eğil Yağmurun sesinde yağan damlalarda Çalan her kapı her telefonda, Seni düşündüğüm anlarda,rüyalara daldığımda Sen varsın her anımda Gözlerim gözlerini gördüğünde Birden çırpınır yüreğim duramaz yerinde Sana dokunmak, sana sarılmak isterim Doyasıya ama düşlerimde... Hep birşey var sana söylemek istediğim Senin hiç duymadığın benim defalarca hayallerime söylediğim . . Ah bir de sana söyleyebilseydim ! Keşke şu an yağan yağmur olsan Hep yağsan hiç bitmesen Deliler gibi koşsam beni ıslatsan Keşke bu rüyadan hiç uyanmasam Seni duymak , seni görmek Seni herşeyden çok sevmek Bir ömre bedel , herşeye değer Herkesten özel . . Bu hayat seninle çok daha güzel! Rüyalarım benim dünyam benim filmim Yönetmeni benim , ben yönetirim Kimse karışamaz bana bu dünyada Herşey olur benim istediğim anda Ve şimdi seni görmek istiyorum Sessizce seni dinliyorum Sen bunları hiç farketmesen de Yaşıyorsun benim hayallerimde Geride bıraktım derdimi kederimi Nerde olursan ol seviyorum seni Her ne kadar uzak olsan da Hayalin burda yanıbaşımda Yağmur damlalarında ağaç dallarında Mum ışığında, odamda Bir rüya olduğunu bilsem de Anlatamam bunu seni seven kalbüme Geçmişin değerini bilseydim bu rüyayı hiç görmezdim Şimdi kalbimin tek dileği Bu rüyanın hep devam etmesi Seni duymak , seni görmek Seni bir ömür boyu sevmek Herşeye değer Herkesten özel Bu hayat seninle çok daha güzel ! S.O.S. Aman Hocam ABCÇDEFG?HIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ S.o.s. aman hocam S.o.s. canım hocam Yardım et hocam kurban olam S.o.s. hipotenüs S.o.s. maltotenüs S.o.s. malpighi boruları aristo mantığı diyojenüs sırları S.o.s. aminoasitler S.o.s. aldoasitler S.o.s. ercik bezleri öklid pisagor fakülte tezleri S.o.s. metanefrozlar S.o.s. omurgasızlar S.o.s. petek gözleri kulağında hocanın altın sözleri Sahilde Yıllar önce yine böyle bir ağustos akşamı Seninle yürümüştük bu sahilde Bilmem hala benim gibi sen de hatırlar mısın El ele söz vermiştik bu sahilde Seni bana çok gördüler İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana O sabah ayrılırken Şimdi bilmem kim bilir hangi sahilde nerdesin Ben yalnız, acaba sen kiminlesin Seni bana çok gördüler İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana O sabah ayrılırken Herkes duysun tertemiz aşkımın öldüğünü Tek başıma kutladım yıldönümünü Sakız Hanım - Mahur Bey Çocukluğunun geçtiği o mahallede Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı Sakız hanımla mahur bey Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı sakız hanım Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı Eşi mahur bey önce biraz nazlanır Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi sakız hanıma Beraber meşk ederlerdi Yaz akşamlarında Açılırdı perdeler Yorgun ellerinden Dökülürdü nağmeler İki yıl kadar oluyor Önce kanun sustu eski evde Birkaç ay sora da kemençe Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri Bir daha açılmamak üzere kapandı Evin satılacağı söylendi bir başka gence Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde Boynu bükük bir kanun Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler Kıyamadım uzaklaştım Mahur bey susunca kapandı perdeler Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı Sarıl Bana Yıkılsın bütün duvarlar birer birer Açılsın bütün kapılar teker teker Yaklaş bana gel sokul bana Rüyama giriver bu gece helalim oluver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur Binlerce ok saplanıyor şu kalbime Alev alev ateşin yanıyor yüreğimde Yaklaş bana gölgem ol benim Rüyama giriver bu gece Helalim oluver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur Gururumu aldım ayaklar altına Geldim kapına yüz sürmek için Haydi artık sende sil gözyaşlarını Süslen boyan giyin benim için Elimde pembe-mavi soğuk bir çerçeve Tüm anılar sanki toplanmış hep o resimde Süzül oradan Gel sokul bana rüyama giriver bu gece Koptu fırtına dört bir yanımda Ateşe at beni sar kollarınla Çok yorgunum sarıl bana dokun bana ne olur Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana Seher Vakti Sabah seher vakti düştüm yola Anam sordu nire oğlum böyle Dedim ana fazla sorma bağrım yanık yeter sorma Seher vakti düştüm yola Günler boyu yol aldım durmadım Pınar başlarında konakladım Dağlar taşlar geçit verdi Çayır çimen kilim serdi Seher vakti düştüm yola Ben bir yeşil gözlü yar sevmiştim Gece gündüz başın beklemiştim Bir kış günü vakit çaldı Yarim son uykuya daldı Uyanmadı gitti uzaklara Yıllarca kurda kuşa dert yandım Zaman geçer unuturum sandım Kerem derdiyle yanarmış Mecnunsa ölüp solarmış Benim derdim vurdu beni yola Sorarlar Barış ne edersin orda Nasıl ağır gelmez mi ki sıla İşte içim döktüm sormayın artık tanrı aşkına Benim derdim vurdu beni yola Söyle Zalim Sultan Sıra sıra dağlardan erişilmez yaylalardan Kuş uçmaz kervan geçmez bilinmez binbir yoldan Gel dedinde gelmedim mi söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle gelmedim mi söyle gelmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Gül yüzünden bal yanaktan sırma saçtan al dudaktan Kumru gibi kaçan gözden ince belden al topuktan Sev dedinde sevmedim mi söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle sevmedim mi söyle sevmedim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Barış kul sana kurban yoktur derdime derman Hançerini vur sineme çok naz ettin zalım sultan Öl de gayri öleyim mi söyle öleyim mi söyle öleyim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle söyle Söyle öleyim mi söyle öleyim mi Aman hele hele sultan zalım zalım sultan söyle Cacık Sözüm meclisten dışarı dostlar Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum Hani dilim dilim doğrasalar beni Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum Derdim öylesine büyük ki dostlar Kırka yarıp yine kırka bölseler Ve kırk bostana gübre diye serpseler Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum Ne oldu bana böyle durup dururken Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler Bir de çengelli iğne nazar bozar derler Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor Öğünmek gibi olmasın ama dostlar Kendimi hıyar gibi hissediyorum Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum Böyle cacığa rakı mı dayanır Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek Can Bedenden Çıkmayınca Kara haber tez duyulur unutsun beni demişsin Bende kalan resimleri mektupları istemişsin Üzülme sevgiceyim bir daha çıkmam karşına Sana son kez yazıyorum hatıralar yeter bana Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca Kurumuş bir çiçek buldum mektupların arasında Bir tek onu saklıyorum onu da çok görme bana Aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca Bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca Kırıldı kanadım kolum ne yerim var ne yurdum Gurbet ele düştü yolum yuvasız kuşlar misali Selvi boylum senin için katlanırım bu yazgıya Böyle yazmışsa yaratan kara toprak yeter bana Unutma ki dünya hali veren Allah alır canı Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca