KooLpa Akademi Katagorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan İlk MÜslÜman İdarelerde Ermenİler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İLK MÜSLÜMAN İDARELERDE ERMENİLER - (642-720) Yrd. Doç. Dr. Ali İPEK* Toplumlar tarihî süreçte, bazen savaş yoluyla da olsa, birbirleriyle ...
|
|||||||
| Üye ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderator
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 223
Tecrübe Puanı: 2
![]() |
İLK MÜSLÜMAN İDARELERDE ERMENİLER - (642-720) Yrd. Doç. Dr. Ali İPEK* Toplumlar tarihî süreçte, bazen savaş yoluyla da olsa, birbirleriyle tanışarak, anlaşarak ve kaynaşarak günümüze gelmişlerdir. Zamanın bu akışı içinde aynı aşamalardan geçen Ermeni toplumu da birçok millet ve din mensubu ile karşılaştı. Ama şurası da bir gerçektir ki, İlkçağda ekseri başka milletlere mahkum olmaktan kurtulamayan Ermeniler, Ortaçağda da Bizans ve Sâsânî tahakkümünde kalarak esaret hayatı yaşadılar, sürgünlere gönderildiler; her türlü baskı ve ağır vergi külfetine maruz bırakıldılar, özellikle aynı dinin mensubu Rumlar tarafından işkencelere, katliamlara uğratıldılar. Bunun yanında Ermeni toplumu, kendi tarihçilerinin kayıtlarında görüldüğü gibi, en müreffeh ve huzurlu dönemlerini Müslüman idarelerde yaşamışlardır.[1] Ermenilerin, ilk Müslüman idarelerdeki durumlarının ele alındığı bu makalede, ilk olarak İslâm ordularının Ermeniye'ye akınları, bu coğrafî alanda hâkimiyet kurmaları, barış ve hoşgörüden yana bir idare tarzı oluşturmalarına yer verildi. Ancak bu çalışmanın en önemli tarafını Ermenilerin, Bizanslılar ve Sâsânîlerden görmedikleri her türlü kolaylık ve müsamahayı Müslüman idarelerde bulmuş olmaları teşkil edecektir. Böylece bu idarelerin bir devamı olan Türk hâkimiyetleri dönemlerinde de aynı uygulamaların devam ettiği ve günümüz Ermenilerinin tarihi gerçekleri ne derece saptırdıkları bu yönüyle de görülmüş olacaktır. Müslümanların, Ermenilerle ilk karşılaşmaları, Hz. Ömer döneminde Irak'ta cereyan eden Kadisiyye olayında (37/634-635) meydana geldi. Bu olayda Muşel Mamikonien komutasında üç bin kişilik bir kuvvetle Sâsânî ordusuna katılan Ermeniler, İslâm ordusuna karşı savaşmış ve baş komutan Rustem'le birlikte yenilgiye uğramışlardı.[2] İslâm ordularının 642 yılından itibaren Ermeniye akınlarına başlamalarıyla da Ermeni toplumuyla sıcak temasa geçilmiş oldu.[3] Kûfe ordusuna bağlı Suraka b. Amr, Bukeyr b. Abdullah ve Abddurrahman b. Rabia gibi komutanlar ilk defa Güney Kafkasya'ya geçerek, keşif ve fetih hareketlerinde bulunmuşlardı (642-643).[4] Habib b. Mesleme el-Fihrî'nin başında bulunduğu Şam ordusu ise Erzurum, Pasinler, Eleşkirt ve Vaspurakan (merkezi Van) üzerinden Nahçıvan'a geçmiş, diğer İslâm birlikleri de bunları takip etmişti.[5] Bölgeye giren İslâm orduları, ilk olarak Doğu Ermenileri komutanı Theodoros Rştuni ve Bizans komutanı Procop komutasındaki birlikleri yenilgiye uğratarak, çok sayıda esir almışlardı.