Zihin Geliştirme Merkezi

KOOLPA

Zihin Geliştirme Merkezi

 

Kar Altında Doksan Bin Can

 KooLpa Akademi Katagorisinde ve  Tarih Forumunda Bulunan  Kar Altında Doksan Bin Can Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kar altında Doksan Bin Can ________________________________________ Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekatına girişirken dillendirdiği amaç 93 Harbinden beri, (1878) Rus işgalinde bulunan ...


Geri git   Zihin Geliştirme Merkezi > KooLpa Akademi > Tarih

Üye ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-01-2007, 17:13   #1 (permalink)
KoooLpa
 
nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 106
Blog Başlıkları: 2
Tecrübe Puanı: 2 nisa is on a distinguished road
Exclamation Kar Altında Doksan Bin Can


Kar altında Doksan Bin Can
________________________________________
Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekatına girişirken dillendirdiği amaç 93 Harbinden beri, (1878) Rus işgalinde bulunan Kars, Sarıkamış, Ardahan gibi doğu illerimizi geri almak, Doğu Avrupa’da Ruslarla harp hâlinde olan Almanlara yardım etmek ve kazanılacak bir zaferle Kafkaslar ve Orta-Asya’daki Türk illerinin kapısını açmaktı.

prüköy Meydan Muharebesinin raporlarını alan, yarbaylıktan paşalığa terfi ettirilen Harbiye Nazırı (Millî Savunma Bakanı) Enver Paşa, Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum’a geldi. Enver Paşa, Erzurum ve Köprüköy’de birer taburu teftiş etmişti; ancak ordu birliklerinin tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip değildi. Buna rağmen 3. Ordu Komutanı ve Enver Paşa’nın Harp Akademisi’nden strateji hocası olan Hasan İzzet Paşa’nın "Bu karda kışta, teçhizatsız birlikleri savaşa sürmenin cinayet olacağı" demesi üzerine Enver Paşa "Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim." diyerek taarruzun bahara bırakılması tavsiye eden hocasının nasihatini kulak arkası etti. Oysa Hasan İzzet Paşa, ordunun harekat kabiliyetinden mahrum olduğunu, teçhizat ve ikmal maddelerinin noksanlığını ve dağ yollarının karla kaplı olduğunu anlatmaya çalışmıştı.

Sarıkamış harekatının en trajik yönü ise "harita" üstünden planlanırken yapılan "basit" bir hata idi… Zorlu kış koşullarında Allahu Ekber dağlarına tırmanan ordunun ani bir baskınla düşmanı ezmesi planlanmaktaydı. Sarıkamış o sırtın arkasındaydı. Ancak sırtı tırmanan askerler basit hatanın ne olduğunu gördüler. Sarıkamış görünürlerde yoktu. Çünkü 1/200.000 ölçekli haritanın harekat planı yapılan Oltu Paftası’nda yer alan Sarıkamış yazısını yanlış okumuşlardı. Haritacılık tekniğine göre orada Sarıkamış yazısının bulunması Sarıkamış’ın orada olduğu anlamına gelmiyor, sadece diğer paftada bulunan Sarıkamış’a giden yolu işaret ediyordu.

On dört saatte Allahu Ekber Dağları’nı aşan orduda yapılan sayım kayıpların büyüklüğü hakkında fikir verir. 150 askerden oluşan bölüklerin mevcudu 10-15’e düşmüştü. Bazı bölükler tamamen telef olmuştu. Tırmanışa başlamadan önce 10 binden fazla olan 30. Tümen’in şimdi 1400 civarında olması ise askerlerin savaşmadan katlolduğunu gösteriyordu. Sağ kalan askerler ise yaşadıkları kısmi donmalar yüzünden kangren olma tehdidi altındaydı. Askerler için torbaların dibinde atların dudaklarının ulaşamadığı arpa taneleri elde kalan son imkanlarıydı ve o günlerde ulaşabilecekleri tek sıcak yiyecek at tezekleriydi. Bütün bunlara rağmen sağ kalan askerleri daha çetin bir düşman bekliyordu. Her askerde yüzleri bulan bitlerin yaydığı tifüs hastalığı…


Sarıkamış Harekâtı sonunda, Doğu Anadolu kapıları, Ruslara açıldı. 13 Mayıs 1915’te Ermenilerin işbirliği yaptığı Rus kuvvetleri, önce Van’a, bilâhare Muş ve Bitlis’e girdi

Kış, 3-4 Ocak 1915 gecesi daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar, yolları tıkayıp, çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, 150 000 kişilik ordunun 90 bini (veya 60 bini) donma, dizanteri ve tifo gibi hastalıklarla mahvoldu. Sarıkamış İstasyonuna giren Enver Paşa, 5 Ocak 1915’te durumun iyice kötüye gittiğini görünce, ‘Ben İstanbul’a dönüyorum’ diyerek cepheden ayrıldı. Bardız’dan Erzurum’a kızakla dönerken bir Rus karakol birliği ile karşılaştı. Ancak Rus askerleri karşılaştıkları kişinin Enver Paşa olduğunu farketmedi. Paşa, Erzurum’dan otomobille Refahiye - Suşehri üzerinden İstanbul’a ulaştı. Böylece Napolyon kadar zafere susayan Enver Paşa, Napolyon’un Moskova’yı ele geçirmesine karşın uğradığı hezimetin bir benzerini Sarıkamış tren istasyonunda yaşamış oldu.