Ce Sera La Temps Quand la nuittombera Et que le renfort se levera Le ciel se couvriras de nuages Rouge et tres bas Ce sera le temps ou chacun trembleras CE sera le temps ou chacun se souviendras Il arriveras Il feras tres sombre Pendant quarante nuits et quarante jours Et dans la penombre Sa lumiere luiras tou jours Ce sera le temps ou chacun trembleras CE seras le temps ou chacun se souviendras Il arriveras Allons tous le hommes et les femmes de tous les pays Feterons leurs fortresses Se sauverons dans leurs abris Ce sera le temps ou chacun trembleras CE seras le temps ou chacun se souviendras Il arriveras Çıt Çıt Çedene Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere Onbeşinde yar sevdim de sezdirmedim ellere Onbeşinde yar sevdim de sezdirmedim ellere Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü Ötme ey garip bülbül yarim ellere gitti Ötme ey garip bülbül yarim ellere gitti Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene Dünya dolu yar olsa da alacağım bir tane Dağlar Dağlar Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin Dağlar dağlar Kurban olam yol ver geçem sevdiğimi son bir olsun yakından görem Dağlar dağlar Kurban olam yol ver geçem sevdiğimi son bir olsun yakından görem Kuşlar ötmez güller soldu yüce dağlar duman oldu Belli ki gittiğin yerden kara haber var Belli ki gittiğin yerden kara haber var Delikanlı Gibi Bana dün haber göndermişsin Gelsin yüzleşsin demişsin Geldim işte tek başıma delikanlı gibi İyi bilirim ben bu oyunu Hem başı belli hem sonu Konuşalım açıkça şimdi delikanlı gibi O kızdan vazgeç unut onu beni dinle Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada Aklı fikri bir zengin kocada Seninle bir hesabım yok paylaşacak bir kozum yok Yinede geldim tek başıma delikanlı gibi Beni kovsalar dokuz köyden Doğruyu hep söylerim ben Ölürümde dönmem sözümden delikanlı gibi O kızdan vazgeç unut onu beni dinle Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada Aklı fikri bir zengin kocada Açtırdın bana kutuyu Zorla söylettin kötüyü Sonuna kadar dinle şimdi delikanlı gibi Aşkın kör etmiş gözünü Kulağın duysun bu sözümü Benimde sabrımın sonu var delikanlı gibi O kızdan vazgeç unut onu beni dinle Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada Aklı fikri bir zengin kocada Uzat elini son bir defa Kapansın konu burada Sen yoluma ben yoluma delikanlı gibi Biliyorum ban inanmıyorsun Unutmak çok zor diyorsun Gün gelir beni anlarsın delikanlı gibi O kızdan vazgeç unut onu beni dinle Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada Aklı fikri bir zengin kocada Dere Boyu Kavaklar Dere boyu kavaklar deve boyu kavaklar Açtı yeşil yapraklar açtı yeşil yapraklar Ben yare doyamadım ben o yare doyamadım Doysun kara topraklar doysun kara topraklar Basmadan gel asmadan basmadan gel asmadan Fistan giymiş basmadan fistan giymiş basmadan Kalk gidelim sevdiğim kalk gidelim sevdiğim Devriyeler basmadan devriyeler basmadan Acem kızı çeçen kızı sen allar giy ben kırmızı Çıkalım şu dağın başına sen gül topla ben nergisi Hadi gülüm yandan yandan Biz korkmayız ondan bundan biz korkmayız ondan bundan Oy bulanacak oy bulanacak Bu işler ne olacak bu iş nasıl olacak Erkeklerin günahı biz erkeklerin günahı Kız sizlerden sorulacak kız sizlerden sorulacak Acem kızı çeçen kızı sen allar giy ben kırmızı Çıkalım şu dağın başına sen gül topla ben nergisi Hadi gülüm yandan yandan Biz korkmayız ondan bundan biz korkmayız ondan bundan Derule Oynayın kız oynayın durmanın ne karı var Oynayın kız oynayın durmanın ne karı var Ah bu köyün içinin acaip bekarı var Ah bu köyün içinin acaip bekarı var Derhule der derhule der derhule Oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı Oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı Kör ettin gözlerimi göremiyorum dünyayı Kör ettin gözlerimi göremiyorum dünyayı Derhule der derhule der derhule Çek aşağı yukarı havanın fitilini Çek aşağı yukarı havanın fitilini Niye konuşmuyorsun kuş mu yedi dilini Niye konuşmuyorsun kuş mu yedi dilini Derhule der derhule der derhule Ha ha ha uşak ha ha Derhule der derhule der derhule Domates Biber Patlıcan Domates biber patlıcan domates biber patlıcan Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı Domates biber patlıcan Keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim Sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim Göz göze geldiğimiz o anda Sanki dilim tutuldu bir anda konuşamadım karşında Oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim Senin için şu kalbi gör istemiştim Tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken Sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam Domates biber patlıcan domates biber patlıcan Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı Domates biber patlıcan Şimdi benden çok uzaklardasın biliyorum Belki bir gün dönersin diye dualar ediyorum Seni bir daha görsem yeter inan ki bu bir ömre bedel Yeter ki bitmesin bu rüyam Nereye gitsem ne yana baksam hep seni görüyorum Biliyorum artık çok geç ama yine de bekliyorum Her şey boş geliyor bana sarılacağım sımsıkı sana Yeter ki yıkılmasın bir daha dünyam Domates biber patlıcan domates biber patlıcan Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı Domates biber patlıcan Dönence Dün çoktan döndü buralarda Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor Görüyorum dönence Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor Biliyorum dönence Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor Duyuyorum dönence Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor Görüyorum dönence Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor Biliyorum dönence Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor Duyuyorum dönence Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence Dönence gün dönende dönence Bir gün gelecek dönence biliyorum Dört Kapı Tuz ekmek hakkı bilerek Sofra kurmasan da olur Ilık bir tas çorba yeter Rızkım buymuş der içerim Kadir kıymet anlayana Sandık açmasan da olur Kırk yamalı hırka yeter İdris biçmiş der giyerim Bir çorbayla karnım doydu Hırka bana yorgan oldu Birde kalem tutmayı öğret Kırk yıl sana hizmet ederim Bana bir harf öğret yeter Kırk yıl sana hizmet ederim Barışım uzaktan geldim Dört kapı önünde durdum Dört kapıdan geçemezsem Geldiğim gibi giderim Düriye Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Hele hele gel beriye dargın mısın söyle İnci boncuk tanesi boynunu süsleye Yedi köyün hanesi feda sana Düriye Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde Meyve veren ağaç dallarını eğer mi Yere düşen meyvayı hiç toplamaya değer mi Dü Düriye komşu kızı Düriye Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Hele hele gel beriye dargın mısın söyle İnci boncuk tanesi boynunu süsleye Yedi köyün hanesi feda sana Düriye Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde Altın çöpe düşse değerin kaybeder mi Tenekeyi parlatsan hiç çeyrek altın eder mi Dü Düriye komşu kızı