[6] Bunu müteakip, 6 Ekim 642 tarihinde Ermeniye'nin merkezi Dvin, Müslümanların eline geçti.[7] Hz. Osman döneminde (644-656), Ermeniye'deki fetih hareketleri yeniden hız kazandı. Halife'nin emriyle, Şam valisi Muaviye b. Ebî Süfyan tarafından Ermeniye'nin fethiyle görevlendirilen Habib b. Mesleme, bu arada Tiflis'i de ele geçirerek, ordu karargahını buraya kurdu. Selman b. Rabia komutasında gönderilen (646) Kûfe ordusu ve Habib b. Mesleme'nin sevkettiği Şam ordu birliklerinin de yardımıyla Ermeniye tamamen fethedilerek, İslâm hâkimiyetine alındı. Böylece Ermeniye, Kûfe valiliğinden gönderilen veya doğrudan Halife'nin tayin ettiği valiler tarafından yönetilen bir idarî merkez durumuna geldi.[8] İlk Müslüman-Ermeni Barış Antlaşması Azerbaycan ve Ermeniye'de kurulan İslâm hâkimiyeti, 652/53 yıllarında güçlü bir duruma geldi. Ermeniler, Müslümanlarla mücadele etmenin artık kendilerine fayda getirmeyeceğine inanmışlardı. Çünkü Sâsânî İmparatorluğu tamamen çökmüş, Bizans da zayıflamaya yüz tutmuştu.[9] Ermeniler için Müslümanların yanında yer almaktan başka çıkar yol kalmamıştı. Kaldı ki bu toplum, geçmiş idarelerden de memnun değildi. Bu bakımdan Ermeniler, 653 yılında Müslümanların yanında yer almaya karar verdiler. Doğu Ermenileri komutanı Theodoros Rştuni bu gelişmelerin öncüsü oldu. Bölgede bulunan vali ile görüşen Rştuni, arada düzenlenen antlaşmayı imzalayarak, kendi istekleriyle Müslüman idareleri kabulün ilk adımını attı.[10] Daha önce İslâm ordularına karşı savaşan Thodoros Rştuni, Müslümanların yanında yer alınca, Bizanslılarca istenmeyen adam ilan edildi. Bunun üzerine Bizans İmparatoru II. Konstans, Rştuni'yi Doğu Ermenileri komutanlığından azlederek, yerine Smbat Bagratuni'yi getirdi.[11] Bununla da yetinmeyen II. Konstans, yüzbin kişilik Bizans ordusunun başında Ermeniye üzerine yürüdü. Bu yürüyüşle Ermeniler cezalandırılacak, memleketleri tahrip edilecekti. Ancak İmparatorun bu gelişi ve niyeti, Rştuni'yi Müslümanlara verdiği sözden vaz geçirmedi, sadakatına mani olmadı. Ölünceye kadar da bu bağlılıktan ayrılmayan Rştuni, tedbir olarak önce Van Gölünde bulunan Akdamar adasındaki merkezine çekildi ve Şam valisi Muaviye b. Ebî Süfyan'dan yardım istedi. Rştuni, Müslümanlardan aldığı yedi bin kişilik bir askeri yardımla, üç bin kişilik Rum ordusunu Ermeniye'den çıkarmakla, İslâm hâkimiyetine olan sadakatını iyice ispatlamış oldu.[12] Bu tutumuyla Muaviye b. Ebî Süfyan'ın güvenini kazanan Rştuni, Halife Osman'ın da uygun bulmasıyla Ermeniye, Gürcistan, Arran, Sıuni ve Derbend'e kadar olan yerlerin umum hakimliğine getirildi (654).[13] Rştuni, bundan sonra da bölgede İslâm hâkimiyetinde bulunan yerlerin korunmasında aynı tutarlılığı göstermiş oldu.[14] Ancak bu durumun daha çok Rştuni'nin ileri görüşlü ve tutarlı şahsiyetinden kaynaklandığını belirtmek gerekir. Nitekim, Rştuni'nin ölümünden sonra (658) yerine getirilen Hamazasp Mamikonien aynı bağlılığı göstermedi. Daha önce Müslümanlarla olan anlaşmayı ihlal eden Mamikonien, idaresine verilen yerlerde Bizans hâkimiyetini ilan etti.