Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Yaşamın Kıyısında

 KooLpa Kültür / Sanat Katagorisinde ve  Sinema Forumunda Bulunan  Yaşamın Kıyısında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Uzun zamandır merakla beklenen Yaşamın Kıyısında Altın Portakal’dan en iyi yönetmen ödülü ile döndü. Fatih Akın , kültürler arası, ülkeler ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Kültür / Sanat > Sinema

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-01-2008, 23:51   #1 (permalink)
KoooooLpa
 
denemes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 3,606
Tecrübe Puanı: 8 denemes is on a distinguished road
Standart Yaşamın Kıyısında


Uzun zamandır merakla beklenen Yaşamın Kıyısında Altın Portakal’dan en iyi yönetmen ödülü ile döndü. Fatih Akın, kültürler arası, ülkeler arası hikaye anlatıcısı olarak Duvara Karşı'da etkileyici bir yönetmen kimliği çizmişti. Yaşamın Kıyısında da bu konuda ne kadar yetkin olduğunu çoğul hikayeli, mekanlı, hikayeli bir senaryonun üstesinden gelerek gösteriyor. Akın, dört Türk’ün ve üç Alman’ın iç içe geçmiş yaşantıları üzerinde kayarak ilerliyor adeta.



Üç bölüme ayrılmış filmin iki bölümünün kaderleri bölüm başlıkları ile bildiriliyor. İlk iki bölüm bu hali ile bir kapanışa ya da sona gidişi simgeliyor. Üçüncü bölüm Yaşamın Kıyısında ise François Truffaut’nun 400 Darbe filmindeki tek plan finalini hatırlatıyor. Sonsuzluğa açılan bir kare gibi. Zira Akın, bir yandan farklı hikayeleri karakterleri anlatırken, diğer yandan ölüm-yaşam ekseni boyunda ilerliyor. Bu felsefi alt-metni ile hikaye anlatımı arasında çok güzel bir uyum var. Daha doğrusu, hikayelerin ilerleyişindeki ağır tempo ve detaylandırılmış kıvam, yaşamın kendisini ve ölüm gerçekliğinin insanın üzerinde bıraktığı ağırlığı temsil eder gibi.

Almanya’dan iki ayrı şehir, Türkiye’den ise İstanbul, Karadeniz ve Güneydoğu olmak üzere üç ayrı mekanda geçiyor film. Akın, ben bu mekanları bilirim edası ile her birisini kullanırken oldukça rahat. En büyük meziyeti de kanımca bu Akın’ın. Yani ne Türkiye’de, ne de Almanya’da yabancı gözle bakan bir yönetmen değil. Filmlerinde yabancı olan sadece karakterleri. Başka bir yere yolculuk yaptığında onlar üzerinden yabancılık hissini hissedebiliyoruz, ya da öteki hissini. Kimlik denen şey de Akın’ın filmlerinde bu yüzden oldukça ön plana çıkıyor. Bu konuda da aşırı usta. Almanya’da yaşayan Türklerin farklı kimliklerini en iyi o yansıtabiliyor. Çünkü Akın da onlardan birisi. Onları anlıyor. Her ne kadar bizden olsalar da, bize yabancılar. Farklı bir zamanın, farklı bir mekanın, farklı bir tarihin parçası olmuşlar çünkü…

Akın’ın elinde yoğrulan sadece mekanlar ve kimlikler değil. Zamanın çizgiselliği ile de oynayarak anlattığı hikayelerden daha zengin bir mozaik çıkartıyor. İlk bölümde ilk hikaye anlatılırken, aslında ikinci hikaye de yaşanmakta. Babil örneğinde de olduğu gibi son dönem sinemasının bolca faydalandığı paralel zamansallık, Akın’ın filmine çok yakışmış. Bu paralel hikayeler içinde tek zayıf kalan kısım Yeter ile kızı Ayten’in geçmişi. Neden başta kızından vazgeçme durumunda kalmış, sonra neden onu yanına almamış gibi durumlar biraz kafa karıştırıyor.