Çünkü Sarıkamış’taki Rus ordusu, Türk ordusu gelmeden önce Sarıkamış’taki tüm erzakı yok etmişti. Enver Paşa’nın bir hedefi de bu erzaktı.

Sarıkamış’a ulaşmayı başaran, ama kentin hemen dışında soğuğa teslim olan bir Türk birliğinin askerleri ise Rus kurmay başkanı Pietroroviç’i Enver Paşa’dan daha fazla etkilemişti. Rus subayı o günleri şöyle not aldı günlüğüne: “Allah-u Ekber Dağları’ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel tanrılarına teslim olmuşlardı."

O tarihte kendisinden Orta Asya’nın kapısı açması beklenen Türk ordusunun Balkan harbindeki kayıpları bile henüz tamamlanamamıştı. Teçhizat ve donatım kış şartlarına uygun değildi. Birliklerin çoğunda yazlık elbise vardı. Üstelik denetlemelerde başka birliklerden teçhizat alınıyor, birlikler komutanlara eksiksiz olarak gösterilmeye çalışılıyordu. Böylesi bir harekat için ordunun 88.000 ton hububata ihtiyacı varken eldeki miktar 1.250 tondan ibaretti. Üstelik Erzurum'da bile cepheye erzak nakleden kollar ancak 6-8 günde varabiliyordu. Buna karşılık Rus ordusu ise, silah ve teçhizat bakımından daha üstün olup lojistik destek durumu iyiydi. Sarıkamış Harekatına giden iki kolordumuzu İstanbul’dan yaya olarak göndermiştik ve bunlar üç, üç buçuk ay yürüyerek oraya ulaşmışlardı. O askerler ki, ne üstlerinde, ne başlarında vardı; ne de doğru dürüst bunları yedirebiliyorduk. Mehmetçikler, daha dinlenme fırsatı bulmadan, savaşa katıldılar. Liman Von Sanders bile Türklerin Sarıkamış’a, Kafkasya’ya taarruz edeceğini duyunca, tenkit etmiş ve "Türk ordusu Sarıkamış’ta muharebe yapacak güçte değildir, mevsim müsait değildir" demişti. Bu eleştiriyi öğrenen Alman İmparatoru ise "Hemen sesini kes, ses çıkarma, Türkler oraya taarruz etsin" cevabını vermişti. Çünkü Alman İmparatoru için önemli olan Osmanlı ordusu değil Verdun’daki Alman ordusu idi…
o günlerde kaleme alınan bir er mektubu meselenin onun bildiği gibi olmadığını ortaya koyuyordu. "Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamızdan dört ay sonra buraya ulaştık ki, Arabistan’ın cehennemî sıcağı Köprüköy’deki ayaz yanında nimet-i ilâhi imiş. Burada çadırın perdesi buza kesmiş oğlak kulağı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım, beni sıhhiyeye nakletmiş ise de, tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz kalıp tekrar takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek cuma Başkumandan Enver Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Başkumandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacağından ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri seyrettiğimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden subaylarımız çok emin. Şafak söktüğünde 2059 rakımlı Kızkulağı Tepesi’nden Moskof obüs yağdırır ama şükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastırdığında, tepelerdeki Moskof ocaklarının ateşi gözlerimizdeki ayazı tandır közüne tebdil eyler. Başkumandan Paşa Hazretleri acele gelse ki, ateşe kavuşsak..." O hayal edilen içlikler hiç gelmedi. Paltolar da…

Üçüncü Ordu Komutanlığı vazifesini de üzerine alan Enver Paşa, 18 Aralık 1914 tarihinde, kıtalara, taarruz emrini verdi. Ve doksanbin vatan evladı Allahu Ekber dağlarında tek bir kurşun dahi atamadan O asil ruhlarını RAB lerine teslim etti

Gecenin içinde yanan doksan bin meşale düşünün. Bozkırın ortasında. Kutup soğuğuna inat yanan doksan bin meşale. İyice zihninizde canlandırın o ateş parçalarını. Yıldızların bir olmadığı o göğün altında yanan doksan bin meşale. Şimdi de hepsinin birden aynı anda söndüğünü zihninizde canlandırmaya çalışın. Bir anda zifiri karanlığın doksan bin meşaleye galebe çaldığını düşünün. Bu doksan bin meşalenin yerinde anası, babası, evladı, karısı, kardeşi, arkadaşı olan doksan bin adem evladını koyun sonra. İstatistiklerle anlaşılamayacak doksan bin hayat. İşte Sarıkamış Harekatının muhasebesi de budur zaten.

SARIKAMIŞ UNUTULMASIN

Allahu Ekber Dağlarında şehadete ulaşan şehitlerimize binler selam binler fatihalarla

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber
sana ağuşunu açmış bekliyor peygamber
nisa isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usStumble this Post!Reddit!Google Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Propeller this post!
Alıntı ile Cevapla

Sponsor Linkler
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Su Altında Nefes Almak cadu Biyoloji 0 16-01-2008 22:59
Tehdit altında tiyatro Crystal Heart Magazin Haberleri 0 13-01-2008 12:30
06/03/07 - Altında şort var sanıyordum Crystal Heart Magazin Haberleri 0 03-06-2007 12:42
ıhlamurlar altında n_e_s Müzik 0 09-12-2006 00:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0

Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206