Düriye Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Hele hele gel beriye dargın mısın söyle İnci boncuk tanesi boynunu süsleye Yedi köyün hanesi feda sana Düriye Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde Dama çıkmak isteyen merdivenden iner mi İnsan attan inip hiç eşeğe biner mi Dü Düriye komşu kızı Düriye Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Hele hele gel beriye dargın mısın söyle İnci boncuk tanesi boynunu süsleye Yedi köyün hanesi feda sana Düriye Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde Dut Ağacı Bu sabah doğup büyüdüğüm mahallenin sokaklarında dolaştım Çocukluğumu tekrar yaşamak istedim bu sabah Ve bir an keşke bugün Hiç olmasaymış diye düşündüm keşke dün dün kalsaymış Şu sağdaki iki katlı ev Nezahat hanımlarındı galiba Yok yok bu Yekta beylerinki olmalıydı Nezahat hanımlarınkinin yanı top oynadığımız boş arsaydı İyi ama nerde boş arsa ya bakla tarlası peki taş mektep Nerdeler kimler götürdü kimler çaldı o güzelim anıları benden Birden Rıza amcayı gördüm yine o dut ağacının altında oturuyordu Koştum ellerine sarıldım önce tanımadı sonra rıza amcanın Sımsıcak ellerinde çocukluğumu yeniden yaşamaya başladım Tam karşımızdaki evin üçüncü katında otururlardı Ondört yaşında boyanmaya başladığından mahalleli Sonunu iyi görmezdi doğrusu bu kız çok tango olmuş derlerdi Evlenmiş iki sokak öteye taşınmışlar Eskisi gibimi diye sordum Eskisi gibiymiş biraz kilo almış o kadar olsun Kim bilir kilolu olmak bile ne yakışmıştır ona zaten ne yakışmazdı ki Rengini beğenmedim bugün Rıza amca Üstelik bayağı süzülmüşsün Tabi gece hayatı içki sigara bakmıyorsunuz ki kendinize İlahi Rıza amca Birlikler umumi katipliğinden emekli oluvereli Gecesi gündüzü bu dut ağacının altında geçerdi Son üç sadrazamı ve Cumhuriyetten bu yana bütün başvekilleri Sırasıyla ezbere bilir bize de saydırırdı çocukluğumuzda Hala hatırlıyor musun diye sordum Hatırlıyor muyum hiç unutmamıştım ki Bilekten bağlı açık sandaletler giyerdi Nedense pek derin bir iz bıraktı Bende bu sandaletler bir de Kol altları genişçe oyulmuş pembe bulüzü İlk sigarasını yakışımı hatırlıyorum da Ne gururlanmıştım yarabbim Nasıl bakmıştı gözlerime yıllar yılı bu bakışlarla yaşadım Onlarla uyudum onlarla uyandım şimdi kim bilir Hangi eller yakıyordur sigarasını Oysa bu dut ağacının altında Söz vermiştim söz söz söz hep lafta kaldı dedi Rıza amca Yıkılmadık ev bırakmadılar mahallede evlerle beraber Bahçeler de yok oldu Bir şu dut ağacı kaldı onu da kesmeseler bari Birden gözleri parladı sahi sen televizyona filan çıkıyorsun dedi Tabi ya seni dinlerler bir seferinde Söyle çık pat pat söyle Şu dut ağacını kesmesinler de Aslında dizlerinde derman olsa nafa vekilini bile çıkarırdı Rıza amca gençler ne güne duruyordu ki Söz verdim Rıza amcaya Dut ağacını kestirmeyeceğime söz verdim Dünü bilmeden bugünü yaşamanın bedeli öylesine ağırdı ki Yarını bugünden kurtarmak için hayatımda İkinci kez söz verdim Birinciyi tutamamıştım ama İkinciyi tutacağıma söz vermiştim Dıral Dedenin Düdüğü Hele destur maşallah bu ne bolluk böyle Hele destur helalinden kazandıysan söyle Hele destur gözümüz yol Allah daha çok versin Ama paylaş, gel beni dinle, paylaşırsan sevaba girersin Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü Hele destur maşallah bu ne iştah böyle Hele destur yetim hakkım yemedin mi söyle Hele destur gözümüz yok afiyet şeker olsun Ama paylaş, gel beni dinle, gariplerin karnı doysun Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü Hele destur maşallah bu ne kudret böyle Hele destur zayıfları ezmedin mi söyle Hele destur gözümüz yok Allah daha iyi etsin Ama paylaş, gel beni dinle, ardından herkes dua etsin Aç gözünü daha vakit erken gör şeytanın gör dediğini Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan Birgün elbet duyarsın Dıral dedenin düdüğünü Elveda Ölüm Çoktan uçmuş güvercin tahta masam devrilmiş Can dostum çomar uykuda Tatlı komşu Ayşe teyze Emekli Salih Öğretmen Hepinize hepinize elveda Dostlar elveda Gözlerim kurşun gibi ağır ağır kapandı bu gece Elveda En Büyük Mehmet Bizim Mehmet Öksüz doğdu Mehmet İte kaka büyüdü Mehmet Onbir yaşına doğru Okula da gitti Mehmet Çaka çaka okudu da Mehmet Döne döne başı döndü Mehmet Diploma hak getire Mehmet Okumayı sökemedi ki Mehmet Saldım çayıra Mehmet Mevlam kayıra Mehmet Bütün köy toplansın Bu Mehmet ne ballı çocuk Vallahi çok şanslı çocuk Ne amcası var ne dayısı Bundan iyisi Şam'da kayısı Mehmet, ula Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet Askere gitti Mehmet Eğitim gördü Mehmet Jandarma komando Doğuya da gitti Mehmet Alavere dalavere Mehmet Hadi yine yürü nöbete Mehmet Askerlik uzadı Mehmet Gelmedi tezkere Mehmet Saldım çayıra Mehmet Mevlam kayıra Mehmet Bütün bölük toplansın Bu Mehmet ne ballı çocuk Vallahi çok şanslı çocuk Ne amcası var ne dayısı Bundan iyisi Şam'da kayısı Mehmet, ula Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet Bir kızı sevdi Mehmet Eridi de bitti Mehmet Ama başlık parasını Bulamadı gitti Mehmet Nuh dedi kız babası Mehmet Peygamber demedi Mehmet Kız eline kına yaktı Mehmet Babası paraya taktı Mehmet Olmadı gitti Mehmet Bir ömür bitti Mehmet Bütün köy toplansın Bu Mehmet ne ballı çocuk Vallahi çok şanslı çocuk Ne amcası var ne dayısı Bundan iyisi Şam'da kayısı Mehmet, ula Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet En büyük Mehmet bizim Mehmet Eski Bir Fincan Dinle oğlum çok eskiden bir konakta Akşamları gaz lambası ışığında Paşa dedesinden kalan bu fincanla Ninem eliyle kahve sunarmış Abdi beye Yıllar sonra kırküç kırkdört harp ortası Ekmek karnesi ve yoksulluk yılları Kayınvalidesinden kalan bu fincanla Bu kez annem eliyle kahve sunarmış Hakkı beye Eski konak yıllar önce yandı gitti Ekmek karneli zor günler çoktan bitti Abdi bey Hakkı beyler rahmetli oldu Bir tek bu fincan kaldı yüzyıllık sevdalardan Bir gün senin olacak birikmiş anılarıyla Düşüp kırılsa bile topla tamir et oğlum Kahve yaşın gelecek bu fincanı iyi sakla Fil ile Kurbağa Çok zamanlar önce kara orman içinde Yalnız başına tek bir erkek fil yaşardı Bir gün dolaşırken nehrin kenarında Kendi gibi yalnız kurbağaya rastladı Gözleri birleşti kalpleri birleşti sevgiyle Elele verdiler yanyana geldiler sevgiyle Bütün kuşlar sustu akan ırmaklar durdu İki kalp ile çarpti bütün orman bir anda Nehrin kenarına uzandılar yanyana Rüzgar fısıldarken dallarda yapraklarda Hayaller kurdular her sevişen mutlu bir çift gibi Uyuya kaldılar rüyaya daldılar onlar gibi Birden sıçradi fil uykudan uyandı Boş yere yanında kurbağayı aradı Kabus zannettiği korkunç rüya doğruydu Sevgilisi yanında cansız yatıyordu Bir fil ancak kendi cinsinden bir fili severdi Koskoca aşkı vücudu gibi çok ağır geldi Gamzedeyim Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor Geçti Dost Kervanı Şu karşı yaylada göç katar katar Bir yiğidin derdi serinde tüter Bu ayrılık bana ölümden beter Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Bu ayrılık bana ölümden beter Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Şu