Tüm oyuncuların ödülü hak ettiği bir film Yaşamın Kıyısında. Her birisi sahneye çıktığı andan sahneden ayrıldıkları ana kadar capcanlılar. Tüm oyuncular arasında en çok ilgimi Nurgül Yeşilçay çekti. Bu filmdeki rahat performansı ve uluslar arası bir yapıma bu derece doğal bir şekilde adapte oluşu takdire şayan. Üstelik duygusal olarak en komplike karakteri Yeşilçay canlandırıyor. Yetim, siyasi örgüt üyesi, eşcinsel, annesini bilmediği bir ülkede arayan bir genç kadını canlandırmak kesinlikle kolay bir iş değil. Tüm bu farklı karakteristikleri performansına çok güzel bir şekilde yedirmiş. Karakterindeki tezatlıkları da oldukça iyi yansıtıyor. Duygusal ama güçlü, çocuksu ama asi ve cesur bir Ayten ortaya çıkarabilmiş.

Tüm bu olumlu yönlerine rağmen, kanımca Yaşamın Kıyısında’nın dezavantajına işleyen tek parametresi siyasi alt-metni. Duvara Karşı’da Türkiye’nin siyasi meselelerine pek bulaşmayan Akın, Yaşamın Kıyısında Ayten karakterini bir siyasi örgüt üyesi yaparak Türkiye’de geçen hikayeyi olabildiğince siyasileştirmiş. Türü politik olmayan filmlerde, siyasi bir alt-metin kurmaya çalışmayı biraz riskli buluyorum. Çünkü ne yaparsanız yapın, pastanın bir dilimini sunmak zorunda kalacaksınız. Yani diğer dilimleri gösteremeyeceksiniz.

Ve anlattığınız pastanın en sansasyonel dilimi olacağı için (çünkü kabul edelim sıradan bir şey anlatmak izleyicinin ilgisini çekmeyecektir) buzdağının görünen tepesi gibi duracaktır. Burada da böyle duruyor. Yeter’in “kocamı Güneydoğu’da vurdular” cümlesi ile başlayan siyasi göndermeler, filmin ikinci bölümünde Ayten’in örgütü ile yaptığı bir sokak gösterisine uzanıyor. Ayten’in Alman sevgilisinin annesi rolündeki Hanna Schygulla ile Ayten’in örgütsel mücadelesi üzerine mutfakta ayaküstü yaptığı konuşma da dikkate değer bu açıdan. Özellikle “ayaküstü” kelimesine dikkatinizi çekmek isterim. Diğer bir dikkat çekici sahne de, karakoldaki bir sahne… Ayten’i aramak için karakola başvuran Nejat Aksu karakterinin Türk dedektif tarafından sorguya çekilişi de gayet havada duran bir sahne.



Açıkçası, Türkiye adına bu kadar önemli bir meseleyi bir dilim gibi sunmaya çalıştığınızda, oryantalist bir göz olmaktan kurtulamıyorsunuz. Akın’da ne yazık ki ilk defa bu tuzağa düşmüş. Bu kadar önemli, çok kollu Kürt-Türk meselesini ve Türkiye’deki insan hakları durumunu parçalı bulutlu bir halde vermeye çalışarak bence gereksiz bir şeye kalkışmış. Bu siyasi alt-metin senaryonun ve filmin gücüne hiçbir şey kazandırmıyor. Sadece belki yurtdışındaki oryantalist gözler için ilgi çekici bir görsel malzeme olabilir. Yani filmdeki Türk mezeleri ile doldurulmuş masa görüntüsünden hiçbir farkı yok sokak gösterilerinin ya da Ayten’in örgüt üyeliğinin. Aynı şekilde diyaloglardaki siyasi göndermeler de karşıt sloganlar gibi göze batıyorlar.

Bu filmden esas aklımızda kalanlar yedi karakterin ilginç yaşam yolculukları oluyor. Duvara Karşı’nın çarpıcı enerjisini arıyor olsak da, Yaşamın Kıyısında’nın sessiz ve ağır temposu insan yaşamının kırılganlığına yakılmış bir ağıt niteliğinde derinden etkiliyor...
denemes isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sağlıklı yaşamın püf noktaları KöTü KeDi ŞeRaFeTTiN Sağlık 0 21-03-2007 22:28


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:42 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.

Desteklediklerimiz Turk Devrim Tarihi | Eğitim Dünyası | Oyun Oyna

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209