[15] Çünkü bu sırada İslâm dünyasında bir iç rahatsızlık yaşanıyordu ve Mamikonien bu fırsatı değerlendirmek istemişti. Mamikonien'in bu tutumu, Müslüman idarelerdeki Ermenilerin genel karakterlerinin fırsat kollamak olduğunu daha bu dönemde ortaya koyuyordu. Buna mukabil Muaviye b. Ebî Süfyan hilafette tek başına kaldıktan sonra (661), bölgede İslâm hâkimiyetini yeniden sağlayarak, daha önce Ermenilerle varılan barış şartlarını geçerli saydı. Buna göre Ermeniler yılda beşyüz dirhem gibi sembolik bir vergi ödeyeceklerdi.[16] Muaviye, anlaşma gereği Ermenilerin rehin olarak gönderdikleri Smbat Bagratuni ve Grigor Mamikonien'e hil'atler vererek, Şam'da ağırladı. Aynı Halife, yine Ermenilerin talebi üzerine Grigor Mamikonien'i Patrik olarak Ermeniye'ye gönderdiği zaman da büyük ihsanlarda bulunmuştu.[17] Daha sonraki zamanda Ermenilere karşı bir benzer davranışı, yine Emevî Halifesi Ömer b. Abdülaziz'de görüyoruz. Ömer b. Abdülaziz, kendisiyle görüşmeye gelen Ermeni Patriği Ohanis'i iyi karşılamış ve kıymetli hil'atlerle taltif etmişti.[18] Ne var ki Ermeniler, Halife Muaviye'nin ölümünden sonra (680), Bizanslıların da teşvikiyle, İslâm idaresine karşı isyan başlattılar. Çünkü, yine bu sırada Müslümanlar arasında siyasî bir rahatsızlık yaşanıyor ve Ermeniler bu fırsatı da değerlendirmenin çabasını gösteriyorlardı. Esasen Ermenileri ileri sürerek bu fırsattan asıl yararlanan Bizanslılar oldu. Ermeni isyan hareketlerini, bölgeye gönderdiği askerî birliklerle de destekleyen İmparator II. Justinianus (685-695), 686-694 yıllarını kapsayan dönemde Arran, Ermeniye ve Doğu Gürcistan'da Bizans hâkimiyetini ilan ederek, Aşot Bagratuni'yi bu işin başına getirdi.[19] Ermeniler, İslâm hâkimiyetinde bulundukları ve Müslümanların yanında yer aldıkları 653-680 tarihlerinde en iyi dönemlerini geçirmişlerdi.[20] Ancak refah içinde bir yaşam, âdeta Ermenilerin hayat tarzlarına uymuyordu. Bu toplum, sanki Roma, Bizans ve Sâsânî baskısını özler olmuştu. Bu bakımdan Ermeni isyan hareketleri Halife Abdülmelik döneminde de (685-705) devam etti. Bu hareketlerin arkasında olan Bizanslılar, bir türlü şarktan ve bu yöndeki siyasetlerinden vaz geçmiyorlardı. İmparator II. Justinianus'un Hazarlarla olan ittifakı da aynı siyasetin bir gereği olarak meydana gelmişti.[21] İslâm orduları, Ermeni isyanları karşısında büyük kayıplara uğramışlardı. Özellikle Ermenilerin " Vardanekert" zaferi adını verdikleri olayda İslâm ordusu kılıçtan geçirilmiş, bazıları da Aras'ın derin sularında boğulmuş ve sekiz bin kişilik ordudan geriye ancak üçyüz kişi kalmıştı.[22] Nihayet, dönemin Ermeniye valisi Mervan b. Muhammed'in Ermeniler üzerine daha güçlü ve kararlı bir şekilde yürümesiyle, bölgede İslâm hâkimiyeti yeniden istikrara kavuşmuş oldu (705-706).