benim sevdiğim başta oturur Bu güzelin derdi beni bitirir Bu ayrılık bize zulüm getirir Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Bu ayrılık bize zulüm getirir Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Pir Sultan Abdalım dağlar aşarım Aşarımda dost diye nere düşerim Çok ekmeğin yedim helalaşalım Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Çok ekmeğin yedim helalaşalım Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni Gel Yine dün gece Sabaha kadar düşündüm seni İçimde bir umut Sanki her an gelecekmişsin gibi Hiç düşündün mü Ardında kalan bu divaneyi Ama bil ki ben Sonsuza dek bekliyorum seni Bir sabah erkenden seherle gel Kimseler görmeden gizlice gel Bülbüller ötmeden sessizce gel Yeter ki bana gel Uğrunda yanayım Kerem gibi gel Dağları deleyim Ferhat gibi gel İste canım vereyim Mecnun gibi gel Yeter ki bana gel Öyle isterdim ki Her an rüyalarına girmeyi Bir şarkı olup Dillere düşmeden söylenmeyi Hatta rüzgar olup Toz duman gelip sana yüz sürmeyi Ve damla damla Kirpiklerinden süzülmeyi Gesi Bağları Gesi bağlarında dolanıyorum yitirdim yarimi Aman aranıyorum yitirdim yarimi aman aranıyorum Bir tek selamına güveniyorum gel otur yanıma Hallarımı söyleyeyim derdimden anlamaz ben o yari neyleyim Gesi bağlarında üç top gülüm var hey Allah'tan korkmaz Sana bana ölüm var hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var Ölüm varsa bu dünyada zulüm var Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime Gibi Gibi Ben yaralı kurt sen kınalı kuzu Biraz cilve aşkın biberi tuzu Sanki biraz naz ediyorsun ama Senin bana gönlün var gibi gibi Yüzüme karşı git diyorsun ama Sanki gözlerin kal der gibi gibi Yeter çektiğim insaf et gayri Senin bana gönlün var gibi gibi Arpa buğday yan yana orak istemez Yağız at şahlandımı durak dinlemez Sende biraz naz ediyorsun ama Sanki bana gönlün var gibi gibi Zehirin şifası süt ile incir Ellerim kelepçe yüreğim zincir Sanki fazla naz ediyorsun ama Senin bana gönlün var gibi gibi Kimse sevemez benim gibi seni Kırk yılda bir gelir Barış gibisi Sende fazla naz ediyorsun ama Yine de bana gönlün var gibi gibi Gönül Dağı Gönül dağı yağmur yağmur varan olunca Akar can üstüne sel gizli gizli Bir tenhada can cananı bulunca Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar Dil gizli gizli Dil gizli gizli Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar Dil gizli gizli Dil gizli gizli Dost elinden gel olmazsa varılmaz Rızasız bahçenin gülü verilmez Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez Gönülden gönüle gider yar oy yar oy yar oy yar Yol gizli gizli Yol gizli gizli Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar Yol gizli gizli Yol gizli gizli Seher vakti garip garip bülbül öterken Kirpiklerin o kok yar yar cana batarken Cümle alem uykusunda yatarken Kimseler görmeden yar oy yar oy yar oy yar Gel gizli gizli gel gizli gizli Hoyratlar görmeden yar oy yar oy yar oy yar Gel gizli gizli gel gizli gizli Horozlar ötmeden yar oy yar oy yar oy yar Gel gizli gizli gel gizli gizli Gönül Ferman Dinlemiyor Diyar diyar dolaştım ben Yollara düştüm derdinden Her çiçekte gördüm seni Kara toprak ver yarimi Yaza yaza bitti kalem Bir gün elbet dolar çilem Ben bu yola kurban olam Kara toprak ver yarimi Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi Bir gün olur devran döner Vade gelir yollar biter Zengin fakir buradan geçer Kara toprak ver yarimi Deli gönül coştu cağlar Derdime dayanmaz dağlar Gelen ağlar giden ağlar Kara toprak ver yarimi Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi Bak şu dünyanın haline Meyletme dünya malına Razı oldum hayaline Kara toprak ver yarimi Kimi alır kimi satar Hepside yan yana yatar Barış derdine dert katar Kara toprak ver yarimi Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi Gül Bebeğim Sen cennete uçtun ama Kokun sinmiş yatağıma odama Derin derin soluyorum seni İçime hapsediyorum seni Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim Sensiz yaşamak ne kadar zor Ayrılık acısını gel bana sor Nasıl kıydın kendine gül bebeğim Geceler çok geceler sessiz Nasıl yaşarım şimdi ben sensiz Hani bana verdiğin o sözler Hani o gülen masum gözler Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim Sensiz yaşamak ne kadar zor Ayrılık acısını gel bana sor Nasıl kıydın kendine gül bebeğim Gözyaşım karıştı yağmura Damla damla süzülüyor toprağa Bizi ancak ölüm ayırır diyordun bana Söyle nasıl kıydın kendine gül bebeğim Seni benden ölüm bile ayıramadı işte Nasıl kıydın kendine gül bebeğim Dar geliyor bana bu yerler Kırılsın seni taşıyan bu eller Hani bana verdiğin o sözler Hani o gülen masum gözler Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim Sensiz yaşamak ne kadar zor Ayrılık acısını gel bana sor Nasıl kıydın kendine gül bebeğim Dar geliyor bana bu yerler Yaşanmaz oldu kara geceler Kırılsın seni taşıyan bu eller gül bebeğim Sensiz yaşamak ne kadar zor Ayrılık acısını gel bana sor Nasıl kıydın kendine gül bebeğim Güle Güle Oğlum Güle güle oğlum ne kadar da çabuk geçmiş meğer yıllar Kendi kanatlarınla uçacak kadar büyüdün ha O kadar oldun mu sen oğlum o kadar büyüdün mü Güle güle oğlum demek artık sende yuva kuruyorsun Sevdiğin kızla bugün evleniyorsun Mutluluklar sana benim aslan oğlum Yine de son bir nasihat benden sana Tanrının en büyük lütfu bu unutma Sar onu kollarınla sar sar Güle güle oğlum gözlerimin nemlendiğine aldırma Sende anlarsın bir gün baba olunca Hadi, hadi artık gidelim davetlileri bekletmeyelim Güle güle oğlum güle güle Güle güle oğlum güle güle Gülme Ha Gülme Turnalardan haberimi aldığın gün Sevdiceğim gülme sakın gülme ha gülme Anlıma bir karayazı yazılmış ki yok ilacı Sevdiceğim gülme ha gülme Yağmur ince ılır ağlar her damlası yüreğimi dağlar Seni bana çok görenler neyler Karlı dağlar uzun uzun yollar hepsi pişman susmuş ağlar Seni bana çok görenler neyler Yıllarım geçer güz yaz olur Barış bir gün toprak olur Sil gözyaşın durma ha durma Gülpembe Sen gülünce güller açar Gülpembe Bülbüller seni söyler biz dinlerdik Gülpembe Sen gelince bahar gelir Gülpembe Dereler seni çağlar sevinirdik Gülpembe Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe Dudağımda son bir türkü Gülpembe Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe Gözlerimde son bir bulut Gülpembe Hala hep seni arar seni bekler Gülpembe Dudağımda son bir türkü Gülpembe Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe Günaydın Çocuklar Hey hey Günaydın çocuklar günaydın Hep güler yüzle karşılarsınız beni Hey hey günaydın çocuklar günaydın Sabah akşam bıkmadan dinlersiniz beni Dün gece düşündüm de renkler olmasaydı yaşanmazdı bu dünyada Korktuğum odur ki kapkara bir dünyayı isteyenler var aramızda Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler Zevk meselesi bu karışılmaz Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler Bırakın renkleri çocuklara Hey hey günaydın çocuklar günaydın Siz hiç kırmızı bir ağaç gördünüz mü Hey hey günaydın çocuklar günaydın Gökyüzü neden mavi düşündünüz mü Başak sarı çim yeşil her şeyin bir rengi var değişmez doğanın dengesi Mor turuncu sarı eflatun pembe haki çamur bile kahverengi Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler Zevk meselesi bu karışılmaz Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler Bırakın renkleri çocuklara Uzakta bir ülkede insanlar anlaşmış tam silahları bırakırken İçlerinde ikisi hemen karşı çıkmış sonuçta onlar kazanmış İkisinin de önünde birer düğme varmış biri yeşil diğeri kırmızı Bir iki üç demişler basıvermişler ve sonunda dünya kapkaranlık olmuş Tam istedikleri gibi Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler Zevk meselesi bu karışılmaz Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler Bırakın renkleri çocuklara Oyun ister bütün çocuklar Halhal Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal Akşam olup gün batınca dağlara hüzün çökünce Lale sümbül boynun eğip kurt kuzuya kem bakınca Köye döner nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer Nazo gelin ayağına takar halhal Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer Nazo gelin ayağına takar halhal Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer Nazo gelin ayağına takar halhal Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal Yedi köyün yiğitleri ağaları ve beyleri Boş yere durmuş beklerler yaralıdır yürekleri Gitti gelmez nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer Nazo gelin ayağına takar halhal Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer Nazo gelin ayağına takar halhal Halil İbrahim Sofrası İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken İsmail'e inen koç kurban edilmemişken Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler Buyurun sizde buyurun Buyurun dostlar buyurun Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa Sapa kulba kapağa itibar etme dostum İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok Sapa kulba kapağa itibar etme dostum İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum İçi boş insanların bu dünyada yeri yok Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum İçi boş insanların bu dünyada yeri yok Ham Meyvayı Kopardılar Dalından Ham meyvayı kopardılar dalından Beni ayırdılar nazlı yarimden Eşim dostum tutmaz oldu elimden Onun için kapanmıyor gözlerim Benim yarim yaylalarda oturur Ak elleri soğuk suya batırır Demedim mi nazlı yarim be sana Çok muhabbet tez ayrılık getirir Uzun olur gemilerin direği Yanık olur aşıkların yüreği Ne sen gelin oldun ne ben güveyi Onun için açık gider gözlerim Hatırlasana Hatırlasana hani bana sözvermiştin O akşam ayrılırken döneceğim demiştin Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle Hatırlasana hani bana söz vermiştin O akşam ayrılırken seviyorum demiştin Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle Duydumki bugün evleniyormuşsun Artık başkasının oluyormuşsun Gücüm kalmadı dayanmaya Ağlamak istiyorum doya doya hıçkıra hıçkıra Hatırlasana hani bana söz vermiştin O akşam ayrılırken seviyorum demiştin Yıllar geçti bekledim yaşlı gözlerle Hayır Nasıl böylesine rahatsın ki sanki hiçbir şey olmamış gibi Yıllar boyu ümitsizce seni bekledim geldin mi ki Bir gün olsun kapım çalıp halim nedir sordun mu ki Çek ellerini ellerimden çek gözlerini gözlerimden Bunca yıllardır yokluğundan alıştım ben yalnızlığa İçimde bir çok şey kırıldı çok geç artık dönme bana Hayır hayır boşuna yalvarma inanmıyorum sana Hayır hayır gözyaşına da hayır inanmıyorum sana Hayır hayır yüzbin kere hayır acı çektirme bana Hayır hayır yüzbin kere hayır inanmıyorum sana Sen hiçbir zaman dost olmadın Hiçbir zaman destek olmadın Yıllarca hep sustum ama bir tek şey istiyorum senden Onurlu bir yabancı gibi lütfen artık çık git bu evden Hayır hayır boşuna yalvarma inanmıyorum sana Hayır hayır gözyaşına da hayır inanmıyorum sana Hayır hayır yüzbin kere hayır acı çektirme bana Hayır hayır yüzbin kere hayır inanmıyorum sana Hemşerim Memleket Nere Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini hiç farkı yok hepsi aynı Sonunda bende anladım hanyayı Konya'yı Sanki insanlık pazara çıkmış ekmek aslanın ağzında Bir sıcak çorba içermisin diyen yok Dört duvarı ören çatısını kapatıp içten kilitlemiş kapıyı Bir döşekte sana serelim buyur diyen yok Tek bir soru hemşerim memleket nire? Bu dünya benim memleket Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire Bu dünya benim memleket Tövbe, tövbe, tövbe Kardeşlik ve eşitlik üzerine uzun uzun nutuklar çekip Niye senin derin benden koyu diye soran çok Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok Tek bir soru hemşerim memleket nire? Dedim ya yahu bu dünya benim memleket Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire Bu dünya benim memleket Tövbe, tövbe, tövbe İşte Hendek İşte Deve Kuyu başına vardım Zeynebim bekler diye Nasıl haberin almışsa dayı emmi hep orda Dediler ne ararsın kızı almak mı istersin Sana bir çift lafımız var hele buysa niyetin İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı Sögüdün dalı uzun Barış'ın gönlü hüzün Elim eline değmedi varın anlayın gayri İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı Kağızman Kağızman'a ısmarladım nargele nargele Kağızman'a ısmarladım nargele nargele Gümüş kemer ince bele dargele dargele oy dargele dargele oy Gümüş kemer ince bele dargele dargele oy dargele dargele oy Bahar gelir kuzular yayılır yan yana Bahar gelir kuzular yayılır yan yana Benim yarim inci takar gerdana gerdana oy Gerdana gerdana oy Benim yarim inci takar gerdana gerdana oy Gerdana gerdana oy Erzurum'a ısmarladım kazanı kazanı Erzurum'a ısmarladım kazanı kazanı Ben sevmişem hem okuru yazarı yazarı oy yazarı yazarı oy Ben bilirem bu yerlerde gezeni gezeni oy gezeni gezeni oy Kalpler Beraber Çağırdı beni sanki rüzgar fısıldıyor seni Sanki kaybolan aşkımı yeniden yaşar gibi Kalpler beraber gözler beraber El ele seninle güzeldi geceler Sevdalılar kumrular gibi kuytularda kayboldu şimdi Sensiz geçmiyor günler sensiz bitmiyor geceler Kalpler beraber gözler beraber El ele seninle güzeldi geceler Kara Sevda Nasıl anlatsam bilemiyorum içim içime sığmıyor O deli dolu neşe dolu kişi ben değilim sanki Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor Eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine Nasıl anlatsam bilemiyorum gözlerim kararıyor Tepe taklak oldu dünya sanki Bütün aşıklar el ele kol kola cıvıl cıvıl geziyor Bense Nuh'un gemisinde tek başıma gibi inanki Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine Katip Arzuhalim Kurban olam kalem tutan ellere Katip Arzuhalım yaz yare böyle Şekerler ezeyim şirin dillere Katip Arzuhalım yaz yare böyle Güzelim emey civanımım emey bitanem emey hey Katip Arzuhalım yaz yare böyle Güzelim emey civanımım emey hey Pir Sulatan Abdalım hey hızır başa hey Gör ki nelir sağ olan başa hey Beni hasret koydun kavim kardaşa hey Katip Arzuhalım yaz yare böyle Güzelim emey civanımım emey bitanem emey hey Katip Arzuhalım yaz yare böyle Güzelim emey