[23] Ermeni Toplum Hayatında Yeni Bir Dönem Ermeniye'de 642 yılı itibariyle yeni bir dönem başlamıştır. Yeni bir anlayış, farklı bir davranışın sergilendiği bu devir, bölgede yaşayan diğer halklar gibi, Ermenilerin de refah ve saadet yılları oldu. Ermeniye'de İslâm idarelerinin hâkim olduğu bu dönemde Ermenilere, özellikle de bunların idareci kesimine daha önce hiç görmedikleri birçok imtiyazlar tanındı.[24] Bu toplumun, başta can ve mal emniyeti sağlandı. Din ve ibadet serbestliğiyle birlikte, istedikleri her türlü sosyal yaşamın hürriyeti verildi.[25] Ermeniye'nin Müslümanlar tarafından fethedildiği daha ilk dönemde, belki hiçbir bölge halkına uygulanmayan veya çok az görülen vergi muafiyeti Ermenilere tanındı.[26] Halbuki bu toplum, daha önce Bizanslılar ve Sâsânîlerin ağır vergi yükü altında büyük sıkıntılar çekmişti.[27] Ermeniye, bu dönemde imâr ve iskân alanında da büyük gelişmelere sahne oldu. Halife I. Velid'in (705-715) Ermeniye valisi Abdülaziz b. Hatim, bölgede geniş bir imâr faaliyeti sürdürdü. Ermeniye'nin merkezi Dvin, daha müstahkem bir duruma getirildi. Savaşlarda yıkıma uğrayan Nahçıvan âdeta yeniden kuruldu. Berde'a şehri de mamur bir görünüme kavuşturuldu.[28] Ermeniye ve bölgesindeki imâr ve iskân faaliyetleri, özellikle savaşlarda zarar görmüş yerlerin tamirine, Ömer b. Abdülaziz döneminde de (717-720) devam edildi.[29] Böylece bölgedeki insanların daha rahat bir hayat tarzı sürmelerine zemin hazırlanmış, imkân sağlanmış oluyordu. Bütün bunlar Müslüman idarelerin, Ermenilere karşı barış, hoşgörü, dostluk ve huzurdan yana bir hâkimiyet anlayışı sergilediklerini ortaya koyar. Sonuç olarak, Ermeniye'nin Müslümanlar tarafından fethi ve bölgede İslâm hâkimiyetinin kurulmasıyla, Ermeniler en iyi dönemlerine kavuşmuş oldular. Ermenilerin her türlü haklarının koruma altına alındığı bu dönemde, barış ve hoşgörüden yana bir idare tarzı sergilendi. Müslüman hâkimiyetlerin Ermenilere karşı temel siyasetleri böyle kuruldu. Bu topluma karşı aynı siyaset ve uygulamaların müteakip Müslüman idareler tarafından da devam ettirilmiş olması tarihî bir hakikattir.
__________________
![]() |
|
|
|
| Sponsor Linkler | |
|
|
|
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) |
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Damat müslüman gelin hıristiyan | Crystal Heart | Magazin Haberleri | 0 | 29-12-2007 14:26 |
| Müslüman Virüs Pornoyla Savaşıyor!!... | [MasterSlawe] | Teknoloji / Bilim | 6 | 26-12-2006 00:15 |
| şok! papa müslüman olmuş! | efe | Komik Resim | 8 | 20-12-2006 19:29 |
| Hiçbir Müslüman yazar Nobel alamadı | bozkurt | Sanat | 0 | 19-12-2006 04:13 |
| Bir misyoner nasıl müslüman olur.ETKİLEYİCİ | [MasterSlawe] | Dini Konular | 2 | 14-12-2006 11:44 |
Gizlilik Politikası | KooLpa üyeleri onay gerektirmeksizin mesaj yazabilmektedir. KooLpa' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız buraya yazınız. En kısa zamanda gereği yapılacaktır.