civanımım emey hey Yıl 1535 Pir Sultan Abdal bunu böyle söylemiş Söylemiş ya bunun birde evreni var Katip al kalemi birde benden yaz Oy oy gelmişler şu dağların ötesinden Burası bize ota olsun yurt olsun demişler Boy boy yerleşmiş boy boy büyümüşler Her sabah gün doğusundan iki mızrak boyu yükselen güneş Bir gün kendini göstermeyince Kara bulatlar dolaşmış bu cennet vatanın üzerinde Küçük büyüğü saymaz olmuş Kardeş kardeşe küsmüş En acısı bacılarımızın yüzüne bakamaz olmuşuz 1535 1635 1735 1835 1935 35 te benden koyun kardeşlerim 1970 e geldik bir uğursuzluk çöreklenmiş ki başımıza Oysa deli gönül neler ister Barış bir yavrusu olsun ister Adını bile hazırladı oğlansa ozan kızsa ceylan Ceylan buz gibi pınarların aktığı zümrüt ovalarda Taştan taşa seksin Ozan Ardahandan Kırkpınara dolaşsın anlatsın Karacaoğlanı Pir Sultan Abdalı Köroğlunu Davullar yine vurulsun güneş yine iki mızrak boyu Yükselsin gün doğusundan bitsin artık bu küskünlük kardeşlerim Yarın tarih önünde hesap verirken yavrularımız bizi kınamasınlar Kazma Selam büyükler merhaba çocuklar Bu akşam size yeni bir öyküm var Dilim sürçerse kusura bakmayın Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var Diyeceğim o ki kişi yetinmeli Yaşam dediğin kısacık bir çizgi Namus şeref onur hepsi güzel ama En önemlisi helal alınteri Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama Gün gelir sapın ucuna olursun kazma En güzel pilav dimyatta pişer Yanında hoşaf pek güzel gider Sen yan gelip yatar karnın guruldarken Evdeki bulgur herkese yeter Şam ipeğinden burma giysen bile Zemzem suyuyla yıkansan bile Dünya ahiret bir keyif sürmek için Mutlak dökmeli helal alınteri Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama Gün gelir sapın ucuna olursun kazma İnsanın bir kez ters gitmesin işi Muhallebi yerken kırılır dişi Kazma olmaya özenmeyin dostlar Alınteriyle kazanan en mutlu kişi Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür dersen Kaz gelen yerden tavuğu esirgemezsen Bu kafayla bir baltaya sap olamazsın ama Gün gelir sapın ucuna olursun kazma Kezban Ateş sadece düştüğü yeri yakar nedir bu dünyanın hali Bir sana bir bana al gülü ver gülü sev beni seveyim ki seni Dünyanın hali böyle Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban Babası yıllarca didinip çabalamış oğluna bir bağ bırakmış Hayırsız evlat üzümünü yemiş ama merak edip sormamış Dünyanın hali böyle Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban Al gülü ver gülü kezban al gülü ver gülü Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban Kitabına uyduran kervanı yükleyip Yüksek dağlardan aşırır Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp da Düz ovada yolunu şaşırır Dünyanın hali böyle Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli kezban Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli kezban Kol Düğmeleri Hatırlarım bugün gibi sessiz geçen son geceyi Başın öne eğik bir suçlu gibi bana verdiğin hediyeyi İki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda Akşam olunca sustururum herkesi her her şeyi Gelir kol düğmelerimin birleşme saati Usul usul çıkarır koyarım kutuya yan yana Bitsin bu işkence kalsınlar bu arada Heyhat sabah gün ışıldar yalnız gece buluşanlar Yaşlı gözlerle ayrılırlar düğmeler gibi Bizim gibi bizim gibi ayrılırlar bizim gibi ayrılırlar Küheylan Urfa Diyarbakır gezdim hele hele yar yar Otuziki sancak saydım hele hele yar yar Neslihan derler güzelim adını duydum Gül yüzünü görmeye geldim Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Neslihana varalım gayri Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Neslihana varalım gayri Rumelinde pek çok gezdim hele hele yar yar Tuna boyunda dolandım hele hele yar yar Aslıhan derler güzelim adını duydum Gül yüzünü görmeye geldim Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Aslıhana varalım gayri Kalk gidelim küheylan uçalım gayri Aslıhana varalım gayri Aslıhandan Neslihandan hele hele yar yar Fayda gelmez bey kızından hele hele yar yar Barış böyle belledi bir çaldı binbir söyledi Siz de böyle söyleyin haydi Kalk gidelim küheylan uçalım gayri sen bana döne ben sana gayri Kalk gidelim küheylan uçalım gayri kendimize varalım gayri Kalk gidelim küheylan uçalım gayri evimize dönelim gayri Lahburger Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Kaf dağının ardında uzak bir ülkede Kozu paylaşmak için iki düşman kabile Seçtiler iki civan sürdüler beni dare Biri aslan yürekli miyav kartal misali Biri ürkek bakışlı anka kuşu sanki Çektiler silahları çünkü ilahlar kurban istediler Töreler aşk dinlemez yalnız emreder Hamburger gençliğin sevgilisi Hamburger sevdanın yanık sesi Hamburger çift kaşarlı bir rüya Hamburger olmaz güzelin böylesi Biraz soğan biraz ketçap Salata malata hardal ketçap Hamburger bu aşk fizik ötesi Hamburger çıtır çıtır patates ile Hamburger dilinmiş turşu ile Hamburger batıya açılan pencere Hamburger pencereden uçtu tencere Biraz soğan biraz ketçap Salata malata hardal ketçap Lahmacun lahmacun Dünyayı dolaş benzeri yoktur edalı işveli lahmacun Sen sofranı kur yemeyen toktur şifalı cilveli lahmacun Mis gibi tereyağlı envai bahar biberli sumaklı lahmacun Beş dakika pişir tam orta karar ceylan bakışlı lahmacun Hamburger yaşlı genç ayırt etmez Hamburger esmer sarışın fark etmez Hamburger güler yüzlü herkese Hamburger oda güler naz etme Biraz soğan biraz ketçap Salata malata hardal ketçap Lahmacun lahmacun Dürüp dürüp sar kenarını tutma nazik salçalı lahmacun Kuzu kulağıyla rokayı unutma limonlu ekşili lahmacun Yandım dedikçe buz gibi ayran şalgam suyu lahmacun Bin derde deva maydonuzuyla hamuru nakışlı lahmacun Hamburger batıya açılan pencere Hamburger pencereden uçtu tencere Lahmacun lahmacun Kıyması bolca soğanı da onca neşelendikçe kahroldukça Hamburger bu aşk fizik ötesi Salçalı koruklu biberli olsa Sona kalan donup saçını da yolsa Aslan yürekli burger ceylan bakışlı lahmacun Çelik bilekli burger hamur nakışlı lahmacun Gözümün nuru burger ciğer parem ne der Lahburger lahburger Lahburger lahburger Bu öykü böyle gider başı sonu bilinmez Bilinen şeyler ise her zaman söylenmez Rakı da bir ayran da bir içmesini bilene Şapta bir şekerde bir tokum diyene Şalda bir çuha da bir giymesini bilene Güzelde bir çirkinde bir sevdim diyene Her yeni doğan bebek yeni bir dünya demek Aç gözünü hoş geldin lahburger bebek Onlar erdi muradına kerevet bize kaldı Bu yarışta bayrağı lahburger aldı Aç gözünü hoş geldin lahburger bebek Onlar erdi muradına kerevet bize kaldı Lambaya Püf De Lambaya püf de hoh deme püf de Perdeyi ört kız çekme de ört kız Lambaya püf de hoh deme püf de Perdeyi ört kız açma da ört kız Kol sarıyor kol basıyor Gız ben yanıyor ben yanıyorum sana gız Lambaya püf de hoh deme püf de Perdeyi ört kız çekme de ört kız Mahkum Koca ekmeği paylaşmak dururken Tek bir lokmanın kavgası uğruna İşte sonunda yalnızız baş başa Kırık bir sazın son telleri gibi Mahkum ettik kendimizi Yalnız ve yan yana yaşamaya Mahkum ettik kendimizi Sonsuza dek böyle yaşamaya Sevmek nedir öğrenmeden Gençliği görmeden yaşlanmaya Gözlerden uzak sevişmek dururken İç dünyamızı korumak uğruna İşte sonunda yalnızız baş başa Tıpkı bir dalın son direkleri Mahkum ettik kendimizi Yalnız ve yan yana yaşamaya Mahkum ettik kendimizi Sonsuza dek böyle yaşamaya Sevmek nedir öğrenmeden Gençliği görmeden yaşlanmaya Mahkum ettik kendimizi Yalnız ve yan yana yaşamaya Mahkum ettik kendimizi Sonsuza dek böyle yaşamaya Bitmez soğuk gecelere Sevgiden arınmış yalnızlığa Müsadenizle Çocuklar Bir sabah baktım ne göreyim, bizim sokakta şenlik var Büyükler kös kös otururken, adam oluvermiş çocuklar Patlamaz olmuş tüfekler, gelmiş karamürsel sepetler Tren kalkmış gitmekte, hadi geçmiş olsun birilerine Kınalar yakalım elimize, kınalar yakalım elimize Sahip olalım dilimize, sahip olalım dilimize Aman dikkat belimize, aman dikkat belimize Şimdi müsaadenizle çocuklar sıra bana geldi çocuklar İş başa düştü çocuklar hazır mıyız Eh Barış abi aşk olsun aç koynuna kuş konsun Çek ipini rahvan gitsin inceldiği yerden kopsun Kimileri kahve kaynatsın kimi hala dansöz oynatsın Leyleğin ömrü iki lak lak değerler oldu tepetaklak El salla el salla, el salla el salla Kol salla kol salla, kol salla kol salla Sağ gösterip sol salla, sağ gösterip sol salla Bir omuz at sağdan solla, bir omuz at sağdan solla Geliyor bir ahu afet, tepeden tırnağa zerafet Öldür bizi letafet, bizim sonumuz felaket Hayırdır inşallah kızlar ne diyor bu uçuk çılgınlar Hayır mı şer mi göreceğiz artık sabrın sonu selamet Kınalar yakalım elimize, kınalar yakalım elimize Sahip olalım dilimize, sahip olalım dilimize Aman dikkat belimize, aman dikkat belimize Şimdi müsaadenizle çocuklar sıra bana geldi çocuklar İş başa düştü çocuklar hazır mıyız El salla el salla, el salla el salla Kol salla kol salla, kol salla kol salla Sağ gösterip sol salla, sağ gösterip sol salla Bir omuz at sağdan solla, bir omuz at sağdan solla Jale : Üz beni süz beni püre gibi ez beni Ajlan - Mine : Pranga tak bana kapı kapı gez beni Burak Kut : Benimle oynama çılgınım bebeğim Of Aman Nalan : Deli gibi seviyorum ölümüne sev beni Dandini dastana dinolar bostana İyi bak hastana sor beni ustana El salla el salla, el salla el salla Tayfun : Hadi yine iyisin e' gel hadi yanıma Hakan Peker : Amma velakin kınalar yak bana Soner Arıca : Ah vefasız yak beni yık beni Grup Vitamin : Ellere var ama bizlere yok di mi Dandini dastana dinolar bostana İyi bak hastana sor beni ustana El salla el salla, el salla el salla Nane Limon Kabuğu Eski adamlar doğruyu söylemiş Bir çiçekle bahar olmaz Kişi kendini bilip sağa sola sormalı Can pazarı bu oyun olmaz Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca Bana gel beni dinle iyi yaz Defteri kalemi al iyi yaz Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim Ha ha ha ha ha hapşu Çok yaşa Sende gör Rahat ve iyi yaşa Sen tedbirini al önünü kış tut bırak yine de yaz gelsin Çoğu zaman hesap çarşıya uymaz sonra dizini döversin Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca Bana gel beni dinle iyi yaz Defteri kalemi al iyi yaz Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim Ha ha ha ha ha hapşu Çok yaşa Sende gör Rahat ve iyi yaşa Barış iğneyi kendine batırır çuvaldızı başkasına Bol keseden aklı ona buna dağıtır darısı kendi başına Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü Sonunda şifayı kapıpta şaşırınca Bana gel beni dinle iyi yaz Defteri kalemi al iyi yaz Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim Ha ha ha ha ha hapşu Çok yaşa Sende gör Rahat ve iyi yaşa Nazar Eyle Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Yüce bakan sefere gitmiş Bilge hatun dokuz doğurmuş Dokuz oğlan beş yaşına gelmiş Dokuzu birden kılıç kuşanmış Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Sırma saçlı kırk güzel gelmiş Levent boylu kırk yiğide varmış Düğün dernek kırk gece sürmüş Kırk deve kırk koyun kurban kesilmiş Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Avucuma bir kuş konmuş Biri tutmuş kanadın yolmuş Biri kesmiş öteki yemiş garip Barış hani bana demiş Nazar eyle nazar eyle nazar eyle gel yanıma pazar eyle Ne Köy Olur Benden Ne De Kasaba Kim demişse iki gönül bir olunca Samanlık seyranmış birde ban sorsa El kızı doyar çavdar ekmeğiyle Babası büyütmüş baklava börekle Geriye ne kaldı bir kuru sevdayla Ne köy olur benden ne de kasaba Gerçekler yaşam gibi ağır ağır önümden geçiyor Yine de merhaba Bir yaşam gerçek gibi ağır ağır sonuna geliyor Son bir merhaba Ne Ola Yar Ola Göklerden daha mavi denizlerden Daha derin topraktan güzel kokan ne ola Rüzgardan daha serin başaklardan Daha nazlı ay ışığından ılık ne ola Ahu gibi gözleri baktıkça yürek yakan yar ola Cennet bahçesi kokan göğsünde çiçek açan yar ola Damla damla yağmurdan boynu bükük Çiçeklerden daha hüzün verici ne ola Sonbahar yaprağından hele Akşam güneşinden daha içimi burkan ne ola Buğulu gözleriyle yollarımı bekleyen yar ola Islak dudaklarından bir garip türküsüyle yar ola Göç eden kuşlar gibi gidip gelir Umutlarım umudun ötesinde ne ola Göç eden kuşlar gibi gidip gelir Umutlarım umudun ötesinde ne ola Nefesimde yaşayan sıcaklığı paylaşan yar ola Yaşam denen uykudan uyanmasını bilen yar ola Nenni Bebek Elmalıdan çıktım yayan Emmim atla dayın yayan Dayan hey dizlerim dayan Bebek beni neyledin Yaktın yıktın kül eyledin oy Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Eve var deveden yüce Deveyi yüklettim gece Nicedeyim anam nice Bebek beni neyledin Yaktın yıktın kül eyledin oy Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Bir taş attım yuvarlandı Gitti beşiğe dayandı Yavrum uykudan uyandı Bebek beni neyledin Yaktın yıktın kül eyledin oy Bebek beni ne eyledi Yaktı yıktı kül eyledi Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Nenni nenni nenni nenni nenni nenni bebek oy Nerede Deste deste gül topladım gül dalında bülbül nerde Enginlere yelken açtım yelkenimde rüzgar nerde Yaz güneşi kavururken iki damla suyum nerde Sonbaharda akşam vakti erken çöken hüznüm nerde Bulut beyaz umudum nerde Çimen yeşil tutkum nerde Dağlar yüksek gücüm nerde Pınar soğuk coşkum nerde Şifa bulmaz derde düştüm derdime dermanım nerde Hiç kapanmaz bir yarem var yareme tek çarem nerde Pamuk elli ninem nerde Gül yanaklı anam nerde Pembe beyaz bacım nerde Yumuk yumuk kızım nerde Yıllar önce telli duvaklı bana koşan karım nerde Kah üzüntüm kah sevincim can yoldaşım kadınım nerde Olmaya Devlet Cihanda Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde Dünyada biraz huzur her şeye bedel Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver İlaç neye yarar vade gelmişse eğer Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Han senin hamam senin konaklar senin Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin Diyelim ki dünya malı tümünden senin Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver İlaç neye yarar vade gelmişse eğer Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Osman Osman bir deli oğlan onyedisinde Bir dikili taşı yoktu şu fani dünyada Osman yoksul Osman garip Osman bir deli oğlan Osman sahipsiz Osman bir aşık oğlan Şerife bir güzel kız onbeşinde Şerife ay parçası Şerife elma yarısı Şerife bey kızı Şerife ağa kızı Osman kim Şerife kim derler Derler de araya girerler ağalar beyler Sana yoksul dediler Osman garip fakir dediler Osman Ağa kızı nene gerek seni oyuna getirdiler Osman Gel büyük sözü dinle Osman hani kan kardeştik Osman O kızı sana yar etmezler gece vakti dellenme Osman Bırak o silahı yerine Osman silahla mertlik olmaz Osman Allah'ın verdiği canı almak sana mı kaldı Osman Destur be tövbe de Osman yüzbin kere tövbe de Osman Tetik kolay düşer ama Osman dur Osman Dur çekme Osmaaaaaan Osman bir deli oğlan onyedisinde Bir dikili taşı yok derlerdi şu fani dünyada Dinleyin ağalar dinleyin beyler Üç günlük dünyada üç kuruşluk mala gönül verenler Bilesiniz artık Osman'ında dikili bir taşı var Bir avuç toprağa dikili bir taşı Bir de ağızdan ağza yayılan yanık bir türküsü var Osman'ın Süleyman Bizim köyden bir deli oğlan Yıllar önce gurbete gitti Süleyman Birde duyduk öğrendik ki Büyük şehirde büyük adam olmuş Süleyman Vur davulcu eline üşenme hoppa Çal zurnacı diline üşenme hoppa Birgün sıladan mektubu geldi Okudukki köye dönüyormuş Süleyman Çorba kaynadı pilav da pişti Sofrayı kurduk düğün misali Süleyman Biz görmeyeli çok değişmiş Selam sabahı unutmuşsun Süleyman Sofraya hemen yerleşiverdin Belli ki gurbet sana yaramamış Süleyman Vur davulcu eline üşenme hoppa Çal zurnacı diline üşenme hoppa Yedin içtin afiyet olsun Neler gördün anlat bakalım Süleyman Tepsiyi biraz da bu tarafa gönder Müsaade et de bi tadına bakalım Süleyman Vur davulcu eline üşenme hoppa Çal zurnacı diline üşenme hoppa The name of the guy is Süleyman Listen to me men he's number one Şarkının burası turistler için Neden? Because Süleyman is back in town Kendini yoksa sultan mı sandın Seninki sade isim benzerliği Süleyman Bu dünya kimseye kalmamış Hele bir düşün, sana niye kalsın Süleyman Vur davulcu eline üşenme hoppa Çal zurnacı diline üşenme hoppa Tuti-i Mucize Guyem Ah tuti-i mucize guyem , ne dersem laf değil Beli yarim , beli dost Beli mirim , beli dost Beli ömrüm , beli dost Ah çerh ile söyleşemem , ayinesi saf değil Beli yarim , beli dost Beli mirim , beli dost Beli ömrüm , beli dost Ah ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana Beli yarim , beli dost Beli mirim , beli dost Beli ömrüm ,beli dost Unutamadım Dün yine yapayalnız dolaştım yollarda Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni Unutamadım unutamadım ne olur anla beni Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni Unutamadım unutamadım ne olur anla beni Yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş Sen yeni yuva kurarken beni paramparça bölmüş Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni Unutamadım unutamadım ne olur anla beni Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni Unutamadım unutamadım ne olur anla beni Unutamıyorum Yıllar sonra yine karşındayım Bırak biraz yanında kalayım Sen tek mutlu ol başka arzum yok Bense seni unutamıyorum Duydum bugün evleniyormuşsun Başkasının oluyormuşsun Sen tek mutlu ol başka arzum yok Bense seni unutamıyorum Doya doya son bir görmek istedim Çok yakışmış beyaz gelinliğin Sen tek mutlu ol başka arzum yok Bense seni unutamıyorum Meraklanma tekrar gideceğim Aranıza girmeyeceğim Sen tek mutlu ol başka arzum yok Bense seni unutamıyorum Bense seni unutamıyorum Bir türlü seni unutamıyorum Uzun İnce Bir Yoldayım Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece Gündüz gece gündüz gece gündüz gece Dünyaya geldiğim anda yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir anda gidiyorum gündüz gece Gündüz gece gündüz gece gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale gah ağlayı gah güle Yetişmek için menzile gidiyorum gündüz gece Gündüz gece gündüz gece gündüz gece Yeni Bir Gün Doğdu Merhaba Gözlerim kurşun gibi ağır ağır açıldı Bu sabah merhaba dünya Penceremdeki güvercin tahta masam boş şişeler Can dostum çomar merhaba tatlı komşu ayşe teyze Emekli salih öğretmen yeni bir gün doğdu merhaba Dostlar merhaba yeni bir gün doğdu merhaba Yine Bir Gülnihal Yine bir gülnihal Aldı bu gönlümü Sim ten gonca fem Bibedel ol güzel Ateşin ruhleri Yaktı bu gönlümü Pür eda pür cefa Pek küçük pek güzel Görmedim kimsede Böyle bir dilruba Böyle kaş böyle göz Böyle el böyle yüz Aşıkın bağrını Üzmeye göz süzer El aman pek yaman Her zaman ol güzel Yine Yol Göründü Yine yol göründü gurbete güz geldi yapraklar döküldü Martılar göç etti turnalar süzüldü yine yol göründü gurbete Köyüme kara kış çökse de aşıklar boynunu bükse de Desen ki nazlı yar insafa gelse de yine yol göründü gurbete Acı keder hep bana kardeş,bacı,ana,baba Benim olsa bütün dünya yetmez ki Derdimi kimlere söyleyim ben garip Barış'ım neyleyim Anadan babadan yuvadan uzakta yine yol göründü gurbete Yol Uçsuz bucaksız bir yolda Yürüyorum tek başıma Herkes hakkını helal etsin Kalmasın tek bir lokma Bu yolda ölmek var belkide dönmemek Ömür bitse bile yol bitmeyecek Bazen buz gibi bir pınardan İçiyorum kana kana Bazen kızgın kumlar üstünde Yürüyorum yana yana Bu yolda ölmek var belkide dönmemek Ömür bitse bile yol bitmeyecek Dünya hancı biz garip yolcu Haydi bastır be oğlum Allah'a bir can borcumuz var Bir tek ona güven yolun açık olsun Baki kalan bu kubbede hoş bir seda biliyorsun Bin'in yarısı beşyüz daha ne düşünüyorsun Topraktan geldi insan topraktan geldi insan Yine toprağa dönecek yine toprağa dönecek İki lokma ekmek için iki lokma ekmek için Ömür boyu dövüşecek ömür boyu dövüşecek Yol Verin Ağalar Beyler Selam olsun ağalar beyler mor sümbüllü alaca dağlar Yol verin hele bir yol geçeyim Yol verin yare kavuşayım Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret Bekledim tam yedi iklim geçti Bekledim bağ bahçe bozuldu Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret Seherde esen ılık rüzgar hasretliği çekenler anlar Yol verin hele bir yol geçeyim Yol verin yare kavuşayım Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret Bekledim tam yedi iklim geçti Bekledim bağ bahçe bozuldu Yol verin ağalar beyler bitsin bu hasret Yolla Yarim Tez Yolla Dağlar aştım hazar eyledim Her gördüğüm güzele nazar eyledim Hakikat sofrası kurulunca Bir salkım üzüme Pazar eyledim Söylemeye varmıyor dilim Sazım çalmaz oldu tutmuyor elim Ben ettim sen eyleme güzelim Ne olur affet beni allah aşkına Yolla yarim tez yolla Oyalı da mendil sar yolla İki tel kopar saçından Kınalı da mendil sar yolla Yolla, yolla, yolla, meleklere ver yolla Yolla, yolla, Yeter beklettiğin beni allah aşkına Yolla yarim tez yolla Oyalı da mendil sar yolla İki tel kopar saçından Kınalı da mendil sar yolla Zehra Halamın kızı Zehra dostlar başına Bize sık sık gelir gece yatısına Bir geçerken uğramıştı tam onsekiz ay oldu O gün bu gün bizde kalıyor Zehra Zehra seni çok seviyorum Bir türlü sana git diyemiyorum Ama artık anla be Zehra Zehra seni çok seviyoruz Bir türlü sana |